﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azerbaycan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/azerbaycan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2023 08:46:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Azerbaycan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Tarihinin İbresini Değiştiren Kavim Oğuzlar/Türkmenler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turk-tarihinin-ibresini-degistiren-kavim-oguzlar-turkmenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Usta]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 08:46:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Horasan]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuzlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9108</guid>

					<description><![CDATA[Oğuzlar ya da sonraki isimleriyle Türkmenler, tarih sahnesine çıktıkları dönemden itibaren Orta Asya’dan Balkanlar’a, Kazakistan bozkırlarından Mâverâünnehir ve Horasan’a, Azerbaycan’dan Irak’a, Anadolu’dan Kuzey Afrika’ya kadar farklı coğrafyalarda faaliyet gösterdiler. Sahip oldukları potansiyelle devletler kurup devletler yıktılar. Selçuk Bey’in torunları tarafından kurulacak devletler (özellikle de Büyük Selçuklular ve Türkiye Selçukluları) Bâtınî ve Haçlı tehdidine karşı Sünnî İslâm’ın koruyucusu oldular. Oğuzlar bu hususiyetleri ile sadece Türk-İslâm tarihine değil, dünya tarihine de yön veren kavimlerden biridir. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oğuzlar ya da sonraki isimleriyle Türkmenler, tarih sahnesine çıktıkları dönemden itibaren Orta Asya’dan Balkanlar’a, Kazakistan bozkırlarından Mâverâünnehir ve Horasan’a, Azerbaycan’dan Irak’a, Anadolu’dan Kuzey Afrika’ya kadar farklı coğrafyalarda faaliyet gösterdiler. Sahip oldukları potansiyelle devletler kurup devletler yıktılar. Selçuk Bey’in torunları tarafından kurulacak devletler (özellikle de Büyük Selçuklular ve Türkiye Selçukluları) Bâtınî ve Haçlı tehdidine karşı Sünnî İslâm’ın koruyucusu oldular. Oğuzlar bu hususiyetleri ile sadece Türk-İslâm tarihine değil, dünya tarihine de yön veren kavimlerden biridir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya, Azerbaycan’ın Sı̇yah Altını Bakü Petrolüne Çok Şey Borçlu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/genel/rusya-azerbaycanin-si%cc%87yah-altini-baku-petrolune-cok-sey-borclu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüdayi Şirinli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 07:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9032</guid>

					<description><![CDATA[Kafkasya’nın Kuveyt’i Azerbaycan topraklarında, 19. yüzyıl sonlarında petrol üretiminde ABD’yi geçerek dünyada birinci sıraya yerleşen Bakü’yü Rusya’nın siyasî ve iktisadî bakımdan borçlu olduğu bir petrol merkezi haline getiren icraatlar, keşifler, ferdî teşebbüsler ve Azerbaycan halkının gönlünde taht kuran şahsiyetler&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafkasya’nın Kuveyt’i Azerbaycan topraklarında, 19. yüzyıl sonlarında petrol üretiminde ABD’yi geçerek dünyada birinci sıraya yerleşen Bakü’yü Rusya’nın siyasî ve iktisadî bakımdan borçlu olduğu bir petrol merkezi haline getiren icraatlar, keşifler, ferdî teşebbüsler ve Azerbaycan halkının gönlünde taht kuran şahsiyetler&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Türk-İslâm Cumhuriyeti’nin 23 Aylık Serencami</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/ilk-turk-islam-cumhuriyetinin-23-aylik-serencami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüdayi Şirinli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 06:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Difai]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Stephan Şaum]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Resulzâde]]></category>
		<category><![CDATA[Romanovlar]]></category>
		<category><![CDATA[Transkafkasya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8341</guid>

					<description><![CDATA[Transkafkasya’da 1900’lerin başından itibaren yaşanan hadiseler Azerbaycan’ı bağımsızlık yolunda ilerletirken, Azerbaycan halkının manevî açıdan da gelişerek millî kimliğini kazanmasına önemli katkılar sağlıyordu. Bu maksatla gerçekleştirilen üç büyük Umum Rusya Müslüman Kongresi ve Azerbaycanlı önderlerin Rus devlet dumalarına iştiraki, bahsettiğimiz siyasî gelişime yardım eden unsurlardandı. 1905 yılında ilk Rus isyanının patlak vermesinin ardından meydana gelen kargaşa ortamından istifadeyle Ermeniler ilk defa büyük soykırımlara başlamıştı. Ermeni katliamlarından bîzar olan Azerbaycanlı liderler de Difai adını verdikleri savunma teşkilatını kurarak halkı bu katliamlardan korumayı büyük ölçüde başardı. Kargaşa ortamından aldıkları güçle siyasî olarak da gelişimini tamamlayan Azerbaycanlılar, artık kendi siyasî partilerini de kurmaya başlamışlardı.