﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cemal Abdunnâsır &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/cemal-abdunnasir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 14:50:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Cemal Abdunnâsır &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>II. Abdülhamid’i Sultan Olarak Gören Son Yemenliler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ii-abdulhamidi-sultan-olarak-goren-son-yemenliler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zekeriya Kurşun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 06:03:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Abdunnâsır]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Sa'd b. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7903</guid>

					<description><![CDATA[Acısıyla, tatlısıyla, türküsüyle, kışlasıyla Yemen hep hatırımızdadır. Osmanlı Devleti’nin Yemen’deki varlığı şimdi okuduğunuz dosyada farklı biçimlerde ele alınmıştır. Ama bana göre hâlâ Türkiye’nin tarihi derinliğinde “uç noktası” olan Yemen ile ilgili bilgilerimiz çok eksiktir. İşte size sunduğumuz bu rapor da bunlardan bir tanesidir. Özellikle 1872’den itibaren Yemen’de girişilen ıslahatlar sayesinde bir Yemen-İstanbul hattı kurulmuştu. İstanbul’a gelen giden askerler, memurlar ve hatta sivillere ilaveten halkı temsil eden ulema veya aşiret temsilcileri de vardı. İşte bu sonunculardan bir heyet, 31 Mart hadiselerinden kısa bir süre önce İstanbul’a, Padişah’ın misafirleri olarak gelmişlerdi. Nitekim bu heyet II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine ve Selanik’e sürülmesine de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acısıyla, tatlısıyla, türküsüyle, kışlasıyla Yemen hep hatırımızdadır. Osmanlı Devleti’nin Yemen’deki varlığı şimdi okuduğunuz dosyada farklı biçimlerde ele alınmıştır. Ama bana göre hâlâ Türkiye’nin tarihi derinliğinde “uç noktası” olan Yemen ile ilgili bilgilerimiz çok eksiktir. İşte size sunduğumuz bu rapor da bunlardan bir tanesidir.</p>
<p>Özellikle 1872’den itibaren Yemen’de girişilen ıslahatlar sayesinde bir Yemen-İstanbul hattı kurulmuştu. İstanbul’a gelen giden askerler, memurlar ve hatta sivillere ilaveten halkı temsil eden ulema veya aşiret temsilcileri de vardı. İşte bu sonunculardan bir heyet, 31 Mart hadiselerinden kısa bir süre önce İstanbul’a, Padişah’ın misafirleri olarak gelmişlerdi. Nitekim bu heyet II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine ve Selanik’e sürülmesine de şahit olmuştu. Yemen’e dönen hey’etin içinde bulunan ulemadan Sa’d b. Muhammed eş-Şarkî bir rapor yazarak Yemen İmamı’na sunmuştu. Bu eser yazma olarak uzun yıllar Yemen Büyük Camii’nin kütüphanesinde bekledi, sonra yer değiştirdi. Mısır’daki Cemal Abdünnasır devrimi akabinde oluşan Mısır-Yemen Birliği sürecinde, oradaki diğer birçok eserler ile birlikte bu eserin bir kopyası da Mısır’a ulaştı.</p>
<p>Ben bu raporun varlığını Ürdünlü tarihçi dostum merhum Profesör Muhammed İsa Salihiyye ile Osmanlı Arşivi çıkışında Sultanahmet Camii’nin karşısındaki bir sohbetimizde duymuş ve heyecanlanmıştım. Yayımlama hazırlığında olduğunu ve en kısa zamanda bana da göndereceğini söylemişti.</p>
<p>Kısa bir süre sonra Ürdün’e gittim. Diğer işlerimin yanında mutlaka dostumun yanına uğrayıp en azından yazdıklarını okumayı arzu ediyordum. Nitekim merhum Muhammed İsa Salihiyye’yi,  Ürdün’ün Salt taraflarında bir vadiye hâkim bir tepede inşa ettiği ve kitaplarından başka lüksü olmayan evinde ziyaret ettim. Benim nazarımda konu belli idi. Ama o ömrünün son yıllarında rahat konuşacağı bir arkadaş bulmanın heyecanıyla başka mevzulara girdi. Özellikle Filistin meselesi, Batı Şeria’nın ilhakı kendisinin de içinde yer aldığı Fedailer grubunun başına gelenleri anlattı durdu rahmetli arkadaşım. Yeni şeyler dinlemenin, duymanın etkisiyle raporu tamamen unuttum. Yanından ayrılır ayrılmaz da pişmanlık duydum fakat bir kaç ay sonra postadan gelen bir zarf beni mutlu etti. Zarfın içinde Salihiyye’nin bir mektubu ve yayımladığı söz konusu kitapçık (yani rapor) vardı. Benden kitabı mümkünse Türkçeye tercüme etmemi istiyordu.</p>
<p>Kitap “Şahitlerin Güzün’den II. Abdülhamid’in Hal’ Gecesi” başlığını taşımaktaydı.  “Takyîdu Havadisi İnşâi Tahdîdi Cihadi’s-Sanî” adlı bir yazmanın içinden çıkarılmış ayrı bir bölüm olarak sunulmuştu. Muhammed İsa Salihiyye’nin sunumu ve dipnotlarıyla 100 küsur sahife olan kitabı, o zaman yayımlamaları için bazı yayımcılara teklif ettim ise de pek rağbet görmedi. Bu yüzden de Türkiye’de hiç görülmedi ve kaynak olarak da kullanılmadı.</p>
