﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dersaadet &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/dersaadet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 07:05:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Dersaadet &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Redhouse’un Papalık Kehanetine Dair Bir Manzumesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/redhouseun-papalik-kehanetine-dair-bir-manzumesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Sakar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Cambridhe]]></category>
		<category><![CDATA[Dersaadet]]></category>
		<category><![CDATA[James William]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Redhouse]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8344</guid>

					<description><![CDATA[Redhouse ismi birçoğumuza yabancı gelmez. İnternetin henüz yaygınlaşmadığı zamanlarda pek çoğumuz İngilizce metinleri çözmek amacıyla üzerinde koca harflerle “Redhouse” yazan sözlükleri kullanırdık. Aslında bunlar gündelik ihtiyaca binaen yayımlanmış, Redhouse’un hazırladığı lügatlerin özeti mahiyetindeydi. Öyle ki Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye farklı lügatler ortaya koymuş olan Redhouse’un en kapsamlı çalışması 120 binden fazla madde başıyla bugün dahi aşılması zor görünen bir sözlük hüviyetindedir. İlk baskısı 1890’da İstanbul’da Amerikan Board Misyoner Heyeti adına A. H. Boyajian tarafından yapılan bu sözlük A Turkish and English Lexicon Shewing the English Significations of the Turkish Terms adını taşıyor. Tıpkıbasımı 1973’de Lübnan’da yapılan bu lügatin orijinal&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Redhouse ismi birçoğumuza yabancı gelmez. İnternetin henüz yaygınlaşmadığı zamanlarda pek çoğumuz İngilizce metinleri çözmek amacıyla üzerinde koca harflerle “Redhouse” yazan sözlükleri kullanırdık. Aslında bunlar gündelik ihtiyaca binaen yayımlanmış, Redhouse’un hazırladığı lügatlerin özeti mahiyetindeydi. Öyle ki Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye farklı lügatler ortaya koymuş olan Redhouse’un en kapsamlı çalışması 120 binden fazla madde başıyla bugün dahi aşılması zor görünen bir sözlük hüviyetindedir. İlk baskısı 1890’da İstanbul’da Amerikan Board Misyoner Heyeti adına A. H. Boyajian tarafından yapılan bu sözlük <em>A Turkish and English Lexicon Shewing the English Significations of the Turkish Terms </em>adını taşıyor. Tıpkıbasımı 1973’de Lübnan’da yapılan bu lügatin orijinal (yani Osmanlıca-İngilizce) baskısı, bilhassa 20. yüzyıl öncesinde kaleme alınmış eserleri inceleyenlerin başucu kaynaklarından biridir; zira gerek tarihî gerek edebî olsun Osmanlıca bir metinde geçen ve okumakta güçlük çekilen pek çok kelimeyi bu sözlükte görmeniz mümkündür. Sözlükçülük yönüyle Türkçeye çok büyük hizmeti olan Redhouse’un İslâmiyet, Türkler, Türk dili ve Türk edebiyatı hakkında yazdığı makaleler ve fasiküller de mevcut. Fakat bunlara geçmeden önce Redhouse’u biraz daha yakından tanıyalım.</p>
<p>1819’da İngiltere’de doğan James William Redhouse’un Türklerle macerası henüz 15 yaşında Mühendishâne-i Bahr-i Hümâyûn’un bünyesine dahil olmasıyla başlar. Orada haritacı ve teknik tasarımcı olarak çalışırken bir yandan da Türkçe, Arapça ve Farsçayı iyi derecede öğrenir. Doğu dillerinin yanı sıra Fransızca, İtalyanca, Yunanca, Almanca gibi Batı dillerini de tahsil eden Redhouse daha sonra Tercüme Odası’nda çalışır. 1830’da Türkçenin diğer kollarını ve şivelerini öğrenmek maksadıyla Rusya seyahatine çıktığı vakit Rusçasını geliştirir. Üç yıl sonra geri dönmesinin akabinde İstanbul’da çok kalmaz; önce Malta’ya uğrar, sonra vatanına yani İngiltere’ye avdet eder. Sözlük çalışmalarına o yıllarda zaten başlamış olan muharrir, 1838’de tekrar İstanbul’a gelerek Tercüme Odası’ndaki işine devam eder. <em>Müntehâbât-ı Türkiyye </em>adını verdiği ilk lügatini Sultan Abdülmecid’e ithaf etmesi üzerine padişah tarafından ödüllendirilir ve bu çalışmasının yayımlanmasına destek verilir. 1853’de Osmanlı İmparatorluğu’ndan temelli olarak ayrılan Redhouse, Dersaadet’te çalıştığı yıllarda edindiği malumattan ve biriktirdiği malzemeden hareketle başta Türkçenin sözlükleri olmak üzere pek çok çalışmaya imza atar. 1884’te Cambridge Üniversitesi tarafından fahrî doktora, 1888’de “Knight’s Commander” nişanı ile “Sir” unvanı alır. 1892’de hayata gözlerini yumar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Kapı Önünde Bir Zümrüt Yatar!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/maziye-bir-nazar/altin-kapi-onunde-bir-zumrut-yatar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 04:26:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Maziye Bir Nazar]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Kapı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersaadet]]></category>
