﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Baltalimanı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/baltalimani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jul 2022 08:24:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Baltalimanı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Emirgan Çınaraltı’nın Puslu Hatırından Kimler Geçmedi ki?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kadrajdaki-istanbul/emirgan-cinaraltinin-puslu-hatirindan-kimler-gecmedi-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:24:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadrajdaki İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Baltalimanı]]></category>
		<category><![CDATA[Emirgan]]></category>
		<category><![CDATA[Kyparades]]></category>
		<category><![CDATA[Prens Nikola]]></category>
		<category><![CDATA[Semt Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Servi Ormanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan I. Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8273</guid>

					<description><![CDATA[Bu şehri İstanbul yapan en özel tabii güzellik kuşkusuz Boğaziçi’dir. Boğaziçi’nde Baltalimanı’ndan İstinye’ye kadar uzanan Emirgan semti ise İstanbulluların gönlünde eşsiz bir konumdadır. Semt Bizans döneminde Kyparades (Servi Ormanı) olarak adlandırılırmış. Osmanlı döneminde 16. yy. ortalarına doğru Emirgan’ın bulunduğu koruluk Nişancı Feridun Bey’e bağışlanmış ve buraya yazlık köşk, av köşkü ve bahçeler inşa ettirilmişti. Yaklaşık yüz sene sonra Erivan Seferi’nde kaleyi savaşsız teslim etmesi dolayısıyla kale komutanı Tahmasb bir daha memleketi İran’a dönememiş ve İstanbul’a getirilmişti. IV. Murad bu durumdan çok memnun olduğundan koruluğu, Emirgünoğlu Tahmasb Kulu Han’a bağışlamıştı. Böylece semt 17. yy’da Emirgünoğlu Bahçesi ve sonrasında Emirgan olarak anılmaya&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu şehri İstanbul yapan en özel tabii güzellik kuşkusuz Boğaziçi’dir. Boğaziçi’nde Baltalimanı’ndan İstinye’ye kadar uzanan Emirgan semti ise İstanbulluların gönlünde eşsiz bir konumdadır. Semt Bizans döneminde Kyparades (Servi Ormanı) olarak adlandırılırmış. Osmanlı döneminde 16. yy. ortalarına doğru Emirgan’ın bulunduğu koruluk Nişancı Feridun Bey’e bağışlanmış ve buraya yazlık köşk, av köşkü ve bahçeler inşa ettirilmişti. Yaklaşık yüz sene sonra Erivan Seferi’nde kaleyi savaşsız teslim etmesi dolayısıyla kale komutanı Tahmasb bir daha memleketi İran’a dönememiş ve İstanbul’a getirilmişti. IV. Murad bu durumdan çok memnun olduğundan koruluğu, Emirgünoğlu Tahmasb Kulu Han’a bağışlamıştı. Böylece semt 17. yy’da Emirgünoğlu Bahçesi ve sonrasında Emirgan olarak anılmaya başlamıştır. Mirgünoğlu yalısı yerine Sultan I. Abdülhamid 1781’de bir cami yaptırmıştır. Emirgan Hamid-i Evvel Camii günümüzde kısaca Emirgan Camii olarak bilinmektedir1.</p>
<p>Sultan II. Mahmud Tarabya kasrında kaldığı dönemlerde Cuma namazlarını kılmak için sıklıkla Emirgan Camii’ne gitmiştir. Sultan II. Abdülhamid ise diplomasi yoluyla yanında tutmaya çalıştığı Karadağ Prensi Nikola’ya Emirgan’da bir sahilhane (yalı) hediye etmiştir. Giridli Mustafa Paşa Yalısı olarak bilinen Emirgan’daki bu bina Prens Nikola’ya 1889 yılında hediye edilmiştir2. Prens, İstanbul’a yaptığı ziyaretlerde çoğunlukla bu yalıda kalırdı. Bu yalının yerinde günümüzde Sabancı Müzesi olarak kullanılan Atlı Köşk vardır.</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında semtteki yalılar bakımsız kalmış ancak 1950 sonrasında semt yeniden değer kazanmıştır. Emirgan’dan geçen boğaz sahil yolu 1956-1960 arasında açılmış, yolun oluşumunda rıhtım ve deniz doldurularak semte yeni bir biçim verilmiştir. İşte Çınaraltı çay bahçeleri bu dönemde revaç bulmuş ve günümüze kadar ahalinin vakit geçirmekten çok hoşlandığı bir mekân olmuştur.</p>
<p>Biz de ailece önce Emirgan Korusu’na laleleri seyretmeye, sonra Çınaraltı Çay bahçesi ve sahiline giderdik. Eski İstanbullular ne kadar fakir olursa olsunlar, ceplerinde bir bilet ve çay parası varsa gezmeye gidebilirlerdi. En azından Boğaz’da bir çay içmek keyfi ve hedefi vardı akıllarında. O zamanlar İstanbul’un en bakımlı parkı Emirgan Korusuydu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttihâd-ı Millî Osmanlı Sigorta Şirketi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ittihad-i-milli-osmanli-sigorta-sirketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Günaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:30:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Baltalimanı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Pera]]></category>
