﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bâbür &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/babur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Nov 2022 07:43:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Bâbür &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bâbürlü Hükümdarı Ekber Şah</title>
		<link>https://www.derintarih.com/iz-birakanlar/baburlu-hukumdari-ekber-sah/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Çıkılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 07:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbür]]></category>
		<category><![CDATA[Ekber Şah]]></category>
		<category><![CDATA[filozof hükümdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8705</guid>

					<description><![CDATA[Yaklaşık 24 bin el yazması eserden oluşan devasa bir kütüphane, koridorları ilim ehliyle dolu bir saray, 14 yaşında tahta çıkıp 49 yıl bir imparatorluğu yönetmiş “filozof hükümdar”&#8230; Sebebi tam tespit edilememiş olsa da okuma yazma öğren(e)memiş, fakat bunu bilmeyenlerin fark edemeyeceği şekilde iyi derecede tarih, edebiyat, şiir bilen, aynı zamanda güçlü bir hafızaya sahip olan ümmî Bâbürlü hükümdarı Ekber Şah’ın entelektüel portresinden bir kesit. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 24 bin el yazması eserden oluşan devasa bir kütüphane, koridorları ilim ehliyle dolu bir saray, 14 yaşında tahta çıkıp 49 yıl bir imparatorluğu yönetmiş “filozof hükümdar”&#8230; Sebebi tam tespit edilememiş olsa da okuma yazma öğren(e)memiş, fakat bunu bilmeyenlerin fark edemeyeceği şekilde iyi derecede tarih, edebiyat, şiir bilen, aynı zamanda güçlü bir hafızaya sahip olan ümmî Bâbürlü hükümdarı Ekber Şah’ın entelektüel portresinden bir kesit.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hint Diyarının Dalgaları Sırrını Seydi Ali Reis’e Açtı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/rota/hint-diyarinin-dalgalari-sirrini-seydi-ali-reise-acti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Çıkılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:48:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Ensârî]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbür]]></category>
		<category><![CDATA[Meysûr]]></category>
		<category><![CDATA[Pânîpet]]></category>
		<category><![CDATA[Zafar Hassan Aybek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8153</guid>

					<description><![CDATA[Arşivlerdeki yazışmalar ciddiyetle incelendiğinde görürüz ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hint Alt Kıtası’nda üç asırdan fazla süre hüküm süren Bâbürlü İmparatorluğu ile diplomatik ilişkileri sandığımızdan çok daha sıkıdır. 1924’te Türkiye’ye gelip Türk vatandaşı olan ve Türk ordusunda görev yapan Zafar Hassan Aybek, Türkiye ile Hint Müslümanlarının geçmişteki ilişkilerine dair vesikaları bulup çıkarmanın zor olmakla birlikte lüzumlu ve faydalı bir uğraşı olduğunu belirttikten sonra, bu alanda çalışacak olanlar için bazı konu başlıkları önerir. Bâbür Şah’ın 1526’da Pânîpet (Panipat) Savaşı’nda İbrahim-i Lûdî’nin fillerle takviye edilmiş ordusunu, Mustafa Rumî ve Ali Kulî adlı iki Türk ustasının döktüğü topları kullanarak bozguna uğratması; Hümayûn’un Şir Şah’ın saldırılarına&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arşivlerdeki yazışmalar ciddiyetle incelendiğinde görürüz ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hint Alt Kıtası’nda üç asırdan fazla süre hüküm süren Bâbürlü İmparatorluğu ile diplomatik ilişkileri sandığımızdan çok daha sıkıdır. 