﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abbasî &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/abbasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2023 14:19:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Abbasî &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fah Savaşı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/fah-savasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:19:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasî]]></category>
		<category><![CDATA[Abbâsîle]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm tarihinde Ehl-i Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbelâ]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbelâ Olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9087</guid>

					<description><![CDATA[Her Müslümanı gözyaşlarına boğan Kerbelâ Olayı, İslâm tarihinde Ehl-i Beyt’e, yani Hz. Peygamber’in ﷺ ailesine yönelik tek katliam değildir. Benzer bir hadise Abbâsîler döneminde de vuku bulmuştur. Kerbelâ’dan tam 109 yıl sonra Hz. Hasan’ın torunlarından Ebû Abdullah Hüseyin ve taraftarları Abbâsî ordusu tarafından kılıçtan geçirilmiştir. Hicrî takvime göre 169 yılının Zilhicce ayının 8’inde, yani Terviye gününde vuku bulan hadise, Şiîler tarafından “İkinci Kerbelâ” olarak anılmaktadır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="TemelParagraf"><span lang="EN-GB" style="font-family: 'Times New Roman',serif; letter-spacing: -.1pt;">Her Müslümanı gözyaşlarına boğan Kerbelâ Olayı, İslâm tarihinde Ehl-i Beyt’e, yani Hz. Peygamber’in </span><span dir="RTL" lang="AR-SA" style="font-family: 'Times New Roman',serif; letter-spacing: -.1pt;">ﷺ</span> <span lang="EN-GB" style="font-family: 'Times New Roman',serif; letter-spacing: -.1pt;">ailesine yönelik tek katliam değildir. Benzer bir hadise Abbâsîler döneminde de vuku bulmuştur. Kerbelâ’dan tam 109 yıl sonra Hz. Hasan’ın torunlarından Ebû Abdullah Hüseyin ve taraftarları Abbâsî ordusu tarafından kılıçtan geçirilmiştir. Hicrî takvime göre 169 yılının Zilhicce ayının 8’inde, yani Terviye gününde vuku bulan hadise, Şiîler tarafından “İkinci Kerbelâ” olarak anılmaktadır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Moğol Tufanını Durduran Türk Zaferi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/mogol-tufanini-durduran-turk-zaferi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Yahya Ayaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasî]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7398</guid>

					<description><![CDATA[İslâm dünyasının büyük sıkıntılarla yüzleştiği 13. yüzyıl, Müslümanlar açısından talihsiz bir dönem olarak kabul edilir. Bir önceki asırda başlayıp süreci ve etkileri devam eden Haçlı istilaları, Moğolların batıya yönelip bazı devletlerin yanı sıra Bağdat’taki Abbâsî Devletini/Hilafetini de (750-1258) ortadan kaldırarak İslâm dünyasını yakıp yıkmaları gibi meşum hadiseler bu yüzyılda gerçekleşmiştir. Doğudan ve kuzeyden Moğollar ile onlara tâbi olan Çukurova ve civarındaki Ermeniler, Suriye sahilleri ve Antakya’da küçük prenslikler kuran Haçlılar, İslâm dünyasının merkez bölgeleri olan Fırat’ın batı kısmıyla Suriye, Mısır ve civarını sarmıştı. Bu sırada Müslüman devletlerin hükümdarları Moğol ve Haçlılarla mücadele için güçlerini birleştirmek yerine birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğol istilası&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm dünyasının büyük sıkıntılarla yüzleştiği 13. yüzyıl, Müslümanlar açısından talihsiz bir dönem olarak kabul edilir. Bir önceki asırda başlayıp süreci ve etkileri devam eden Haçlı istilaları, Moğolların batıya yönelip bazı devletlerin yanı sıra Bağdat’taki Abbâsî Devletini/Hilafetini de (750-1258) ortadan kaldırarak İslâm dünyasını yakıp yıkmaları gibi meşum hadiseler bu yüzyılda gerçekleşmiştir.</p>
