﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avrupa Tarihi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/avrupa-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Feb 2019 13:05:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Avrupa Tarihi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mumyalar, Yamyamlar ve Vampirler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/mumyalar-yamyamlar-ve-vampirler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Richard Sugg]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Asil yamyamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[vampirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4253</guid>

					<description><![CDATA[Okullarda nadiren öğretilen konulardan biri de şudur: I. James (İskoçya ve İngiltere Kralı, 1603-25) cesetten yapılan ilaçlar kullanmayı reddetti; II. Charles (İngiltere Kralı, 1660-85) cesetten ilaç yaptı ve I. Charles (İngiltere Kralı, 1625-49) cesetten yapılan ilaçlara alıştırıldı. Yalnızca bu bile İngiltere’nin Stuart Hanedanı’na mensup ilk üç monarkına ilişkin oldukça sıra dışı bir tablodur. Meseleyi açıklığa kavuşturmak için şunu da eklemeliyiz: I. James çok küçüktü ve ona öğütülmüş insan kafatası tavsiye eden doktor olan Sör Theodore Turquet de Mayerne, Avrupa’nın en ünlü hekimlerinden biriydi. Dahası, İngiltere’de II. Charles, Fransa’da I. Francis (Fransuva), Danimarka’da IV. Christian ve III. William gibi asil yamyamlar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Okullarda nadiren öğretilen konulardan biri de şudur: I. James (İskoçya ve İngiltere Kralı, 1603-25) cesetten yapılan ilaçlar kullanmayı reddetti; II. Charles (İngiltere Kralı, 1660-85) cesetten ilaç yaptı ve I. Charles (İngiltere Kralı, 1625-49) cesetten yapılan ilaçlara alıştırıldı. Yalnızca bu bile İngiltere’nin Stuart Hanedanı’na mensup ilk üç monarkına ilişkin oldukça sıra dışı bir tablodur. Meseleyi açıklığa kavuşturmak için şunu da eklemeliyiz: I. James çok küçüktü ve ona öğütülmüş insan kafatası tavsiye eden doktor olan Sör Theodore Turquet de Mayerne, Avrupa’nın en ünlü hekimlerinden biriydi. Dahası, İngiltere’de II. Charles, Fransa’da I. Francis (Fransuva), Danimarka’da IV. Christian ve III. William gibi asil yamyamlar sosyal buzdağının yalnızca görünen kısmından ibaretti. Velhasıl, erken modern dönem Avrupa’sında 200 yılı aşkın bir süre, zengin-fakir, eğitimli-cahil herkes az ya da çok yamyamlığa ortak olmuştu. Mısır mumyalarından ve Kuzey Afrika çölünde kum fırtınasında ölenlerin kurumuş cesetlerinden ilaçlar yapılıyordu. Bu dönemin sonraki yıllarında asılarak idam edilen suçluların cesetleri yeni ve daha az egzotik bir insan eti kaynağı oluşturdu. İnsanın kanı da içiliyordu. Kan bazen kafa kesilerek yapılan idamlardan hemen sonra taze ve sıcak olarak, bazen canlı bir gönüllüden doğrudan alınarak, bazen kimyasal işlemle kurutulmuş, toza dönüştürülmüş veya damıtılmış olarak temin ediliyordu.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2019">Derin Tarih Mart Sayısında…</a>&nbsp;﻿</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa’da Yamyamlığın Karanlık Tarihi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/avrupada-yamyamligin-karanlik-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:10:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek yamyamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Sugg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4248</guid>

