﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Demokrat Parti &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/demokrat-parti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Jan 2023 09:40:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Demokrat Parti &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beyaz İhtilâl’in Perde Arkası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/beyaz-ihtilalin-perde-arkasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 09:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz İhtilâl]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8924</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de birçok kere denenmiş olsa da çok partili hayat ilk defa 14 Mayıs 1950’de hayata geçirilebilmiş ve iktidara Demokrat Parti gelmişti. O tarihe kadar ülkeyi tek başına yöneten Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün bezdirme politikalarına mukabil halk, sonuna kadar Demokrat Parti’nin arkasında durmuştu. Türkiye’nin 70 yılı aşkın süredir tecrübe ettiği çok partili siyasî hayatın vücut bulması, hileli ve sancılı bir sürecin ardından gerçekleşecek; Halk Partililerin “Beyaz İhtilâl” olarak tavsif ettiği yeni hareket, halk nezdinde “Demir Kırat” adıyla kabul görecekti. İşte o günlere tutulan bir projeksiyon… &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de birçok kere denenmiş olsa da çok partili hayat ilk defa 14 Mayıs 1950’de hayata geçirilebilmiş ve iktidara Demokrat Parti gelmişti. O tarihe kadar ülkeyi tek başına yöneten Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün bezdirme politikalarına mukabil halk, sonuna kadar Demokrat Parti’nin arkasında durmuştu. Türkiye’nin 70 yılı aşkın süredir tecrübe ettiği çok partili siyasî hayatın vücut bulması, hileli ve sancılı bir sürecin ardından gerçekleşecek; Halk Partililerin “Beyaz İhtilâl” olarak tavsif ettiği yeni hareket, halk nezdinde “Demir Kırat” adıyla kabul görecekti. İşte o günlere tutulan bir projeksiyon…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chp’nin Hokkabazları Kıskandıran Sandık Numaraları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/chpnin-hokkabazlari-kiskandiran-sandik-numaralari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:32:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti]]></category>
		<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8283</guid>

					<description><![CDATA[II. Dünya Savaşı’nda diktatörlerin dünyayı ateşe vermeleri sonucunda Başta Amerika ve Avrupalı devletlerin baskılarıyla tek elden idare edilen devletlere çok partili hayata geçme direktifi verilmişti. Ülkemizde de bu baskılar neticesinde çok partili hayata kerhen de olsa adım atmak zorunda kalan CHP yöneticileri (Ekinci, 1997: 276) ilk katıldıkları 21 Temmuz 1946 seçimlerini, mevcut atmosfer aleyhlerine dönmeden oldubittiye getirmeye çalıştılar. İktidar partisi CHP ve lideri İsmet İnönü, rejimin tam olarak demokratik bir hüviyet kazanmasından ziyade, dizginlerin elinde olmasına ve dışarıya “birden fazla parti arasında seçim yapılıyor” görüntüsü verilmesine gayret etmişti (Akandere, 2009: 460). 26 Nisan 1946’da toplanan CHP Meclis Grubu, Eylül 1946’da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>II. Dünya Savaşı’nda diktatörlerin dünyayı ateşe vermeleri sonucunda Başta Amerika ve Avrupalı devletlerin baskılarıyla tek elden idare edilen devletlere çok partili hayata geçme direktifi verilmişti. Ülkemizde de bu baskılar neticesinde çok partili hayata kerhen de olsa adım atmak zorunda kalan CHP yöneticileri (Ekinci, 1997: 276) ilk katıldıkları 21 Temmuz 1946 seçimlerini, mevcut atmosfer aleyhlerine dönmeden oldubittiye getirmeye çalıştılar.</p>
