﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayasofya Camii &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/ayasofya-camii/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Apr 2021 07:52:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ayasofya Camii &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bulgar Müslümanlarının Çileli Göçü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/bulgar-muslumanlarinin-cileli-gocu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2021 07:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Ayastefanos]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Rodop Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Şumla-Varna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6975</guid>

					<description><![CDATA[Rus saldırıları karşısında Osmanlı ordusu 1878’in ilk aylarında geri çekilmeye başlayınca, istila edilen Balkan topraklarında yaşayan halk da ilkin Osmanlı askerî birliklerinin olduğu bölgelere sığınmakta buldu çareyi. Birkaç parça eşyasını kağnıya dolduran alelacele yola düştü. Balkan Dağlarını aşmaya çalışanlar, Şumla-Varna bölgesine yönelenler, Sofya, Bosna, Üsküp, eski Zağra ve Filibe taraflarına gelen sığınmacılar oldu. Bu arada Rus orduları Balkanları süratle aşıp göçmenleri önü sıra kaçmaya zorluyor, hatta bazen göçmen kervanlarını da geride bırakarak ilerliyordu. Sığındıkları şehirlerin düşmesiyle, göçebe haline gelenlerin çoğu yeniden, daha güvenilir olacağını ümit ettikleri bölgelere doğru ilerlediler. Savaş 1878 Mart’ında Ayastefanos Antlaşması’yla sonlandığında, göçmenler birkaç bölgede toplaşmışlardı. Şumla-Varna’da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rus saldırıları karşısında Osmanlı ordusu 1878’in ilk aylarında geri çekilmeye başlayınca, istila edilen Balkan topraklarında yaşayan halk da ilkin Osmanlı askerî birliklerinin olduğu bölgelere sığınmakta buldu çareyi. Birkaç parça eşyasını kağnıya dolduran alelacele yola düştü. Balkan Dağlarını aşmaya çalışanlar, Şumla-Varna bölgesine yönelenler, Sofya, Bosna, Üsküp, eski Zağra ve Filibe taraflarına gelen sığınmacılar oldu. Bu arada Rus orduları Balkanları süratle aşıp göçmenleri önü sıra kaçmaya zorluyor, hatta bazen göçmen kervanlarını da geride bırakarak ilerliyordu. Sığındıkları şehirlerin düşmesiyle, göçebe haline gelenlerin çoğu yeniden, daha güvenilir olacağını ümit ettikleri bölgelere doğru ilerlediler.</p>
<p>Savaş 1878 Mart’ında Ayastefanos Antlaşması’yla sonlandığında, göçmenler birkaç bölgede toplaşmışlardı. Şumla-Varna’da takriben 230 bin, Burgaz’da 20 bin, Rodop Dağları’nda 100 bin, Gümülcine’de 50 bin ve İstanbul’da 200 bin kadar insan yığılmıştı.</p>
<p>Savaş sonunda, belli başlı merkezlerde toplaşan mültecilerin yanı sıra, birçokları da Bulgaristan ve Batı Trakya’nın her yanına saçılmış bulunuyordu. On binlercesi, Osmanlı hükümeti tarafından tahliye edilerek, deniz yoluyla Anadolu, Kıbrıs ve Suriye’ye sevk edildiler. Geriye kalanlar kara yoluyla, İstanbul’dan geçerek Anadolu’ya ulaştılar. Bir kısmı tren yolu kenarlarında soğuktan donarak can verdi.</p>
<p>Rus ve Bulgarların katlettiğinden çok daha fazla mülteci de hastalıktan hayatını kaybetti. Mültecilerin istiflendiği yerlerde, tifo-tifüs ve sıklıkla çiçek hastalığı görülüyordu. Edirne’deki 45 bin mülteciden 16 bini tifoya yakalanmıştı ve her gün 100-120 kişi ölüyordu. İstanbul’a ulaşan yüz binlerce göçmen korkulacak kadar hastalıklıydı. Bâbıâli’nin ricasıyla duruma el koyan Avrupalı doktorlar, Nisan 1878’den başlayarak, 160 bin mültecinin İstanbul’a ulaştığını, bunların 60 bininin başka yerlere sevk edildiğini ve 18 bininin öldüğünü belirttiler. Ayasofya Camii’nde barınan 4 bin sığınmacı arasında her gün 25-30 ölüm vuku buluyordu.</p>
