﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>1946 seçimleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/1946-secimleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Jun 2018 14:24:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>1946 seçimleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Avni Özgürel: “Demokrasi Herkesin İkinci Tercihine Razı Olduğu Rejimin Adıdır.”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/avni-ozgurel-demokrasi-herkesin-ikinci-tercihine-razi-oldugu-rejimin-adidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Can Kaplan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2018 13:11:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[1946 seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3449</guid>

					<description><![CDATA[Çok partili hayata geçişle başlayalım, CHP bu kararı Batı’nın zoruyla mı aldı yoksa halktan da gelen bir baskı var mıydı?  Halktan gelen bir baskı var. İktidara astığı astık kestiği kestik bir tek parti hâkim. Partinin adı Halk Partisi ama halkla alakası kalmamış. Tüzüğünde bile “Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletidir” ibaresi var. Yani karşımızdakiler kendisini devlet zanneden bir anlayış ve halka zulmetme mantığıyla hareket eden bir güruh. Fakat 2. Dünya Savaşı her şeyi alt üst etti. Ankara’nın ve İsmet Paşa’nın hesapları da altüst oldu. İsmet Paşa savaşı Almanların kazanacağını düşünüyordu. Türkiye savaş esnasında çekingen davrandı ama Almanları destekledi. Almanların önünü açmak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Çok partili hayata geçişle başlayalım, CHP bu kararı Batı’nın zoruyla mı aldı yoksa halktan da gelen bir baskı var mıydı?</strong><strong> </strong></em></p>
<p>Halktan gelen bir baskı var. İktidara astığı astık kestiği kestik bir tek parti hâkim. Partinin adı Halk Partisi ama halkla alakası kalmamış. Tüzüğünde bile “Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletidir” ibaresi var. Yani karşımızdakiler kendisini devlet zanneden bir anlayış ve halka zulmetme mantığıyla hareket eden bir güruh. Fakat 2. Dünya Savaşı her şeyi alt üst etti. Ankara’nın ve İsmet Paşa’nın hesapları da altüst oldu. İsmet Paşa savaşı Almanların kazanacağını düşünüyordu. Türkiye savaş esnasında çekingen davrandı ama Almanları destekledi. Almanların önünü açmak için Azerileri, Kırım Türklerini, Türkmenleri devreye soktu. Nitekim Churchill bastırdı siz de katılın savaşa diye ama olmadı. Şunu bahane ettik, bunu bahane ettik, silah yok, cephane yok dedik. Türkiye artık savaş bitip Almanya’nın yenildiği resmen ilan edildikten sonra savaşa girdi. Bu noktada zaten halk bîzar olmuştu. Ekmek yok, süpürge tohumu yiyor insanlar. Bunlar masal değil, gerçek. Türkiye beyaz ekmek diye bir şeyin varlığını 1950’den sonra öğrendi. Eski nüfus kâğıtlarını sizler bilmezsiniz, hepsinde bez verilmiştir, ekmek verilmiştir diye mühürler vardır. 2. Dünya Harbi’nin akabinde Sovyetler Birliği nasıl Avrupa’yı Amerika ve İngiltere’yle paylaştıysa Türk boğazları ve Kafkaslar üzerindeki taleplerini de seslendirdi. Bu talepler Türkiye’yi paniğe sürükledi. Biz Batı’nın baskısıyla NATO’ya girmiş değiliz, Batı hiç gönüllü değildi. ABD Batı’ya bastırdı. Rusların Akdeniz’e inişinin önüne set çekmek için Türkiye’yi NATO’ya almayı kabul ettiler. Ama iki şartları vardı… Serbest seçim ve çok partili demokrasi. Medenî milletler safında kabul görmenin şartı budur dediler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2018">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şaibeli Seçimlerin Anatomisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/saibeli-secimlerin-anatomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ensar Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2018 13:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[1946 seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kalkınma Partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3441</guid>

