﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Araplar &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/araplar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Sep 2018 08:22:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Araplar &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yalancı Peygamberlere Savaş Açılmıştı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/yalanci-peygamberlere-savas-acilmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 21:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke'nin fethi]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı peygamber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3738</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber (sas) ciddi bir çatışma olmadan Mekke’yi fethettikten sonra Araplar arasında İslamiyet hızlı bir şekilde yayıldı. Birçok kabile Allah’ın elçisine heyet göndererek itaatlerini arz etti. Ancak dikkat çekici bir şekilde aynı dönemde farklı kabilelerden bazı kişiler peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmaya başladı. Hâlbuki bunların kabileleri de Mekke’nin fethinden sonra Hz. Peygamber’e heyet göndererek Müslüman olmuştu.  Hz. Peygamber hayattayken üç kişi peygamberlik iddiasında bulunmuştu. İşin ilginç yanı, bunların hepsi Hz. Peygamber’in Mekke’yi fethinden ve Arap kabilelerinin itaat edip Müslüman olmasından sonra ortaya çıkmışlardı. Öyle anlaşılıyor ki insanların Hz. Peygamber’e itaat etmesi, yalancı peygamberleri onun konumunu taklit ederek insanları etkileme ve etraflarında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber (sas) ciddi bir çatışma olmadan Mekke’yi fethettikten sonra Araplar arasında İslamiyet hızlı bir şekilde yayıldı. Birçok kabile Allah’ın elçisine heyet göndererek itaatlerini arz etti. Ancak dikkat çekici bir şekilde aynı dönemde farklı kabilelerden bazı kişiler peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmaya başladı. Hâlbuki bunların kabileleri de Mekke’nin fethinden sonra Hz. Peygamber’e heyet göndererek Müslüman olmuştu.  Hz. Peygamber hayattayken üç kişi peygamberlik iddiasında bulunmuştu. İşin ilginç yanı, bunların hepsi Hz. Peygamber’in Mekke’yi fethinden ve Arap kabilelerinin itaat edip Müslüman olmasından sonra ortaya çıkmışlardı. Öyle anlaşılıyor ki insanların Hz. Peygamber’e itaat etmesi, yalancı peygamberleri onun konumunu taklit ederek insanları etkileme ve etraflarında toplama fikrine götürmüştü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2018">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araplar Türkleri Sırtından Hançerledi Mi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/araplar-turkleri-sirtindan-hancerledi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmûd Haddâd]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:05:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1933</guid>

					<description><![CDATA[Arap milliyetçiliği üzerine çalışan pek çok tarihçi, 1. Dünya Savaşı sırasındaki Türkçülük hareketinden söz eder. “Bu hareketi yöneten İttihat ve Terakki Cemiyeti II. Abdülhamid yönetimine karşı inkılap yapmış, 1908’den 1918’e kadar Osmanlı yönetimini teslim almış ve Arap ve Türklerin dahil olduğu unsurları bir araya getiren Osmanlı bağı yerine Türk milliyetçiliğini öne çıkarmıştır” görüşlerini savunur. Bu durum, Arapların savaştan önce ve savaşın patlak vermesinden sonra, yöneldikleri adem-i merkeziyetçilik, özerk yönetim ve tam bağımsızlık taleplerine daha az önem verilmesi sonucunu doğurmuştur. Türk Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı gibi Türk milliyetçilerinin kurduğu hususi Türkçü dernek ve cemiyetler Türklerin genel olarak tarihte, özel olarak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap milliyetçiliği üzerine çalışan pek çok tarihçi, 1. Dünya Savaşı sırasındaki Türkçülük hareketinden söz eder. “Bu hareketi yöneten İttihat ve Terakki Cemiyeti II. Abdülhamid yönetimine karşı inkılap yapmış, 1908’den 1918’e kadar Osmanlı yönetimini teslim almış ve Arap ve Türklerin dahil olduğu unsurları bir araya getiren Osmanlı bağı yerine Türk milliyetçiliğini öne çıkarmıştır” görüşlerini savunur. Bu durum, Arapların savaştan önce ve savaşın patlak vermesinden sonra, yöneldikleri adem-i merkeziyetçilik, özerk yönetim ve tam bağımsızlık taleplerine daha az önem verilmesi sonucunu doğurmuştur.</p>
