﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Belücistan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/belucistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 07:58:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Belücistan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İran’ın Sınırları İngilizlerin Sömürgeci İhtiraslarına Göre Çizildi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/iranin-sinirlari-ingilizlerin-somurgeci-ihtiraslarina-gore-cizildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Basra Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Belücistan]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Sîstan]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7601</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıldan itibaren petrol ve ideoloji karışımı bir yapının şekillendirdiği Ortadoğu’da -başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere- bugün pek çok ihtilafa ve gerilime yol açan sınırların belirlenmesinde temel aktörler Batılı devletlerdir. Sömürge sürecinde İngiltere ve diğer Batılı devletlerin müdahalesi ile çizilen sınırlar, âdeta bölgedeki doğal kaynakların paylaşılıp yağmalanmasının da bir haritasını yansıtmaktadır. 19. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu, Batı’nın sömürgeci güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ekonomik ve siyasî nüfuz elde etmeye yönelik paylaşım mücadelesine sahne oldu. 1916’da İngilizler ile Fransızların imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması bu paylaşımı resmîleştirirken, hegemonya alanlarının da sınırlarını çizdi. Doğu ile Batı arasındaki geçiş kapısı olan bölgenin jeopolitik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıldan itibaren petrol ve ideoloji karışımı bir yapının şekillendirdiği Ortadoğu’da -başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere- bugün pek çok ihtilafa ve gerilime yol açan sınırların belirlenmesinde temel aktörler Batılı devletlerdir. Sömürge sürecinde İngiltere ve diğer Batılı devletlerin müdahalesi ile çizilen sınırlar, âdeta bölgedeki doğal kaynakların paylaşılıp yağmalanmasının da bir haritasını yansıtmaktadır.</p>
<p>19. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu, Batı’nın sömürgeci güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ekonomik ve siyasî nüfuz elde etmeye yönelik paylaşım mücadelesine sahne oldu. 1916’da İngilizler ile Fransızların imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması bu paylaşımı resmîleştirirken, hegemonya alanlarının da sınırlarını çizdi. Doğu ile Batı arasındaki geçiş kapısı olan bölgenin jeopolitik özellikleri, Batılı işgalcilerin nüfuz ve güç elde etme mücadelesinde iştah kabartan bir saik idi. Bu nedenle, uluslararası sisteme hâkim olan süper güçler ekonomik ve siyasî menfaatleri doğrultusunda Ortadoğu’daki sınır ihtilafları ve anlaşmazlıklarına doğrudan müdahil oldular.</p>
<p>Bölgedeki sınırların şekillenmesinde, Rus-İngiliz-Fransız kuvvetlerinin hırs ve menfaate dayalı 100 yıllık nüfuz çatışması belirleyici olmuştur. Özellikle Hindistan’daki koloni yönetiminin sınırlarını güvence altına almak, çıkarlarını korumak ve daha geniş stratejik alan sağlamak gayesi İngiltere’yi bölgenin haritasının şekillenmesinde öne çıkardı. Çeşitli ekonomik imtiyazlar elde ettikleri İran’ın politik kararlarının yanında sınır konularına dâhil olmaları da bunun bir sonucudur. İngiltere -herhangi bir bölgesini ele geçirme niyetinde olmamasına rağmen- Basra Körfezi, Afganistan, Sîstan ve Belûcistan’ı takiben Horasan’ın kuzeydoğusundan Mekran sahiline uzanan, İran’ın kuzeyinden güneye doğru inen doğu sınırlarının çizilmesinde başat aktördür.</p>
<p>İngilizlerin dâhil olduğu İran-Irak sınır ihtilaflarından en önemlisi Şattülarap kavgasıdır. Tarihî bir geçmişi olan İran-Irak sınırının ilk tespiti 1639’da Osmanlılar ile Safevîler arasında imzalanan Kasrışîrin Antlaşması’na kadar uzanır. 1847’de Osmanlılar ile Kaçarlar arasında imzalanan ve 1913’te tekrar onaylanan antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti Hürremşehir ve geleceğin Abadan şehrini İran’a bırakıyor, karşılığında Şattülarap’ı alıyordu. 1869 yılına gelindiğinde, sınırın tam olarak çizilmesi konusunda nihaî bir anlaşmanın kaçınılmazlığına rağmen bu konuda ilerleme sağlanamamıştı.</p>
