﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arabistan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/arabistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 08:11:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Arabistan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>JAMES L.GELVİN: “KADİM BAĞ DEDİKLERİ, TARİHİN YÖNLENDİRİCİ GÜCÜ DEĞİL, ÜRÜNÜ OLA-RAK GÖRÜLMELİDİR”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/james-l-gelvin-kadim-bag-dedikleri-tarihin-yonlendirici-gucu-degil-urunu-ola-rak-gorulmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:11:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Levant Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Ortadoğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7614</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: DERİN TARİH Kitabınızda (Modern Ortadoğu Tarihi) 1. Dünya Savaşı’nın modern Ortadoğu’nun tarihindeki en önemli siyasî olay olduğunu söylüyorsunuz. Neden? Bunu belirtmemin bir dizi nedeni bulunmaktadır. Birincisi, 1. Dünya Savaşı bölgedeki mevcut devlet sistemini doğurdu. Savaşın başlangıcında Osmanlı İmparatorluğu fiilen değilse bile, hukuken Anadolu, Levant bölgesi, Mezopotamya, Mısır ve Arabistan Yarımadası’nın bazı kısımlarını yönetiyordu. 1920’lerin başlarına gelindiğinde, Türkiye bağımsız bir cumhuriyet haline geldi. İmparatorluğun Asya’da kalan Arap vilayetleri ayrı ayrı devletlere bölündü. Mısır bir Osmanlı vilayetinden yarı bağımsız devlete dönüştü ve Arabistan Yarımadası’nın büyük bir kısmı Abdülaziz bin Suud tarafından işgal edilerek Suudi Arabistan kuruldu. Bu devletleri bir araya getiren&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: DERİN TARİH</strong></p>
<p><strong>Kitabınızda (Modern Ortadoğu Tarihi) 1. Dünya Savaşı’nın modern Ortadoğu’nun tarihindeki en önemli siyasî olay olduğunu söylüyorsunuz. Neden?</strong></p>
<p>Bunu belirtmemin bir dizi nedeni bulunmaktadır. Birincisi, 1. Dünya Savaşı bölgedeki mevcut devlet sistemini doğurdu. Savaşın başlangıcında Osmanlı İmparatorluğu fiilen değilse bile, hukuken Anadolu, Levant bölgesi, Mezopotamya, Mısır ve Arabistan Yarımadası’nın bazı kısımlarını yönetiyordu. 1920’lerin başlarına gelindiğinde, Türkiye bağımsız bir cumhuriyet haline geldi. İmparatorluğun Asya’da kalan Arap vilayetleri ayrı ayrı devletlere bölündü. Mısır bir Osmanlı vilayetinden yarı bağımsız devlete dönüştü ve Arabistan Yarımadası’nın büyük bir kısmı Abdülaziz bin Suud tarafından işgal edilerek Suudi Arabistan kuruldu. Bu devletleri bir araya getiren -ve bazı hallerde onlara güçlük çıkaran- bağ, milliyetçilikti. Savaştan sonra, daha önce Osmanlı İmparatorluğu tarafından kontrol edilen topraklarda çeşitli milliyetçi akımlar ortaya çıktı. Bu akımlardan bazıları başarılı olurken, diğerleri olamadı.</p>
<p>Aslında milliyetçilik kavramı bölge için yeni değildi. 19. yüzyılda Osmanlı Devleti vatandaşlarının hayatlarını yönlendirmeye başlayınca, imparatorluğun birçok tebaası kendilerini müşterek tecrübeler ve ayırıcı özelliklerle bir araya gelmiş geniş siyasî toplulukların parçası olarak görmeye başladılar. Zaten milliyetçilik de bu anlama geliyordu. Savaşın sonunda Osmanlı milliyetçiliği (Osmanlılık) artık bir seçenek değildi. İmparatorluk sona erince sınırları içindeki en büyük etnik-dilsel grup olarak Araplar ve Türkleri birleştiren bir siyasî çerçeve de kalmamıştı. Arapları birbiriyle birleştirecek, karşılıklı olarak kabul edilmiş bir siyasî çerçeve de bulunmuyordu. Sonuç olarak, çeşitli milliyetçilikler -Türk milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği, Suriye milliyetçiliği, Mısır milliyetçiliği vs.- bölgeye yayıldı. Her bir milliyetçilik akımı vatandaşların sadakat ve itaatini münhasıran ele geçirmişti ve taraftarları da iktidara talip oluyordu.</p>
<p>Savaşın sonucu olarak bir başka milliyetçi akım da başarıya ulaştı: Siyonizm. Siyonizm geniş anlamıyla Yahudi milliyetçiliği olarak tanımlanabilir. Siyonistler -Siyonistlerin millet olarak tanımladığı dinî topluluk olan- Yahudilerin diğer milletler gibi kendi kendini yönetme (<em>self-determinasyon</em>) hakkına sahip olduklarına inanıyorlardı. Çoğu zaman da kendi kendilerini yönetecekleri bu vatanı Filistin olarak belirliyorlardı. Siyonizm 19. yüzyılın ürünü ise de, 1. Dünya Savaşı uluslararası Siyonist harekete ilk gerçek diplomatik başarıyı getirdi. 1917 Kasım’ında Siyonist hareket bir dünya gücü olan Büyük Britanya tarafından tanındı. Bu tanıma Siyonizm’e yeterli prestij ve güç sağladı ki, böylece daha önce ortaya çıkan ve sonra kaybolup giden yüzlerce milliyetçilik akımının akıbetine uğramasını önledi.</p>