		<category><![CDATA[III. Theodosius]]></category>
		<category><![CDATA[Porta Auera]]></category>
		<category><![CDATA[Suriçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7361</guid>

					<description><![CDATA[Böyle köklü bir tarihin içinde çoğumuz nasıl bu kadar duyarsızız? Üç imparatorluğun şehri, iki kıtanın birleştiği Boğaziçi önünde kurulu tabiat ve tarih harikası İstanbul’da yaşamaya layık mıyız sahiden? Yüzyılların ihmaline rağmen o bizi hâlâ kucaklıyor ve kendisini sevenlere her gün bir şeyler öğretiyor! Duyarlı olduğunu zanneden kemter kulunuz, önceden işitmiş olsa da her gün yeni bir bilginin, yeni bir eserin farkına varıyor, hayranlığına hayranlık katıyor. İşte bu yüzden bütün keşmekeşine ve zorluğuna rağmen bu şehirde yaşamak bir zevk. İstanbul zıtlıklar içinde kaim bir pırlanta misali bilinçli bilinçsiz kendisine karşı işlenen bütün ihanetlere ve ihmallere rağmen pırıl pırıl parlamaya devam ediyor.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle köklü bir tarihin içinde çoğumuz nasıl bu kadar duyarsızız? Üç imparatorluğun şehri, iki kıtanın birleştiği Boğaziçi önünde kurulu tabiat ve tarih harikası İstanbul’da yaşamaya layık mıyız sahiden? Yüzyılların ihmaline rağmen o bizi hâlâ kucaklıyor ve kendisini sevenlere her gün bir şeyler öğretiyor!</p>
<p>Duyarlı olduğunu zanneden kemter kulunuz, önceden işitmiş olsa da her gün yeni bir bilginin, yeni bir eserin farkına varıyor, hayranlığına hayranlık katıyor. İşte bu yüzden bütün keşmekeşine ve zorluğuna rağmen bu şehirde yaşamak bir zevk. İstanbul zıtlıklar içinde kaim bir pırlanta misali bilinçli bilinçsiz kendisine karşı işlenen bütün ihanetlere ve ihmallere rağmen pırıl pırıl parlamaya devam ediyor.</p>
<p>İstanbul’u öğrenmek yetmiyor, bilmek gerekiyor. Bilmek yetmiyor, sevmek gerekiyor. Fakir, 53 yıllık ömründe sadece Suriçi İstanbul’u ya da tarihî ismiyle Dersaadet’i bile tam mânasıyla öğrenemedi. Hep geziyor lakin bazen dinlenirken, bazen bir cenazede, bazen keşfetmek için özel bir çabada yeni bir tarihî esere ya da harika bir fotoğraf açısına tesadüf edip hülyalara dalıyor. Bu sayıda size Marmara surlarının denizden başladığında ilk kapısı olan “Porta Auera” yani “Altın Kapı”dan bahsetmek istiyorum. Başlığın hüzünlü izahını yazının sonuna bağladık.</p>
<p>Bu <em>şehr-</em><em>i Stanbul</em>’a bir zamanlar Konstantinopolis denirdi ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentiydi. Denizden karaya üç kademeli savunma sistemiyle inşa edilmiş surlar bütün şehri çevreliyordu. Zaferden dönen imparatorların, alaylarıyla birlikte şehre ihtişamlı bir giriş yapmaları için süslü, büyük, imparatorluğun şanını temsil edecek dev bir kapı gerekiyordu. İşte sonradan Altın Kapı ismini alacak bu abidevi eser, Doğu Roma İmparatoru III. Theodosius tarafından 413 yılında yaptırılmıştı. Denizden sonra Yedikule’ye doğru en büyük giriş kapısı Altın Kapı idi. Aslında Yedikule sur dibinde Osmanlı’dan kalan tarihî mezarlığa girdiğinizde, Altın Kapı’nın sağ ve sol yanındaki iki mermer kulesiyle bir zafer takı olarak yapıldığını hemen görüp fark edeceksiniz.</p>
<p>Günümüzde bu kapı, hiç adıyla mütenasip bir güzellikte görülmese de mermer kuleler aynı ihtişamla varlığını sürdürmektedir. Döneminde bir iç kale olarak yapılan ve günümüzde gezilebilen Yedikule Hisarı, sırtını bu zafer takına dayar. 1458 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından inşa ettirilen bu hisar, Altın Kapı’nın sağ ve sol burçları, aynı sıradaki iki sur kulesi kullanılarak, bu dört burca üç kuleli bir sur daha eklenmek suretiyle bir iç kaleye dönüştürülmüştür.</p>
<p>Bu kapının bahsetmek istediğim bir başka hususiyeti daha var: İstanbul’u Roma’ya bağlayan Via Egnetia anayolu bu kapıdan başlardı. Kapı girişinden sonra yol Mese denilen (Osmanlı zamanında Divan Yolu) şehrin içindeki ana caddeye bağlanırdı. Roma’ya kadar uzanan bu önemli güzergâh, Ayasofya’nın önündeki Augusteion adlı meydanda son bulurdu ki bu meydana biz Sultanahmet meydanı diyoruz.</p>
<p>Ana tören kapısı Altın Kapı üç kemer girişli bir mimariye sahipti. Ortadaki büyük kemerin altındaki giriş yalnızca imparatorlar için ayrılmış, iki yanda bulunan küçük kemerli kapılar ise halkın kullanması için yapılmıştır. İki tarafındaki muhteşem kuleler Marmara Adası’ndan getirilen mermerlerle kaplanmıştır ki zamanın yıpratıcılığına rağmen halen İstanbul surlarının en güzel kısmıdır. Kulelerin üstünü birer Roma kartalı ve başka heykeller süslemekteydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