<p>1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, İngiliz ve Rus güçleri sınırda ve özellikle de Şattülarap’ta nihaî bir çözümü zorlamak için yeniden müdahalede bulundular. 21 Aralık 1911’de Tahran’da gerçekleşen oturumda, 1847 yılında yapılan anlaşmaya ek bir protokol imzalandı ve karma komisyonun yeniden canlandırılması kararlaştırıldı. 17 Kasım 1913 tarihli İstanbul Protokolü’nde, antlaşmanın Avrupalı sponsorları, mevcut şartların İngiltere’nin menfaatlerine uygun olduğunu gördüler. Bu protokol ile İngilizlerin İran’dan aldığı petrol imtiyazı, onları İran’ın iç ve dış işlerine müdahale eder bir pozisyona getirmişti. Artık 20. yüzyılın ilk yarısında İngiltere, İran’ın dış politikasına da müdahil olmaya başlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Asırdır İslamın Kalbinin Attığı Renkli ve Dertli Ülke Pakistan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/rota/10-asirdir-islamin-kalbinin-attigi-renkli-ve-dertli-ulke-pakistan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Sami Kamadan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 21:42:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Belücistan]]></category>
		<category><![CDATA[Keşmir meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Şâhnâme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3225</guid>

					<description><![CDATA[Pakistan Hint alt kıtasında yaşayan Müslümanları birleştirecek bir devlet olarak planlanmış ve Müslümanların çoğunlukta olduğu eyaletlerin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Pencap, Afganistan, Keşmir ve Sind’in baş harfleri ve Belücistan’ın son hecesi alınmak üzere Pakistan kelimesi zuhur etmiştir. Bu terkip ülkenin kurulduğu 1947 ile yaşıt. Pakistan’ın kuruluşundan önceki tarihiyse -özellikle Keşmir meselesi dolayısıyla ciddi sınır gerginliklerinin yaşandığı- Hindistan ile ortaktır. Ülkenin ilk başkentliğini yapan Karaçi kısa bir süre yerini Ravalpindi şehrine bırakmışsa da, 1960’ta çeşitli sebeplerden ötürü başkentliği İslamabad’a devretmişti. Yeni başkent yeşilliklerle dolu, trafik ve nüfus yoğunluğu olmayan, modern ve sakin bir şehir. Himalayaların devamı olan Margalla dağlarının eteğine kurulmuş.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan Hint alt kıtasında yaşayan Müslümanları birleştirecek bir devlet olarak planlanmış ve Müslümanların çoğunlukta olduğu eyaletlerin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Pencap, Afganistan, Keşmir ve Sind’in baş harfleri ve Belücistan’ın son hecesi alınmak üzere Pakistan kelimesi zuhur etmiştir. Bu terkip ülkenin kurulduğu 1947 ile yaşıt. Pakistan’ın kuruluşundan önceki tarihiyse -özellikle Keşmir meselesi dolayısıyla ciddi sınır gerginliklerinin yaşandığı- Hindistan ile ortaktır.</p>
<p>Ülkenin ilk başkentliğini yapan Karaçi kısa bir süre yerini Ravalpindi şehrine bırakmışsa da, 1960’ta çeşitli sebeplerden ötürü başkentliği İslamabad’a devretmişti. Yeni başkent yeşilliklerle dolu, trafik ve nüfus yoğunluğu olmayan, modern ve sakin bir şehir. Himalayaların devamı olan Margalla dağlarının eteğine kurulmuş. Hemen 15 km güneyinde eski başkent Ravalpindi bulunuyor.</p>
<p>Bölge İslamiyetle Emevî kumandanı Muhammed b. Kasım es-Sekafî kumandasındaki Arap kuvvetleri vasıtasıyla tanışır. Sekafî’nin uyguladığı hoşgörü siyasetiyle İslam dini bu topraklarda kalıcı olur. İslam sancağı sürekli el değiştirse de mahiyetinden hiç taviz verilmemiştir. Özellikle Gazneli Mahmud’un asırları aşıp gelen şöhretine hak vermemek elde değil. Büyük bir devlet adamı ve kültür insanı olan Gazneli Mahmud, her liderin yapması gerektiği gibi ilim adamlarını mahiyetinde kucaklamış; Firdevsî meşhur <em>Şâhnâme</em>’sini bizzat Gazne’ye giderek kendisine sunmuştu. Ayrıca Gazneli Mahmud’un bazı Hint seferlerine de katılan Bîrûnî; Hint inancı, kültürü ve coğrafyasına dair olan ve dünyada Hindoloji sahasında yazılan ilk eser olma özelliğine sahip <em>Tahkîku mâ li’l-Hind</em> adlı eserini yine bu dönemde kaleme almış ve ona sunmuştu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2018">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
