﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>18. yüzyıl &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/18-yuzyil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Nov 2022 08:40:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>18. yüzyıl &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gayrimüslimlerin Müslümanlar Arasında Sınırları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/defter/gayrimuslimlerin-muslumanlar-arasinda-sinirlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Kara]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 08:40:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Defter]]></category>
		<category><![CDATA[18. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8745</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa devletleri 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’ni zora sokmak, sömürgeciliği kolaylaştırmak, Hıristiyan misyonerlere destek çıkmak amacıyla gayrimüslimlerle ilgilenmeye başlayıncaya kadar büyük İslâm coğrafyaları ciddi sayıda gayrimüslim bir nüfus barındırmış ve Müslümanlar onlarla birlikte yaşamıştır. Gerek hukuk gerekse birlikte yaşamak bakımından bu vâkıa İslâm’a ve Müslümanlara mahsus bir istisnailiktir. Tanzimat’la birlikte gelen müsavat (eşitlik) politikaları ve yeni hukuk arayışları ise, bu hukukî-kültürel yapıları köklü bir şekilde değiştirmiş ve tektipleşmeye zorlamıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa devletleri 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’ni zora sokmak, sömürgeciliği kolaylaştırmak, Hıristiyan misyonerlere destek çıkmak amacıyla gayrimüslimlerle ilgilenmeye başlayıncaya kadar büyük İslâm coğrafyaları ciddi sayıda gayrimüslim bir nüfus barındırmış ve Müslümanlar onlarla birlikte yaşamıştır. Gerek hukuk gerekse birlikte yaşamak bakımından bu vâkıa İslâm’a ve Müslümanlara mahsus bir istisnailiktir. Tanzimat’la birlikte gelen müsavat (eşitlik) politikaları ve yeni hukuk arayışları ise, bu hukukî-kültürel yapıları köklü bir şekilde değiştirmiş ve tektipleşmeye zorlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’daki Misyonerlik Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/anadoludaki-misyonerlik-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:14:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[18. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Dünya Amerika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7663</guid>

					<description><![CDATA[Diplomasi tarihi, kısaca ‘uluslararası ilişkiler tarihi’dir. Bu tarih belgelerle doludur ama özü, hükümdarların, sadrazamların, devlet başkanlarının, iktidar yürütme erkinin vb. giriştiği yahut girişmeyi tasarladığı müspet ve menfi politik olaylardır. Bu ilişkiler diğer ilişkilere de kapı aralayarak çok yönlü bir diplomasi orta çıkarır. Osmanlı Devleti’nin modern anlamda olmasa da bu anlamda komşu devlet veya imparatorluklarla dönemin şartları içinde bir diplomasi geleneği var olmuştur. 17. yüzyıl itibarıyla, Avrupa ile savaş odaklı siyasî ilişkiler çerçevesindeki diplomatik ilişkiler de mevcut kurallar dâhilinde değil, Batı’nın Osmanlı’ya karşı yürüttüğü hasmane tutumla mücadele diplomasisi şeklinde yürümüştür. Avrupa baskısı karşısında çıkış arayan Osmanlı’yla ilgili yeni bir gelişme de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diplomasi tarihi, kısaca ‘uluslararası ilişkiler tarihi’dir. Bu tarih belgelerle doludur ama özü, hükümdarların, sadrazamların, devlet başkanlarının, iktidar yürütme erkinin vb. giriştiği yahut girişmeyi tasarladığı müspet ve menfi politik olaylardır.</p>
<p>Bu ilişkiler diğer ilişkilere de kapı aralayarak çok yönlü bir diplomasi orta çıkarır. Osmanlı Devleti’nin modern anlamda olmasa da bu anlamda komşu devlet veya imparatorluklarla dönemin şartları içinde bir diplomasi geleneği var olmuştur. 17. yüzyıl itibarıyla, Avrupa ile savaş odaklı siyasî ilişkiler çerçevesindeki diplomatik ilişkiler de mevcut kurallar dâhilinde değil, Batı’nın Osmanlı’ya karşı yürüttüğü hasmane tutumla mücadele diplomasisi şeklinde yürümüştür.</p>