<p>İktidar partisi CHP ve lideri İsmet İnönü, rejimin tam olarak demokratik bir hüviyet kazanmasından ziyade, dizginlerin elinde olmasına ve dışarıya “birden fazla parti arasında seçim yapılıyor” görüntüsü verilmesine gayret etmişti (Akandere, 2009: 460).</p>
<p>26 Nisan 1946’da toplanan CHP Meclis Grubu, Eylül 1946’da yapılması gereken belediye seçimlerinin Mayıs 1946’da yapılmasını sağlayan tasarıyı kabul etti. Bu kanun, iktidar ile muhalefet arasındaki ilişkileri bozarken, giderek artan bir gerginlik sürecinin de başlamasına neden oldu.</p>
<p>CHP’li Nihat Erim, 30 Mayıs 1946 günü <em>Ulus</em> gazetesinde yayınladığı “Şal” başlıklı makalesinde, dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün nabzını yoklayarak başarısız seçim propagandasından yakınmıştı (www.yenisafak.com). İsmet İnönü ise Erim’e, “Demokrat Parti kazanırsa yönetime el koyarız” şeklinde yorumlanacak şu cevabı vermişti: “Buna imkân vermem. Ben ihtilâlci ve Kuvâ-yı Milliyeci İsmet’im. Bu devleti yoktan bu hale getirdik. Üç beş çapulcuya maskara ettirmeyeceğiz. Yaptığımız bir tecrübedir. Muvaffak olursak ne âlâ. Olmazsa vazgeçer, birkaç sene daha eski usûlde gideriz. Sonra yeniden tecrübe ederiz” (Toker, 1970: 127-128).</p>
<p>7 Ocak 1946’da henüz yeni kurulan Demokrat Parti (DP) ve eş zamanlı kurulmuş diğer partiler, erkene alınmış yerel seçimi protesto ederek bu haksız yarışa katılmadılar. CHP yöneticileri bu defa 1947 yılında yapılması gereken genel seçimleri öne alan kanunu kabul ederek ve mevcut Meclis’i feshederek ülke demokrasisini yeni bir oldubittiyle karşı karşıya bıraktılar. Fakat DP’nin kuruluşunun hemen ardından hızla örgütlenmesi ve halkın teveccühüne mazhar olması iktidar partisini tedirgin etmeye yetmişti. Bu tedirginlik etkisini çabuk gösterdi ve 1947 yılında yapılması gereken yerel seçimler alelacele bir yıl öncesine çekildi (Çolak, 2012: 1).</p>
<p>Bu karar, henüz ülke çapında örgütlenmesini tamamlayamamış DP dahil birçok parti için yeni bir sarsıntı sebebi oldu. Seçimlere katılıp katılmama hususunda partilerin üst düzey yöneticileri uzun süren müzakereler gerçekleştirdiler. Ardından DP yöneticileri, ‘demokrasi içinde var olmanın ve meşru kalmanın bir vesilesi olur’ kanaatiyle 21 Temmuz 1946 seçimlerine girme kararı aldılar. Bu karara rağmen, muhalefet cephesinin lideri konumunda bulunan DP’nin 16 şehirde seçimlere girememesi, muhalefet partilerinin bu seçime ne kadar hazırlıksız yakalandığını gösteren çarpıcı bir tablodur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ben Sansür Koymam, Sen Haddini Bileceksin”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/ben-sansur-koymam-sen-haddini-bileceksin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:17:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Hayri Üstündağ]]></category>
		<category><![CDATA[Mücteba Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Nihad Kürşad]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8134</guid>

					<description><![CDATA[Sene: 1946. CHP’ye muhalif Demokrat Parti’yi destekleyen Başkent gazetesi, köşe yazıları ve haberlerinde CHP’nin halkın meclise girmesini engellediğini, polislerin hükümet yanlısı hareketlerini, 1700 memurun işten çıkarılmasını ve memleketin muhtelif yerlerinde CHP üyelerinin Demokrat Partili üyelere tehdit ve zarar verici davranışlarda bulunduğunu haber yapar. Hükümet için bardağı taşıran son yazı “Nesebi gayrı sahih çocuklar” manşeti altında Nihad Kürşad imzasıyla, hanımının kaleme aldığı yazıdır. Bu haber üzerine gazetenin aynı zamanda imtiyaz sahibi olan Mücteba Hanım haksız yere sekiz ay hapse mahkûm edilir. Bülent