<p>Rapor, Kanun-i Esasi’nin yeniden ilanından sonra Yemen’de yapılacak ıslahatlar ve talepler hakkında görüşmek üzere gelen heyetin serüvenini anlatmaktadır. Yolculuğun İzmir’den sonrasına şahit olduğumuz rapordan heyetin, saraya mensup bir yaver tarafından karşılanıp gemi ile İstanbul’a geldiğini, İstanbul’da Nişantaşı’ndaki misafirhanede ağırlandıklarını ve ondan sonra da II. Abdülhamid’im hal’ine kadar giden sürece şahit olduklarını okumaktayız.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2022">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Mısırlı Müslümanların Annesi” Zeynep Gazâlî</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/misirli-muslumanlarin-annesi-zeynep-gazali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Bozbeşparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 06:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Abdunnâsır]]></category>
		<category><![CDATA[Dehakliye]]></category>
		<category><![CDATA[Uhud Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Gazâlî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7230</guid>

					<description><![CDATA[Hastanede sedyede uzanmakta olan hanım, birkaç kez bayılıp tekrar ayılmıştı. En son, gözlerini etrafındakilere dikerek ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ağzından güçlükle tek bir kelime döküldü: “Elhamdülillah!” Yanı başında tevekkülle bekleyen eşi, ona ağır bir trafik kazası geçirdiğini,  şoförünün de durumunun iyi olduğunu araya sıkıştırdığı şükür cümleleri ile anlattı. 1964’ün bir Şubat akşamı gerçekleşen bu kazanın ardından ortaya çıkan gelişmeler ve doğan şüpheler, olayın bu hanımın eşinin anlattığı gibi sadece bir “kaza” olmadığını gösterecekti. Hadise, bizzat Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnâsır’ın emriyle gerçekleşen bir suikast tertibiydi. Suikastın amacı da sedyede ağır yaralı halde uzanan; verdiği vaazlar, katıldığı konferanslar ve kaleme aldığı yazılarla&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hastanede sedyede uzanmakta olan hanım, birkaç kez bayılıp tekrar ayılmıştı. En son, gözlerini etrafındakilere dikerek ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ağzından güçlükle tek bir kelime döküldü: “Elhamdülillah!” Yanı başında tevekkülle bekleyen eşi, ona ağır bir trafik kazası geçirdiğini,  şoförünün de durumunun iyi olduğunu araya sıkıştırdığı şükür cümleleri ile anlattı. 1964’ün bir Şubat akşamı gerçekleşen bu kazanın ardından ortaya çıkan gelişmeler ve doğan şüpheler, olayın bu hanımın eşinin anlattığı gibi sadece bir “kaza” olmadığını gösterecekti. Hadise, bizzat Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnâsır’ın emriyle gerçekleşen bir suikast tertibiydi. Suikastın amacı da sedyede ağır yaralı halde uzanan; verdiği vaazlar, katıldığı konferanslar ve kaleme aldığı yazılarla o günlerde Mısır’da fırtınalar estiren Müslüman Kadınlar Birliği’nin başkanı Zeynep Gazâlî’yi ortadan kaldırmaktı. Bu girişim, Gazâlî’yi etkisiz halde getirmek isteyen Mısır yönetiminin ne ilk ne de son teşebbüsü olacaktı.</p>
<p>Zeynep Gazâlî 2 Ocak 1917’de Mısır’ın Dehakliye bölgesinde doğdu. Babası Ezher mezunu, dindarlığında samimi bir pamuk tüccarıydı. Tüccarlığın yanı sıra ilmî faaliyetlere de devam ediyordu ve evini adeta ilmin sürekli gündemde olduğu bir medreseye çevirmişti. Hayat hikâyesi böyle bir ortamda başlayan Gazâlî’ye babası “Zeynep” (Arapçadaki aslıyla: Zeyneb) ismini vermişti. İsminin anlamı gibi o da “babasının süsü” olacaktı. Üç kardeşin en küçüğü olan Zeynep’in yetişmesine babası hususi bir ihtimam gösteriyordu. Onu “Nesibe’m” diye severdi. Bu unvanın atıf yaptığı isim, Uhud Savaşı’nda gösterdiği kahramanlıkla Peygamber Efendimizin (sas) müjdelerine nâil olan hanım sahabi Nesibe binti Ka’b idi. Babası da kızına bu ufku kazandırmak istiyordu. Nitekim Zeynep Gazâlî yaptığı fedakârlıklar, sabrettiği musibetler ve ortaya koyduğu mücadeleyle babasının bu ümidini boşa çıkarmayacaktı.</p>
<p>İyi bir eğitim alan ve tam anlamıyla İslâmî bir terbiye ile yetişen Gazâlî çok sevdiği, karakterini yoğuran ve ömrü boyunca öğrettiği prensiplerden şaşmayacağı öğretmeni olan babasını kaybettiğinde henüz 10 yaşındaydı. Babasının vefatının ardından iki ağabeyi ve annesiyle beraber Kahire’ye taşındılar. Zeynep Gazâlî burada resmî eğitime başlamak istiyordu. Ne var ki ağabeyleri kendisiyle aynı fikirde değildi. Zeynep Kahire’de bir kız okulu bularak müdürüyle bizzat görüştü. Babasını tanıyan müdür, kapısını çalan bu küçük kızdaki azmi görünce onun isteğine bigâne kalamadı ve ağabeyleriyle konuşarak okula kaydedilmesini sağladı. Çalışkan bir öğrenci olan Gazâlî okulun yanında Ezher hocalarından aldığı özel dersler ve okuduğu kitaplarla da kendini geliştiriyordu. Sınıfları başarısıyla çifter çifter atladı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
