﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çanakkale &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/canakkale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2022 07:43:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Çanakkale &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Agamemnon’un Netameli Dönüşü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/agamemnonun-netameli-donusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:43:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Agamemnon]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Limni Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Mondros]]></category>
		<category><![CDATA[Troya Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8150</guid>

					<description><![CDATA[30 Ekim 1918 akşamı, Çanakkale açıklarındaki Limni Adası’nın Mondros limanında Osmanlılar ile İngiltere tarafından temsil edilen İtilaf Devletleri arasında Devlet-i Âliye-yi Osmaniye’yi fiilî olarak tarihin geri dönülmez dehlizlerine gönderen bir anlaşma imzalandı: Mondros Mütârekesi. Osmanlı Devleti adına Bahriye Nâzırı Rauf Bey’in imza koyduğu anlaşma, Mondros limanına demirlemiş olan İngiliz donanmasına ait Agamemnon isimli zırhlı gemide yapılmıştı. Kolaylıkla tahmin edilebilir, anlaşmanın imzalandığı geminin isminin “Agamemnon” olması tesadüf değildi. İngilizlerin İstanbul’u ya da Yunanların Bursa’yı işgalleri esnasında yaptıklarından anlaşılabileceği gibi, Batılılar Osmanlı ülkesini işgal ederken asırlara dayanan bir aşağılık duygusuyla tarihe gönderme yapıyor, “intikam için geri döndüklerini” ima ediyorlardı. Mondros’ta yaşanan da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>30 Ekim 1918 akşamı, Çanakkale açıklarındaki Limni Adası’nın Mondros limanında Osmanlılar ile İngiltere tarafından temsil edilen İtilaf Devletleri arasında Devlet-i Âliye-yi Osmaniye’yi fiilî olarak tarihin geri dönülmez dehlizlerine gönderen bir anlaşma imzalandı: Mondros Mütârekesi. Osmanlı Devleti adına Bahriye Nâzırı Rauf Bey’in imza koyduğu anlaşma, Mondros limanına demirlemiş olan İngiliz donanmasına ait <em>Agamemnon </em>isimli zırhlı gemide yapılmıştı. Kolaylıkla tahmin edilebilir, anlaşmanın imzalandığı geminin isminin “Agamemnon” olması tesadüf değildi.</p>
<p>İngilizlerin İstanbul’u ya da Yunanların Bursa’yı işgalleri esnasında yaptıklarından anlaşılabileceği gibi, Batılılar Osmanlı ülkesini işgal ederken asırlara dayanan bir aşağılık duygusuyla tarihe gönderme yapıyor, “intikam için geri döndüklerini” ima ediyorlardı. Mondros’ta yaşanan da tam olarak buydu. Batı bilincinde ilk Doğu-Batı hesaplaşması olarak kodlanmak istenen Troya Savaşı’nı kazanan Batılı Akhaların komutanı Mykenai Kralı Agamemnon, bir İngiliz gemisinde tecessüm ederek geri dönüyor ve “Troyalıların varisi olup İstanbul’u fetheden Türklerden” intikam alıyordu. İyi de Türklerin Troya ya da Troyalılarla ne ilgisi vardı? Bakalım.</p>
<p>Yunan mitolojisine bakılırsa, tanrılar arasındaki bazı anlaşmazlıklardan kaynaklanan uzunca bir gerilimin ardından MÖ 5. yüzyılda Batı’dan gelen Akhalar Troya’ya saldırmış ve günümüzde Çanakkale dolaylarında olan Anadolu coğrafyasının Batı ucundaki kenti kuşatma altına almışlardı. İyonyalı ozan Homeros, İlyada adını verdiği destanında hikâyeyi olabildiğince ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Yıllarca devam eden kuşatma nihayetinde “tahta at” hilesi ile şehri ele geçiren Akhaların zaferi ile sonuçlanmış ve Troya yerle bir edilmişti. Batı dünyasının Doğu karşısında elde ettiği bu ilk zaferin destansı öyküsü, kendilerini Akhaların varisi olarak gören Batılıların “medenî” ve “barbar” kavramları etrafında şekillenen dünyaya bakışlarını da biçimlendiren kurucu anlatıya tekabül eder.</p>
