﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>31 Mart Vakası &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/31-mart-vakasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 30 Apr 2019 10:58:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>31 Mart Vakası &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ayasofya Cephesinde Nihayet Yeni Bir Şey Var!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/ayasofya-cephesinde-nihayet-yeni-bir-sey-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 08:38:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Vakası]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Özal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4408</guid>

					<description><![CDATA[1965 yılının gazeteleri karıştırıldığında Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesi için kesif bir imza kampanyası düzenlendiğini, Türkiye’nin dört bucağından toplanan imza sayısının milyonları bulduğunu okuyor ve o zamanki dava şuuru karşısında hayret damarlarınız kabarıyor ister istemez. Papa VI. Paul Temmuz 1967’de Türkiye’yi ziyareti sırasında Ayasofya’da aniden diz çökerek dua edince tepki olarak Ayasofya Camii’nin açılması mitingleri başlayacaktır. Ardından 150 kadar MTTB mensubu genç yasakları dinlemeyerek Ayasofya’da namaz kılacak ve 1970’li yıllarda “Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın” sloganı caddelerde yankılanacaktır. Dergimiz Haziran 2012 ve Aralık 2013 tarihli sayılarında Ayasofya davamızı kapağa taşıyarak “Ayasofya’yı rehinden kim kurtaracak?” diye sormuş ve “Ayasofya kararnamesi sahtedir” tezini ileri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1965 yılının gazeteleri karıştırıldığında Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesi için kesif bir imza kampanyası düzenlendiğini, Türkiye’nin dört bucağından toplanan imza sayısının milyonları bulduğunu okuyor ve o zamanki dava şuuru karşısında hayret damarlarınız kabarıyor ister istemez.</p>



<p>Papa VI. Paul Temmuz 1967’de Türkiye’yi ziyareti sırasında Ayasofya’da aniden diz çökerek dua edince tepki olarak Ayasofya Camii’nin açılması mitingleri başlayacaktır. Ardından 150 kadar MTTB mensubu genç yasakları dinlemeyerek Ayasofya’da namaz kılacak ve 1970’li yıllarda “Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın” sloganı caddelerde yankılanacaktır.</p>



<p>Dergimiz Haziran 2012 ve Aralık 2013 tarihli sayılarında Ayasofya davamızı kapağa taşıyarak “Ayasofya’yı rehinden kim kurtaracak?” diye sormuş ve “Ayasofya kararnamesi sahtedir” tezini ileri sürmüştü. Ayrıca Serdengeçti’nin Ayasofya Davası adlı kitapçığı ile Fossati’nin Ayasofya resim albümünü okurlarına hediye etmiş, böylece Fethin sembolü ve Fatih’in emanetinin işgal altında olduğu gerçeğini gündemde tutmaya gayret etmiştik.</p>



<p>Nihayet 24 Mart gecesi muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bir TV programında Ayasofya’nın müze statüsünün değiştirilip adının “cami” yapılabileceğini ve ücretli girişin kaldırılabileceğini açıklaması 80 yılı aşkın bir süredir kanayan yaramıza merhem sürmüş ve ümitlerimizi cilalandırmıştır.</p>



<p>Baskıya girmekte olduğumuz günlerde gelen bu müjdeye Ayasofya Camii’nin neden müze yapılamayacağını hukukî açıdan izah eden ve hukuk ihlâllerine dikkat çeken minik bir dosya ile mukabele etmek istedik. Gelecek sayılarda daha doyurucu dosyalarla huzurlarınızda olacağız.</p>



<p>31 Mart Vak’ası’na ayırdığımız kapak dosyamız yanında Mehmet Barlas ile Turgut Özal’ı, Michael Provence ile Osmanlı sonrası Arap dünyasını konuştuğumuz söyleşiler ve her biri ilginçliklerle dolu yazılarımızı zevkle okuyacağınızdan eminiz.</p>



<p>Bu ay 8. yılımıza giriyoruz. 85 sayıdır bizi yalnız bırakmayan okur dostlarımıza hassaten teşekkür ederiz.</p>



<p>Nice güzel sayılarda buluşmak ümidiyle.<!--StartFragment--></p>



<p>Hayırla kalınız.</p>



<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>



<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>

<p><!--EndFragment--><br /><br /></p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>31 Mart Vakası Nerede Başlar, Nerede Biter?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/31-mart-vakasi-nerede-baslar-nerede-biter/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necmetin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 08:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Vakası]]></category>
		<category><![CDATA[II Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan 1909]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4400</guid>

					<description><![CDATA[Tarih araştırmalarının ulaştığı sonuç ve yorumların mutlak ve aşılmaz kabul edilmesi, aynı konu hakkındaki yeni çalışmalar için engel teşkil edip sınırlayıcı olabiliyor; böylece özgün araştırmaların önünde görünmez bir bariyer çekiliyor. Bu tür bir iddia veya kabul aslında tarihin mantığı ve ruhuyla örtüşmez. Tarih alanında gün yüzüne çıkartılan yeni kaynaklar ve getirilecek farklı yaklaşımlar, aynı konuların yeniden ele alınmasını ve buna göre yeni iddiaların gündeme getirilmesini gerekli kılabilir. Kaldı ki her neslin kendi tarihini yazdığı gerçeği de dikkate alınmalıdır. 31 Mart Vakası bu bağlamda gündeme getirilebilecek ilginç örneklerden biri. 13 Nisan 1909 tarihinde sabaha karşı patlak veren bu hadiseyi ‘kimlerin neden’&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarih araştırmalarının ulaştığı sonuç ve yorumların mutlak ve aşılmaz kabul edilmesi, aynı konu hakkındaki yeni çalışmalar için engel teşkil edip sınırlayıcı olabiliyor; böylece özgün araştırmaların önünde görünmez bir bariyer çekiliyor. Bu tür bir iddia veya kabul aslında tarihin mantığı ve ruhuyla örtüşmez. Tarih alanında gün yüzüne çıkartılan yeni kaynaklar ve getirilecek farklı yaklaşımlar, aynı konuların yeniden ele alınmasını ve buna göre yeni iddiaların gündeme getirilmesini gerekli kılabilir. Kaldı ki her neslin kendi tarihini yazdığı gerçeği de dikkate alınmalıdır. 31 Mart Vakası bu bağlamda gündeme getirilebilecek ilginç örneklerden biri. 13 Nisan 1909 tarihinde sabaha karşı patlak veren bu hadiseyi ‘kimlerin neden’ çıkardığı, ‘kaç gün sürdüğü’ ve ‘nasıl’ sona erdiği hakkındaki genel kabul ve kurgu, ilgili araştırmalarda ele alınıyor. Fakat yeni kaynaklar ışığında bu olay hakkındaki genel kabul ve kurgunun aksine farklı yaklaşımlar gündeme getirilmiyor. Mesela 31 Mart Vakası’nın gerçekte kaç gün sürdüğü pek tabiî tartışılabilir.</p>



<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2019">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