<p>Ateşkes imzalanmasından sonra, Ruslar kâğıt üzerinde, Türk mültecilerin eski köylerine yeniden yerleşmelerine razı geldiler. Ruslar tarafından resmen kabul edilen Berlin Kongresi’nin maddelerine göre, geri dönen mültecilere evleri, eşyaları ve tarlaları geri verilecek; kendilerine sataşılmayacaktı. Eski yerlerine dönen mülteciler, evlerini yerle bir edilmiş veya Bulgarların eline geçmiş halde buldular. Bu evlerin, sahiplerine geri verilmesi ümidi yoktu. Rusların, hiç değilse karınlarını doyuracağına dair garanti vermesine rağmen mülteciler açlığa terk edildiler. Bulgarlar genellikle, Türklerin ambarlarından aldıkları buğdayın çok azını bile, onları hasat etmiş fakat şimdi mülteci durumuna düşmüş olan bu insanlarla paylaşmadılar. Geri dönenler yiyeceksiz, barınaksız ve tarlasız kalmıştı. Akıbetleri hakkındaki raporların hemen hepsi de şu gibi sözlerle sonlanıyordu: “Hayatlarını sürdürebilenler Edirne’ye geri döndüler.” Yollarda ise Bulgar çetelerin hücumuna uğruyorlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2021">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meğer Yunan Ordusu İstanbul’a Girdiği Zaman Ayasofya Camii’nin Kubbesine Asacağı Devasa Bayrağı Bile Yanında Getirmiş!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/meger-yunan-ordusu-istanbula-girdigi-zaman-ayasofya-camiinin-kubbesine-asacagi-devasa-bayragi-bile-yaninda-getirmis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 07:49:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Arnold Toynbee]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahid Bey]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6289</guid>

					<description><![CDATA[Hüseyin Cahid (Yalçın) Bey’in sahibi bulunduğu Tanin gazetesi 24 Şubat 1924 tarihli nüshasının ikinci sayfasında şoke edici bir habere yer vermişti. Habere göre Fener (Rum) Patrikhanesi’ne baskın düzenleyen emniyet görevlileri ambarlarda çeşitli belge ve kitaplara rastlamış ve incelemek üzere bunlara el koymuştur. İncelemeler sırasında devasa boyutlarda bir bayrak da bulunmuş ve bunun 4 metre boyunda, 2,5 metre eninde, Yunan bayrağı renginde mavi ve beyaz atlastan özel olarak imal edilen bir “Ayasofya Bayrağı” olduğu anlaşılmıştı. Bayrağın ortasında ise çift başlı Bizans kartalı ile onun üzerinde bir Bizans tacı bulunuyormuş. Cümlenin malumu: Yeni sahibinin kim olacağına karar veremedikleri için Ayasofya’yı tekrar kilise&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Cahid (Yalçın) Bey’in sahibi bulunduğu Tanin gazetesi 24 Şubat 1924 tarihli nüshasının ikinci sayfasında şoke edici bir habere yer vermişti. Habere göre Fener (Rum) Patrikhanesi’ne baskın düzenleyen emniyet görevlileri ambarlarda çeşitli belge ve kitaplara rastlamış ve incelemek üzere bunlara el koymuştur. İncelemeler sırasında devasa boyutlarda bir bayrak da bulunmuş ve bunun 4 metre boyunda, 2,5 metre eninde, Yunan bayrağı renginde mavi ve beyaz atlastan özel olarak imal edilen bir “Ayasofya Bayrağı” olduğu anlaşılmıştı. Bayrağın ortasında ise çift başlı Bizans kartalı ile onun üzerinde bir Bizans tacı bulunuyormuş.</p>
<p>Cümlenin malumu: Yeni sahibinin kim olacağına karar veremedikleri için Ayasofya’yı tekrar kilise yapma hedeflerine Mütareke döneminde nail olamayan İtilaf devletlerinin Türkiye’ye 1930’ların başında “Kilise olmayacaksa cami de olmasın” diye diretmeleri gayet manidar. Kaldı ki Ayasofya Camii’nin müze yapılması fikri de bizden değil, bizzat İngilizlerden gelmiş (İngiliz tarihçi Arnold Toynbee fikir babalarından biridir), bu görev Lozan’dan sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne havale edilmiş ve 1930 yılında sırf Ayasofya’yı müze yapmak maksadıyla kurulmuş olan Amerikan Bizans Enstitüsü ertesi yıl resmî kanallardan devreye sokulmak suretiyle mozaiklerin restorasyonu perdesi arkasında cami olmaktan çıkarılarak müze yapılmıştır.</p>
<p>Tanin’deki haberin sonunda bu sözde “Ayasofya bayrağı”nın Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa’ya takdim edileceği belirtiliyorsa da bir daha akıbetinden haber alınamamıştır. Eğer Cumhurbaşkanına takdim edildiyse mutlaka Çankaya Köşkü’nde bir yerlerde bulunması gerekir bayrağın. Bundan sonrası ise kesif bir karanlık…</p>
