﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çin &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/cin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Oct 2022 07:45:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Çin &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sinemada Çin Ve Destansı İki Film</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sinema-tarihi/sinemada-cin-ve-destansi-iki-film/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Önder]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 07:43:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8556</guid>

					<description><![CDATA[Bugün dünyanın en büyük iktisadi gücünü temsil eden Çin, hanedanlıklarla yönetilen parçalı yapısı ve bu köklü yapıyı tehdit eden devrimlerle devasa bir tarihin de yükünü sırtlanır. Çin tarihindeki kritik kırılmaları beyaz perdeye taşıyan iki film, Son İmparator ve Kundun, sadece sinematografik değerleri ve ödülleri ile değil, sinemaseverleri bu kadim coğrafyanın kaderiyle buluşturması bakımından da dikkati hak ediyor. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün dünyanın en büyük iktisadi gücünü temsil eden Çin, hanedanlıklarla yönetilen parçalı yapısı ve bu köklü yapıyı tehdit eden devrimlerle devasa bir tarihin de yükünü sırtlanır. Çin tarihindeki kritik kırılmaları beyaz perdeye taşıyan iki film, Son İmparator ve Kundun, sadece sinematografik değerleri ve ödülleri ile değil, sinemaseverleri bu kadim coğrafyanın kaderiyle buluşturması bakımından da dikkati hak ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kömür Sanayileşmeyle Birlikte “Kara Elmas”a Dönüştü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/komur-sanayilesmeyle-birlikte-kara-elmasa-donustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 08:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Baron François de Tott]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan III. Mustafa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8180</guid>

					<description><![CDATA[Kömür, insanların kadim dönemlerden itibaren bildiği ve kullandığı yeraltı kaynaklarından biridir. Çinlilerin kömürü kullandıklarına dair kayıtlar milattan öncesine uzanır. Fakat tarihçilere göre bu madenin çıkarılıp işlendiğine dair kesin veriler 12. yüzyıla aittir. Yaygın kullanımı ise buharlı gemilerin icadı neticesinde 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Zira bu tarihten sonra hız kazanan sanayileşmeyle birlikte kömür, hem demir-çelik sektörünün hammaddesi hem de her türlü endüstri tesisinin çalışabilmesi için ihtiyaç duyulan yegâne enerji kaynağı haline gelmiş; dünyada tüketilen enerji kaynakları içerisinde kömürün payı hızla artmıştır. 19. yüzyılın ortalarına kadar %20’nin altındayken, 20. yüzyılın başlarında %60’lar düzeyine kadar çıkmıştır. Denilebilir ki elektrik ve petrolden önce dünya endüstri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kömür, insanların kadim dönemlerden itibaren bildiği ve kullandığı yeraltı kaynaklarından biridir. Çinlilerin kömürü kullandıklarına dair kayıtlar milattan öncesine uzanır. Fakat tarihçilere göre bu madenin çıkarılıp işlendiğine dair kesin veriler 12. yüzyıla aittir. Yaygın kullanımı ise buharlı gemilerin icadı neticesinde 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Zira bu tarihten sonra hız kazanan sanayileşmeyle birlikte kömür, hem demir-çelik sektörünün hammaddesi hem de her türlü endüstri tesisinin çalışabilmesi için ihtiyaç duyulan yegâne enerji kaynağı haline gelmiş; dünyada tüketilen enerji kaynakları içerisinde kömürün payı hızla artmıştır. 19. yüzyılın ortalarına kadar %20’nin altındayken, 20. yüzyılın başlarında %60’lar düzeyine kadar çıkmıştır. Denilebilir ki elektrik ve petrolden önce dünya endüstri devlerinin birincil enerji kaynağı kömürdü.</p>