		<category><![CDATA[Roberto Casseratto]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan I. Ahmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8066</guid>

					<description><![CDATA[Sanayi Devrimi’yle birlikte üretimde ve tüketimdeki yoğun artış, uluslararası ticaretin daha önce görülmemiş seviyelere çıkmasını sağladı. Ticaret hacminin bu derece artması ve çok geniş bir ağa yayılması, tüccarları ve ticarî kurumları mallarını sigortalatmaya sevk etti. Özellikle deniz ticaretinde soygun, saldırı ya da afetler sebebiyle yaşanan kayıpların telafisi, sigortacılığın gelişmesine yol açtı. 19. yüzyılın son çeyreğinde sigortacılığın kurumsallaştığına şahit oluyoruz. Bu şirketlerin amacı ticarette meydana gelebilecek risklerin ortaya çıkaracağı zararın bir kısmını ya da tamamını karşılamaktı ve bu doğrultuda kişi ya da kurumlara hizmet sattılar. Karşılığında üyelerinin başına gelen zararları tazmin ettiler. Osmanlı topraklarında sigortacılık faaliyetlerinin başlaması Avrupa’ya kıyasla daha geçtir.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi Devrimi’yle birlikte üretimde ve tüketimdeki yoğun artış, uluslararası ticaretin daha önce görülmemiş seviyelere çıkmasını sağladı. Ticaret hacminin bu derece artması ve çok geniş bir ağa yayılması, tüccarları ve ticarî kurumları mallarını sigortalatmaya sevk etti. Özellikle deniz ticaretinde soygun, saldırı ya da afetler sebebiyle yaşanan kayıpların telafisi, sigortacılığın gelişmesine yol açtı.</p>
<p>19. yüzyılın son çeyreğinde sigortacılığın kurumsallaştığına şahit oluyoruz. Bu şirketlerin amacı ticarette meydana gelebilecek risklerin ortaya çıkaracağı zararın bir kısmını ya da tamamını karşılamaktı ve bu doğrultuda kişi ya da kurumlara hizmet sattılar. Karşılığında üyelerinin başına gelen zararları tazmin ettiler.</p>
<p>Osmanlı topraklarında sigortacılık faaliyetlerinin başlaması Avrupa’ya kıyasla daha geçtir. Ancak Osmanlılar, yabancı tüccarlar vasıtasıyla sigortacılık sektöründen ve faaliyetlerinden haberdardılar. Sigortacılık kurumları geç karşılık bulmuş olsa dahi Osmanlı Devleti’nin vatandaşlarını ve ticarî ilişkilerini güvende tutan, vuku bulması muhtemel zararları gidermeyi amaçlayan kanunlarının mevcut olduğunu unutmamak gerekir. Padişahlar tarafından yayınlanan kanunnameler ile vatandaşların hırsızlık, cinayet gibi olaylarda zararları karşılanmaktaydı. Örneğin Sultan I. Ahmed döneminde, köylerde ve kervansaraylarda yaşanan hırsızlık olaylarında mağdur olanların zararlarının karşılanması konusunda kanunlar çıkarılmıştır. Bu durumu sigorta olarak adlandıramayız, fakat devlet güvencesinin sağlanması açısından mühim bir uygulamadır.</p>
<p>1838’de imzalanan Baltalimanı Antlaşması ve hemen ertesi yıl ilan edilen Tanzimat Fermanı ile yabancı şirketlere daha fazla ayrıcalık verilmesiyle, dış ticarette muazzam bir artış yaşandı. Bu artışla birlikte İstanbul’da yabancı tüccarların deniz ticaretinde yaşanan zararların tanzimi hususunda duyduğu ihtiyaçtan dolayı 1862’de Giorgio ve Roberto Casseratto kardeşler tarafından Riunione Adriatica di Sicurta (RAS) sigorta şirketinin bir şubesi açıldı. Bu şirket 1874 yılına kadar faaliyetini sürdürdü.</p>
<p>İlk olarak ticarî faaliyetleri güvence altına alma ihtiyacıyla ortaya çıkan sigortacılığa zamanla yangın, nakliyat ve hayat sigortası da eklendi. 1870’de Pera ve Beyoğlu’nda çıkan büyük yangınlar, Osmanlı İmparatorluğu’nda sigortaya yönelik bakış açısının değişmesine yol açtı. Sadece ticaretle uğraşan belirli bir kesimin haberdar olduğu sigortacılık, böylece yangınlarda mallarını ve evlerini kaybeden halkın da ihtiyaç duyduğu bir hizmete dönüştü. İnsanlar bu büyük afetten sonra evlerini, hatta eşyalarını sigorta ettirmeye başladılar. Yangınların ardından 1872 yılında İngiliz sermayeli Sun, Northern ve North British adında üç sigorta şirketi İstanbul’da faaliyete başladı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
