﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arap Milliyetçiliği &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/arap-milliyetciligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2020 05:40:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Arap Milliyetçiliği &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MUHAMMED HARB: “İBN İYÂS’IN SOYU MEMLÛKLARA DAYANIYORDU, YAVUZ’DAN NEFRET ETME-Sİ NORMALDİ”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/muhammed-harb-ibn-iyasin-soyu-memluklara-dayaniyordu-yavuzdan-nefret-etme-si-normaldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Munise Şimşek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:40:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Mücib el-Mısrî]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Hakkı Şengüler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6327</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK   Hocam öncelikle Mısırlı bir akademisyen olarak Türkçeyi nasıl öğrendiniz, isterseniz oradan başlayalım. Türkçeye merakım tesadüfen başladı. Hayatımdaki en önemli olaylar tesadüf eseri gelişti diyebilirim. Talebeyken edebiyat fakültesinde okumak istemezdim, hukuk fakültesini hayal ederdim. Babam edebiyata gideceksin diye ısrar edince ben de kabul ettim. Üniversiteye kayıt yaptırmakta biraz geç kalmıştım, bütün bölümler dolmuştu. Sadece Şark Dilleri Bölümü’nde yer kalmıştı. Mecburen oraya kayıt yaptırdım. Arapça, Farsça, İbranice, Urduca gibi Doğu dilleri üzerine derslerimiz vardı. Doğruyu söylemek gerekirse hiçbirini sevmedim. Bu yüzden ilk yıl notlarım çok kötüydü. İkinci yıl Doğu dillerinden birini seçmemiz gerekiyordu. Ben Türkçeyi seçtim. Türkçe derslerini&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hocam öncelikle Mısırlı bir akademisyen olarak Türkçeyi nasıl öğrendiniz, isterseniz oradan başlayalım.</strong></p>
<p>Türkçeye merakım tesadüfen başladı. Hayatımdaki en önemli olaylar tesadüf eseri gelişti diyebilirim. Talebeyken edebiyat fakültesinde okumak istemezdim, hukuk fakültesini hayal ederdim. Babam edebiyata gideceksin diye ısrar edince ben de kabul ettim. Üniversiteye kayıt yaptırmakta biraz geç kalmıştım, bütün bölümler dolmuştu. Sadece Şark Dilleri Bölümü’nde yer kalmıştı. Mecburen oraya kayıt yaptırdım. Arapça, Farsça, İbranice, Urduca gibi Doğu dilleri üzerine derslerimiz vardı. Doğruyu söylemek gerekirse hiçbirini sevmedim. Bu yüzden ilk yıl notlarım çok kötüydü. İkinci yıl Doğu dillerinden birini seçmemiz gerekiyordu. Ben Türkçeyi seçtim. Türkçe derslerini meşhur hocalardan Hüseyin Mücib el-Mısrî okutuyordu. Hoca’yı çok sevdiğim için Türkçeyi de sevdim. Üniversiteye sevmediğim bir bölümde başlayıp ilk yıl sınıfın en kötü öğrencisi olsam da ikinci senemi okul birincisi olarak bitirecektim. Bu başarının arkasında Hoca’yı sevmek yatıyor elbette, şeyh olmazsa mürid olmaz derler. Bu sevgi ve ilgi sadece Türkçeyle kalmadı.</p>
<p><strong>Arap milliyetçiliğinin merkezlerinden biri olan Mısır Osmanlı aleyhtarlığıyla özdeşleşmiş durumda. Oysa siz sıkı bir Osmanlı hayranısınız. Bir Mısırlı olarak Osmanlı’ya muhabbetiniz nasıl başladı?</strong></p>
<p>Talebeyken bazen evde ders kitaplarını sesli okurdum. Tarih kitabımızda Sultan II. Abdülhamid zalim ve kan akıtmayı seven bir sultan olarak anlatılıyordu. Babamın tahsili yoktu ama benim okuduklarımı duyunca şaşırdı. “Nasıl olur da Müslümanların halifesi olarak bildiğimiz büyük insan katil veya gaddar olabilir? Size okulda yanlış okutuyorlar” dedi. Ben de, “Baba sen mi daha iyi biliyorsun, yoksa hocam mı?” dedim. Babam ise, “Ben hakikati söylüyorum, biz Osmanlı’yı seviyoruz, halifemizi sultanımızı da seviyoruz” diye karşılık vermişti.</p>