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Transkafkasya’da 1900’lerin başından itibaren yaşanan hadiseler Azerbaycan’ı bağımsızlık yolunda ilerletirken, Azerbaycan halkının manevî açıdan da gelişerek millî kimliğini kazanmasına önemli katkılar sağlıyordu. Bu maksatla gerçekleştirilen üç büyük Umum Rusya Müslüman Kongresi ve Azerbaycanlı önderlerin Rus devlet dumalarına iştiraki, bahsettiğimiz siyasî gelişime yardım eden unsurlardandı. 1905 yılında ilk Rus isyanının patlak vermesinin ardından meydana gelen kargaşa ortamından istifadeyle Ermeniler ilk defa büyük soykırımlara başlamıştı. Ermeni katliamlarından bîzar olan Azerbaycanlı liderler de Difai adını verdikleri savunma teşkilatını kurarak halkı bu katliamlardan korumayı büyük ölçüde başardı. Kargaşa ortamından aldıkları güçle siyasî olarak da gelişimini tamamlayan Azerbaycanlılar, artık kendi siyasî partilerini de kurmaya başlamışlardı. Bu partilerin en güçlüsü ve Azerbaycan’da cumhuriyet rejiminin kurulmasında esas role sahip olan Müsâvat (Beraberlik) Partisi’nin 1912’de Mehmet Emin Resulzâde liderliğinde kurulması, siyasî bağımsızlığın elde edilmesi için gereken zemini hazırlamıştı.</p>
<p>1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ve Çarlık Rusya’sının savaştan mağlubiyet, buhran ve ekonomik krizle ayrılması, yaklaşık üç asır Rusya’ya hükmeden Romanovlar hanedanının sonunu getirdi. Çarlık Rusya’sının 1917 Şubat Devrimi ile yıkılmasının ardından idareyi ele alan geçici hükümet, 9 Mart 1917 tarihinde Bakü, Batum, Tiflis ve Erivan gibi şehirlerin bağlı olduğu Kafkas Genel Valiliği’ni (1801-1917) feshedip yerine Özel Güney Kafkas Komitesi’ni kurdular. Bundan güç alan Müsâvat Partisi gibi partiler de harekete geçerek Türkleşmek, İslâmlaşmak ve gelişmek fikirlerini yaymaya başladılar. Bütün bu gelişmelerin ortasında Bakü’de 2 Kasım 1917’de Ermeni Stepan Şaumyan’ın başını çektiği Bakü Sovyeti ilan edilirken, Rusya’da Ekim ayında geçici hükümet yıkılmış ve yerine gelen Lenin ile avanesi, Özel Güney Kafkas Komitesi’ni feshederek 11 Kasım 1917’de Güney Kafkas Yönetimi’ni kurmuştu. Bu yönetimin yerine 23 Şubat 1918’de Güney Kafkas Seymi kuruldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâm Dünyasında Kurulan İlk Cumhuriyet Rejimi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/islam-dunyasinda-kurulan-ilk-cumhuriyet-rejimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüdayi Şirinli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 06:50:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Afşarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Şah Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmençay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8227</guid>

					<description><![CDATA[Bazı devletler bir coğrafyanın kaderini etkiler. 28 Mayıs 1918’de kurulan ve 23 ay gibi kısa bir süre varlık gösteren Azerbaycan Halk Cumhuriyeti de onlardan biri. İslâm dünyasında kurulan ilk cumhuriyet olan bu devlet, bağımsızlık yolunda gelecek nesillerin ilham kaynağı olmuştur. Kısa ömürlü olmasına rağmen iki yılda birçok örnek icraata imza atmış ve adını Türklerin şanlı tarihine yazdırmıştır. Peki bu devlet nasıl kuruldu? 10 Şubat 1828 tarihinde imzalanan Türkmençay Antlaşması’na kadar Azerbaycan topraklarında Şirvanşahlar, Sâcîler, Sâlârîler, Revvâdîler, Şeddâdîler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevîler ve Afşarlar gibi neredeyse hepsi Türk hanedanları tarafından kurulan devletler boy göstermişti. 1747 yılında Nadir Şah’ın suikaste uğramasıyla birlikte koca&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı devletler bir coğrafyanın kaderini etkiler. 28 Mayıs 1918’de kurulan ve 23 ay gibi kısa bir süre varlık gösteren Azerbaycan Halk Cumhuriyeti de onlardan biri. İslâm dünyasında kurulan ilk cumhuriyet olan bu devlet, bağımsızlık yolunda gelecek nesillerin ilham kaynağı olmuştur. Kısa ömürlü olmasına rağmen iki yılda birçok örnek icraata imza atmış ve adını Türklerin şanlı tarihine yazdırmıştır. Peki bu devlet nasıl kuruldu?</p>
<p>10 Şubat 1828 tarihinde imzalanan Türkmençay Antlaşması’na kadar Azerbaycan topraklarında Şirvanşahlar, Sâcîler, Sâlârîler, Revvâdîler, Şeddâdîler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevîler ve Afşarlar gibi neredeyse hepsi Türk hanedanları tarafından kurulan devletler boy göstermişti. 1747 yılında Nadir Şah’ın suikaste uğramasıyla birlikte koca bir devlet tarih sahnesinden çekildi. Bununla birlikte, kuzeyden güneye bütün Azerbaycan’daki hanlar birbirleriyle savaşmaya başladılar. Afşarlar döneminde atanan valiler, idare ettikleri topraklarda bağımsızlıklarını ilan etmiş ve hanlık iddiasında bulunmuşlardı. Hepsinin hedefi Azerbaycan’ı tek bayrak altında –elbette kendi bayraklarının- yeniden birleştirmekti. Bundan mütevellit aralarında büyük bir rekabet mevcuttu. Ülkenin içinde bulunduğu bu parçalanmışlık ve iç savaş ortamı yıllardır bu topraklara göz diken, zengin servetlerine sahip olmak isteyen Rus İmparatorluğu’nun iştahını kabartıyordu.</p>