<p>Lakin biz burada bir işaret fişeği atıyoruz. Bakarsınız birileri izlerini görür de ardını kovalar ve karanlık bir mahzende ortaya çıkarır. Kim bilir! Zavallı Ayasofya! Ne karanlık ve hazin bir mâzin var. Temizle, temizle bitmiyor…</p>
<p>Tanin gazetesindeki bu kısa haberi sadece bugün anlaşılmayan bazı kelimelerin açıklamalarını parantez içinde vermekle yetinerek noktasına ve virgülüne dokunmadan aynen aktarıyoruz. Unutmayın, tarih düşünmek için vardır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aihm ve Türk Yargı Kararları Işığında Mülkiyet Hakkı ve Vakıf Hukukuna Göre “Ayasofya Camii”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/aihm-ve-turk-yargi-kararlari-isiginda-mulkiyet-hakki-ve-vakif-hukukuna-gore-ayasofya-camii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yakup Emre Çoruhlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Kariye Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6274</guid>

					<description><![CDATA[Ayasofya hakkında süregelen tartışmalarda, Dünya’da ve ülkemizde her kesiminden insanlar esere farklı rol ve değerler biçtiler. Bu çeşitliliğin oluşmasının kuşkusuz farklı taraflar bakımından farklı gerekçeleri olabilir. Dinî açıdan bakıldığında Hristiyanlığın en büyük ibadethanelerinden biri olarak inşa edilen eser, Osmanlı döneminde camiye dönüştürülerek fethin sembolü haline gelmiştir. Fetihten sonra inşa edilen pek çok önemli selatin camilerine rağmen imparatorluğun protokol camii olma hüviyetini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bu durum esere yüklenen siyasî rol ile belki de açıklanabilir. Bu çerçevede toplumun bir kesimi, tıpkı ezan ve bayrak kavramlarında olduğu gibi, Ayasofya’ya ülkenin egemenlik haklarının temsili görevini yüklemiştir. Cumhuriyetin ilanında sonra 1934 yılında Bakanlar Kurulu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayasofya hakkında süregelen tartışmalarda, Dünya’da ve ülkemizde her kesiminden insanlar esere farklı rol ve değerler biçtiler. Bu çeşitliliğin oluşmasının kuşkusuz farklı taraflar bakımından farklı gerekçeleri olabilir. Dinî açıdan bakıldığında Hristiyanlığın en büyük ibadethanelerinden biri olarak inşa edilen eser, Osmanlı döneminde camiye dönüştürülerek fethin sembolü haline gelmiştir. Fetihten sonra inşa edilen pek çok önemli selatin camilerine rağmen imparatorluğun protokol camii olma hüviyetini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bu durum esere yüklenen siyasî rol ile belki de açıklanabilir.</p>
<p>Bu çerçevede toplumun bir kesimi, tıpkı ezan ve bayrak kavramlarında olduğu gibi, Ayasofya’ya ülkenin egemenlik haklarının temsili görevini yüklemiştir. Cumhuriyetin ilanında sonra 1934 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile müze olarak kullanılan esere toplumun bir başka kesimi farklı bir misyon yüklemiştir. Ayasofya’nın bu kadar farklı açıdan ele alınması sahip olduğu kültürel değerler ve diğer özelliklerle yakından ilişkilidir.</p>
<p>Nihayetinde eser insanlığın ortak mirası, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan kültür varlığı, koruma statüsüne sahip, mazbut bir vakfın hayrat nitelikli bir taşınmazıdır. Bugüne kadar yapılan tartışmalarda Ayasofya’nın statüsü dinî, siyasî vb. eksende ele alınmış, yapılan yorumlarda eserin cami, müze, hatta kilise olarak kullanılması gerektiğine dair yorumlar yapılmıştır.</p>
