﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Danıştay &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/danistay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Aug 2020 07:46:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Danıştay &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ayasofya Artık Bir Müze Değildir; Çünkü&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ayasofya-artik-bir-muze-degildir-cunku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 07:46:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6286</guid>

					<description><![CDATA[Kimi müze olarak kalsın, kimi inkılaptan evvelki hâline bakarak cami, kimi de yapılışını nazara alarak kilise olsun dedi. Kimi güya orta bir yol bularak yarısının cami, yarısının kilise olmasını teklif etti. Belki içinden sanat galerisine dönüştürülmesini, hatta yıkılıp yerine otopark yapılmasını bile geçirenler oldu. Nihayet başında kendisini kapalı camileri açtırma mücadelesine hasretmiş İsmail Kandemir adında emekli bir öğretmenin bulunduğu Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Cemiyeti’nin talebi üzerine, Danıştay 10. Dairesi, 10 Temmuz 2020 tarihinde 5 asır cami olarak hizmet veren Ayasofya’yı ibadete kapatıp müzeye dönüştüren 24 Kasım 1934 tarihli münakaşalı Bakanlar Kurulu kararını ittifakla iptal etti. Böylece 70&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kimi müze olarak kalsın, kimi inkılaptan evvelki hâline bakarak cami, kimi de yapılışını nazara alarak kilise olsun dedi. Kimi güya orta bir yol bularak yarısının cami, yarısının kilise olmasını teklif etti. Belki içinden sanat galerisine dönüştürülmesini, hatta yıkılıp yerine otopark yapılmasını bile geçirenler oldu.</p>
<p>Nihayet başında kendisini kapalı camileri açtırma mücadelesine hasretmiş İsmail Kandemir adında emekli bir öğretmenin bulunduğu Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Cemiyeti’nin talebi üzerine, Danıştay 10. Dairesi, 10 Temmuz 2020 tarihinde 5 asır cami olarak hizmet veren Ayasofya’yı ibadete kapatıp müzeye dönüştüren 24 Kasım 1934 tarihli münakaşalı Bakanlar Kurulu kararını ittifakla iptal etti. Böylece 70 senedir devam eden, “açılırdı açılamazdı” düelloları nihayet bularak, koca mabede tekrar cami olma yolu gözüktü.</p>
<p>Danıştay kararının 19 sayfalık esbab-ı mucibesinde (gerekçesinde) şunlar hülasa ediliyor: “Mesele mevzuat, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde değerlendirilerek; Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmed vakfının mülkiyetinde olduğu; cami olarak cemiyetin hizmetine arzedildiği; vakıf senedindeki cami vasfı dışında kullanılmasının ve başka bir maksada tahsisinin hukuken mümkün olmadığı neticesine varılmıştır.</p>
<p>Vakıf senedi, hukuk kaidesi tesir, değer ve kuvvetindedir. Vakfedilen gayrimenkulün vakıf senedindeki vasfının ve kullanılma gayesi değiştirilemez. Bu husus, tüm hakiki ve hükmî şahıslarla beraber, davalı idare için de bağlayıcıdır. Türk hukuk sisteminde kadimden beri korunarak yaşatılan vakfa ait gayrimenkul ve hakların, vakfiyesi istikametinde istifadesine bırakıldığı cemiyet tarafından kullanılmasına engel olunamaz. Vakıf senedinde sürekli olarak tahsis edildiği cami vasfı dışında kullanılması ve başka bir gayeye tahsisi hukuken mümkün değildir.”</p>
<p>Mahkeme, Ayasofya’nın kullanılma şeklinin, iç hukuka göre tayin edilmesinin, gerek 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’ye aykırı olmadığını, gerekse bu çerçevede meydana getirilen UNESCO’ya bağlı Dünya Mirası Listesi’nde yer almasına engel bulunmadığını da beyan etmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aihm ve Türk Yargı Kararları Işığında Mülkiyet Hakkı ve Vakıf Hukukuna Göre “Ayasofya Camii”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/aihm-ve-turk-yargi-kararlari-isiginda-mulkiyet-hakki-ve-vakif-hukukuna-gore-ayasofya-camii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yakup Emre Çoruhlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Kariye Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6274</guid>