<p>Güney Azerbaycan’ı kendi yönetimi altında birleştirip Kaçarlar Devleti’ni kuran Ağa Muhammed Şah Kaçar 1795 ilkbaharında Azerbaycan’a girdi. Azerbaycan’ın Karabağ Hanlığı dışındaki esas ve kritik yerlerini boyunduruğu altına aldıktan sonra Rus İmparatorluğu ile birlik kuran Kartli-Kaheti Krallığı’nın üzerine yürüdü. Bundan önce II. Erekli ile Rus çariçesi II. Katerina arasında 24 Temmuz 1783’te imzalanan Georgiyevsk dostluk anlaşmasına istinaden Rusların buraya yardım göndermesi gerekiyordu. Lakin Katerina hile yaparak Muhammed Şah’ın Gürcistan işgaline göz yumdu ve “Doğuyu Kaçar’ın tecavüzünden korumak” bahanesiyle göz bebeği Valerian Zubov’u büyük bir ordu ile Şah’ın üzerine gönderdi. Valerian Zubov bu sefer sırasında birçok başarı elde etmesine rağmen, 1796 yılında ölen Katerina’nın oğlu Pavel ondan ordusunu Azerbaycan’dan çekmesini istedi.</p>
<p>Ağa Muhammed Şah 1797 yılında Şuşa şehrinde bir suikast ile öldürüldü. 1802’de Çar I. Aleksandr Kartli-Kaheti Krallığı’nı feshetti, böylece Azerbaycan işgalinin ilk dönemi başlamış oldu. Çünkü Kartli-Kaheti Krallığı feshedilmeden önce, Rus ordusunun yardımıyla Azerbaycan’da Borçalı, Kazak ve Şemşedili bölgelerini işgal etmişti. XII. David’in işgal ettiği bu topraklar da Rus sınırlarına geçti. 1804 yılında Gürcü asıllı Rus general Pavel Sisianov’un Azerbaycan’a girmesiyle işgal resmen başlamış oldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safevîler, Osmanlı Toprağı Bağdat’a Neden Göz Dikmişti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/safeviler-osmanli-topragi-bagdata-neden-goz-dikmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kazım Kazımov]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kazvin]]></category>
		<category><![CDATA[Safevi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah İsmâil]]></category>
		<category><![CDATA[Şehy Safiyyüddin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8144</guid>

					<description><![CDATA[Azerbaycan ve İran’a 15-18. yüzyıllarda damgasını vuran Safevî Hanedanı, 14. yüzyılda Erdebil eyaletinde yaşayan Safeviyye tarikatının pîri Şeyh Safiyyüddin’in soyuna dayanmaktadır. 16. yüzyıla kadar Sünnî bir tasavvuf hareketi olarak varlığını sürdüren Safeviyye, İsmâil Mirza veya bilinen adıyla Şah İsmâil döneminde köklü bir değişim yaşadı. 1501 yılında Şah İsmâil, Akkoyunluların son hükümdarı Algas Mirza’yı mağlup ettikten sonra Tebriz’i ele geçirdi. Bu olayla birlikte resmî olarak Safevî Devleti kuruldu. Şah İsmâil, Tebriz’de ismine hutbe okuttu, sikke bastırdı ve taç giydi. Böylece 1736 yılında Nadir Şah’ın devireceği güne kadar devam edecek bir devlet tarih sahnesine çıktı. Safevî Devleti ilk yıllarda Güney Kafkasya, Azerbaycan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan ve İran’a 15-18. yüzyıllarda damgasını vuran Safevî Hanedanı, 14. yüzyılda Erdebil eyaletinde yaşayan Safeviyye tarikatının pîri Şeyh Safiyyüddin’in soyuna dayanmaktadır. 16. yüzyıla kadar Sünnî bir tasavvuf hareketi olarak varlığını sürdüren Safeviyye, İsmâil Mirza veya bilinen adıyla Şah İsmâil döneminde köklü bir değişim yaşadı. 1501 yılında Şah İsmâil, Akkoyunluların son hükümdarı Algas Mirza’yı mağlup ettikten sonra Tebriz’i ele geçirdi. Bu olayla birlikte resmî olarak Safevî Devleti kuruldu. Şah İsmâil, Tebriz’de ismine hutbe okuttu, sikke bastırdı ve taç giydi. Böylece 1736 yılında Nadir Şah’ın devireceği güne kadar devam edecek bir devlet tarih sahnesine çıktı.</p>
<p>Safevî Devleti ilk yıllarda Güney Kafkasya, Azerbaycan ve İran topraklarında yaşanan kaotik atmosferden faydalanarak hızla genişledi. Şah İsmâil önce 1500 yılında Cabanı Savaşı’yla Şirvanşahları hâkimiyeti altına aldı. Daha sonra fiilî olarak ikiye bölünmüş olan Akkoyunlu hanedanının iki hükümdarını -Murat ve Algas Mirzaları- mağlup etti; ardından topraklarını İran’a kadar genişletti. 1510 yılında Orta Asya’da Şeybânîleri yenmesiyle artık rakip olarak Osmanlı’yı görmeye başladı. 1514 yılında Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’in mağlup olmasının ardından Safevîlerin yükselişi durdu; 1524 yılına kadar bir daha genişleme teşebbüsünde bulunmadılar. 1524’te Şah İsmâil öldükten sonra yerine oğlu I. Tahmasb geçti. Tahmasb’ın 1576 yılına kadar süren ve babasına nispetle daha sakin geçen 52 yıllık uzun bir hükümdarlık dönemi olacaktır.</p>
<p>Tahmasb’tan sonra Safevîlerde ilk iktidar çatışması vuku buldu. Tahmasb’ın çocukları ve II. İsmâil ve Pericihan Hatun arasında taht kavgası yaşandı. Erkek evlat olması nedeniyle bu mücadeleyi kazanıp tahta geçen II. İsmâil, sadece bir yıl iktidarda kaldı; zira 1577 yılında zehirlenerek öldürüldü. Bundan sonra tahta Muhammed Hüdabende geçti. Hüdabende, Safevî şahları arasında karakteristik yapı olarak en zayıf hükümdardır. Gözlerinin sağlıksız olması ve içe dönük yapısı onu bir süre sonra sembolik şah statüsüne taşıdı. Bu dönemde devlet işlerini daha çok eşi Mehdi Ulya yürüttü.</p>