<p>Dünyadaki bu gelişmelerin Osmanlı İmparatorluğu’nu etkilemesi kaçınılmazdı. Zira donanmada buharlı gemilerin kullanımını dikkate almamak imkânsızdı. Ayrıca rakipleriyle arasındaki makasın açılmaması için sanayileşme ve teknolojik gelişmeleri takip etmek zorunluluğu vardı. Bunun bir neticesi olarak, imparatorluk sınırları içinde maden yataklarına dair araştırmalar başlatıldı. Osmanlı sınırları içinde ilk kömür madeni, Sultan I. Mahmud zamanında Fransız asıllı Humbaracı Ahmed Paşa tarafından 1731 yılında Saraybosna’da bulunmuştur. Daha sonra, Sultan III. Mustafa zamanında, yine Fransız kökenli Baron François de Tott tarafından, 1774 yılında İstanbul’a yakın Yedikumlar civarında kömür bulundu. Bulunan her iki kaynak da düşük kalorili linyit kömürüydü ve bu sebeple çok kullanışlı değildi. Bundan sonra Osmanlı donanmasındaki askerler, ülke sınırları içerisinde taş kömürü aramaya devam ettiler.</p>
<p>Anadolu’daki ilk kömür madeni 1829 yılında Zonguldak Havzası’nda keşfedilmiştir. Fakat bunun çıkarılıp işlenmesi ancak ilk taş kömürü işletmesinin kurulmasıyla 1848’de mümkün olmuştur. Söz konusu havza, Ortadoğu’nun en zengin kömür yataklarına sahipti. Ancak ekipman ve teknik yetersizlik sebebiyle üretim azdı. Mesela 1880’de Ereğli Havzası’ndaki üretimin 60 bin ton kadar olduğu biliniyor. Buna bir çözüm olarak, bölge yabancı işletmecilere açılmış ve bu sayı 900 bin tona kadar yükselmiştir. Öte yandan, kamu kuruluşlarının, donanmanın, vapur işletmelerinin ve demiryollarının ihtiyaçları gün geçtikçe artıyordu. Zengin maden yataklarına sahip olmasına karşın Osmanlı İmparatorluğu başta İngiltere olmak üzere, dışarıdan kömür ithal etmek zorunda kalıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümüşün Tarihî Serencamı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/gumusun-tarihi-serencami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 08:24:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Laurium]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[ortadogu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8177</guid>

					<description><![CDATA[Kâğıt paranın tedavüle girmesi ve kullanımının dünya genelinde yaygınlaşmasından önce gümüş, altınla birlikte, para piyasalarının vazgeçilmeziydi. Malumunuz, sadece madenî paraların geçerli olduğu bir ekonomik sistemden bahsediyoruz. İnsanlık tarihinde karşımıza çıkan ilk para örnekleri olan sikkeler, genellikle altın ve gümüşten yapılmış; buna bazen bronz veya bakır da eklenmiştir. Madenî para darbında en çok kullanılan madenlerden biri olması gümüşün insanlık tarihinde farklı bir yere oturmasını sağlamış; devletlerin ve imparatorlukların en önemli zenginlik kaynaklarından biri haline gelmiştir. İsterseniz, bu kıymetli madenin tarihine bir göz atalım. İnsanoğlunun antik çağlardan itibaren çıkartıp işlemeyi başardığı yedi madenden biridir gümüş.  