<p>Akademik çerçevede çeşitli platformlarda yaptığımız değerlendirmelerde konuya mülkiyet hakkı ve vakıf hukuku açısından yaklaşarak Ayasofya’nın tekrar cami olarak kullanılması gerektiğini, çeşitli hukukî gerekçelere dayanarak, vurguladık (Çoruhlu vd., 2016b). Bu sebeple Danıştay’ın aldığı Ayasofya kararı (Danıştay 10.Dairesi’nin E: 2016/16015 K: 2020/2595 KT:2/7/2020 kararı) sürpriz bir karar değildir. Nitekim mülkiyet ve vakıf yönleriyle benzer özelliklere sahip Trabzon Ayasofya Camii hakkında yapılan yargılama ve sonrasında 2019’da Kariye Camii hakkında verilen mahkeme kararları Ayasofya için ipucu niteliği taşımaktaydı. Bu makalede Ayasofya’nın cami olarak kullanılmasını gerektiren hukuki gerekçeler üzerinde durulacak, konu mülkiyet hakları çerçevesinde ve vakıf yönleriyle ele alınacaktır. Ancak öncelikle vakıf müsesesi hakkında bazı temel kavramları hatırlatmakta fayda bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye “Haçlı Kuşatması”nı Yaramasaydı Ayasofya’yı Açamazdı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turkiye-hacli-kusatmasini-yaramasaydi-ayasofyayi-acamazdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuh Albayrak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:07:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-I Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih]]></category>
		<category><![CDATA[Konstantinopolis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6239</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlu “zaman” denilen tünelde ilerledikçe asr-ı saadetten uzaklaşmaktadır. Ama 86 yıl önce, Fatih’in yadigârına kilit vuruluşunu hüzünle izleyenler, bugünleri görmeyi çok isterlerdi herhalde. 10 Temmuz 2020 günü verilen müjde, zaten hiç unutulmayan Ayasofya’yı tekrar gündemin göbeğine taşıdı. Ama açılış kararıyla birlikte tartışmaların muhtevası da değişti. Yıllardır ‘sahte’kârlıkla kapatıldığını tartışıyorduk. Bu kararla birlikte, “Neden şimdi?” sorusuna cevap arandığını görüyoruz. Ayasofya Camii’nin şimdiye kadar neden açılamadığını anlayabilmek için nasıl kapatıldığını iyi anlamak gerekir. Hıristiyan âleminin “Ayasofya sızısı” 1453’ten başlar. Camiye çevrilmesi bizim için “Fethin sembolü” iken, onlar için de 13 asırdır devam eden Konstantinopolis destanının sonu anlamına geliyordu. Ayasofya’nın tekrar kilise olması,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu “zaman” denilen tünelde ilerledikçe asr-ı saadetten uzaklaşmaktadır. Ama 86 yıl önce, Fatih’in yadigârına kilit vuruluşunu hüzünle izleyenler, bugünleri görmeyi çok isterlerdi herhalde.</p>
<p>10 Temmuz 2020 günü verilen müjde, zaten hiç unutulmayan Ayasofya’yı tekrar gündemin göbeğine taşıdı. Ama açılış kararıyla birlikte tartışmaların muhtevası da değişti. Yıllardır ‘sahte’kârlıkla kapatıldığını tartışıyorduk. Bu kararla birlikte, “Neden şimdi?” sorusuna cevap arandığını görüyoruz.</p>
<p>Ayasofya Camii’nin şimdiye kadar neden açılamadığını anlayabilmek için nasıl kapatıldığını iyi anlamak gerekir.</p>
<p>Hıristiyan âleminin “Ayasofya sızısı” 1453’ten başlar. Camiye çevrilmesi bizim için “Fethin sembolü” iken, onlar için de 13 asırdır devam eden Konstantinopolis destanının sonu anlamına geliyordu. Ayasofya’nın tekrar kilise olması, “Konstantinopolis” umudunu da beraberinde getirecekti. Ancak Osmanlı’nın Ayasofya’ya gösterdiği itina sebebiyle bu sızıyı asırlarca içlerinde saklamak zorunda kaldılar.</p>
<p>Nitekim nesilden nesle aktardıkları bu ortak hedef, “hasta adam”ın son dönemlerinde, “derin İngiliz” Lord Curzon tarafından, “Ayasofya bir kiliseydi, elbette gene eski durumuna getirilecektir” şeklinde ilan edilmiştir. 1 İstanbul’un işgalinde “çakma fatih” olma sevdasına kapılan Fransız komutanın Ayasofya kapısına dayanması da aynı birikmiş arzunun tezahürüydü.</p>
<p>Ama Osmanlı henüz ölmemişti…</p>
<p>Vahdettin Han şahsını korumakla görevli 700 askerle önceden aldığı tedbir sayesinde Ayasofya’ya çan takılmasına mani olmuştu.</p>
<p><strong>“Kilise olmuyorsa müze olsun”</strong></p>
<p>Fransız komutan o gün muradına erememiş olsa da, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda mağlup olması Haçlı dünyasını çok umutlandırmıştı. Artık Türkleri Avrupa’dan atacak; Ayasofya’yı da esaretten kurtaracaklardı! Nitekim 22 Aralık 1919’da Londra’da yapılan Sevr mutabakatındaki ana konulardan biri buydu. İngiltere, Rusya, Fransa ve Yunanistan Ayasofya Camii’nin kiliseye dönüştürülmesinde anlaşmışlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
