﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bizans İmparatorluğu &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/bizans-imparatorlugu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2020 05:25:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Bizans İmparatorluğu &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cumhuriyet’in En Büyük Malazgirt Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/cumhuriyetin-en-buyuk-malazgirt-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:25:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Roma]]></category>
		<category><![CDATA[müjde]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6312</guid>

					<description><![CDATA[Henüz 40 yıllık bir mazisi bile olmayan Büyük Selçukluların, tarihin gördüğü en büyük siyasî teşekküllerden biri olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nu dize getirdiği Malazgirt Savaşı, yalnızca Türk ve İslam tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli hadiselerinden biridir. 1071 Ağustos’unda meydana gelen bu savaştan sonra tarih yeni bir ilerleme hattına girmiş, asırları biçimlendiren Türk-İslam çağı başlamış, tarihteki hiçbir şey artık daha öncesindeki gibi olmamıştır. Fakat aynı zamanda Anadolu Türkiye’sinin kurucu hadisesi de olan Malazgirt zaferine 2010’lu yıllara dek lâyık olduğu önemin verildiğini söylemek mümkün değildir. Bir başka ifadeyle, Malazgirt ve ihtiva ettiği anlam uzun yıllar boyunca ihmâl edilmiş, büyük zaferin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz 40 yıllık bir mazisi bile olmayan Büyük Selçukluların, tarihin gördüğü en büyük siyasî teşekküllerden biri olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nu dize getirdiği Malazgirt Savaşı, yalnızca Türk ve İslam tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli hadiselerinden biridir. 1071 Ağustos’unda meydana gelen bu savaştan sonra tarih yeni bir ilerleme hattına girmiş, asırları biçimlendiren Türk-İslam çağı başlamış, tarihteki hiçbir şey artık daha öncesindeki gibi olmamıştır. Fakat aynı zamanda Anadolu Türkiye’sinin kurucu hadisesi de olan Malazgirt zaferine 2010’lu yıllara dek lâyık olduğu önemin verildiğini söylemek mümkün değildir. Bir başka ifadeyle, Malazgirt ve ihtiva ettiği anlam uzun yıllar boyunca ihmâl edilmiş, büyük zaferin hem Türkiye’nin, hem de bölgemizin tarihî varoluşu açısından sahip olduğu ehemmiyet yeterince değerlendirilememiştir.</p>
<p>2000’lerden itibaren Türk siyasetinde kendini göstermeye başlayan ve 2010’lu yılların ortalarında yoğunluk kazanan “Türkiye’nin 2071 vizyonu” vurgusu ile ülkemizdeki Malazgirt kavrayışının köklü bir dönüşüme uğradığı söylenebilir. Bu süreçte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın özel bir alâka gösterdiği Malazgirt zaferi daha evvel hiç olmadığı kadar güçlü bir biçimde gündeme gelmiş, her yıl geniş katılımlı anma ve kutlama faaliyetleri icra edilmeye başlanmış, konu ile ilgili hem akademi içinden, hem de akademi dışından birçok kitap kaleme alınmış; sempozyum, çalıştay ve konferanslar düzenlenmiş, belgeseller çekilmiş, bilimsel ve kültürel etkinlikler yapılmıştır. Türk siyasetinin 21. yüzyılda evrildiği noktayı göstermesi bir yana, Malazgirt zaferine ve Selçuklulara dair bilginin kitleselleşmesi anlamına da gelen bu gelişmelerin, unutulmuş değerlerimizin yeniden keşfedilmesi bakımından ziyadesiyle kıymetli olduğu açıktır. Malazgirt ile ilgili bu sevindirici sürecin, geçtiğimiz Haziran ayında başlayan geniş ölçekli ve disiplinlerarası bir yüzey araştırması projesiyle taçlandırıldığı müjdesini buradan vermiş olalım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya’nın Ayasofya Şifresi: Fatih Sultan Mehmed</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/rusyanin-ayasofya-sifresi-fatih-sultan-mehmed/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ferrara]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristinyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kiev]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[VIII. Ioannis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6243</guid>