<p>Türk Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı gibi Türk milliyetçilerinin kurduğu hususi Türkçü dernek ve cemiyetler Türklerin genel olarak tarihte, özel olarak da Osmanlı tarihindeki üstünlüğü iddiasına vurgu yapar. Ancak ilk Arapçılık hareketinin öncülerinden olan Salâhaddîn el-Kâsımî az bilinen bir makalesinde şöyle der: “Bu derneklere bağlı Türk gençleri; Osmanlı’nın, sadece diğer unsurlarına hakim olmayı ve onlara ikinci sınıf muamele etmeyi ya da sadece kendilerinin yönetimde olmalarını hedeflemediğini, aynı zamanda özellikle Osmanlı Avrupa’sındaki gençlerin kendilerine has milliyetçi oluşumlar kurduğunu ve bunların büyük bir kısmının Osmanlı’dan kopmayı başardığını, diğer Avrupa ülkelerinin desteğiyle yeni devletler kurduğunu fark etmiştir. Bundan dolayı Türk milliyetçisi gençler, devlet çatısı altında kalmaya devam eden her bir unsurun, bizzat kendisini, bütün unsurları bir araya toplayan Osmanlı bağının ötesine çıkarması gerektiğini düşünmüştür.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dost Muyuz, Düşman Mı? Kararsız Kardeşler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/dost-muyuz-dusman-mi-kararsiz-kardesler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulrahim Abu-Husayn]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Dec 2006 22:14:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Arap-Türk Münasebetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[El-Eşref Halil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1940</guid>

					<description><![CDATA[Tarihî şartlar, öyle ya da böyle, bin yılı aşkın süredir Araplarla Türklerin kaderlerini müşterek kılmıştır. Bu yazıda söz konusu ortaklığın zaman içinde nasıl bir gelişim gösterdiğini veya hangi şartlarda ortaya çıktığını tartışmaktan ziyade, bu ilişkinin farklı evrelerinde Arapların Türkleri nasıl algıladıklarına bakarak Arap-Türk münasebetlerinin karmaşık yanlarına ışık tutmayı amaçlıyorum. Zamanla ilişkinin yapısında meydana gelen değişikliklerin her zaman güç dengesine göre şekillendiğini söyleyemeyiz. Kimi zaman eşit durumdaki “partnerler”, kimi zaman “hükmeden ve tebaa”, bazen de tarih ve kader onları bağlasa da, birbirinden son derece uzak ve uzlaşmaz çıkarların ayırdığı “düşman kardeş” oldukları görülür. Bilhassa 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihî şartlar, öyle ya da böyle, bin yılı aşkın süredir Araplarla Türklerin kaderlerini müşterek kılmıştır. Bu yazıda söz konusu ortaklığın zaman içinde nasıl bir gelişim gösterdiğini veya hangi şartlarda ortaya çıktığını tartışmaktan ziyade, bu ilişkinin farklı evrelerinde Arapların Türkleri nasıl algıladıklarına bakarak Arap-Türk münasebetlerinin karmaşık yanlarına ışık tutmayı amaçlıyorum.</p>
<p>Zamanla ilişkinin yapısında meydana gelen değişikliklerin her zaman güç dengesine göre şekillendiğini söyleyemeyiz. Kimi zaman eşit durumdaki “partnerler”, kimi zaman “hükmeden ve tebaa”, bazen de tarih ve kader onları bağlasa da, birbirinden son derece uzak ve uzlaşmaz çıkarların ayırdığı “düşman kardeş” oldukları görülür. Bilhassa 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması neticesinde, Arap topraklarından [Türklere] ilişkin yükselen sesler, bu ikircikli ilişkinin son ve en ilginç halkasını meydana getirmiştir.</p>
<p>1291 yılından bir örnekle başlayalım. Memlûk Sultanı El-Eşref Halil’in Şam’daki son Haçlıları temizlediği tarihtir bu. Şamlı şair Şibabu’d-Din Mahmud sevinçle karşıladığı bu olaya şu mısralarla başlayan bir şiir yazmıştır:</p>
<p><em>Elhamdülillah, Haçlıların bayrağı yere düştü, </em></p>
<p><em>[Muhammed] El Mustafa’nın dini Türkler sayesinde kuvvetlendi. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