<p>Özellikle Hüdabende döneminde büyük krizlerin başladığı görülür. 16. yüzyıldan itibaren Avrupa devletlerinin deniz yoluyla Hindistan’a ulaşmasıyla Asya ve Avrupa arasındaki ticaret yollarının önemini kaybetmiş olması, ticaret güzergâhında yer alan Safevîler için ekonomik açından büyük bir darbe olur. Safevîler hem yabancı tüccarlardan “Rahdari” adıyla bir vergi alıyor; hem de İsfahan, Kazvin, Rey, Erdebil ve diğer şehirlerde Safevî tüccarları yabancılara mallarını satıyorlardı. Ancak Avrupalıların deniz üzerinden Doğu’ya açılmasının ardından hem İran coğrafyası işlevsizleşti hem de tüccarların malları ellerinde kaldı. Mallarını kendi şehirlerinde satan İranlı tüccarlar artık Hindistan’a ve Portekizlerin elindeki Fars Körfezi (bugünkü Basra Körfezi) kıyısında bulunan Hürmüz şehrine gitmek zorunda kalıyorlardı. Diğer yandan, Osmanlı ve Şeybânîlerle yaşanan savaşlar ve zaman zaman patlak veren isyanlar da Safevîlerin bütçesini zorlamıştı.</p>
<p>Hüdabende döneminde Safevîler; Horasan, Gürcistan, Irak ve Erdebil ile Hal-Hal bölgesi hariç bütün Azerbaycan’ı kaybettiler. Ekonomik şartlar bu dönemde o kadar kötüleşmişti ki, Erdebil’de Safevî şeyhlerinin ve şahlarının türbelerinde bulunan altın eşyalar dahi eritilip para basımında kullanıldı. Tabii ülkeyi sefalete sürükleyen bu durum imparatorluğun kurucu takımı olan Kızılbaşları rahatsız ediyordu. 1579 yılında Kazvin’de Mehdi Ulya olarak bilinen Hayrünnisa Hatun, Kızılbaş emirleri tarafından öldürüldü. Ve nihayet 1587 yılında onların zoruyla Hüdabende tahtını oğlu Abbas Mirza’ya bırakmak zorunda kaldı. Böylece Abbas Mirza, I. Şah Abbas adıyla tahta çıktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ermenistan’ın Rehin Tuttuğu 29 Azerbaycanlı Çocuk Nerede?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/ermenistanin-rehin-tuttugu-29-azerbaycanli-cocuk-nerede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aygün Hasanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 06:29:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Gürcistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7220</guid>

					<description><![CDATA[“Akıbeti belli değil.” Bu cümleyi çocuklar için kullanmak ne kadar üzücü! Azerbaycan topraklarının 1992-93’te Ermenistan ordusu tarafından işgali sırasında rehin alınıp geri verilmeyen 29 çocuk için ne yazık ki bu ifadeyi kullanmak zorundayım. Bu üzücü tablo rakamlara şöyle yansıyor: İşgal sırasında 20 bin insan acımasızca katledilmiş, 50 bin kişi sakat kalmış, 4 bini aşkın kişi de kaybolmuştu. Kayıp vatandaşlardan 52’si çocuk, 292’si kadındır; 392 de ihtiyar vardır. Kayıpların 872’sinin Ermenistan ordusu tarafından esir ve rehin alınıp geri verilmediği biliniyor. Bunların 98’i kadın, 102’si ihtiyar, 29’u ise çocuktur. Bu yazıya konu olan, işte bu 29 çocuk. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararası örgütlere başvuru&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Akıbeti belli değil.” Bu cümleyi çocuklar için kullanmak ne kadar üzücü! Azerbaycan topraklarının 1992-93’te Ermenistan ordusu tarafından işgali sırasında rehin alınıp geri verilmeyen 29 çocuk için ne yazık ki bu ifadeyi kullanmak zorundayım.</p>
<p>Bu üzücü tablo rakamlara şöyle yansıyor: İşgal sırasında 20 bin insan acımasızca katledilmiş, 50 bin kişi sakat kalmış, 4 bini aşkın kişi de kaybolmuştu. Kayıp vatandaşlardan 52’si çocuk, 292’si kadındır; 392 de ihtiyar vardır. Kayıpların 872’sinin Ermenistan ordusu tarafından esir ve rehin alınıp geri verilmediği biliniyor. Bunların 98’i kadın, 102’si ihtiyar, 29’u ise çocuktur. Bu yazıya konu olan, işte bu 29 çocuk.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararası örgütlere başvuru ve taleplerine rağmen Ermenistan uluslararası hukuk normlarını ve en temel insanî değerleri önemsemeksizin bu çocukların akıbetleri konusunda bilgi vermemekte ısrarlı. Kayıp çocuklar bugün hâlâ yakınları tarafından aranıyor, yolları gözleniyor.</p>
<p>Azerbaycan, Almanya, Rusya, Gürcistan ve Ermenistan’ın hukuk savunmacılarından oluşan Uluslararası Çalışma Grubu ve Uluslararası Kızıl Haç Komitesi tarafından Ermenistan ordusunun rehin aldığı insanların akıbeti hakkındaki bilgilerin saklandığı hususunda bazı delillere ulaşılmıştır. Uluslararası Kızıl Haç temsilcileri esir ve rehinelerin bazıları ile görüşmüş, ailelerine mektup getirmiş veya listelerde ulaşılan isimlerini sunmuştur. Buna rağmen Ermenistan esir ve rehineler konusundaki bilgileri saklamakta, soruları cevapsız bırakmaktadır.</p>
