﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beşiktaş &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/besiktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 09:34:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Beşiktaş &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İstanbul’un Kalbini Çalan Yeşil Kırmızı Vagonlar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kadrajdaki-istanbul/istanbulun-kalbini-calan-yesil-kirmizi-vagonlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 05:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadrajdaki İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[2.Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Azapkapı]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beyazıt Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Avni Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Reisi Kamil Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7797</guid>

					<description><![CDATA[1957 yılının Beyazıt Meydanı’ndayız. İki vagondan oluşan bir tramvay&#8230; Önde vatmanın bulunduğu kırmızı vagon birinci mevki, arkasındaki yeşil vagon ise ikinci mevki. Aralarındaki fark? Basit, para&#8230; İki katı daha fazla ücret verebiliyorsanız maroken sünger dolgulu deri koltuklarda otururdunuz. İkinci mevki vagonlarının koltukları ise tahtadan yapılmıştı. Durakta beklerken böyle iki vagonlu tramvay gelirse şanslıydınız, tercih yapma imkânınız vardı. Ama ya sadece kırmızı vagon gelirse? O zaman yeşil tramvayı beklemek zorundaydınız. Çünkü 2. Dünya Savaşı yıllarının ekonomik krizlerinin daha tam atlatılamadığı 1957 yılında, İstanbul halkı için en büyük problem yokluktu. İstanbul’un tramvayla tanışmasının tarihi 1870’li yıllara kadar gidiyor. İlk atlı tramvay büyük&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1957 yılının Beyazıt Meydanı’ndayız. İki vagondan oluşan bir tramvay&#8230; Önde vatmanın bulunduğu kırmızı vagon birinci mevki, arkasındaki yeşil vagon ise ikinci mevki. Aralarındaki fark? Basit, para&#8230; İki katı daha fazla ücret verebiliyorsanız maroken sünger dolgulu deri koltuklarda otururdunuz. İkinci mevki vagonlarının koltukları ise tahtadan yapılmıştı. Durakta beklerken böyle iki vagonlu tramvay gelirse şanslıydınız, tercih yapma imkânınız vardı. Ama ya sadece kırmızı vagon gelirse? O zaman yeşil tramvayı beklemek zorundaydınız. Çünkü 2. Dünya Savaşı yıllarının ekonomik krizlerinin daha tam atlatılamadığı 1957 yılında, İstanbul halkı için en büyük problem yokluktu.</p>
<p>İstanbul’un tramvayla tanışmasının tarihi 1870’li yıllara kadar gidiyor. İlk atlı tramvay büyük merak uyandırmış, 31 Temmuz 1871’de Azapkapı-Beşiktaş hattında hizmete başlamıştı. Tophane’de düzenlenen merasime Şura-yı Devlet Reisi Kamil Paşa, Hüseyin Avni Paşa, Ethem Paşa ile devlet ileri gelenleri ve yabancı ülke elçileri katılmışlardı.</p>
<p>Tramvay ağı daha sonra Azapkapı-Aksaray, Aksaray-Yedikule ve Aksaray-Topkapı hatlarıyla genişletildi. Balkan Harbi’nde tramvay idaresine ait 430 adet at, devlet tarafından satın alınınca, İstanbul bir sene tramvaysız kaldı. 1913’te Silahtarağa’da ilk elektrik santralinin açılmasının ardından 25 Ocak 1914’te Galata Köprüsü üzerinde ilk elektrikli tramvay çalıştırıldı. Bir ay sonra bu tramvay Karaköy-Ortaköy hattında düzenli seferlere başlayınca büyük bir merasim tertip edildi.</p>
<p>Fotoğrafını gördüğümüz 34 numaralı Beşiktaş-Fatih tramvayı, şehrin en önemli akslarından birindeydi ve daima kalabalıktı. Fatihten kalkan tramvay, Şehzadebaşı Camii’nin önünden geçerek Vezneciler, Beyazıt, Sultanahmet, Bahçekapı, Eminönü, Karaköy ve Tophane üzerinden Beşiktaş’a varırdı. Tramvaylar Avrupa yakasından 1961’de kaldırılmış, Üsküdar-Kadıköy hattı ise 1966’ya kadar devam etmiştir.</p>