					<description><![CDATA[“Yamyamlığın Afrika veya Avustralya yerlilerine mahsus bir durum olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Gerçek yamyamlar Avrupa’dadır.” Bu sözler bana değil, 2011 yılında çıkan Mumyalar, Yamyamlar ve Vampirler adlı kitabıyla Avrupa ve Amerika’da hararetli tartışmalara sebep olan Durham Üniversitesi hocalarından Richard Sugg’a ait.2 Dr. Sugg’a göre Avrupa’da kökeni epey eskilere dayanan bir yamyamlık, yani insan eti, kanı, yağı, kemiği vs. tüketme geleneği vardır ve bu âdet öyle Ortaçağ’a mahsus da değildir. Bizim “Aydınlanma dönemi” dediğimiz 18. yüzyılda dahi bu vahşi gelenek geçerlidir. Dahası, sadece fakir kulübelerinin yer sofralarında değil, muhteşem sarayların şaşaalı yemek masalarında da kafatası tozu veya mumya parçalarına rastlayabilirdiniz. GEO dergisi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Yamyamlığın Afrika veya
Avustralya yerlilerine mahsus bir durum olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Gerçek yamyamlar Avrupa’dadır.” Bu sözler bana değil, 2011 yılında çıkan
Mumyalar, Yamyamlar ve Vampirler adlı kitabıyla Avrupa ve Amerika’da hararetli
tartışmalara sebep olan Durham Üniversitesi hocalarından Richard Sugg’a ait.2
Dr. Sugg’a göre Avrupa’da kökeni epey eskilere dayanan bir yamyamlık, yani
insan eti, kanı, yağı, kemiği vs. tüketme geleneği vardır ve bu âdet öyle
Ortaçağ’a mahsus da değildir. Bizim “Aydınlanma dönemi” dediğimiz 18. yüzyılda
dahi bu vahşi gelenek geçerlidir. Dahası, sadece fakir kulübelerinin yer
sofralarında değil, muhteşem sarayların şaşaalı yemek masalarında da kafatası
tozu veya mumya parçalarına rastlayabilirdiniz. GEO dergisi yıllar önce bu
çarpıcı dosyanın kapağını nasılsa açtı ve yamyamlığın “Avrupa’nın karanlık
sırrı” olduğunu ifşa etti.3 Ancak Derin Tarih dergisi haricinde4 Türkiye’de
kimsenin böylesine önemli bir dosyayı görmemesi de ilginçti. Hem de Avrupa’nın
bizi katliam yapmakla, barbarlıkla suçladığı bir zamanda gelen bu sessizlik
hayret ve ibret vericiydi.</p>



<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2019">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollandalılar Başbakanlarını Nasıl Yemişti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/hollandalilar-basbakanlarini-nasil-yemisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:05:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Oranj hanedanı]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Sugg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4246</guid>

					<description><![CDATA[Yıl 1672. Osmanlı Devleti son mesud devrelerinden birini yaşarken Avrupa’nın kuzeybatısında ilginç olaylar cereyan etmekteydi. Hollanda tahtında Oranj hanedanı oturmaktadır ama eyaletlerin seçtiği bir nevi ‘Başbakan’ (Great Pensionary) olan John de Witt, İngiliz çağdaşı Oliver Cromwell gibi iktidarı sınırlamaya adamıştır hayatını. Hanedanın iktidarı karşısına halkın temsilcisi olarak dikilmektedir. Aynı 1672 yılının güzünde John de Witt adlı bu çok yetenekli entelektüel lider -filozof Spinoza’nın arkadaşıydı-, kardeşi Cornelius ile birlikte, çıkan bir ayaklanmada tüfekle vurulacak, ardından idam edilecek, dahası öfkesi dinmeyen rakiplerinin hücumuna uğrayan cesetleri darağacından indirilerek cinsel organlarına ve kalplerine varıncaya kadar paramparça edilecek, nihayet kasap dükkânındaki koyun veya sığırlar gibi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 1672. Osmanlı Devleti son mesud devrelerinden birini yaşarken Avrupa’nın kuzeybatısında ilginç olaylar cereyan etmekteydi. Hollanda tahtında Oranj hanedanı oturmaktadır ama eyaletlerin seçtiği bir nevi ‘Başbakan’ (Great Pensionary) olan John de Witt, İngiliz çağdaşı Oliver Cromwell gibi iktidarı sınırlamaya adamıştır hayatını. Hanedanın iktidarı karşısına halkın temsilcisi olarak dikilmektedir.</p>
<p>Aynı 1672 yılının güzünde John de Witt adlı bu çok yetenekli entelektüel lider -filozof Spinoza’nın arkadaşıydı-, kardeşi Cornelius ile birlikte, çıkan bir ayaklanmada tüfekle vurulacak, ardından idam edilecek, dahası öfkesi dinmeyen rakiplerinin hücumuna uğrayan cesetleri darağacından indirilerek cinsel organlarına ve kalplerine varıncaya kadar paramparça edilecek, nihayet kasap dükkânındaki koyun veya sığırlar gibi parçalanan vücut parçaları pişirilerek afiyetle yenilecekti. Evet yenilecekti!&#8230;</p>
<p>Kaynak isteyenler buyursun: Herbert H. Rowen, <em>John De Witt: Statesman of the “True Freedom”</em>, Cambridge University Press, 2002, s. 218. Anlattıklarımıza kafalarında Hollanda ile, genelde Avrupa ile yamyamlığı bir araya getiremeyen okurlarımız şaşırmış olabilir ama unutmayalım ki “düşünmek şaşırmakla başlar.”</p>
<p>“Avrupa tarihini taşralılaştırmak”tan söz etmişti Chakrabarty. Adaletin tesisi için tarihin merkezi ve yöneticisi olarak konumlanagelen Avrupa artık ait olduğu yere, periferiye itilmeli ve bir vakitler haksız yere oturduğu tahtından indirilmeliydi. Bunun için de Avrupa’nın bize anlatmadığı, içimizdeki Avrupalıların ise zinhar gündeme getirmediği bir mazinin paslanmış kapılarını zorlamanın zamanı gelmişti.</p>
<p>Kendi tarihindeki yamyamlık vakalarını ustaca gözlerden gizleyen ve onu “ilkel”, “barbar”, “vahşi” kavimlerin sapkın bir geleneği olarak takdim eden Avrupa, asırlarca gösterişli saraylarına ve Vatikan’ın freskli koridorlarına varıncaya kadar sürekli insan eti ve kanı tüketmiştir, diyen tarihçi Richard Sugg’u dışlıyor, unutturmaya çalışıyor.</p>
<p>Elinizdeki çarpıcı dosyada Sugg’un yakında Ketebe Yayınları’ndan çıkacak kitabından bazı parçaları ilk kez <em>Derin Tarih</em> okurlarına sunarken tarih alanına da değerli bilgiler taşıdığımız inancındayız.</p>
<p>Ne demiştik: Bildiğiniz her şey tarih olacak!</p>
<p>Hayırla kalınız.<!--StartFragment--></p>


