Kangrenleşen Meselelerimiz ve Lozan

Gariptir, resmî tarihin özellikle “Gazi” kısmına toz kondurmayan ama İnönü’ye düşman olan Kemalist Cemal Kutay iş Lozan’a dayandı mı derhal silahlarını çeker ve ateş etmeye başlardı. İşte onlardan birisi:

“Lozan asla Türk zaferinin bedeli ve hakiki karşılığı değildi. Eksikti, sayısız çukurları vardır, Millî Misak’ı asla tam olarak gerçekleştiremiyordu, alçak ve zalim bir düşmanın harab ettiği aziz vatanın yıkıcısına dünyada eşi görülmemiş bir mürüvvetle ihsanlarda bulunuyor, yıkılanın eski hâline gelmesi mükellefiyetini yorgun Türk milletinin omzuna yüklüyordu.”

Kutay, 1964 yılında sağ olan Rauf Orbay’ın ağzından neden Lozan’ın eksiklerini ve yanlışlarını konuşmamız gerektiğini şöyle açıklar:

“(Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmakla) Millî Misakımızda Lozan’da yapılmış olan fedakârlıkları ve verdiğimiz tavizleri telafi için çareler aramak imkânı olacaktı. Çünkü evvela Misak-ı Millimizin tamamen tahakkuk edemediğini (gerçekleşemediğini) millete açıkça söylemek civanmertlik ve hakikatçiliğine sahip olacaktık. Bunu da elbet de elde edilen neticenin kusursuz, eksiksiz, tam ve mükemmel olduğunu iddia etmeye mecbur ve mahkûm iktidar yapamazdı. Bunu, Millî Mücadelede tertemiz emek ve himmetleri vatanın ve dünyanın tasdikinde olanlardan bir kısmı yapabilirdi. Tevazuu asla unutmayarak diyeceğim ki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kuranlar, hiç olmazsa bu “bir kısım millî mücadeleciler” idi. Bir tahammülsüzlük ve sebepsiz endişe, halledilmemiş millî meselelerimizin üzerine nisyan (unutuş) örtüsünü çekti ve bu meselelerimiz geçen zamanla halledileceği yerde gözlerden ve dikkatlerden uzak olarak kangrenleşti.”

Kemâl Tâhir’in dediği gibi vermeseler de isteyeceksin; 50 yıl, 100 yıl, 200 yıl isteyeceksin ve bu isteği maşeri vicdanında süngü gibi diri tutacak ve gençlerinin hafızalarına mıhlarla çakacaksın ki bir gün gerçekleşebilsin. Tıpkı Yunanıstan’ın 1821’den beri yaptığı gibi. İsteye isteye sonunda Ege Denizi’nin hakimi oldular. Sen pısırıklaştıkça kimse sana zırnık vermez. Her fırsatta millî haklarını dile getireceksin.

“1923’te benimsenen bir Türkiye Türkçülüğü masalı ile koskoca bir imparatorluğun kalıntısı olduğumuz hakikatine göz kapatılmış, tarihî gerçekler kaskatı bir mantığın insafsız ve merhametsiz kabuğuna sarılmıştır.”

Kemalist kabul edilen Cemal Kutay’ın bu sert cümleleri de birilerine kapak olsun.

Biz millî haklarımızı savunuyoruz; derdimiz şuna veya buna hücum etmek değil. Hakkının yenildiğine inanmayan onu aramaz. Biz Lozan’da hakkımızın yenildiğine inanıyoruz ve onu savunmaya devam edeceğiz son nefesimize kadar. Böyle biline.

Yeni sayılarda buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan

Benzer konular