<p>Ben o yıllardaki tramvaya ve mevkili vagonlara yetişemedim. Ancak şehir hatları vapurlarındaki birinci ve ikinci mevkii ve bazılarındaki lüks kamara ayrımını gördüm. Yani “Lüküs kamarada kimler oturur?” sözünü sadece şarkılarda duymadık; biz de sorduk annemize, babamıza. Memur ailesi olduğumuz için vapurla karşıya geçtiğimizde ikinci mevkide, yani vapurun ön kısmındaki tahta koltuklarda seyahat ederdik. 1970’lerin ortasında bu ayrım ortadan kalktı. İşte o zaman, büyük bir memnuniyetle, vapurların arka tarafındaki süngerli deri koltuklarda oturmayı tercih ettik. Hem de aynı paraya. Eskiden daha basit şeylerden memnun olunurdu. Ya şimdi?</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2022">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Libya’da Bir Osmanlı Şehzadesi: Osman Fuad Efendi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/libyada-bir-osmanli-sehzadesi-osman-fuad-efendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 03:45:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Busayri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuloğulları]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarb]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Reis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5553</guid>

					<description><![CDATA[İslam dünyasında esmekte olan ‘devrim fırtınası’, tarih aynasının sık sık yer değiştirmesine sebep oluyor. Bir gün Tunus, öbür gün Mısır, şimdi de Libya var görüntüde. Libya tarihi bir bakıma bizim tarihimiz. İster Anadolu yerlilerinin göçürülmesi ve yerli kızlarla evlenmeleriyle oluşan “Kuloğulları”yla yüzleşin, ister Malta kuşatmasında şehit düşen Trablus’taki Turgut Reis’in Beşiktaş’taki Barbaros’a gönderdiği selamı işitin. Pakistanlı Muhammed İkbal’in bir şiirinde Peygamber Efendimiz’in (sas) kendisine ‘Dünyadan bana ne getirdin?’ diye sorması üzerine içinde Trablusgarb’da dökülen Türk şehit kanları bulunan bir şişe takdim etmesi de, 1991’de Libya Dışişleri Bakanı Busayri’nin şu nefis sözleri de daima hatırlanacak güzelliklerdendir: “Biz Türkiye’yi eleştiriyoruz, zira onu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam dünyasında esmekte olan ‘devrim fırtınası’, tarih aynasının sık sık yer değiştirmesine sebep oluyor. Bir gün Tunus, öbür gün Mısır, şimdi de Libya var görüntüde. Libya tarihi bir bakıma bizim tarihimiz. İster Anadolu yerlilerinin göçürülmesi ve yerli kızlarla evlenmeleriyle oluşan “Kuloğulları”yla yüzleşin, ister Malta kuşatmasında şehit düşen Trablus’taki Turgut Reis’in Beşiktaş’taki Barbaros’a gönderdiği selamı işitin. Pakistanlı Muhammed İkbal’in bir şiirinde Peygamber Efendimiz’in (sas) kendisine ‘Dünyadan bana ne getirdin?’ diye sorması üzerine içinde Trablusgarb’da dökülen Türk şehit kanları bulunan bir şişe takdim etmesi de, 1991’de Libya Dışişleri Bakanı Busayri’nin şu nefis sözleri de daima hatırlanacak güzelliklerdendir: “Biz Türkiye’yi eleştiriyoruz, zira onu çok seviyoruz. Türkiye’yle özel bağımız var ve İslamı 6 asır savunmuş olan Türk halkına saygı duyuyoruz. Bazı ülkeler yanlış yapınca fazla ilgilenmeyiz. Fakat Türk kardeşlerimizi, uzun bir ortak tarihin getirdiği hakla eleştiriyoruz.”</p>
<p>Aslında Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda ilân ettiği cihada can u gönülden katılan nadir Müslüman halklardan biriydi Libyalılar. Daha birkaç yıl önce İtalyanlara karşı ortak bir cihadı beraberce yürüttükleri Türkleri desteklemeyi boyunlarının borcu olarak görmüşlerdi. İşgale uğrayan topraklarını Türkiye’den giden bir avuç subay ve erin yerli halkla el ele vererek Mondros Mütarekesi’ne kadar savunmaları, iki halk arasında kopmaz bağlar temin etmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