<p>Ermenilerin rehin aldıkları çocuklarımızı bize karşı kullanacaklarına şüphe yok. Nitekim rehin alınmış çocuklar arasında bugün yaşı 30-35 olan kız çocukları var ve bugün hangi amaçla kullanıldıklarını düşünmek dahi yürek parçalıyor. Diğer taraftan, Ermenistan’ın insan organlarının satışında donör devletler listesinde ön sırada olduğunu düşününce esir ve rehine vatandaşlarımızın bu açıdan hedef alındığını söylemek de mümkün.</p>
<p>Azerbaycan’ın yaşadığı ciddi sorunlardan biri, kayıp çocuklarla ilgili araştırma yapılmasının imkânsız olmasıdır. Bir başka problem, uluslararası örgütlerin Ermenistan’ın hukuka aykırı davranışlarını görmezden gelmesi, görevlerini sadece teknik biçimde gerçekleştirmekle, örneğin soru mektupları ve listeleri taşımakla postacı hizmeti yapmakla yetinmeleridir. Geçen her günün esirler için daha tehlikeli olduğunu dikkate alırsak, uluslararası örgütlerin süratli ve etkili çalışmasının önemi anlaşılacaktır. Ancak uluslararası örgüt temsilcilerinin, herhangi bir tutuklanma hücresinde bulundukları takdirde esir ve rehine görmedikleri için “Ermenistan’da veya Dağlık Karabağ’da Azerbaycanlı esir ve rehine yoktur, Azerbaycan bu konuda sadece propaganda yapıyor” türünde açıklamada bulunmalarını anlamak güç.</p>
<p>Savaş zamanı esir ve rehin alınanların hakları 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi tarafından korunmaktadır. Buna göre esir ve rehinelere karşı şu davranışlar yasaklanmıştır:</p>
<ol>
<li>a) Hayatına ve şahsiyetine kastetmek, herhangi bir şart altında öldürmek, sakatlamak ve kabalık etmek, işkence yapmak;</li>
<li>b) Rehin almak;</li>
<li>c) Şerefini aşağılamak, hakarette bulunmak.</li>
</ol>
<p>Ayrıca sözleşmenin bu maddesi yaralılar ve hastaların savaş bölgesinden uzaklaştırılması, onlara yardım edilmesi talebinde bulunur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1920’de Karabağ’da Azerbaycanlı Kanı Niçin Döküldü?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/1920de-karabagda-azerbaycanli-kani-nicin-dokuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Kankal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 06:54:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Askeran]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Cevanşir]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Hankendi]]></category>
		<category><![CDATA[malik]]></category>
		<category><![CDATA[Zengezor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6534</guid>

					<description><![CDATA[1920’de önce silahlı Ermenilerin saldırı ve baskınları, ardından Bolşevik istilası karşısında Azerbaycan halkının gösterdiği çetin direnişi, metanet ve dirayeti Azerbaycanlı bir askerin hatıratından okuyoruz. Tercümesine yer verdiğimiz yazı, Azeri Türk dergisinin, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 28 Mayıs 1918’de kuruluşunun 10. sene-i devriyesine mahsusen hazırlanan sayısında “istiklal devri hatıraları” başlığı altında neşredilmiş. “1920’de Karabağ’da niçin Azerbaycanlı kanı döküldü?” sorusuna oldukça dokunaklı bir dille cevap getiren metinde, aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan arasındaki dostluk, kardeşlik ve birlik bağına, iki ülkenin cephedeki müşterek ruhunun bir asır öncesindeki tezahürlerine de şahit oluyoruz. “Millet benliğine malik ve istiklaline sahip olmuştu. Bunu yaşatmak için hududu dâhilindeki zararlı unsurları temizlemek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1920’de önce silahlı Ermenilerin saldırı ve baskınları, ardından Bolşevik istilası karşısında Azerbaycan halkının gösterdiği çetin direnişi, metanet ve dirayeti Azerbaycanlı bir askerin hatıratından okuyoruz. Tercümesine yer verdiğimiz yazı, <em>Azeri Türk</em> dergisinin, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 28 Mayıs 1918’de kuruluşunun 10. sene-i devriyesine mahsusen hazırlanan sayısında “istiklal devri hatıraları” başlığı altında neşredilmiş. “1920’de Karabağ’da niçin Azerbaycanlı kanı döküldü?” sorusuna oldukça dokunaklı bir dille cevap getiren metinde, aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan arasındaki dostluk, kardeşlik ve birlik bağına, iki ülkenin cephedeki müşterek ruhunun bir asır öncesindeki tezahürlerine de şahit oluyoruz.</p>
<p>“Millet benliğine malik ve istiklaline sahip olmuştu. Bunu yaşatmak için hududu dâhilindeki zararlı unsurları temizlemek mecburiyetinde idi. Karabağ’da azınlıkta bulunan Ermeniler, dışarıdan gelen destek ve teşviklerle hükümete itaat etmek istemiyordu. Bunları yola getirmek için bir baba şefkatiyle siyasî ve idarî ne yapabilmek lazım ise hiçbirinden çekinilmemişti. Onlar Azeri hudutları dâhilinde aynı his ile müteessir ve karşılıklı fayda sağlamak ile duygulu bir vatandaş olduklarını unutacak kadar taşkınlıklar gösteriyorlardı. Bunları ısındırmak için millet her türlü münasebetsiz hareketlerini mülayim bir şekilde karşılıyordu. Hükümetin adilane hareketi, bu şımarık Ermeniler üzerinde karşı hareket göstermeye başladı. Milletin şefkatini aczine hamlettiler. Her