<p>Troya Savaşı’nı bir çeşit tarihî başlangıç olarak kavrayan medeni Batı, hem kendisini hem de “öteki”ni bu başlangıç zemini üzerinden inşa etmeyi alışkanlık haline getirmiş, söz konusu savaş üzerinden geliştirdiği intikam retoriğini tarihi kavrama aracına dönüştürmüştür. Bunun sonucunda gerek kendisini hedef alan Doğu’nun ileri harekâtlarını, gerekse kendisinin Doğu’ya dönük taarruzlarını Troya’dan hareketle ele almıştır. Dolayısıyla da ortaya şaşırtıcı olmayan bir döngü çıkmıştır: Troya’nın intikamı ve Troya’nın intikamının intikamı. Örneğin Troya’dan kurtulmayı başaran Aeneas İtalyan Yarımadası’na giderek Roma’yı kurduktan sonra Yunanları mağlup ederek Troya’nın intikamını almış, fakat Konstantinopolis’in başkent oluşunu takip eden süreçte Roma’nın Yunanlaşması ile intikam döngüsü bu sefer geriye doğru işleyerek Troya’nın intikamının intikamına dönüşmüştür.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köprülü Tarih Ekolünden Bir Dehâ: Mehmet Altay Köymen</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/koprulu-tarih-ekolunden-bir-deha-mehmet-altay-koymen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 06:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Fuad Köprülü]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi Kürsüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Köymen]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ Tarihi Kürsüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Seyide Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5816</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de yetişen Selçuklu tarihçilerinin duayenlerinden Mehmet Köymen (1916-93), 1916 yılında Ankara’nın Haymana ilçesinin Deveci köyünde dünyaya geldi. Daha doğmadan, babası Ali Rıza Efendi Çanakkale muharebelerinde yaralanmış ve İstanbul Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada şehit olmuştu. Annesi Seyide Hanım, eşinin vefatı üzerine başkasıyla evlendirilince ananesinin yanında yetişen Köymen, ilkokulu Haymana’da okuduktan sonra girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü’nün ilköğretmen kısmının kapatılmasıyla eğitimini Adana Öğretmen Okulu’nda sürdürmüş, 1935 yılında İstanbul Haydarpaşa Öğretmen Okulu’ndan mezun olmuştu. Memleketinde kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Matematik bölümünde eğitime başlamış ise de arkadaşlarının tesiriyle o sırada Ankara’da yeni açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Yeni ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard"><span lang="EN-US">Türkiye’de yetişen Selçuklu tarihçilerinin duayenlerinden Mehmet Köymen (1916-93), 1916 yılında Ankara’nın Haymana ilçesinin Deveci köyünde dünyaya geldi. Daha doğmadan, babası Ali Rıza Efendi Çanakkale muharebelerinde yaralanmış ve İstanbul Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada şehit olmuştu. Annesi Seyide Hanım, eşinin vefatı üzerine başkasıyla evlendirilince ananesinin yanında yetişen Köymen, ilkokulu Haymana’da okuduktan sonra girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü’nün ilköğretmen kısmının kapatılmasıyla eğitimini Adana Öğretmen Okulu’nda sürdürmüş, 1935 yılında İstanbul Haydarpaşa Öğretmen Okulu’ndan mezun olmuştu. Memleketinde kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Matematik bölümünde eğitime başlamış ise de arkadaşlarının tesiriyle o sırada Ankara’da yeni açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Yeni ve Son Zamanlar Zümresi’ne kaydoldu. Derslerine devam ettiği Fuad Köprülü’nün etkisiyle Ortaçağ Tarihi’ne ilgi duyarak üçüncü sınıfta Orta Zaman Tarihi Zümresi’ne geçmiş, başarılı bir eğitim hayatının ardından 1940 yılında mezun olmuştu.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Öğrenciliği sırasındaki başarısıyla hocası Ord. Prof. Dr. Fuad Köprülü’nün dikkatini çeken Köymen, mezun olduktan sonra Köprülü’nün yanında Kirman Selçuklularına dair bir metin neşri çalışmasıyla doktora unvanını aldı. Bu sırada bir yıl kadar Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yapmış; burada Türk, İslam ve Bizans tarihi derslerini okuttu. 1944 yılında ise Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde açılan asistanlık sınavını kazanarak akademik hayata başladı. Dört yıl sonra doçent olan Köymen, bu sırada Almanya, Fransa ve İngiltere’ye giderek meslekî çalışma ve incelemelerde bulunmuş, 1958’de Genel Türk Tarihi Kürsüsü’nde Selçuklu Devri Tarihi profesörlüğüne yükseltilmişti.</span></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2020">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100. Yıldönümünde Mondros Mütarekesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/100-yildonumunde-mondros-mutarekesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 21:04:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Calthorpe]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Orbay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3804</guid>