<p>İlk yazdığım kitap edebiyat üzerineydi ve o kitapta ben de Abdülhamid üzerine olumsuz şeyler kaleme almıştım. Sonra dördüncü sınıfta derslerimize iki hoca geldi. Biri Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin oğlu, diğeri ise bir zamanlar Malatya milletvekilliği de yapan İsmail Hakkı Şengüler’di. İkisi de çalışkan bir talebe olduğumdan beni çok sevdi. Sen ecdadımızı yanlış tanıyorsun diyerek her fırsatta Osmanlı’yı anlattılar. Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin oğlu daha baskındı ve Osmanlı hakkında güzel şeyler anlatırdı. Böylece Osmanlı tarihine ilgi duymaya başladım. Hatta diğer hocaların söylediği olumsuz şeylere de itiraz ediyordum. Bunlardan biri de Hüseyin Mücib el-Mısrî Hoca idi. Onun gibi büyük bir âlim görmedim ama maalesef tarih hissiyatı yoktu. Bilgi tek başına yeterli değil, şuur da gerekli. Allah’a şükür ben bu şuuru kazandım zamanla. Doktora için İstanbul’a geldiğimde Arapça bölümünde okuyan bir talebeyle tanıştım. Adı yanlış hatırlamıyorsam Süleyman’dı. Sohbetlerimizde Osmanlı üzerine konuşuyorduk sıklıkla. Bir süre işini gücünü bıraktı, benimle ilgilendi. İstanbul’daki hocaları ziyaret ettik. Kadir Mısıroğlu ile o günlerde tanıştım. Bu süreçte Osmanlı yavaş yavaş bütün benliğime nüfuz etmeye başlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsyan Arap Milliyetçiliğinin İlham Kaynağı Mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/isyan-arap-milliyetciliginin-ilham-kaynagi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Kayalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:01:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1948</guid>

					<description><![CDATA[Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in 1916 yılında Osmanlı yönetimine karşı başkaldırısı tarih kitaplarında “Arap İsyanı” olarak ele alınır. Araplar arasında ise “Büyük Arap İsyanı” veya “Arap Uyanışı” olarak bilinir. Ayrıca Arapçada “isyan” ve “devrim” aynı kelimeyle (al-thawra) ifade edildiğinden söz konusu hadise “Arap Devrimi” olarak da telakki edilir. 1. Dünya Savaşı sırasında patlak veren bu isyan, Mekke emirliğini uhdesinde bulunduran Haşim ailesinin Osmanlı Devleti’ne karşı savaşan İtilaf devletleriyle işbirliği yapması açısından da önemlidir. Öte yandan, önderliğini kendisine mal ettiği bu isyanı harp sonrası bir Arap ulusal hareketi olarak yücelten ve dünyaya bu şekilde tanıtan İngiliz subayı T. E. Lawrence (Arap Lavrens)&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in 1916 yılında Osmanlı yönetimine karşı başkaldırısı tarih kitaplarında “Arap İsyanı” olarak ele alınır. Araplar arasında ise “Büyük Arap İsyanı” veya “Arap Uyanışı” olarak bilinir. Ayrıca Arapçada “isyan” ve “devrim” aynı kelimeyle (al-thawra) ifade edildiğinden söz konusu hadise “Arap Devrimi” olarak da telakki edilir. 1. Dünya Savaşı sırasında patlak veren bu isyan, Mekke emirliğini uhdesinde bulunduran Haşim ailesinin Osmanlı Devleti’ne karşı savaşan İtilaf devletleriyle işbirliği yapması açısından da önemlidir.</p>
<p>Öte yandan, önderliğini kendisine mal ettiği bu isyanı harp sonrası bir Arap ulusal hareketi olarak yücelten ve dünyaya bu şekilde tanıtan İngiliz subayı T. E. Lawrence (Arap Lavrens) dahi ayaklanmayı savaşın sadece “bir yan sahnesinin yan sahnesi” olarak tanımlamıştır. O halde, isyanın eriştiği ün ve Arap tarihindeki yeri, bunun 1. Dünya Savaşı’nın akışını değiştiren bir kilometre taşı olmasından çok, zaman içinde kazandığı ve geçmişi kapsayan kurgularla beslenip şekillendirilmiş olan siyasî veçhesiyle ilgilidir. Böylece Arap İsyanı, her millî ideoloji gibi bir inşa eseri olan Arap milliyetçiliğinin hem temeli, hem de simgesi olarak tasavvur edilegelmiştir.</p>
<p>Savaş ittifaklarının konjonktürü dışında bakıldığında 1916 isyanını Arabistan’ın çeşitli yörelerinde öteden beri baş gösteren sıradan bir ayaklanma olarak görmek mümkündür. 1910’lu yıllarda Yemen’den Necid’e, Asir’den Suriye’ye kadar olan topraklardaki topluluklar içinde bir dizi ayaklanma çıkmıştır. Bunlar genellikle patlak verdikleri bölgelerde nüfuz alanlarını pekiştirmek veya geliştirmek çabasında olan önderlerinin isimleriyle anılırdı: Havran İsyanı, İmam Yahya İsyanı (Yemen) gibi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