					<description><![CDATA[10. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun etkisiyle Hıristiyanlığa geçen Ruslar yaklaşık 500 yıl boyunca knezlikler halinde Ortodoks olarak hayatlarını sürdürürler. Kiev Metropolitliği üzerinden İstanbul Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. İstanbul henüz fethedilmemiştir ama Türklerin ayak sesleri 15 yıl önceden Bizans’ı ve Batı’yı tedirgin etmeye yetmektedir. Sultan Mehmed’in fethe hazırlandığı dönemde, Papa IV. Eugene 1437’de yaptığı çağrıda, Ortodoks Kilisesi’nin kendisine biat etmesi şartıyla, Bizans İmparatorluğu’nu koruma adına Türklere karşı Haçlı Seferi düzenlemeye davet eder Hıristiyanları. Buna göre Moskova ve Bizans kiliselerine bağlı din adamları 1438 ilkbaharında İtalya’nın Ferrara şehrinde bir araya gelecek, Floransa’ya intikal edilerek ekümenik konsil toplanacaktır. 1436’da Bizans İmparatoru VIII. Ioannis tarafından Kiev&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun etkisiyle Hıristiyanlığa geçen Ruslar yaklaşık 500 yıl boyunca knezlikler halinde Ortodoks olarak hayatlarını sürdürürler. Kiev Metropolitliği üzerinden İstanbul Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. İstanbul henüz fethedilmemiştir ama Türklerin ayak sesleri 15 yıl önceden Bizans’ı ve Batı’yı tedirgin etmeye yetmektedir. Sultan Mehmed’in fethe hazırlandığı dönemde, Papa IV. Eugene 1437’de yaptığı çağrıda, Ortodoks Kilisesi’nin kendisine biat etmesi şartıyla, Bizans İmparatorluğu’nu koruma adına Türklere karşı Haçlı Seferi düzenlemeye davet eder Hıristiyanları. Buna göre Moskova ve Bizans kiliselerine bağlı din adamları 1438 ilkbaharında İtalya’nın Ferrara şehrinde bir araya gelecek, Floransa’ya intikal edilerek ekümenik konsil toplanacaktır.</p>
<p>1436’da Bizans İmparatoru VIII. Ioannis tarafından Kiev Metropoliti olarak atanan Grek asıllı İsidor, Rus Kilisesi’ni temsilen 1437 sonbaharının ilk günlerinde Moskova Knezi II. Vasili’ye Ortodoksların çıkarını koruyacağına dair söz vererek 100 kişi ile yola çıkar. Birkaç papaz ve piskopos ile yaklaşık bir yıl süren yolculuktan sonra 18 Ağustos 1438 günü Ferrara’ya ulaşır Metropolit İsidor. Lakin geç kalmıştır. Konsil 9 Nisan günü açılmıştır çünkü. İsidor ve heyetinin gelmesiyle hararetli tartışmalarda başlar. Katolikler Kutsal Ruh’un Baba ve Oğul’dan, Ortodokslar ise sadece Baba’dan geldiğini savunmaktadır. Ferrara’da toplanan konsil 1439 ilkbaharı ortalarında Floransa’ya taşınır. “Kutsal Ruh” meselesine ilişkin tartışmalar burada kaldığı yerden devam eder. Papa’nın Haçlı Seferi çağrısı gölgede kalır gibi olsa da Osmanlı tehlikesi konsil gündeminden düşürülmez. Üç ay süren konsil görüşmeleri Temmuz başlarında son bulur. Karara göre Ortodokslar ve Katolikler Türklere karşı birleşecektir. Moskova Knezliği’ni temsil eden ve Vasili’ye sözler veren Rusların temsilcisi Metropolit İsidor da birleşmeden yanadır. Toplantının ardından üç ay Venedik’te kaldıktan sonra Moskova’ya dönüş yolunda Lehistan, Litvanya ve Töton Şövalyeleri’ne Papa’nın mektubunu da götürür. 1441 Mart’ında Moskova’ya ulaşır. Ne var ki görüşmelerden çıkan kararı aktarınca, Knez Vasili ve din adamları hoşnut olmaz. Metropolit İsidor tutuklanır, yerine Moskovalı din adamı İona getirilir. Devamında Rus Kilisesi, Papa’yı ruhani lider olarak kabul eden İstanbul Ortodoks Kilisesi’nden ayrıldığını duyurur. Ruslara göre İstanbul’daki Bizans Kilisesi inançlarına ihanet etmiştir.</p>
<p>Böylece Türk korkusu nedeniyle kâbuslar gören Bizans İmparatorluğu yalnız kalır. Çöküşe doğru giderken Batı’da asırlarca devam edecek olan dinî tartışmaların da önünü açmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşgal Altındaki İstanbul Sömürgeci Projelerin Ortadoğu Mikrokozmosudur</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/isgal-altindaki-istanbul-somurgeci-projelerin-ortadogu-mikrokozmosudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdağ Göknar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 11:59:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Balfour Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sevr Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Konstantinapol Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5682</guid>