<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>



<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>


<p><!--EndFragment--></p>
<p></p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa’nın Hiroşima’sı Dresden</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/avrupanin-hirosimasi-dresden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sefa Yürükel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 23:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2.Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Dresden]]></category>
		<category><![CDATA[Hiroşima]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1639</guid>

					<description><![CDATA[Pek bilinmese de, 2. Dünya Savaşı’ndaki en büyük hava saldırısı, Hiroşima ve Nagazaki’den sonra Almanya’nın Dresden şehrine yapılmıştı. Tabii burada atom bombası kullanılmadı ancak sonuç onun kadar korkutucuydu. Üç gün içinde on binlerce insan can vermiş, şehir yerle bir edilmişti. Yaşananlar soykırımdan farksızdı. Bu yüzden saldırı, dünya tarihinin konvansiyonel silahlarla yapılmış en büyük bombardımanı unvanına sahipti. Tabii Amerika Irak’ta bu rekoru kırıncaya kadar… Aslında saldırının yapıldığı 13-15 Şubat 1945 tarihinde savaşın galipleri çoktan belli olmuştu. Alman ordusu Leningrad mağlubiyetinden sonra dağılmış, Ruslar Avrupa içlerine ilerlemeye başlamıştı. Almanya’nın teslim olması an meselesiydi. Müttefik güçler bu süreci hızlandırmak amacıyla Alman topraklarındaki stratejik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek bilinmese de, 2. Dünya Savaşı’ndaki en büyük hava saldırısı, Hiroşima ve Nagazaki’den sonra Almanya’nın Dresden şehrine yapılmıştı. Tabii burada atom bombası kullanılmadı ancak sonuç onun kadar korkutucuydu. Üç gün içinde on binlerce insan can vermiş, şehir yerle bir edilmişti. Yaşananlar soykırımdan farksızdı. Bu yüzden saldırı, dünya tarihinin konvansiyonel silahlarla yapılmış en büyük bombardımanı unvanına sahipti. Tabii Amerika Irak’ta bu rekoru kırıncaya kadar…</p>
<p>Aslında saldırının yapıldığı 13-15 Şubat 1945 tarihinde savaşın galipleri çoktan belli olmuştu. Alman ordusu Leningrad mağlubiyetinden sonra dağılmış, Ruslar Avrupa içlerine ilerlemeye başlamıştı. Almanya’nın teslim olması an meselesiydi. Müttefik güçler bu süreci hızlandırmak amacıyla Alman topraklarındaki stratejik noktalara hava operasyonları düzenlediler. Askerî tesis ve birimler, enerji kaynakları, mühimmat depolarının bulunduğu şehirler hedefler arasındaydı.</p>
<p>Bunun tek istisnası Dresden’di. Şehrin hedef seçilmesi oldukça tuhaftı. Çünkü sivillerin yaşadığı bir yerdi ve askerî açıdan hiçbir kıymeti yoktu. Stratejik açıdan da önemli bir konumda değildi. Zaten burası 2. Dünya Savaşı sırasında açık şehir ilan edilmişti. Güvenli gördüklerinden Avrupa’nın farklı yerlerinden birçok sanatçı ve aydın buraya yerleşmişti. Yine Sovyet ordularının önünden kaçan 300 bin kadar sivil de Dresden’e sığınmıştı. Bu şartları düşündüğümüzde saldırının Hitler’e verdikleri destek yüzünden Alman halkını cezalandırmak amacıyla yapıldığını görüyoruz. Yani savaşın gidişatına hiçbir etkisi olmadığı halde on binlerce sivil intikam için öldürüldü.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-kasim2016" target="_blank">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