					<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 5 Mayıs 1946’da Akşehir’deki konuşmasında seçimlerin bir yıl erkene alınarak 1946 yılı içinde yapılmasına karar verdiklerini açıklıyordu (Ulus, 06 Mayıs 1946). Dört gün sonra da partisinin olağanüstü kurultayını Ankara’da topladı. Kurultayda alınan kararlardan en önemlisi hiç şüphesiz “tek dereceli seçim sisteminin kabulü”ydü. 1946’ya kadar Türkiye’de seçimler çift dereceli yapılmış, buna bir de de facto tek partinin iştirâk etmesiyle demokratik meşruiyeti son derece tartışmalı seçimler yaşanmıştı. Bu nedenle DP Genel Başkanı Celal Bayar “Seçimler iki dereceli yapıldığı takdirde, buna iştirâkte mânâ olmayacağını, demokrasiye uymayan bu hareketten kaçındıkları için, çift dereceli olursa seçimlere girmeyeceklerini” söylüyordu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 5 Mayıs 1946’da Akşehir’deki konuşmasında seçimlerin bir yıl erkene alınarak 1946 yılı içinde yapılmasına karar verdiklerini açıklıyordu (Ulus, 06 Mayıs 1946). Dört gün sonra da partisinin olağanüstü kurultayını Ankara’da topladı. Kurultayda alınan kararlardan en önemlisi hiç şüphesiz “tek dereceli seçim sisteminin kabulü”ydü. 1946’ya kadar Türkiye’de seçimler çift dereceli yapılmış, buna bir de de facto tek partinin iştirâk etmesiyle demokratik meşruiyeti son derece tartışmalı seçimler yaşanmıştı. Bu nedenle DP Genel Başkanı Celal Bayar “Seçimler iki dereceli yapıldığı takdirde, buna iştirâkte mânâ olmayacağını, demokrasiye uymayan bu hareketten kaçındıkları için, çift dereceli olursa seçimlere girmeyeceklerini” söylüyordu (Erer, 1966: 248). Kısa süre önce yapılan belediye seçimlerini DP boykot etmiş, seçimlere katılmamıştı. Seçime CHP ve Millî Kalkınma Partisi (MKP) katılmış ancak daha sonuçlar belli olmadan, yolsuzluk yapıldığını ileri süren MKP, seçim günü öğleden sonra yayımladığı bir bildiriyle seçimlerden çekildiğini açıklamıştı (Toker, 1990: 112). Böylelikle iktidar partisi belediye seçimlerinde tek parti olarak kalacaktı. CHP grubunun genel milletvekili seçimlerinin öne alınmasına ilişkin aldığı karar iktidar-muhalefet ilişkilerini sertleştirmiş; DP içerisinde seçimlere katılıp katılmama konusunda görüş ayrılıkları belirmişti (Uzun, 1995: 86). DP Genel İdare Kurulu seçimleri boykot etme kararındaydı. Muhalefetin, seçimlerin erkene alınmasına karşı çıkması üzerine İnönü, bazı memleketlerde muhalefetin seçimi boykot etme taktiği uyguladığını, bunun yabancılara karşı memleketi suçlama anlamına geleceğini, Türkiye’de de böyle bir durumun olması durumunda vatandaşların bunu hoş görmeyeceklerini açıkladı. (<em>Cumhuriyet</em>, 11 Mayıs 1946)</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2018">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millî İrade Gasbı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/milli-irade-gasbi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 May 2018 21:01:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[1946 seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3436</guid>