					<description><![CDATA[18 Mart 1915 günü Çanakkale’yi geçmesine izin vermediğimiz zırhlılardan birinin kaptan köşkündeyiz. Akdeniz’deki İngiliz filosu komutanı Amiral Calthorpe, Osmanlı’nın Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey ile karşı karşıya oturmaktadır. Bir ara müzakereler en kritik madde olan 7. maddede takılacak gibi olur. Bunun üzerine kurt amiral bir hamle yaparak İstanbul’un İtilâf Devletleri tarafından bir deniz üssü olarak kullanılmasını ve Osmanlı liman ve tersanelerinde İtilâf gemilerinin onarım kolaylıklarından yararlanmasını öngören 9. ve Toros tünellerinin işgalini öngören 10. maddelerinin değiştirilmeden kabul edilmesi şartıyla 7. maddenin metinden bütünüyle çıkarılmasını teklif eder. Fakat Osmanlı heyet üyeleri, 9. maddeden İstanbul’un çıkartılması konusuna öylesine odaklanmışlardır ki teklifin kritik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>18 Mart 1915 günü Çanakkale’yi geçmesine izin vermediğimiz zırhlılardan birinin kaptan köşkündeyiz. Akdeniz’deki İngiliz filosu komutanı Amiral Calthorpe, Osmanlı’nın Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey ile karşı karşıya oturmaktadır. Bir ara müzakereler en kritik madde olan 7. maddede takılacak gibi olur. Bunun üzerine kurt amiral bir hamle yaparak İstanbul’un İtilâf Devletleri tarafından bir deniz üssü olarak kullanılmasını ve Osmanlı liman ve tersanelerinde İtilâf gemilerinin onarım kolaylıklarından yararlanmasını öngören 9. ve Toros tünellerinin işgalini öngören 10. maddelerinin değiştirilmeden kabul edilmesi şartıyla 7. maddenin metinden bütünüyle çıkarılmasını teklif eder. Fakat Osmanlı heyet üyeleri, 9. maddeden İstanbul’un çıkartılması konusuna öylesine odaklanmışlardır ki teklifin kritik önemini kavrayamamışlardır. Oysa 9. maddeden “İstanbul” kelimesinin çıkarılması bir şey değiştirmiyordu; zira 8. madde zaten aynı gayeye ulaşılmasına imkân tanıyordu. Bunu fark eden Amiral Calthorpe, makro hamlesini yaparak 9. maddeden “İstanbul” ile ilgili bölümün çıkarılmasını 7. maddenin mütareke metinde kalması şartıyla kabul etti. Osmanlı heyet üyeleri ise bu büyük fırsatı kaçırarak 7. madde konusunda ancak hükümetin görüşünü aldıktan sonra bir düzenleme yapılabileceğini söylediler. Lozan’daki Lord Curzon gibi diplomatlığın biraz da aktörlük olduğunu ispatlarcasına Calthorpe buna, suni bir sabırsızlık ve kızgınlık gösterisi sergileyerek karşı çıktı. Fakat heyet başkanımız Rauf Bey böyle bir konuda hükümet talimatı olmadan karar veremeyeceklerini bildirdi. Nihayet anlaşmanın imzalanacağı 30 Ekim’de İstanbul’dan gelen cevapta 7. maddenin İstanbul istisna tutulmak şartıyla kabulü uygun görüldü. İngilizler gökte ararken yerde bulmuşlardı. Prof. İhsan Şerif Kaymaz’ın dergimizde okuyacağınız yazısından aktardığımız bu çarpıcı sahne, Ege Denizi’ndeki Limni adasının Mondros limanına demirleyen Agamemnon zırhlısındaki bir masa başında bir cihan devletinin nasıl tasfiye edildiğini acı bir şekilde gösteriyor. Öte yandan dergimize iddialı bir mülakat veren Kemal Tahir’in dostu Cengiz Yazoğlu Mondros öncesine uzanarak Osmanlı’nın tasfiyesinin daha Kudüs’ün kaybı (1917) ve Filistin bozgunuyla (1918) başladığını, burada yenilen paşaların her nasılsa Cumhuriyetin kurucuları oldukları iddiasını dile getiriyor. Bu çarpıcı söyleşiyi mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Keza değerli yazarlarımız Mustafa Budak ve İsmail Kara da kapak dosyamıza değerli katkılarda bulundular. Böylece 100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi’ni sebep ve sonuçlarıyla işlemiş bulunuyoruz. Yine dopdolu sayılarda buluşmak dileğiyle, hayırla kalınız efendim.</p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