Diğerleri altın, bakır, kalay, kurşun, demir ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâğıt paranın tedavüle girmesi ve kullanımının dünya genelinde yaygınlaşmasından önce gümüş, altınla birlikte, para piyasalarının vazgeçilmeziydi. Malumunuz, sadece madenî paraların geçerli olduğu bir ekonomik sistemden bahsediyoruz. İnsanlık tarihinde karşımıza çıkan ilk para örnekleri olan sikkeler, genellikle altın ve gümüşten yapılmış; buna bazen bronz veya bakır da eklenmiştir. Madenî para darbında en çok kullanılan madenlerden biri olması gümüşün insanlık tarihinde farklı bir yere oturmasını sağlamış; devletlerin ve imparatorlukların en önemli zenginlik kaynaklarından biri haline gelmiştir. İsterseniz, bu kıymetli madenin tarihine bir göz atalım.</p>
<p>İnsanoğlunun antik çağlardan itibaren çıkartıp işlemeyi başardığı yedi madenden biridir gümüş.  Diğerleri altın, bakır, kalay, kurşun, demir ve civadır. Gümüş, bakır ve altın gibi tabiatta temel formda bulunur. Ancak bakırdan farklı olarak, daha çok süs eşyası veya para olarak kullanılmıştır. Bu sebeple tarihte takas yerine kullanılan ilk ilkel paranın gümüş olması muhtemeldir. Altınla kıyaslandığında dünyadaki gümüş kaynakları daha azdır. MÖ 15. yüzyıla kadar Mısır’da altından daha değerli olması da bu yüzdendir. Ancak kimya alanındaki gelişmeler sayesinde gümüş metalinin cevherden çıkarılabilmesiyle bu dengeler değişmiştir.</p>
<p>İnsanoğlunun gümüşü işlemeye başlaması tarihçilere göre 5 bin yıl öncesine uzanıyor. Anadolu ve Ege kıyılarında yapılan araştırmalarda, bundan 4 bin yıl önce gümüşün kurşundan ayrılabildiği tespit edilmiş. Aynı dönemlerde Hindistan, Çin ve Japonya’da da gümüşün işlendiği biliniyor. Tespit edildiğine göre Avrupa’daki en eski gümüş madeni Sardunya Adası’ndadır.</p>
<p>Gümüş özellikle Ortadoğu ve Yunanistan civarında ortaya çıkan uygarlıkların güçlenmesinde belirleyici bir faktör olmuştur. Fenikeliler, bugünkü İspanya topraklarını işgal ettiklerinde bölgedeki gümüş yataklarını tespit etmiş ve bunları gemilerle ülkelerine taşımışlardır. MÖ 1200’lere gelindiğinde gümüş üretimi imparatorlukların temel kaynaklarından biriydi. Bu dönemde Yunanistan’ın Laurium madenlerinde gümüş çıkarılmaya başlanması Atina’nın gücüne güç katmıştır. Hatta Atina’nın yükselişini buna bağlayan tarihçiler de vardır. Sonrasında Yunan ve Roma uygarlıkları zamanında, gümüş sikkeler ekonominin bel kemiğiydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Floransa Porselenlerine Osmanlılar Misafir Olmuş</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/floransa-porselenlerine-osmanlilar-misafir-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Friedrich Böttger]]></category>
		<category><![CDATA[Kral XV. Louis]]></category>
		<category><![CDATA[Saksonya Prensi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7689</guid>

					<description><![CDATA[Doğudan Batı’ya yönelen lüks eşya ticaretinin gözdesi olan porselen, ilk defa Çin’de Geç Doğu Han Sülalesi (MS 202-220) döneminde üretilen en sert seramik üründür. Diğer seramik türlerinden içeriği ve üretim aşamaları ile ayrılmaktadır. Pişmiş toprak ürünlerden veya sert seramikten farklı yanı, kaolen ve feldispat karışımından oluşan hamurudur.  Granit kayaçlardan elde edilen bir kil türü olan ve “Çin kili” olarak da bilinen kaolen ile bir tür kristal olan feldispatın oluşturduğu porselen hamuru, 1250-1450°C’de pişirilerek camsı bir yapıya kavuşmaktadır.  