					<description><![CDATA[Daha Cumhuriyetin ilânına bir ay kadar varken Ankara’da ilginç bir sahne yaşanıyordu. Dahiliye Vekaleti’ne gelen bir grup kadın ellerindeki dilekçeyi kaleme teslim ediyordu. Kadınlar kuracakları partinin dilekçesini verip çıktılar çıkmasına ama Bakanlıktan izin bir türlü çıkmadı. Böylece Cumhuriyet daha kurulmadan kurulan Kadınlar Fırkası (Partisi) kurulmadan kapatılmış oldu. Sözün özü şu ki biz Cumhuriyete girmeden önce çok partili, rekabete dayalı bir siyasî hayatın içindeydik, demokratik teamüller Meşrutiyetle uzun yürüyüşüne başlamıştı. Aksıyordu, kabul; Cihan Harbi’nden ülke sağ çıkamamıştı ama Meclis-i Mebusan işlemeye devam ediyor, çok partili seçimler yapılabiliyordu. Ne zaman ki Terakkiperver Fırka ile birlikte mevcut birkaç parti de hükümet tarafından kapatıldı,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha Cumhuriyetin ilânına bir ay kadar varken Ankara’da ilginç bir sahne yaşanıyordu. Dahiliye Vekaleti’ne gelen bir grup kadın ellerindeki dilekçeyi kaleme teslim ediyordu. Kadınlar kuracakları partinin dilekçesini verip çıktılar çıkmasına ama Bakanlıktan izin bir türlü çıkmadı. Böylece Cumhuriyet daha kurulmadan kurulan Kadınlar Fırkası (Partisi) kurulmadan kapatılmış oldu. Sözün özü şu ki biz Cumhuriyete girmeden önce çok partili, rekabete dayalı bir siyasî hayatın içindeydik, demokratik teamüller Meşrutiyetle uzun yürüyüşüne başlamıştı. Aksıyordu, kabul; Cihan Harbi’nden ülke sağ çıkamamıştı ama Meclis-i Mebusan işlemeye devam ediyor, çok partili seçimler yapılabiliyordu.</p>
<p>Ne zaman ki Terakkiperver Fırka ile birlikte mevcut birkaç parti de hükümet tarafından kapatıldı, işte geriye gidiş (irtica) o zaman başladı. Demokratik teamüller terk edildi ve tek parti idaresinin (1930’daki 90 günlük Serbest Fırka denemesi hariç) çeyrek asırlık tahakkümü başlamış oldu.</p>
<p>Bu dönemde seçimler yapılıyordu gerçi ama tamamen göstermelikti. Tek bir parti giriyordu seçimlere, tek liste katılıyor, tek seçici vardı, tek sandık ve ikinci seçmenler (müntehib-i saniler) de Tek Parti CHP tarafından belirleniyordu. Buna seçim demek bile kelime israfıydı. Dolayısıyla 1923, 1927, 1931, 1935, 1939, 1943 yıllarında yapılan 6 genel seçim birer mizansendi. İlk defadır ki 1946 yılında tek dereceli ve genel oya dayalı bir seçim yapılacaktı. Yapıldı yapılmasına ama bu bir seçim değil, bir facia oldu ve demokrasinin alnına bir kara leke olarak yapışıp kaldı. Olayların içinde yaşayan bir gazetecinin dediği gibi “1946’daki millî irade gasbı, milletin en mukaddes hakkının darp ve cebirle elinden alınışıdır. Olay, CHP zihniyetini açıkça belgeleyen bir rejim kıtâlidir (katlidir).” (Acar Tuncer, Millî İradi Gasbı, İzmir, 1978, s. 19). Kritik bir seçimin arefesinde yakın tarihimizin bu karanlık sayfasını sizin için yoklamak istedik. Avni Özgürel ile yapılan nefis konuşmada bütün demokrasi maceramız özetlenirken İsmail Kara 1946 seçimlerinin dine bakan yönlerini inceledi. Diğer akademik incelemeler ile beraber yıllarca saklanacak bir dosya oluştu.</p>
<p>Ayrıca çok renkli malzemelerle dolu Kudüs dosyamız, bir başka Tek Parti dönemi zulmü olan Türkçe Ezan dönemine dair acı hatıraların yanında Selçuklu’dan Avrupa tarihine uzanan yazılarıyla rengârenk bir sayı sunuyoruz. Nice 75 sayılara inşâllah.</p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