tarafta isyan emareleri görünüyordu. Birçok silah ve cephane toplamış oldukları anlaşıldı. Taşkınlığa mani olmak için araştırma yapılmıyor, barışçıl hareketlerle işin teskini yoluna gidiliyordu. Bu sırada Karabağ kumandanlığının merkezi Hankendi idi. Burada birinci Cevanşir piyade alayının bir taburu, ikinci Karabağ süvari alayı ve iki bataryalı bir topçu taburu var idi. Vilayet merkezi olan Şuşa’da Cevanşir alayının bir tabur ve bir makineli bölüğü ikamet ediyordu. Zengezor’da aynı alayın iki bölük piyade ile bir topçu takımı bulunuyordu. Askeran’da bir piyade bölüğü vardı. Bu birlikler talim ve terbiyelerle meşgul olmakla beraber düşman karşısında bulunmuş gibi daima emniyet tertibatı almak mecburiyetinde bulunuyordu.</p>
<p>Martın dokuzuncu gecesi sabaha karşı henüz ortalık aydınlanmamıştı, kışlalarda askerlerimiz derin bir sükûnet içerisinde uyuyorlardı. Bu sükûnet her tarafta Ermeni asilerinin silah ve sedaları ile ihlal edilmişti. Artık her tarafta baskına uğramıştık. Hayret içinde silahına sarılan askerimiz dışarı fırlayarak kahpece hayatına suikast edenlerle boğaz boğaza çarpışmaya başladı. Asiler muntazam bir plan dâhilinde hareket ediyordu. Gün ağarmağa başlamış ve ortalık kesif bir sisle kapanmıştı. Birliklerin kumandanları kısa sürede kuvvetlerini bir noktada toplamış ve düşmanlarının üzerine saldırmaya, canavar sürülerini her tarafta dağıtmağa muvaffak olmuşlardı. Asilerin yapmış olduğu baskının hedefi yalnız asker değildi, bu sırf Azeri Türkü’ne idi. Korkak düşman kaçmaya başladı, fakat aman verilmeksizin takip edildi. Kendileriyle sürükledikleri Şuşa ve Hankendi civarındaki Ermenilerle birlikte hadleri bildirilerek itaate getirildi. Artık Karabağ Azerbaycan’a bağlı bir vilayet olmuştu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Karabağ Azerbaycan’ındır” Deyince Benzin Dökerek Diri Diri Yaktılar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/karabag-azerbaycanindir-deyince-benzin-dokerek-diri-diri-yaktilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aygün Hasanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 02:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[aşkarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Karabağ]]></category>
		<category><![CDATA[Mihail Gorbaçov]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5498</guid>

					<description><![CDATA[SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov’un “aşkarlık”, “yeniden kurma” sloganlarıyla başladığı reformdan yararlanan Ermeniler “milletlerin kendi kaderlerini tayin etme prensibini” kullanarak Azerbaycan’ın tarihî arazisi olan Karabağ’ın Ermenistan’la birleştirilmesi için harekete geçti. 1988 Şubat’ından itibaren 500 bin kadar Azerbaycan Türkü Ermenistan’dan kovuldu. 7 Aralık 1988’de Ermenistan’da yaşanan deprem sonrasında ise Azerbaycan, Ermenilere doktor ve kurtarıcı ekipler göndermiş, bu ekipler bir günde 63 Ermeni’yi enkaz altından çıkartmıştı. Lakin 11 Aralık’ta Azerbaycan’dan kalkan İL 76 uçağı deprem bölgesine uçarken Ermeniler tarafından vuruldu. 77 Azerbaycan Türkü uçakla beraber yanarak hayatını kaybetti. Bundan başka Azerbaycan’ın dört bakanı, üst düzey devlet görevlileri ve dört Kazakistan temsilcisinin olduğu helikopter,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov’un “aşkarlık”, “yeniden kurma” sloganlarıyla başladığı reformdan yararlanan Ermeniler “milletlerin kendi kaderlerini tayin etme prensibini” kullanarak Azerbaycan’ın tarihî arazisi olan Karabağ’ın Ermenistan’la birleştirilmesi için harekete geçti. 1988 Şubat’ından itibaren 500 bin kadar Azerbaycan Türkü Ermenistan’dan kovuldu. 7 Aralık 1988’de Ermenistan’da yaşanan deprem sonrasında ise Azerbaycan, Ermenilere doktor ve kurtarıcı ekipler göndermiş, bu ekipler bir günde 63 Ermeni’yi enkaz altından çıkartmıştı. Lakin 11 Aralık’ta Azerbaycan’dan kalkan İL 76 uçağı deprem bölgesine uçarken Ermeniler tarafından vuruldu. 77 Azerbaycan Türkü uçakla beraber yanarak hayatını kaybetti. Bundan başka Azerbaycan’ın dört bakanı, üst düzey devlet görevlileri ve dört Kazakistan temsilcisinin olduğu helikopter, toplantı için Dağlık Karabağ’a uçarken Ermeniler tarafından yine vuruldu. Helikopterdekilerin hepsi yanarak hayatlarını kaybettiler. Kısacası Ermeniler barış adımlarına bu şekilde cevap vermişlerdi.</p>
<p>Karabağ’daki çatışmayı körüklemek; Sovyetlere ülkedeki ekonomik sorunlardan dolayı çıkacak isyanı bastırmak ve Afganistan’dan çıkarılmış orduları yerleştirmek için gerekliydi. Amerika ve Avrupa ise bu çatışmayı Sovyetleri bitirecek bir hamle gibi görüyordu. Böylece Azerbaycan halkı çatışan büyük güçlerin ortasında yalnız başına kaldı. Sovyet yönetiminin haklarını korumadığını gören halk sokaklara çıktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu Azerbaycan’ın Şanlı Tarihinin Değerli Bir Parçasıdır.”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/nuri-pasa-ve-kafkas-islam-ordusu-azerbaycanin-sanli-tarihinin-degerli-bir-parcasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 21:30:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Bakü'nün işgali]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Aliyev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3728</guid>