<p>Doğudan ve kuzeyden Moğollar ile onlara tâbi olan Çukurova ve civarındaki Ermeniler, Suriye sahilleri ve Antakya’da küçük prenslikler kuran Haçlılar, İslâm dünyasının merkez bölgeleri olan Fırat’ın batı kısmıyla Suriye, Mısır ve civarını sarmıştı. Bu sırada Müslüman devletlerin hükümdarları Moğol ve Haçlılarla mücadele için güçlerini birleştirmek yerine birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğol istilası devam ederken Suriye ve Mısır topraklarında hâkim olan Eyyûbî Devleti (1171-1462), Suriye’de başında meliklerin bulunduğu birçok küçük devletçiğe bölünmüştü ve bu melikler birbirleriyle mücadele içerisindeydi. Selâhaddin Eyyûbî (1171-93) gibi bir İslâm kahramanından sonra onun ayarında bir hükümdar çıkaramayan Eyyûbîler Moğol ilerleyişinin doğuracağı sonuçların tam anlamıyla farkına varamamışlardı.</p>
<p>İslâm dünyasındaki bu feraset eksikliği Moğolların işine yaramış, 13. asrın ilk yarısında Türkiye Selçuklu Devleti’ni (1075-1308) ve dolayısıyla Anadolu’yu hâkimiyeti altına alan Moğollar, yüzyılın ikinci yarısının başlarında da İran ve Azerbaycan’ı istila etmişlerdi. Moğolların batıya doğru ilerleyen güçlerinin başında bulunan Hülâgû (1256-65) söz konusu bölgelerin ardından bu sırada Bağdat ve civarında hüküm süren ve İslâm dünyasının manevî liderliği dışında bir etkinliği kalmayan Abbâsî Devleti’ni hedef almıştı. Bu hedef doğrultusunda 1258 yılında Bağdat’a giren Hülâgû, Abbâsî Devleti’ni ortadan kaldırdığı gibi burada büyük bir katliam da gerçekleştirdi. İslâm dünyasının merkezini tahrip eden Moğolların bu seferki hedefi Suriye ve Mısır topraklarıydı.1</p>
<p>Suriye’de, bahsedildiği gibi önemli bir kısmı şehir devletçikleri hâlinde olan Eyyûbîler hâkim durumdaydı. Mısır’da ise ağırlığını Kıpçak Türklerinin oluşturduğu Bahrî Memlükler grubu, Eyyûbî Devleti’nin Mısır’daki hâkimiyetine son vererek kendi devletlerini kurmuşlardı. Bu grup Eyyûbîlerin Mısır’daki son hükümdarlarından el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb (1240-49) tarafından satın alınıp yetiştirilmiş memlüklerden müteşekkildi. Suriye’deki Eyyûbî meliklerinin tehditleri, Haçlı saldırıları, köle-asker (memlük) kökenli olmalarından dolayı yaşadıkları siyasî meşruiyet krizi daha kuruluş döneminde Memlükleri (1250-1517) büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakmıştı. Bütün bu sıkıntılara memlük hizipleri arasındaki çekişmeler ve başka bazı iç problemler de eklendi.2 İçeride bunlar yaşanırken Moğollar Suriye’nin büyük kısmını kısa sürede ele geçirmiş ve Memlük Devleti’ni tehdit etmeye başlamıştı. Memlük Devleti’nin destek alacağı veya dayanışma içine gireceği güçlü bir Müslüman devlet de kalmamış, hatta daha önce Mısır’daki Türkleri tehdit eden ve onlarla defalarca savaşan Eyyûbî melikleri, Moğollara kolayca teslim olmuştu. Bunlar arasında bizzat Hülâgû’nun yanına gidenler, ailesini rehin olarak gönderenler olduğu gibi Moğol güçlerine katılanlar dahi çıkmıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BRIAN TODD CAREY: “MALAZGİRT 21. YÜZYILDA TÜRKİYE’NİN YILMAZ ASKERÎ GÜCÜNÜN VE BA-ĞIMSIZLIĞININ SEMBOLÜDÜR”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/brian-todd-carey-malazgirt-21-yuzyilda-turkiyenin-yilmaz-askeri-gucunun-ve-ba-gimsizliginin-semboludur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kocukeli Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:19:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasî]]></category>