Üstündağ, İzmir ve Ankara’daki makamlara onun suçsuz olduğunu bildiren ve beraatını isteyen mektuplar yazar. Sonuç alamayınca da silahı ile&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sene: 1946. CHP’ye muhalif Demokrat Parti’yi destekleyen <em>Başkent</em> gazetesi, köşe yazıları ve haberlerinde CHP’nin halkın meclise girmesini engellediğini, polislerin hükümet yanlısı hareketlerini, 1700 memurun işten çıkarılmasını ve memleketin muhtelif yerlerinde CHP üyelerinin Demokrat Partili üyelere tehdit ve zarar verici davranışlarda bulunduğunu haber yapar. Hükümet için bardağı taşıran son yazı “Nesebi gayrı sahih çocuklar” manşeti altında Nihad Kürşad imzasıyla, hanımının kaleme aldığı yazıdır. Bu haber üzerine gazetenin aynı zamanda imtiyaz sahibi olan Mücteba Hanım haksız yere sekiz ay hapse mahkûm edilir. Bülent Üstündağ, İzmir ve Ankara’daki makamlara onun suçsuz olduğunu bildiren ve beraatını isteyen mektuplar yazar. Sonuç alamayınca da silahı ile kendisini vurmak suretiyle intihar eder. Tarih 10 Kasım 1946’dır. Bu olay <em>Başkent</em> gazetesinde “Meslektaşımız Üstündağ Antidemokratik Basın Kanunu yüzünden intihar etti. Aynı kanunun kurbanı olan karısı İzmir Hapishanesi’nde, yirmi günlük yavrusu ile baş başa kaldı” sözleriyle halka duyurulur. Hemen belirtelim, Bülent Üstündağ, İzmir Demokrat Parti Başkanı Dr. Hayri Üstündağ’ın oğlu idi ve TBMM’de Demokrat Partili ve bağımsız milletvekillerinin üzerinde ısrarla durdukları ve çoğunluk sağladıkları halde, basın kanununun hatalı maddelerini değiştirememişlerdi.</p>
<p>Nadir Nadi, Almanya’yı destekleyen ve Alman realitesini bütün Avrupa’nın kabul etmesi gerektiğini ifade eden makaleleriyle Türkiye’nin bir an evvel Alman saflarına iltihak etmesi gerektiğini savunmaktadır. Buna tepki verenlerin başında, <em>Yeni Sabah</em>’ın başyazarı Hüseyin Cahit Yalçın gelir. Yalçın, 31 Temmuz 1940 tarihli yazısında, “Alman galibiyeti bugün asla bir realite değildir. Bir harp müteaddit safhaları ve muharebeleri ihtiva eder. Harbin nihai safhası ancak ortada muharip kalmadığı ve bir sulh yapılmadığı zaman taayyün eder. Harp henüz bitmeden Almanya’nın galibiyetini realite diye kabule nasıl imkân olur ki…” diye yazmış ve kalemşorlar arasında, yıllar sürecek çatışmalar başlamıştır.</p>
<p>Nadir Nadi ve Hüseyin Cahit arasındaki kalem kavgası alevlendiği dönemde, Yunus Nadi gazetenin bir oldubittiye getirilip kapatılmasını önlemek için durumu anlatmak üzere Ankara Garı’nda Millî Şefi karşılayarak, bir görüşme rica etmek üzere harekete geçer. Bu olayı oğlu, <em>Cumhuriyet</em> muharriri Nadir Nadi, <em>Perde Aralığından</em> isimli kitabının 125-126. sayfalarında şöyle anlatır:</p>
<p>“Herkesi selamlayan Şef, babamı (Yunus Nadi kast edilmekte) görünce, “Sen biraz dur” demiş ve yanında alıkoyup ortalıkta yalnız ilgililer kalınca da, babama dönerek sert bir sesle, “Ticari maksatlar uğruna siyasi yazılar yazılmasına müsaade edemem” diye çıkmıştır. Babam üzüntülü, “Yok böyle bir şey” diyerek, Cumhuriyet’i savunmak istiyorsa da, Şef sinirlidir. Bu sefer daha yüksek bir sesle tekrarlıyor: “Katiyen müsaade edemem!” Ve babamın elini sıkmadan çıkış kapısına doğru ilerlemiştir. Olayı yarım saat sonra Ankara temsilcimiz haber verdiği zaman yıldırımla vurulmuşa döndüm. Bir insan; Cumhurbaşkanı da olsa, Milli Şef de olsa anlamadan, dinlemeden, sırf etrafın doldurmasıyla eski bir arkadaşına bu muameleyi nasıl reva görebilirdi? Üstelik yazı ile babamın hiçbir ilintisi yoktu. (…) Sorumsuz bir Cumhurbaşkanı nasıl olur da tıpkı Hitler gibi Mussolini gibi hakaret edercesine uluorta bir arkadaşını paylardı?”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