					<description><![CDATA[Ayasofya hakkında süregelen tartışmalarda, Dünya’da ve ülkemizde her kesiminden insanlar esere farklı rol ve değerler biçtiler. Bu çeşitliliğin oluşmasının kuşkusuz farklı taraflar bakımından farklı gerekçeleri olabilir. Dinî açıdan bakıldığında Hristiyanlığın en büyük ibadethanelerinden biri olarak inşa edilen eser, Osmanlı döneminde camiye dönüştürülerek fethin sembolü haline gelmiştir. Fetihten sonra inşa edilen pek çok önemli selatin camilerine rağmen imparatorluğun protokol camii olma hüviyetini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bu durum esere yüklenen siyasî rol ile belki de açıklanabilir. Bu çerçevede toplumun bir kesimi, tıpkı ezan ve bayrak kavramlarında olduğu gibi, Ayasofya’ya ülkenin egemenlik haklarının temsili görevini yüklemiştir. Cumhuriyetin ilanında sonra 1934 yılında Bakanlar Kurulu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayasofya hakkında süregelen tartışmalarda, Dünya’da ve ülkemizde her kesiminden insanlar esere farklı rol ve değerler biçtiler. Bu çeşitliliğin oluşmasının kuşkusuz farklı taraflar bakımından farklı gerekçeleri olabilir. Dinî açıdan bakıldığında Hristiyanlığın en büyük ibadethanelerinden biri olarak inşa edilen eser, Osmanlı döneminde camiye dönüştürülerek fethin sembolü haline gelmiştir. Fetihten sonra inşa edilen pek çok önemli selatin camilerine rağmen imparatorluğun protokol camii olma hüviyetini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bu durum esere yüklenen siyasî rol ile belki de açıklanabilir.</p>
<p>Bu çerçevede toplumun bir kesimi, tıpkı ezan ve bayrak kavramlarında olduğu gibi, Ayasofya’ya ülkenin egemenlik haklarının temsili görevini yüklemiştir. Cumhuriyetin ilanında sonra 1934 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile müze olarak kullanılan esere toplumun bir başka kesimi farklı bir misyon yüklemiştir. Ayasofya’nın bu kadar farklı açıdan ele alınması sahip olduğu kültürel değerler ve diğer özelliklerle yakından ilişkilidir.</p>
<p>Nihayetinde eser insanlığın ortak mirası, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan kültür varlığı, koruma statüsüne sahip, mazbut bir vakfın hayrat nitelikli bir taşınmazıdır. Bugüne kadar yapılan tartışmalarda Ayasofya’nın statüsü dinî, siyasî vb. eksende ele alınmış, yapılan yorumlarda eserin cami, müze, hatta kilise olarak kullanılması gerektiğine dair yorumlar yapılmıştır.</p>
<p>Akademik çerçevede çeşitli platformlarda yaptığımız değerlendirmelerde konuya mülkiyet hakkı ve vakıf hukuku açısından yaklaşarak Ayasofya’nın tekrar cami olarak kullanılması gerektiğini, çeşitli hukukî gerekçelere dayanarak, vurguladık (Çoruhlu vd., 2016b). Bu sebeple Danıştay’ın aldığı Ayasofya kararı (Danıştay 10.Dairesi’nin E: 2016/16015 K: 2020/2595 KT:2/7/2020 kararı) sürpriz bir karar değildir. Nitekim mülkiyet ve vakıf yönleriyle benzer özelliklere sahip Trabzon Ayasofya Camii hakkında yapılan yargılama ve sonrasında 2019’da Kariye Camii hakkında verilen mahkeme kararları Ayasofya için ipucu niteliği taşımaktaydı. Bu makalede Ayasofya’nın cami olarak kullanılmasını gerektiren hukuki gerekçeler üzerinde durulacak, konu mülkiyet hakları çerçevesinde ve vakıf yönleriyle ele alınacaktır. Ancak öncelikle vakıf müsesesi hakkında bazı temel kavramları hatırlatmakta fayda bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Andımız’ın Mucidi Reşit Galip Kimdir?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/andimizin-mucidi-resit-galip-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:37:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Andımız]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Galip]]></category>