1924’te Türkiye’ye gelip Türk vatandaşı olan ve Türk ordusunda görev yapan Zafar Hassan Aybek, Türkiye ile Hint Müslümanlarının geçmişteki ilişkilerine dair vesikaları bulup çıkarmanın zor olmakla birlikte lüzumlu ve faydalı bir uğraşı olduğunu belirttikten sonra, bu alanda çalışacak olanlar için bazı konu başlıkları önerir. Bâbür Şah’ın 1526’da Pânîpet (Panipat) Savaşı’nda İbrahim-i Lûdî’nin fillerle takviye edilmiş ordusunu, Mustafa Rumî ve Ali Kulî adlı iki Türk ustasının döktüğü topları kullanarak bozguna uğratması; Hümayûn’un Şir Şah’ın saldırılarına dayanamayıp İran’a sığınmasına rağmen, Kanûnî Sultan Süleyman’dan yardım istemesi; Bahadır Şah Gucerâtî’nin Portekizlilere karşı Osmanlı’dan yardım istemesi üzerine Kanûnî’nin emriyle Mısır valisi Hadım Süleyman Paşa’nın yaptığı Hint Deniz Seferi; Şah Cihan’ın çok sevdiği eşi Mümtaz Mahal için Agra’daki meşhur Tac Mahal’i yaptırmak için Osmanlı dahil çeşitli ülkelerden mimar istemesi ve Mimar Sinan’ın çırağı İsa Efendi’nin Hindistan’a giderek Tac Mahal’in inşasında görev alması; Meysûr sultanı Tipû Sultan’ın İngilizlere karşı başlattığı mücadelede I. Abdülhamid ve III. Selim’den yardım talep etmesi; Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’ya karşı Hint Alt Kıtası’ndaki Müslümanların derin bir sevgi ve muhabbet beslemesi; Balkan Harbi’nde Hindistan’dan Dr. Muhtar Ahmed Ensârî idaresinde Türkiye’ye bir sağlık heyeti gönderilmesi; Türk İstiklâl Savaşı’nda Hintli Müslümanlar tarafından yapılan mali yardımlar bu sahada çalışacaklar için Zafar Hassan Aybek’in önerdiği konulardan bazılarıdır.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu ile Hint Alt Kıtası arasındaki ilişkiler bağlamında akla ilk gelen isimlerden biri de denizcilik, astronomi ve coğrafyaya dair eseriyle tanınan Osmanlı denizcisi Seydi Ali Reis’tir. Bu yazımızda 16. yüzyıl Hint Alt Kıtası’nın siyasî ve kültürel şartları hakkında çok değerli bilgiler ve anekdotlar ihtiva eden <em>Mir’atü’l-Memâlik</em> (Ülkelerin Aynası) isimli eserden hareketle, Seydi Ali Reis’in bölgede yaşadıklarına biraz daha yakından bakma fırsatı yakalayacağız.</p>
<p>Doğum tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 16. yüzyılın başlarında İstanbul Galata’da doğduğu tahmin edilen Seydi Ali Reis, Tersâne’de kethüdâlık yapan dedesinin ve babasının izinden giderek küçük yaşta burada çalışmaya başlar. İlk önce azebler kâtipliği görevinde bulunup sonrasında Tersane kethüdâlığına yükselen Seydi Ali Reis, Kanûnî Sultan Süleyman’ın 1522’deki Rodos Seferi’ne katılır. Barbaros Hayreddin Paşa’nın maiyetinde çalışırken Akdeniz’e dair bilgileri iyice öğrenir, Preveze Deniz Savaşı’nda da görev yapar. Sinan Paşa’nın kaptan-ı deryâlığı sırasında onunla birlikte Trablusgarp seferine çıkmıştır.</p>
<p>16. yüzyılın önde gelen denizcilerinden olan ve denizcilik, astronomi, coğrafya gibi farklı alanlarda eserler kaleme alan Seydi Ali Reis çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Galata’da doğup büyüdüğü için “Galatalı” lakabı ile anılmış, şiirlerinde “Kâtibî” mahlasını kullanmıştır. Galata’daki konağı ilim ve şiir erbabının buluşma yeri olmuş, evindeki sohbetler buranın müdavimlerinden olan şair Yetîm tarafından ayrıntılı biçimde tasvir edilmiştir. <em>Hulâsatü’l-hey’e</em>, <em>Mir’ât-ı Kâinât</em>, <em>Kitâbü’l-Muhît</em>, <em>Risâle-i Zâtü’l-Kürsî</em> gibi eserlerin sahibi olan Seydi Ali Reis’in en dikkat çekici çalışmalarından biri <em>Mir’âtü’l-memâlik</em>’tir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hint Alt Kıtası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/hint-alt-kitasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Çıkılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 07:07:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbür]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hint]]></category>
