﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>asker &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/asker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Apr 2022 12:56:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>asker &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Seferde Öncelik Zafer Değil, Halkın ve Tabiatın Selametidir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/seferde-oncelik-zafer-degil-halkin-ve-tabiatin-selametidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Göger]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<category><![CDATA[yasaknâme]]></category>
		<category><![CDATA[yük hayvanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8080</guid>

					<description><![CDATA[Bir ordunun sefer sırasında ülke içinde geçilen güzergâhlarda halk ve çevreyle münasebet halinde olması, çeşitli nedenlerle bazı askerlerin gayrimeşru hareketlere girmesine yol açabilmekteydi. Osmanlı seferlerinde askerlerin çevre ve halka zarar vermesine yol açan temel sebepler; lojistik organizasyon kaynaklı iaşe ve malzeme eksikliği, askerlerin maddî yetersizlikleri, binek veya yük hayvanı olarak kullanılan atların ölmesi ve çeşitli faktörlerden kaynaklanan askerî disiplinsizlikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlara daha farklı nedenler de eklenebilir. Ancak diğer sebeplerin çoğunlukla bu ana sebeplere altyapı oluşturduğu söylenebilir. Osmanlılar zikredilen nedenleri en aza indirmek için gerekli sefer organizasyonunu yapmaya büyük ihtimam göstermişler, ayrıca askerlerin halka zarar vermemesi için ilave tedbirler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ordunun sefer sırasında ülke içinde geçilen güzergâhlarda halk ve çevreyle münasebet halinde olması, çeşitli nedenlerle bazı askerlerin gayrimeşru hareketlere girmesine yol açabilmekteydi. Osmanlı seferlerinde askerlerin çevre ve halka zarar vermesine yol açan temel sebepler; lojistik organizasyon kaynaklı iaşe ve malzeme eksikliği, askerlerin maddî yetersizlikleri, binek veya yük hayvanı olarak kullanılan atların ölmesi ve çeşitli faktörlerden kaynaklanan askerî disiplinsizlikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlara daha farklı nedenler de eklenebilir. Ancak diğer sebeplerin çoğunlukla bu ana sebeplere altyapı oluşturduğu söylenebilir.</p>
<p>Osmanlılar zikredilen nedenleri en aza indirmek için gerekli sefer organizasyonunu yapmaya büyük ihtimam göstermişler, ayrıca askerlerin halka zarar vermemesi için ilave tedbirler almışlardır. Bunların başında konuyla ilgili yazılan yasaknâme türü fermanlar gelmektedir. Devlet yönetimi hemen her sefer öncesi ilgililere konuyla alakalı emirler göndermiş ve bunları hatırlatmak için sefer sırasında da tekrarlamıştır. Konuyla ilgili ikaz ve tehditler sefer öncesi, sefer görev emirlerini (seferberlik) içeren fermanlarda kendine yer bulmuştur. Bu fermanlarda fermanın gönderildiği kişiden bölgesindeki askerlerin hızlıca toparlanması istendikten sonra, bunların sefer güzergâhındaki halka herhangi bir zarar vermemesi için gerekli tedbirlerin alınması emredilmiştir.</p>
<p>Gönderilen emirlerin bazılarında yetkililerden, askerlerin men‘i ve kontrolü gayesiyle görevli kişiler tayin edilerek yollarda bekletilmesi emredilmiş; beylerbeyi, sancakbeyi, yeniçeri ağası gibi görevlilerin emri altındaki askerleri zapt etmeleri amacıyla görevli tayin etmeleri ve bu kişilerin yol üzerindeki gerekli noktalarda bulunması istenmiştir. Ayrıca 1768-74 Osmanlı-Rus Harbi döneminde devletin, ana askerî geçiş yolunun iki tarafına birer kır serdarı tayin etmesi, bunları emirleri altındaki neferlerle birlikte ahaliyi askerlerden korumakla vazifelendirmesi aynı uygulamanın farklı bir türü olarak göze çarpmaktadır.</p>