		<category><![CDATA[Stalin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6147</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye 2013 yılının Ekim ayında kurtulduğu ‘Andımız’ ile bir kere daha yüz yüze gelmiş durumda. Ancak bu defa Andımız’ı gündeme taşıyan siyasiler değil, Andımız’ın kaldırılmasını iptal eden Danıştay oldu. (Şuna Şura-yı Devlet veya Devlet Şurası demek varken bu -taylı ucubeyi dilimize musallat edenler utansın. Yüksek Askerî Şura oluyor da Devlet Şurası neden olmuyor sahi?) O tarihte yaptığı konuşmada Başbakan Erdoğan şunları söylemişti: “Andımız olarak bilinen metnin yazarı son derece tartışmalı isim olan Reşit Galip’ti. Reşit Galip, Türkçe ezan zulmünün mimarlarındandır. Aynı Reşit Galip insanları kafataslarına göre sınıflandıran sözüm ona bir bilim insanıydı. Ant uygulamasının cumhuriyetimizle uzaktan yakından ilgisi yoktur. (…)&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 2013 yılının Ekim ayında kurtulduğu ‘Andımız’ ile bir kere daha yüz yüze gelmiş durumda. Ancak bu defa Andımız’ı gündeme taşıyan siyasiler değil, Andımız’ın kaldırılmasını iptal eden Danıştay oldu. (Şuna Şura-yı Devlet veya Devlet Şurası demek varken bu -taylı ucubeyi dilimize musallat edenler utansın. Yüksek Askerî Şura oluyor da Devlet Şurası neden olmuyor sahi?)</p>
<p>O tarihte yaptığı konuşmada Başbakan Erdoğan şunları söylemişti:</p>
<p>“Andımız olarak bilinen metnin yazarı son derece tartışmalı isim olan Reşit Galip’ti. Reşit Galip, Türkçe ezan zulmünün mimarlarındandır. Aynı Reşit Galip insanları kafataslarına göre sınıflandıran sözüm ona bir bilim insanıydı. Ant uygulamasının cumhuriyetimizle uzaktan yakından ilgisi yoktur. (…) 30’larda Hitler ve Stalin gibi toplumu formatlamak için bu tür uygulamalar yapılıyordu. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çocuklar içtimaa dizildiği, ırkçı sloganlar okunan metinler göremezsiniz.”</p>
<p>Aradan beş yıl geçti, yine bir Ekim günü Danıştay’ın iptal kararı geldi. Buna pek sevinenler, el çırpanlar oldu. İktidara ve Erdoğan’a geri adım attıracaklarını zannettiler fakat yanıldılar. Biz bu kararı tanımayacağından adımız gibi emindik ve Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından beş gün önce bu inancımızı Twitter’da ifade ettik. Geri adım attıramayacaklarını söyledik.</p>
<p>Burada birçok çünkü sayabilirdik. Çünkü Danıştay hukukîlik yerine yerindelik denetimine girerek yetkisini aşmış ve iktidarın iradesini yok saymıştı. Çünkü andımız gibi totaliter bir yemin metni ancak Komünist veya Faşist ideolojilerde mümkündü. Çünkü yeni Türkiye meşum bir Tek Parti dönemi uygulamasına dönmemeli, bu karanlık devrin defterini tamamen kapamalıydı.</p>
<p>Çünkü bu bir CHP andıydı ve bu zihniyet ideolojik olarak bu anddan nemalanıyordu.</p>
<p>Çünkü andı yazan Doktor Reşit Galip, Tek Parti devrinin sabıkalı bir şahsiyetiydi.</p>
<p>Ve çünkü orada and içip de devletin polisine küfreden köşe yazarları olduğu kadar, askerine silah sıkanlar da çıkıyordu, bu yüzden anlamsızdı. ‘Sanki andımız olmadan önce Türk değil miydik?’ itirazına verilecek makul bir cevap yoktu. Velhasıl ‘Andımız’ bir daha geri gelmemek üzere tarihin unutulmuşlar mezarlığına terk edilmeliydi.</p>
<p>Nitekim dergimiz baskıya girmek üzere iken 23 Ekim günü Cumhurbaşkanı Erdoğan Grup toplantısında söylenmesi gerekenleri şöyle söyledi:</p>
<p>“Bize göre milletimizin en büyük ve en etkili andı İstiklal Marşımızdır. İstiklal Marşımız dışında bir and tanımıyoruz, tanımayacağız.”</p>
<p>Mesele böylece devletin en üst makamı tarafından noktalanırken Andımız’ın yazarı hakkında biraz malumat vermek fena olmayacaktır. Savunuyorsunuz ama kimi savunuyorsunuz, bir bakın demek için bütün kesimlere şu mesajları vermek istedim.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