		<category><![CDATA[IV. Romon Diyojen]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7273</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY 950. yılında Malazgirt Muharebesi’nin Avrupa ve dünya tarihi açısından önemi hakkında ne söylemek istersiniz? Muharebenin kazanılması ve Türklerin Anadolu’da yerleşmeye başlamasının Avrupa’daki kısa ve uzun vadeli neticeleri neler olmuştur?   Öncelikle, okuyucularınızla Avrupa, Ortaçağ ve dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası ve yüce Türk milletinin tarihindeki kurucu olay olan Malazgirt Muharebesi’nin kadim mirasını paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Malazgirt Muharebesi 26 Ağustos 1071 tarihinde Bizans İmparatorluğu ile İran’daki Büyük Selçuklu İmparatorluğu arasında Doğu Anadolu’yu ele geçirme amacıyla yapılmıştır. Bizans’ın yenilgisi bir Grek iç savaşını başlatırken, Türkler Anadolu’nun büyük bir kısmını işgal ettiler. Bu nedenle Levanten&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY</strong></p>
<p><strong>950. yılında Malazgirt Muharebesi’nin Avrupa ve dünya tarihi açısından önemi hakkında ne söylemek istersiniz? Muharebenin kazanılması ve Türklerin Anadolu’da yerleşmeye başlamasının Avrupa’daki kısa ve uzun vadeli neticeleri neler olmuştur?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Öncelikle, okuyucularınızla Avrupa, Ortaçağ ve dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası ve yüce Türk milletinin tarihindeki kurucu olay olan Malazgirt Muharebesi’nin kadim mirasını paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.</p>
<p>Malazgirt Muharebesi 26 Ağustos 1071 tarihinde Bizans İmparatorluğu ile İran’daki Büyük Selçuklu İmparatorluğu arasında Doğu Anadolu’yu ele geçirme amacıyla yapılmıştır. Bizans’ın yenilgisi bir Grek iç savaşını başlatırken, Türkler Anadolu’nun büyük bir kısmını işgal ettiler. Bu nedenle Levanten Haçlı Seferlerinin nedeni olarak kabul edilmektedir. 1071 baharında, Doğu Roma İmparatoru IV. Romen Diyojen (taht dönemi 1068-71) imparatorluğun Ermenistan sınırlarını Türk akınlarına karşı güçlendirmek için Konstantinapol’den yola çıktı. Ağustos ayı sonlarında çok uluslu ordusunu iki ayrı orduya ayırdı. Daha küçük olan ve bizzat komuta ettiği ordu, Van Gölü yakınındaki Malazgirt kale şehrinin surları dışına karargâh kurdu. Rakibi ise Yakındoğu’daki en güçlü İslâm devletinin hükümdarı ve Bağdat’taki Abbâsî halifesinin hamisi Sultan Alparslan (taht dönemi 1063-1072) idi. Bizans ordusunun oluşturduğu tehdidi gören Alparslan, Fâtımîlere karşı seferini yarıda bıraktı ve Bizans ordusunu karşılamak üzere harekete geçti.</p>
<p>Ağustos ayında başlayan savaş, Bizans birlikleri arasında firar, karşı saflara geçme ve ihanetlere tanık oldu ve Romen Diyojen esir düştü. Selçukluların Malazgirt’teki zaferi aynı zamanda bölünmüş ve komuta zafiyeti içindeki Bizanslı ev sahibine karşı 11. yüzyıl Orta Asya bozkırlarının en iyi taktiklerinin sergilenişine sahne oldu. Bizans ordusunun ezici bir şekilde yenilmesi ve Doğu Roma imparatorunun esir düşmesi Hıristiyan ve İslâm âlemlerinde adeta şok dalgasına yol açtı. Türklerin Bizans İmparatorluğu’nun stratejik bakımdan en önemli bölgesi olan Anadolu’yu işgalinin ve bu topraklara göçünün kapılarını açtı. 10 yıllık iç savaş ve Selçuklu akınları Doğu Roma İmparatorluğu’nu daha da zayıflatınca, Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos (taht dönemi 1081-1118) Papa II. Urban’dan (papalık dönemi 1095-1099) askerî yardım istemek zorunda kaldı. Bu açıdan bakıldığında, Malazgirt, çoğu zaman sonunda 1. Haçlı Seferine (1096-1099) ve Katoliklerin Levant bölgesini işgaline yol açan olaylar dizininin başlangıcı kabul edilmektedir.</p>