					<description><![CDATA[İki ülke arasında ana ilke ulu önder Haydar Aliyev’in dediği gibi, “bir millet iki devlet” prensibidir. Mustafa Kemal Paşa’nın da güzel bir sözü var: “Azerbaycan’ın kederi bizim kederimiz, Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir.” Bu iki ilke, Azerbaycan ve Türkiye arasında ilişkilerin temelini teşkil etmektedir. Siyasî, ekonomik ve askerî boyuttaki işbirliğimizi bu prensipler üzerine inşa etmekteyiz. 1918’de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti maalesef yalnızca iki yıl ayakta kalabildi. O zaman Bakü, Ermeni Bolşeviklerin elindeydi. Bakü’nün işgalden azat olunmasında Kafkas İslam Ordusu’nun büyük rolü vardır. Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycanlı ve Türk kardeşlerimizden ibaret olan bir orduydu. Bakü işgalden kurtulunca artık payitaht azat olundu diye&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İki ülke arasında ana ilke ulu önder Haydar Aliyev’in dediği gibi, “bir millet iki devlet” prensibidir. Mustafa Kemal Paşa’nın da güzel bir sözü var: “Azerbaycan’ın kederi bizim kederimiz, Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir.” Bu iki ilke, Azerbaycan ve Türkiye arasında ilişkilerin temelini teşkil etmektedir. Siyasî, ekonomik ve askerî boyuttaki işbirliğimizi bu prensipler üzerine inşa etmekteyiz. 1918’de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti maalesef yalnızca iki yıl ayakta kalabildi. O zaman Bakü, Ermeni Bolşeviklerin elindeydi. Bakü’nün işgalden azat olunmasında Kafkas İslam Ordusu’nun büyük rolü vardır. Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycanlı ve Türk kardeşlerimizden ibaret olan bir orduydu. Bakü işgalden kurtulunca artık payitaht azat olundu diye bütün Azerbaycan halkı büyük bir sevinç yaşadı. Bu, büyük bir iş ve başarıdır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2018">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kafkas İslam Ordusu Altın Şehri Nasıl Kurtardı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kafkas-islam-ordusu-altin-sehri-nasil-kurtardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Anar İskenderov]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 21:20:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas İslam Ordusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3716</guid>

					<description><![CDATA[5.Kafkas Tümeni Genelkurmay Başkanı Rüştü Bey şöyle demektedir: “Kafkas İslam Ordusu’nun dört aydan beri Azerbaycan’ın istiklâli uğruna çarpışarak verdiği şehit ve mecruhların kanları ile sulanan bu kardeş memleketin toprağı üzerinde mütevazı ve hazin mezarlara rastlanmaktadır. Gence’den Bakü’ye, Şamahı’dan Karabağ’a kadar halkın ziyaretgâhı olan kabirler Anadolu Mehmetçiklerinin mübarek kabirleridir. Birçok yerde Mehmetçiklerle yan yana uyuyan Azerbaycan Türkleri de vardır. Türk zabit ve askerleri Azerbaycan’da emsalsiz bir feragatle ve yüksek bir duygu ile çalışmış ve çarpışmışlardır. Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5.Kafkas Tümeni Genelkurmay Başkanı Rüştü Bey şöyle demektedir: “Kafkas İslam Ordusu’nun dört aydan beri Azerbaycan’ın istiklâli uğruna çarpışarak verdiği şehit ve mecruhların kanları ile sulanan bu kardeş memleketin toprağı üzerinde mütevazı ve hazin mezarlara rastlanmaktadır. Gence’den Bakü’ye, Şamahı’dan Karabağ’a kadar halkın ziyaretgâhı olan kabirler Anadolu Mehmetçiklerinin mübarek kabirleridir. Birçok yerde Mehmetçiklerle yan yana uyuyan Azerbaycan Türkleri de vardır. Türk zabit ve askerleri Azerbaycan’da emsalsiz bir feragatle ve yüksek bir duygu ile çalışmış ve çarpışmışlardır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2018">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Nuri Paşa, Doğu’nun Millî Direncini Geniş Bir Coğrafyada Teşkilatlandırabilmiştir.”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/nuri-pasa-dogunun-milli-direncini-genis-bir-cografyada-teskilatlandirabilmistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Enver]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 21:16:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Bakü’nün kurtuluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas İslam Ordusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3715</guid>