<p>Osmanlıların genel olarak devlet hazinesinden padişah adına yaptıkları nakdî ve aynî ihsanlara “inam” denilmekte olup, bunlar sefer sırasında da verilirdi. Bu zamanlarda verilen inamlar sefer esnasında çıkabilecek sorunların çözümü için mühim bir işleve sahipti. Sefer esnasında askerlere yapılan nakdî destekler sefer bahşişi ve harçlık olarak da anılabilirdi. Bunlar seferin hem gidişinde hem de dönüşünde dağıtılabilir; askerlerin fukarasına, vezirlere, beylerbeylerine, kapıkulu ve eyalet askerlerine verilebilirdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Partinin Kuran ve Ezan Avı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sozlu-tarih/tek-partinin-kuran-ve-ezan-avi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:49:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlü Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Karayazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6423</guid>

					<description><![CDATA[1341 Malazgirt doğumlu (Nüfus İdaresinden sorgulattığımda karşıma 1 Temmuz 1925 tarihi çıktı, 18 Ocak 2020 tarihinde vefat etmiş), Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Yiğityolu köyünden. YO7 seri no 740615 nolu nüfus cüzdanı 39973238486 TC kimlik no sahibi, Sabri ve Zarife’den doğma. Haber dinleyecek herhangi bir araç veya cihazımız yoktu. Dergi, gazete gibi şeyleri bilmiyorduk. Babalarımız Erzurum’a gidip geliyorlardı. Hem erzak ve yiyecek getiriyorlar, hem de ülke ile ilgili olup bitenleri haber alıyorlardı. Haber alma imkânlarımız o kadar güç ve zordu ki yan köyde biri ölse ancak bir haftada öğreniyorduk. Ülke ile ilgili olup bitenleri, çıkan kanunları, inkılapları ya büyüklerimizden bu şekilde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1341 Malazgirt doğumlu (Nüfus İdaresinden sorgulattığımda karşıma 1 Temmuz 1925 tarihi çıktı, 18 Ocak 2020 tarihinde vefat etmiş), Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Yiğityolu köyünden. YO7 seri no 740615 nolu nüfus cüzdanı 39973238486 TC kimlik no sahibi, Sabri ve Zarife’den doğma.</p>
<p>Haber dinleyecek herhangi bir araç veya cihazımız yoktu. Dergi, gazete gibi şeyleri bilmiyorduk. Babalarımız Erzurum’a gidip geliyorlardı. Hem erzak ve yiyecek getiriyorlar, hem de ülke ile ilgili olup bitenleri haber alıyorlardı. Haber alma imkânlarımız o kadar güç ve zordu ki yan köyde biri ölse ancak bir haftada öğreniyorduk.</p>
<p>Ülke ile ilgili olup bitenleri, çıkan kanunları, inkılapları ya büyüklerimizden bu şekilde öğreniyorduk ya da köye gelen askerlerden&#8230;</p>
<p>Doğuda devlet diye bir şey yoktu. Görevli askerler istediklerini yapıyor; yakıyor, yıkıyor ve devlet adına hareket ediyorlardı. Kimse karşı gelemiyor, dur diyemiyordu. Kendilerini devlet yerine koyuyor, öyle hareket ediyorlardı. Çoğunlukla şahsi davranıyor, haksız muameleler yapıyorlardı.</p>
<p>Yoksulluğun ve fakirliğin en kötüsünü yaşıyorduk. Bulduğumuz iki şey vardı; biri ekmek, diğeri bulgur. Üstüne üstlük devlet tarafından baş vergisi alınıyordu. Hatta malın (hayvanların-MA) kendisi vergisini karşılayamıyordu. Ekip biçtiklerimiz kendimize yetmezken bir de devlet bizi zor durumda bırakıyordu. Hal böyleyken köye gelen asker ve komutanlar da olanca yiyeceğimizi alıyordu.</p>
<p>Asker ve komutanlar genelde muhtarın evine gelirlerdi. Köy ağasını çağırır, ona türlü türlü hakaretler yaparlardı. Onu devlete karşı gelmekle, isyan etmekle suçlarlardı. O gece sabaha kadar herkes el pençe divan durur, hizmet ederdik. İstenilen bir şey evimizde bulunmasa da yok diyemezdik. Yediğimiz dayak ve falakaların hiçbirinin sebebini bilemez ve soramazdık.</p>
<p>Şöyle bir olay yaşanmıştı: Yan köyden iki kardeşi bizim köye getirdiler ve “bunlar eşkıyalara yardım ediyor, yiyecek veriyor” diye suçladılar. Onlar suçsuz olduklarını, eşkıyaların silah zoruyla yiyeceklerini ellerinden aldıklarını söyleseler de ölmekten kurtulamadılar. Öldürüldüklerini görmesem de cenazelerine şahit oldum.</p>
<p>Askerler gidişlerinde köyde işlerine yarar ne var, ne yok toplayıp götürüyorlardı. Binek hayvanlarımıza biner, sorgusuz sualsiz alıp giderlerdi. Hakkımızı hiçbir şekilde arayamıyorduk. Özellikle ana dilimizin Kürtçe olması işimizi iyice zorlaştırıyordu. Halimizi, derdimizi anlatamıyorduk. Köyde okul, öğretmen yani eğitim adına hiçbir şey yoktu.</p>
<p>Köyler harabe şeklindeydi. Asker çık derse köyden çıkıyorduk, dön derse tekrar köye dönüyorduk. Köyde bir aile ile diğer aile arasında bir sürtüşme, bir kavga olsa tüm aileler toplanıyor, karakola götürülüyordu. Orada herkes dövülüyor, suçlu da suçsuz da ayakta duramayacak kadar dayak yiyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