<p>İki savaş arasındaki dönemde, Yahudilerin Filistin’e göçü hızlandı. Bu durum Yahudi yerleşimcilerle bölgenin yerli halkı arasında ilk büyük ölçekli çatışmalara yol açtı. Bu yüzden 1. Dünya Savaşı yalnızca İsrail Devleti’nin kuruluşu yolundaki bir kilometre taşı değil, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasının kesin olarak başladığı noktayı simgelemektedir.</p>
<p>Son olarak, 1. Dünya Savaşı İran’da siyasî dönüşüme yol açtı. Savaş dönemi kıtlık ve siyasî kaosunun sonrasında, askerî bir lider olan Rıza Han İran’ın kontrolünü ele geçirdi ve (eğer iki hükümdardan bir hanedan oluyorsa) 1979 yılına kadar süren yeni bir hanedan kurdu. Sonradan “şah” unvanını alan Rıza Han ve oğlu Muhammed Rıza Şah, devletin gücünü daha önce İran’da hiç görülmeyen boyutta merkezileştirdi ve artırdı. Onların otoriter ama kalkınmacı stratejisi günümüzde de İran’ın ekonomik, içtimai ve siyasî hayatını etkilemeye devam ediyor. Ancak burada bir uyarıda bulunmak istiyorum. Başlangıçta 1. Dünya Savaşı’nın modern Ortadoğu’nun tarihindeki en önemli siyasî olay olduğunu belirtmiştim. Bölgede birçok şey değişirken, bazı şeyler de aynı kaldı. Örneğin üretim, sosyal sınıflar ve süper güçlerin müdahalesi bağlamında 19. yüzyıldan bu yana değişen pek bir şey yoktur. Belki de bu durum, tarihi kesin sınırlarla ayırma girişiminin aptalca bir iş olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsyan Arap Milliyetçiliğinin İlham Kaynağı Mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/isyan-arap-milliyetciliginin-ilham-kaynagi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Kayalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:01:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1948</guid>

					<description><![CDATA[Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in 1916 yılında Osmanlı yönetimine karşı başkaldırısı tarih kitaplarında “Arap İsyanı” olarak ele alınır. Araplar arasında ise “Büyük Arap İsyanı” veya “Arap Uyanışı” olarak bilinir. Ayrıca Arapçada “isyan” ve “devrim” aynı kelimeyle (al-thawra) ifade edildiğinden söz konusu hadise “Arap Devrimi” olarak da telakki edilir. 1. Dünya Savaşı sırasında patlak veren bu isyan, Mekke emirliğini uhdesinde bulunduran Haşim ailesinin Osmanlı Devleti’ne karşı savaşan İtilaf devletleriyle işbirliği yapması açısından da önemlidir. Öte yandan, önderliğini kendisine mal ettiği bu isyanı harp sonrası bir Arap ulusal hareketi olarak yücelten ve dünyaya bu şekilde tanıtan İngiliz subayı T. E. Lawrence (Arap Lavrens)&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in 1916 yılında Osmanlı yönetimine karşı başkaldırısı tarih kitaplarında “Arap İsyanı” olarak ele alınır. Araplar arasında ise “Büyük Arap İsyanı” veya “Arap Uyanışı” olarak bilinir. Ayrıca Arapçada “isyan” ve “devrim” aynı kelimeyle (al-thawra) ifade edildiğinden söz konusu hadise “Arap Devrimi” olarak da telakki edilir. 1. Dünya Savaşı sırasında patlak veren bu isyan, Mekke emirliğini uhdesinde bulunduran Haşim ailesinin Osmanlı Devleti’ne karşı savaşan İtilaf devletleriyle işbirliği yapması açısından da önemlidir.</p>
<p>Öte yandan, önderliğini kendisine mal ettiği bu isyanı harp sonrası bir Arap ulusal hareketi olarak yücelten ve dünyaya bu şekilde tanıtan İngiliz subayı T. E. Lawrence (Arap Lavrens) dahi ayaklanmayı savaşın sadece “bir yan sahnesinin yan sahnesi” olarak tanımlamıştır. O halde, isyanın eriştiği ün ve Arap tarihindeki yeri, bunun 1. Dünya Savaşı’nın akışını değiştiren bir kilometre taşı olmasından çok, zaman içinde kazandığı ve geçmişi kapsayan kurgularla beslenip şekillendirilmiş olan siyasî veçhesiyle ilgilidir. Böylece Arap İsyanı, her millî ideoloji gibi bir inşa eseri olan Arap milliyetçiliğinin hem temeli, hem de simgesi olarak tasavvur edilegelmiştir.</p>
<p>Savaş ittifaklarının konjonktürü dışında bakıldığında 1916 isyanını Arabistan’ın çeşitli yörelerinde öteden beri baş gösteren sıradan bir ayaklanma olarak görmek mümkündür. 1910’lu yıllarda Yemen’den Necid’e, Asir’den Suriye’ye kadar olan topraklardaki topluluklar içinde bir dizi ayaklanma çıkmıştır. Bunlar genellikle patlak verdikleri bölgelerde nüfuz alanlarını pekiştirmek veya geliştirmek çabasında olan önderlerinin isimleriyle anılırdı: Havran İsyanı, İmam Yahya İsyanı (Yemen) gibi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