					<description><![CDATA[Ortadoğu, geç Osmanlı dönemi ve modern Türkiye üzerine çalışan, Duke Üniversitesi Türk ve Ortadoğu Araştırmaları bölümü öğretim üyesi Dr. Erdağ Göknar, 100. yılında İstanbul’un işgalini, seküler Türklüğe dayanan Türk kültür devriminin, hem İngiliz ve Fransızların medenîleştirme misyonlarından, hem de Orta Asya’daki Sovyet Rusya modelinden etkilenmesinin ardında yatan etken olarak değerlendiriyor. İşgali bir millî self-determinasyon hikâyesi olmanın ötesinde, sömürgeci projelerin Ortadoğu mikrokozmosu olarak okuyan farklı ve ufuk açıcı bir değerlendirme. Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortadoğu, geç Osmanlı dönemi ve modern Türkiye üzerine çalışan, Duke Üniversitesi Türk ve Ortadoğu Araştırmaları bölümü öğretim üyesi Dr. Erdağ Göknar, 100. yılında İstanbul’un işgalini, seküler Türklüğe dayanan Türk kültür devriminin, hem İngiliz ve Fransızların medenîleştirme misyonlarından, hem de Orta Asya’daki Sovyet Rusya modelinden etkilenmesinin ardında yatan etken olarak değerlendiriyor. İşgali bir millî self-determinasyon hikâyesi olmanın ötesinde, sömürgeci projelerin Ortadoğu mikrokozmosu olarak okuyan farklı ve ufuk açıcı bir değerlendirme.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emevî Askerleri İstanbul Surlarında</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/emevi-askerleri-istanbul-surlarinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:58:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Haris b. Umeyr Mu'te]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Tebük Gazvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=5062</guid>

					<description><![CDATA[تَفُْتحََنَّ القُْسْطنَطِْينيِةَُّ، فلَنَعِْمَ الْمَِير أمَِيرهَُا، وَلنَعِْمَ الجَْيشُْ ذلَكَِ الجَْيشُْ “İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden ordu ne güzel ordudur!” (Ahmed b. Hanbel, XXXI, 287) Hz. Peygamber (sas) döneminde Müslümanlar düzenli ordu sahibi olan Bizans İmparatorluğu’yla karşı karşıya gelmişlerdi. Allah Elçisi’nin İslam’a davetine Bizans İmparatorluğu’nun Şam bölgesindeki vasalı olan Gassanîler sert tepkiyle karşı verdi. Hatta Resulullah’ın mektubunu Busra Emiri Şürahbil b. Amr’a götüren elçisi Haris b. Umeyr Mu’te’de öldürüldü. Bunun üzerine Mu’te Gazvesi meydana gelmiş, bu gazvede Efendimiz’in çok sevdiği evlatlığı Zeyd b. Harise ile amcasının oğlu Cafer b. Ebi Talib şehit olmuşlardı. Yine Resulullah hicretin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>تَفُْتحََنَّ القُْسْطنَطِْينيِةَُّ، فلَنَعِْمَ الْمَِير أمَِيرهَُا، وَلنَعِْمَ الجَْيشُْ ذلَكَِ الجَْيشُْ</p>
<p><em>“İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan</em></p>
<p><em>ne güzel komutandır, onu fetheden ordu ne güzel ordudur!”</em></p>
<p><em>(Ahmed b. Hanbel, XXXI, 287)</em></p>
<p>Hz. Peygamber (sas) döneminde Müslümanlar düzenli ordu sahibi olan Bizans İmparatorluğu’yla karşı karşıya gelmişlerdi. Allah Elçisi’nin İslam’a davetine Bizans İmparatorluğu’nun Şam bölgesindeki vasalı olan Gassanîler sert tepkiyle karşı verdi. Hatta Resulullah’ın mektubunu Busra Emiri Şürahbil b. Amr’a götüren elçisi Haris b. Umeyr Mu’te’de öldürüldü. Bunun üzerine Mu’te Gazvesi meydana gelmiş, bu gazvede Efendimiz’in çok sevdiği evlatlığı Zeyd b. Harise ile amcasının oğlu Cafer b. Ebi Talib şehit olmuşlardı. Yine Resulullah hicretin 9. yılında Tebük Gazvesi’ne çıkmış, başarılı bir askerî harekâttan sonra çatışma olmaksızın geri dönmüştü. Şam taraflarına komutan olarak Üsame b. Zeyd’i görevlendirdi ancak ömrü vefa etmediğinden gönderilmesi Hz. Ebubekir’e (ra) nasip oldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2019">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ana Tanrıça Kibele Nasıl Meryem’e Dönüştü?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/siradisi-tarih/ana-tanrica-kibele-nasil-meryeme-donustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 21:31:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıradışı Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan alemi]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3829</guid>