İncecik, pürüzsüz ve yarı saydam yapısıyla Çin porselenleri, Avrupa’da büyük rağbet görmüş ve taklitlerinin üretimine neden olmuştur. Avrupa’da “beyaz altın” olarak nitelenen sert,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğudan Batı’ya yönelen lüks eşya ticaretinin gözdesi olan porselen, ilk defa Çin’de Geç Doğu Han Sülalesi (MS 202-220) döneminde üretilen en sert seramik üründür. Diğer seramik türlerinden içeriği ve üretim aşamaları ile ayrılmaktadır. Pişmiş toprak ürünlerden veya sert seramikten farklı yanı, kaolen ve feldispat karışımından oluşan hamurudur.  Granit kayaçlardan elde edilen bir kil türü olan ve “Çin kili” olarak da bilinen kaolen ile bir tür kristal olan feldispatın oluşturduğu porselen hamuru, 1250-1450°C’de pişirilerek camsı bir yapıya kavuşmaktadır.  İncecik, pürüzsüz ve yarı saydam yapısıyla Çin porselenleri, Avrupa’da büyük rağbet görmüş ve taklitlerinin üretimine neden olmuştur.</p>
<p>Avrupa’da “beyaz altın” olarak nitelenen sert, beyaz ve yarı saydam Çin porselenini üretmek amacıyla uzun yıllar süren araştırma ve denemeler yapılmıştır. Bu çabalar kimyager Johann Friedrich Böttger’in (1682-1719) öncülüğünde, Gottfried Pabst von Ohain (1656-1729) ve doğa bilimci Ehrenfried Walther von Tschirnhaus (1651-1708) tarafından Almanya’da Dresden yakınlarındaki Meissen’de kurulan sert porselen fabrikasında ancak 1708 yılında başarıya ulaşabildi. Böttger ve çalışma arkadaşları, sayısız denemenin ardından, kaolen kullanarak yüksek ısıda pişirilen “Böttger porseleni”ni elde etmeyi başardı. 1710’da Meissen’de Gotik bir saray olan Albrechtsburg’daki fabrika, Saksonya Prensi ve Polonya Kralı (Güçlü) Friedrich August (1670-1733) tarafından açıldı. 1713 yılında da ünlü beyaz sırlı Meissen porselenleri piyasaya çıktı.  Bu başarı endüstriyel casusluk eylemleri ile kısa sürede diğer Avrupa ülkelerine de yayılacaktı.</p>
<p>Viyana Porselen Fabrikası (Wiener Porzellanfabrik) 27 Mayıs 1718’de Kral VI. Karl’ın da bulunduğu bir açılışla hizmete girdi. Avusturya’daki ilk porselen üretimini gerçekleştiren fabrika, açılışından 1744 yılına kadar, Hollandalı Claudius Innocentius du Paquier’e (1679-1751) ait özel bir kuruluş olarak çalışmıştı; bu tarihten kapandığı 1864’e kadar ise imparatorluk fabrikası olarak işletildi. Viyana porselenleri başlangıçta Meissen’den gelen ve porselenin sırrını gizlice beraberlerinde getiren ustalar tarafından üretilmiştir. Meissen’den gelen dekor ustası Konrad Hunger (1717-48) ile fırın ustası Samuel Stöltzel (1685-1737) sayesinde fabrika büyük bir atılım yaptı. Yine Meissen’den, beraberinde çaldığı renk formülleriyle gelen Johann Gregor Höroldt (1696-1775) da özel sırlama teknikleri keşfetmişti.  İlk 40 yıl boyunca Meissen etkisi devam etse de daha sonra Almanya’da Meissen dışında porselen üreten atölyeler, üretimlerini Viyana’nın etkisi altında sürdürmüştür.</p>
<p>Fransa’da ilk kez 1738-56 yılları arasında Vincennes Şatosu’nda kurulan bir fabrikada yumuşak hamurlu ince porselen üretilmiş, 1740’tan itibaren üretim Kral XV. Louis’nin (1710-74) himayesinde sürdürülmüştür. 1753’ten sonra “Manufacture royale de porcelaine” adıyla anılmaya başlanan fabrika 1756’da XV. Louis, Marquise de Pompadour (1721-64) ve sanat direktörü Jean Jacques Bachelier’in (1724-1806) çalışmalarıyla Paris ve Versailles yakınındaki Bellevue Şatosu’na taşındı.  Sèvres Porselen Fabrikası’nın öncülü olan Vincennes’daki fabrika bu süreç içinde üretimine devam etti. Fransız porselenlerinin asıl ünlü grubunu ise Sévres üretimleri oluşturmuştur ki Osmanlı pazarına da hitap eden bir ticarî strateji güdülmüştü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sür Atını Hollanda Çinilerine</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/sur-atini-hollanda-cinilerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 07:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Anvers]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Hindistan Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[Maiolica]]></category>