					<description><![CDATA[Memleketimizin maruz kaldığı bazı şartların istiklâlimizi ve demokrasimizi zorladığı bir dönemden geçiyoruz. Bu açıdan bakıldığında çok zor şartlar altında, vatan uğruna cansiperane çabalayan, 100 yıl önceki fedakâr neslin hatırlanıp tanınması daha da ehemmiyet kazanıyor. Böyle konuları gündeme getirerek hassasiyet oluşturması ve bilimsel bir ciddiyetle güzide bir sayı daha hazırlamasından dolayı Derin Tarih ekibini tebrik ediyorum. Azerbaycan ve Bakü’nün kurtuluşunun 100. yılını idrak ettiğimiz bugünlerde Kafkas İslam Ordusu Komutanı Merhum Nuri Paşa’nın ve neslinin hayatları boyu cefakârane faaliyetlerini minnetle hatırlıyoruz. Kahramanca verilen askerî mücadelenin yanı sıra, bu nesil en genç yaşlarından itibaren bütün imkânsızlıklara rağmen kendilerini mükemmelen yetiştirmiş ve beka sorununu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memleketimizin maruz kaldığı bazı şartların istiklâlimizi ve demokrasimizi zorladığı bir dönemden geçiyoruz. Bu açıdan bakıldığında çok zor şartlar altında, vatan uğruna cansiperane çabalayan, 100 yıl önceki fedakâr neslin hatırlanıp tanınması daha da ehemmiyet kazanıyor. Böyle konuları gündeme getirerek hassasiyet oluşturması ve bilimsel bir ciddiyetle güzide bir sayı daha hazırlamasından dolayı <em>Derin Tarih</em> ekibini tebrik ediyorum. Azerbaycan ve Bakü’nün kurtuluşunun 100. yılını idrak ettiğimiz bugünlerde Kafkas İslam Ordusu Komutanı Merhum Nuri Paşa’nın ve neslinin hayatları boyu cefakârane faaliyetlerini minnetle hatırlıyoruz. Kahramanca verilen askerî mücadelenin yanı sıra, bu nesil en genç yaşlarından itibaren bütün imkânsızlıklara rağmen kendilerini mükemmelen yetiştirmiş ve beka sorununu öngörerek Doğu’nun millî direncini çok geniş bir coğrafyada teşkilatlandırabilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2018">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakü Fatihi Nuri Paşa’dan Azerbaycan’a Ay-Yıldız Mührü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/baku-fatihi-nuri-pasadan-azerbaycana-ay-yildiz-muhru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Budak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 22:55:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Bakü]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1636</guid>

					<description><![CDATA[Azerbaycan Türklerinin ‘Bakı’ dedikleri bu kadim şehrin kaderi, 1806’da Rus hâkimiyetine geçmesiyle değişti. 19. yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru (1847), ilk petrol kuyusunun açılmasıyla stratejik önemi artan Bakü, 20. yüzyıla gelindiğinde Çarlık Rusya’nın en büyük ve önemli endüstri merkezlerinden biri oldu. Bu yüzden şehir, 1905 ve 1917 Rus-Bolşevik devrim hareketlerinin Güney Kafkasya’daki merkezi konumundaydı. Hatta bu hareketler, Bakü başta olmak üzere bugünkü Azerbaycan’ın yerleşim yerlerinde bir Türk-Ermeni etnik çatışması şeklinde cereyan etmiş ve bu süreçte Rus desteğini alan Ermeniler, binlerce Müslüman-Türkün ölümüne sebep olmuşlardı. Bu bağlamda sadece Ermeni Taşnak-Rus Bolşevik askerî ve siyasî güçlerin eseri olan 31 Mart 1918 tarihli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan Türklerinin ‘Bakı’ dedikleri bu kadim şehrin kaderi, 1806’da Rus hâkimiyetine geçmesiyle değişti. 19. yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru (1847), ilk petrol kuyusunun açılmasıyla stratejik önemi artan Bakü, 20. yüzyıla gelindiğinde Çarlık Rusya’nın en büyük ve önemli endüstri merkezlerinden biri oldu. Bu yüzden şehir, 1905 ve 1917 Rus-Bolşevik devrim hareketlerinin Güney Kafkasya’daki merkezi konumundaydı. Hatta bu hareketler, Bakü başta olmak üzere bugünkü Azerbaycan’ın yerleşim yerlerinde bir Türk-Ermeni etnik çatışması şeklinde cereyan etmiş ve bu süreçte Rus desteğini alan Ermeniler, binlerce Müslüman-Türkün ölümüne sebep olmuşlardı. Bu bağlamda sadece Ermeni Taşnak-Rus Bolşevik askerî ve siyasî güçlerin eseri olan 31 Mart 1918 tarihli katliamı hatırlamak yeterlidir.</p>
<p>1918, Doğu Anadolu ve Güney Kafkasya için kritik olayların yaşandığı bir yıl oldu. Ekim 1917 Bolşevik İhtilali’nin ardından Rus ordusu geri çekilince Ermeniler, “bağımsız Ermenistan”ı kurabilmek hevesiyle bölgede yaşayan Müslümanlara karşı saldırılara başladılar. Bunu önlemek üzere Osmanlı Devleti, 12 Şubat 1918’den itibaren Erzincan’dan doğuya doğru bir askerî harekât düzenledi. Albay Kâzım Karabekir komutasındaki Osmanlı 1. Kafkas Kolordusu tarafından gerçekleştirilen ve 2. Kolordu’nun da destek verdiği harekât, 14 Nisan’da Batum’un geri alınmasıyla sonuçlandı. Bu arada 3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması’yla Ruslar Kars, Ardahan ve Batum’u tahliye ederken aynı şekilde Doğu Anadolu’daki askerî güçlerini de 6 ilâ 8 hafta içinde boşaltacaklardı. En önemlisi, bölgenin geleceği, bölge halkları ile Osmanlı Devleti arasında belirlenecekti. Böylece Osmanlı bu tarihten sonra Kafkasya’da izleyeceği siyasetin uluslararası meşruiyetini de almış oluyordu.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-kasim2016" target="_blank">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