		<category><![CDATA[Manan Ahmed Asif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7023</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı gibi muazzam bir cihan devletinden intikal eden topraklar üzerinde varlığımızı sürdürüyoruz. Bu topraklarla aramızda ciddi bir aidiyet duygusu mevcut. Bu son derece tabii bir şey; ancak tarihe genellikle “Osmanlı merkezli” baktığımız için birtakım sorunlar da yaşıyoruz. Bunların başında “kendimize yabancılaşmak” geliyor. Bu yabancılaşmanın doğal bir neticesi olarak medeniyet tarihi kitaplarında bile yer vermediğimiz Bâbürlülerin hüküm sürdüğü toprakları, Hint alt kıtasını tanımaya çalışalım. Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Butan ve Maldivler’i içine alan geniş coğrafyaya Hint alt kıtası denilir. Bugün bizim için “Hint alt kıtası” müphem veya meçhul bir kavram. Coğrafya literatüründe “alt kıta” (subcontinent) denildiğinde akla Hint alt kıtası&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı gibi muazzam bir cihan devletinden intikal eden topraklar üzerinde varlığımızı sürdürüyoruz. Bu topraklarla aramızda ciddi bir aidiyet duygusu mevcut. Bu son derece tabii bir şey; ancak tarihe genellikle “Osmanlı merkezli” baktığımız için birtakım sorunlar da yaşıyoruz. Bunların başında “kendimize yabancılaşmak” geliyor. Bu yabancılaşmanın doğal bir neticesi olarak medeniyet tarihi kitaplarında bile yer vermediğimiz Bâbürlülerin hüküm sürdüğü toprakları, Hint alt kıtasını tanımaya çalışalım.</p>
<p>Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Butan ve Maldivler’i içine alan geniş coğrafyaya Hint alt kıtası denilir. Bugün bizim için “Hint alt kıtası” müphem veya meçhul bir kavram. Coğrafya literatüründe “alt kıta” (subcontinent) denildiğinde akla Hint alt kıtası geldiği gibi Oxford ve Cambridge gibi İngilizce sözlüklerde “subcontinent” kelimesinin anlamı verildikten sonra örnek olarak hemen Hint alt kıtası (Indian subcontinent) zikredilir. Bu bölge için Güney Asya (South Asia) kullanımı da yaygındır; fakat Güney Asya’ya Hint alt kıtasından farklı olarak Afganistan da dahildir. Yeri gelmişken bir ayrıntıyı da dile getirelim: Hindistan, coğrafî olarak Hint alt kıtası sınırları içinde kalan Hindistan ulus devletini anlatırken Hindûstan yahut Hindu-sitan “Hintlerin yaşadığı diyar” anlamında Hint alt kıtası için kullanılır. Manan Ahmed Asif’in 2020’de neşredilen kitabına The Loss of Hindustan: The Invention of India ismini vermiş olmasının altında da aynı espri yatar.</p>
<p>Kur’an, Hz. Âdem ile eşi Hz. Havvâ’nın cennet nimetlerinden diledikleri gibi istifade ettiklerini, Allah’ın yasak ağaca yaklaşmamaları hususundaki uyarılarına rağmen şeytan tarafından kandırıldıklarını ve işledikleri suç dolayısıyla da cennetten yeryüzüne indirildiklerini haber verir. Kur’an ve sahih hadislerde yer almamakla birlikte Taberî, Mes‘ûdî, Ya‘kūbî gibi Müslüman tarihçilerin naklettiklerine göre yeryüzüne inme emri üzerine Hz. Havvâ Cidde’ye, ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Âdem ise Hindistan’a, rivayetlerin ekserisine göre de Sri Lanka’daki Serendib (Seylan) Adası’na inmiştir. Bu bilgilerin bize anlattığı gerçek ise hayli çarpıcı: Adına Hint alt kıtası denilen devasa coğrafyanın tarihi aslında insanlık tarihi kadar eskidir ve üzerinde Hz. Âdem’in ayak izleri vardır.</p>
<p>Kaynaklar incelendiğinde Hz. Peygamber’in ﷺ Hindistan hakkında malumat sahibi olduğu ve Hindistan’ın fethini müjdelediği görülmektedir. Ahmed b. Hanbel ve Nesâî’nin naklettiği bir hadise göre Hz. Peygamber, Hint gazvesine katılan kimseleri Allah’ın cehennem ateşinden koruyacağını müjdelemiş; bir başka rivayette ise Hint bölgesine yapılacak savaşta şehit düşerse şehitlerin en hayırlısı olacağını haber vermesi üzerine Ebû Hüreyre ömrü yeterse canıyla ve malıyla bu savaşa da katılacağını söylemiştir. İbn Hişam’ın verdiği bilgiye göre Medine’ye gelen bazı insanları gördüğünde Hz. Peygamber’in tepkisi şu şekilde olmuştur: “Hindistan ahalisine benzeyen bu adamlar da kim?” Hint alt kıtasının yetiştirdiği önde gelen âlim ve entelektüellerinden Muhammed Hamidullah tam da bu noktada şu izahı yapar: “Burada hatırlatalım ki Hintliler Arabistan’ın güneydoğu bölgelerinde sıralanan ticaret fuarlarına mal getirir götürürlerdi. Resûlullah’ın bu bölgelere hayli uzun süren bir seyahat yaptığı ispatlanmış olduğuna göre, Hindistanlıları burada görmüş ve tanımış olabilir.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