		<category><![CDATA[Mallorca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7465</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlunun elinde her şekle giren kil, ısı ve nem yalıtımı sağlaması ve hijyenik bir malzeme olması nedeniyle tarih boyunca duvar kaplaması olarak en çok kullanılan yapı malzemelerinden biridir. Pişmiş toprak levhalar, taşıdıkları desenler ve parlak sırlarıyla kapladıkları mekâna estetik özellikler de katarlar. 16. yüzyılda başlayan bir geleneği temsil eden Hollanda duvar çinileri de Avrupalı seyyahların Osmanlı ülkesine ziyaretlerinin yoğunlaştığı, Türklere karşı büyük bir merakın uyandığı, Türk karakterlerinin kitap resimlerine ve sanatsal objelere yansıdığı 1650’lerden itibaren Avrupa’yı kapsayan geniş bir ticarî ağa dahil olmuştur. Avrupa’da desenli duvar çinilerinin kullanımı İspanya’da, İslâm sanatının etkisiyle 12. yüzyılda başlar. Çini üretim teknikleri, ihracat sayesinde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlunun elinde her şekle giren kil, ısı ve nem yalıtımı sağlaması ve hijyenik bir malzeme olması nedeniyle tarih boyunca duvar kaplaması olarak en çok kullanılan yapı malzemelerinden biridir. Pişmiş toprak levhalar, taşıdıkları desenler ve parlak sırlarıyla kapladıkları mekâna estetik özellikler de katarlar. 16. yüzyılda başlayan bir geleneği temsil eden Hollanda duvar çinileri de Avrupalı seyyahların Osmanlı ülkesine ziyaretlerinin yoğunlaştığı, Türklere karşı büyük bir merakın uyandığı, Türk karakterlerinin kitap resimlerine ve sanatsal objelere yansıdığı 1650’lerden itibaren Avrupa’yı kapsayan geniş bir ticarî ağa dahil olmuştur.</p>
<p>Avrupa’da desenli duvar çinilerinin kullanımı İspanya’da, İslâm sanatının etkisiyle 12. yüzyılda başlar. Çini üretim teknikleri, ihracat sayesinde 15. yüzyılda İspanya’dan İtalya’ya geçmiş, ticaret Valencia limanı açıklarındaki Mallorca üzerinden yapıldığı için gönderilen çini ve seramikler “Maiolica” adıyla anılagelmiştir. Batıya göç eden İtalyan ustalar, 16. yüzyılda Anvers’te yoğunlaşan atölyelerini, aşağı Hollanda’nın İspanyol hâkimiyetine girmesi nedeniyle kuzeye taşımak zorunda kalmış ve 1570’lerden itibaren bugünkü Hollanda’nın kuzey eyaletlerinde ilk çini atölyeleri kurulmuştur.</p>
<p>17. yüzyılda Batı Avrupa krallıkları ve kraliyet sarayları arasında zarafet, yumuşaklık ve inceliklerinden dolayı Çin porseleni koleksiyonları yaygınlık kazanır. Kısa sürede halk arasında da yaygınlaşan bu yoğun talep zamanla yerel üretime de yansır. Hollanda’da, mavi-beyaz Çin porseleni ithalatı 1600 yılında Doğu Hindistan Şirketi (VOC: Verenigde Oost-Indische Compagnie) aracılığıyla başlar. Çin porselenleri Amsterdam’dan Avrupa’ya yayılsa da bu porselenlerin son derece pahalı olması bir süre sonra Hollandalı seramik ustaları tarafından taklit edilmelerine yol açar.</p>