<p>Avrupa baskısı karşısında çıkış arayan Osmanlı’yla ilgili yeni bir gelişme de Yeni Dünya Amerika ile İngiltere aracılığıyla kurulan ticarî ilişkilerdi. Osmanlı Devleti henüz siyasî birliğini sağlamamış olan Amerika’yı ve orada cereyan eden olayları yakından takip ediyordu. 18. yüzyıla gelindiğinde Amerika’da olup bitenlerle ilgili haber akışı Avrupa merkezli idi. Örneğin 1776’da Osmanlı kamuoyu, Amerika’da vuku bulan hadiselerden Avrupa basınını takip etmek suretiyle haberdar oluyordu. Bu da ister istemez, Amerika hakkındaki kanaatlerin Avrupa ekseninde şekillenmesine yol açıyordu. Kolonilerin birleşerek İngiltere’ye savaş açması ve bağımsızlık mücadelesi vermeleriyle ilgili değerlendirmeler de Avrupa’dan gelen haberlerle sınırlı kalmıştı.</p>
<p>18. yüzyılın ikinci yarısında siyasî birliğini tamamlayan Amerika, dışa açılım sürecinde yayılmacılık politikaları yürütmeye başladığında, Ortadoğu’ya uzanan ilişkilerini, bölgenin en büyük gücü olan Osmanlı Devleti üzerinden tesis etmek zorundaydı. Bilhassa İngiltere aracılığıyla kurduğu ticarî bağlantılarda doğrudan Osmanlı’ya bağlı Kuzey Afrika beylerini muhatap aldı. Akdeniz’deki korsan gemileriyle sorun yaşamak istemediğinden, bir dizi antlaşma ile bölgeye ilk adımlarını attı. Böylece Amerikan yayılmacılığı, okyanus ötesinden bir devletin, diplomaside makul karşılanmayacak, sömürgeci dış politikasına imza atıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmparatorluk Sarayında Bayram Merasimi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/imparatorluk-sarayinda-bayram-merasimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2018 13:15:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[18. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[bed’-i besmele merasimi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3452</guid>

					<description><![CDATA[Teşrifat Osmanlı İmparatorluğu’nda bugünkü “protokol” mânâsında olup devletin resmî usûllerinin adıdır. Lugatte “şereflendirme, bir kimsenin ziyaretiyle bir yeri veya kişiyi şereflendirmesi” demek olup, teşrif kelimesinin çoğulu olarak “protokol/merâsim” mânâsını 18. yüzyılda kazanmıştır. Merasimlere dair kaideler ilk defa Fatih Sultan Mehmed devrinde teşkilâtla beraber bir kanunnâmede toplanmış; Padişah’ın emriyle dönemin nişancısı Leyszâde Mehmed Efendi tarafından yeni ihtiyaçlara mebni olarak cem edilmiş ve Padişah’ın ağzından yazılmıştı. Şehzade ve sultanların doğumlarında toplar atılarak ilân edilmesi, bunu takiben yapılan beşik alayı, biraz daha büyüdüğünde bed’-i besmele merâsimi, 17. yüzyıldan önce her bir şehzadenin sancağa çıkması münasebeti ile yapılan merâsimler, tahta çıktığında cülûs töreni, kılıç&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teşrifat Osmanlı İmparatorluğu’nda bugünkü “protokol” mânâsında olup devletin resmî usûllerinin adıdır. Lugatte “şereflendirme, bir kimsenin ziyaretiyle bir yeri veya kişiyi şereflendirmesi” demek olup, teşrif kelimesinin çoğulu olarak “protokol/merâsim” mânâsını 18. yüzyılda kazanmıştır. Merasimlere dair kaideler ilk defa Fatih Sultan Mehmed devrinde teşkilâtla beraber bir kanunnâmede toplanmış; Padişah’ın emriyle dönemin nişancısı Leyszâde Mehmed Efendi tarafından yeni ihtiyaçlara mebni olarak cem edilmiş ve Padişah’ın ağzından yazılmıştı. Şehzade ve sultanların doğumlarında toplar atılarak ilân edilmesi, bunu takiben yapılan beşik alayı, biraz daha büyüdüğünde bed’-i besmele merâsimi, 17. yüzyıldan önce her bir şehzadenin sancağa çıkması münasebeti ile yapılan merâsimler, tahta çıktığında cülûs töreni, kılıç alayı ve kılıç kuşanma, Cuma selamlığı, özel günlerde göç ve sefer öncesinde türbeler ziyareti, padişahların bizzat savaşlara katıldıkları zamanlar sefer-i hümayun için başkentten alayla çıkışı, sefere serdar-ı ekrem tâyin edip gönderdiği zaman tuğ-ı hümayun ihrâcı, her sene Mekke ve Medine’ye gönderilen yardım ve sadakalar için tertib edilen surre-i hümayun ihracı ve alayı, divan-ı hümayun toplantıları, askere maaşı verildiği zaman ulûfe dîvanı, elçi kabulleri, son asırlarda yapılan velâdet-i hümayun ve cülus-ı hümayun sene-i devriyeleri, cenaze merâsimleri, şehzadelerin günlerce süren sünnet düğünleri, sultanlar evlendiklerinde düğünleri, çeyiz ve düğün alayları, bayramlar, kandiller ve kadir gecesi, nevruz gibi özel günler, ramazan ayı ve iftarlar, hırka-i şerif ziyaretleri resmî olarak devlet görevlilerinin katılması ile icra edilmekteydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2018">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