					<description><![CDATA[Bizans İmparatorluğu’nda başta Ekümenik olmak üzere önemli konsiller İstanbul’da toplanır, imparatorun gözetimi altında kararlar alınırdı. Bu kural sadece İskenderiye’nin eli sopalı Patriği Kurilos ve selefi Dioscorus tarafından çiğnenmiştir. Doğu Hristiyanlığını parçalayan, devletin 451 Kadıköy Konsili’nden sonra ülkede mezhep birliğini sağlamak için kitlesel katliamlar gerçekleştirdiği Anadolu, Filistin ve Mısır’da oluk gibi kan akıttığı, yüz binlerce insanın hayatına mâl olan gelişmeler, Hıristiyan âleminin liderliğini fiilî olarak ele geçirmeye çalışan İskenderiye Kilisesi’nin muhteris patriklerinin eseridir. İki Ekümenik Konsil (431, 449) neden başkentte toplanmadı da Efes seçildi? Hıristiyan kaynaklarının hiçbirinde bu konuda tatmin edici bir izah yok. Genel olarak Efes’in bir deniz kenti olduğu,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bizans İmparatorluğu’nda başta Ekümenik olmak üzere önemli konsiller İstanbul’da toplanır, imparatorun gözetimi altında kararlar alınırdı. Bu kural sadece İskenderiye’nin eli sopalı Patriği Kurilos ve selefi Dioscorus tarafından çiğnenmiştir. Doğu Hristiyanlığını parçalayan, devletin 451 Kadıköy Konsili’nden sonra ülkede mezhep birliğini sağlamak için kitlesel katliamlar gerçekleştirdiği Anadolu, Filistin ve Mısır’da oluk gibi kan akıttığı, yüz binlerce insanın hayatına mâl olan gelişmeler, Hıristiyan âleminin liderliğini fiilî olarak ele geçirmeye çalışan İskenderiye Kilisesi’nin muhteris patriklerinin eseridir. İki Ekümenik Konsil (431, 449) neden başkentte toplanmadı da Efes seçildi? Hıristiyan kaynaklarının hiçbirinde bu konuda tatmin edici bir izah yok. Genel olarak Efes’in bir deniz kenti olduğu, bütün kiliselerin deniz yolunu kullanarak buraya daha rahat ulaşacakları göz önüne alınarak burasının seçildiği tahmin ediliyor. Ancak bu tahmin gerçeklerle uyuşmuyor; çünkü İskenderiyeli ruhbanlar dışında başka kiliseler deniz yolunu kullanmamışlardı. İstanbul ve Antakya Patrikhaneleri başta olmak üzere, bütün Suriye ve Anadolu piskoposları kara yoluyla gelip gitmişlerdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otranto’nun Fethi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/otrantonun-fethi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[beylik ve devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3657</guid>

					<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştirilen fetihlere bakacak olursak, İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu’na son verildikten sonra daha başka birçok devletin ya tamamen ortadan kaldırıldığını ya da tâbi hale getirildiğini ve daha başka şehir ve kalelerin fethedildiğini görürüz. Nitekim Cenevizlilerin elindeki Enez Dükalığı, Atina’daki İtalyan Dükalığı, Mora Rum Despotluğu, Sırbistan Krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Eflak Prensliği, Midilli Ceneviz Dükalığı, Bosna Krallığı, Candaroğulları Beyliği, Alâiye Beyliği, Kırım Hanlığı ve Arnavutluk Hükümeti gibi beylik ve devletler Fatih’in 30 yıl süren saltanatı sırasında ya fethedilmiş ya da vasıl olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştı. Bunun yanında bazı devletlere ait kale ve şehirler fethedilerek yeni topraklar elde edildi.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştirilen fetihlere bakacak olursak, İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu’na son verildikten sonra daha başka birçok devletin ya tamamen ortadan kaldırıldığını ya da tâbi hale getirildiğini ve daha başka şehir ve kalelerin fethedildiğini görürüz. Nitekim Cenevizlilerin elindeki Enez Dükalığı, Atina’daki İtalyan Dükalığı, Mora Rum Despotluğu, Sırbistan Krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Eflak Prensliği, Midilli Ceneviz Dükalığı, Bosna Krallığı, Candaroğulları Beyliği, Alâiye Beyliği, Kırım Hanlığı ve Arnavutluk Hükümeti gibi beylik ve devletler Fatih’in 30 yıl süren saltanatı sırasında ya fethedilmiş ya da vasıl olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştı. Bunun yanında bazı devletlere ait kale ve şehirler fethedilerek yeni topraklar elde edildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-3276">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