<p>17. yüzyıl ortalarındaki Çin iç savaşı nedeniyle ithalat güçleşir. Bir yandan da Hollanda’da giderek artan bira fabrikalarının seramik talebine cevap verebilmek için Delft şehri ve yakın çevresinde seramik endüstrisi gelişir. Bu yoğun üretim günümüze değin sürmüş, Çin porselenlerini taklit eden mavi-beyaz seramik eşyalar Hollanda’nın sembollerinden biri haline gelmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Matbaa Osmanlı’da Devletin Şerefiydi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/matbaa-osmanlida-devletin-serefiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:47:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Francis Bacon]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Gutenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Kore]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Sutra Elması]]></category>
		<category><![CDATA[Tun-Huang]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6036</guid>

					<description><![CDATA[Francis Bacon 1620 yılında dünyadaki en mühim üç buluşun matbaa, barut ve pusula olduğunu söyler. Kâğıt gibi, bu üçünün de vatanı Asya’dır. Müslüman Araplar ve Türkler vasıtasıyla, Endülüs ve Suriye-Anadolu yoluyla Avrupa’ya ulaştırılmışlardır. Matbaa olmasaydı, Rönesans’ın tesirinin çok zayıf olacağını söyleyebiliriz. Matbaa buluş ve fikirlerin yayılmasını kolaylaştırarak ilmin inkişafına hizmet edenken, milliyetçiliğin güçlenmesine ve Avrupa ekonomisinin ilerlemesine de yardımcı olmuştur. Kısacası, Batı medeniyetinin karakterini değiştirmiştir. Ama ilk matbaayı Johann Gutenberg’in geliştirdiğini söylemek hem hatalı, hem de hakkaniyetsizdir. Avrupa’da ilk o bulmuştur lakin Asyalılar asırlardır matbaayı bilir ve kullanırdı. Bir yazıyı veya şekli, bir tahta, metal veya taş bloğa ters olarak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Francis Bacon 1620 yılında dünyadaki en mühim üç buluşun matbaa, barut ve pusula olduğunu söyler. Kâğıt gibi, bu üçünün de vatanı Asya’dır. Müslüman Araplar ve Türkler vasıtasıyla, Endülüs ve Suriye-Anadolu yoluyla Avrupa’ya ulaştırılmışlardır. Matbaa olmasaydı, Rönesans’ın tesirinin çok zayıf olacağını söyleyebiliriz. Matbaa buluş ve fikirlerin yayılmasını kolaylaştırarak ilmin inkişafına hizmet edenken, milliyetçiliğin güçlenmesine ve Avrupa ekonomisinin ilerlemesine de yardımcı olmuştur. Kısacası, Batı medeniyetinin karakterini değiştirmiştir. Ama ilk matbaayı Johann Gutenberg’in geliştirdiğini söylemek hem hatalı, hem de hakkaniyetsizdir. Avrupa’da ilk o bulmuştur lakin Asyalılar asırlardır matbaayı bilir ve kullanırdı.</p>
<p>Bir yazıyı veya şekli, bir tahta, metal veya taş bloğa ters olarak kazıyıp, sonra bunu düz olarak bir başka yere basma sanatı çok eskiye dayanır. Hakiki mânâda matbaa, bir yazıyı hareketli harflerle çoğaltarak basmaktır. Basma sanatına dair en eski eser, MÖ 2000 yıllarına ait, Girit’te bulunmuş bir toprak disktir. Giritliler bu tekniği Hititlerden öğrenmişlerdi. Sonra sahneye Çinliler çıkar. Ağaç matbaa Çin ve Kore’de MÖ 6. asırda kullanılıyordu. Yazıların tek parça blok üzerine kazınıp basılması esasına dayanan blok matbaa ise MS 9. asrın başında keşfedildi. Eldeki en eski matbu kitap 868 tarihli olup Sutra Elması adında bir Budist dua kitabıdır. O devirde matbaacılık umumiyetle Budist rahiplerin elindeydi ve bu dinin yayılması için bir vasıta olarak görülürdü. Harfleri hareketli ilk matbaa, coğrafya itibariyle Çin ve Budistlerle yakın temastaki Uygurlar tarafından inkişaf ettirilmişti. Nitekim 100 yıl kadar evvel Tun-Huang mağarasında hareketli tahta Uygur harfleri ve 5-9. asır arasına ait vesikalar bulunmuştur. 1041’de Bi-Şeng adında Çinli bir demircinin bu harfleri metalden yaptığı tahmin edilmektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