<p>Malazgirt’in kadim mirası, Ortaçağ’dan modern çağa kadar tarihçiler tarafından Bizans tarihinde bir dönüm noktası, Bizans’ın gerilemesinin başlangıcı olarak tasvir edilen bir askerî yenilgi ve Küçük Asya’nın Hıristiyan Ortodoksluğun kalesinden sonunda modern Türkiye’nin Müslüman anavatanına kültürel dönüşümünü başlatan bir askerî olay olarak kullanılmasıdır. Bu son yönüyle Malazgirt Muharebesi 21. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz askerî gücü ve bağımsızlığının sembolü olarak özel bir önem kazanmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutü’l-Amâre Zaferinin Ardından Bağdat’a Hazin Veda</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/kutul-amare-zaferinin-ardindan-bagdata-hazin-veda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dane El-Ömerî Siyam]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 11:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasî]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan Kutü'l-Amâre]]></category>
		<category><![CDATA[Felahiye]]></category>
		<category><![CDATA[Safevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5664</guid>

					<description><![CDATA[Abbasî hilâfetinin başkenti ve emsalsiz bir bilim yuvası olan Bağdat’ın ilk düşüşü 1258’de Moğol istilasıyla olmuş; ardından şehir Safevî istilalarına maruz kalmıştı. 1916 yılına gelindiğinde Albay Kazım (Karabekir), Halil (Kut) Paşa’ya defalarca telgraf mesajları geçerek ağır Kut hezimetine maruz kalmış İngilizlerin Basra ve civarında sürekli hazırlık yaptıklarını, Felahiye ve Kutü’l-Amâre mevziilerindeki Osmanlı kuvvetlerinin sayısı 10 bini geçmezken İngilizlerin Hindistan’dan getirilen taze güçlerle sayılarının 40 bini aştığını anlatmasına rağmen bu telgrafların karar verenler üzerinde etkisi görülmedi. Ne Dicle kıyısından alınıp 545 km uzaktaki İran’ın Hemedan şehrine gönderilen 13. Kolordu Irak’a iade edildi, ne de Felahiye mevzilerinde bulunan 18. Kolordu yeni kuvvetlerle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Abbasî hilâfetinin başkenti ve emsalsiz bir bilim yuvası olan Bağdat’ın ilk düşüşü 1258’de Moğol istilasıyla olmuş; ardından şehir Safevî istilalarına maruz kalmıştı. 1916 yılına gelindiğinde Albay Kazım (Karabekir), Halil (Kut) Paşa’ya defalarca telgraf mesajları geçerek ağır Kut hezimetine maruz kalmış İngilizlerin Basra ve civarında sürekli hazırlık yaptıklarını, Felahiye ve Kutü’l-Amâre mevziilerindeki Osmanlı kuvvetlerinin sayısı 10 bini geçmezken İngilizlerin Hindistan’dan getirilen taze güçlerle sayılarının 40 bini aştığını anlatmasına rağmen bu telgrafların karar verenler üzerinde etkisi görülmedi. Ne Dicle kıyısından alınıp 545 km uzaktaki İran’ın Hemedan şehrine gönderilen 13. Kolordu Irak’a iade edildi, ne de Felahiye mevzilerinde bulunan 18. Kolordu yeni kuvvetlerle desteklendi. Tersine, Başkumandan Vekili Enver Paşa daha ileri giderek Albay Ali İhsan (Sabis) komutasındaki 13. Kolordu’dan İran’ı geçerek Afganistan’a ulaşmasını istedi.</p>
<p>Halil Kut Paşa, Kutü’l-Amâre zaferinden yararlanarak, güç kazanmalarına imkân vermeden Basra’da bulunan İngiliz kuvvetlerine saldırmak yerine günümüzde Bağdat’ın en meşhur sokağı olan er-Reşid Caddesi’nin (eski adı Halil Paşa Caddesi) yeniden yapılması, genişletilme işlemleri ve değişik açılış törenleri gibi savaş zamanı önemsiz sayılan işlerle meşgul oldu. Bu caddenin adı İngilizler tarafından savaşın hemen sonunda Hinderberg Caddesi olarak değiştirilmiş ve 30’lu yıllarda Bağdat Belediyesi adını (meşhur Abbasî Halifesi Harun er-Reşid’den esinlenerek) er-Reşid olarak değiştirilmiştir. Halil Kut 1957 yılında vefat edene kadar Bağdat’tan ziyaretine gelenlere caddenin adının değiştirilmesi hakkında sitem ediyordu (Dr. Ali El Vardi, <em>Lamahat İctimaiyye min Tarh El Irak El Hadis</em>, s. 306). 1920 yılında ilk İngiliz karşıtı protestoların yapıldığı bu cadde, bugün de protesto gösterilerinin merkezi durumunda.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
