﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Din &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/din/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 12:37:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Din &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dünden Bugüne Türkiye Diyanet Vakfı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/dunden-bugune-turkiye-diyanet-vakfi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:25:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Evkaf Nezareti]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Mütevelli Heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Şer'iyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7574</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin son döneminde din ve vakıf hizmetleri Şer‘iyye ve Evkaf Nezâreti’ne bağlıydı. Vakıflar, aynı teşkilât içinde yer aldıklarından din hizmetlerine malî destek sağlar, dinî müesseseler de hayır maksatlı vakıfların kurulmasını ve halkın bunlara bağış yapmasını teşvik ederdi. Osmanlı’dan kalan mirasla kurulan Cumhuriyet yönetiminde din ve vakıf hizmetlerinin birbirinden ayrılması vakıfların gelişmesini olumsuz yönde etkilemişti. Bu durum 3 Mart 1924’de Osmanlı’daki Şer‘iyye ve Evkaf Nezâreti’nin yerine kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vakıfların malî desteğinden mahrum kalmasına sebep olmuştu. Devlet bütçesinden ayrılan tahsisat ise yetersiz kalmıştı. Bir vakfın aracılığı olmadan devlet daireleri bağış kabul edemediği için hayır sever halkın maddî desteğinin sağlanması&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin son döneminde din ve vakıf hizmetleri Şer‘iyye ve Evkaf Nezâreti’ne bağlıydı. Vakıflar, aynı teşkilât içinde yer aldıklarından din hizmetlerine malî destek sağlar, dinî müesseseler de hayır maksatlı vakıfların kurulmasını ve halkın bunlara bağış yapmasını teşvik ederdi.</p>
<p>Osmanlı’dan kalan mirasla kurulan Cumhuriyet yönetiminde din ve vakıf hizmetlerinin birbirinden ayrılması vakıfların gelişmesini olumsuz yönde etkilemişti. Bu durum 3 Mart 1924’de Osmanlı’daki Şer‘iyye ve Evkaf Nezâreti’nin yerine kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vakıfların malî desteğinden mahrum kalmasına sebep olmuştu. Devlet bütçesinden ayrılan tahsisat ise yetersiz kalmıştı. Bir vakfın aracılığı olmadan devlet daireleri bağış kabul edemediği için hayır sever halkın maddî desteğinin sağlanması konusunda bir boşluk meydana gelmişti. Bu boşluğu doldurmak üzere 22 Haziran 1965’de özel bir “şartlı bağış fonu” kurulması kararlaştırılmışsa da kanunî düzenlemenin eksik yapılması sebebiyle gerçekleştirilemedi.</p>
<p>Din hizmetlerini desteklemek üzere Türkiye çapında kurulan dernekler de bu boşluğu dolduramamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı birtakım problemlerle karşı karşıya kalmıştı. Daha sonra vakıfların gelişmesini sağlamak üzere 13 Temmuz 1967 tarihinde vakıflara bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınacağı hükme bağlanarak vakıf kurma işi teşvik edilmişti. Kanun yürürlüğe girdikten sonra, genel bütçeli bir devlet kuruluşu olan Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetlerini desteklemek amacıyla dönemin Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan ve başkan yardımcıları tarafından 13 Mart 1975’de Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) adıyla bir vakıf kurulmuş ve 28 Aralık 1977’de bakanlar kurulu kararınca vergi muafiyeti hakkı tanınmıştı. TDV, 12 Temmuz 2005 tarihinden itibaren yine bakanlar kurulu kararınca izin almadan yardım toplayan kuruluşlardan sayılmıştı.</p>
<p>Türkiye Diyanet Vakfı’nın gayesinin vakıf senedinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verdiği hizmetleri desteklemek üzere olduğu belirtilmektedir. Başkanlık, bütçe imkânları ile yerine getiremediği birçok hizmeti vakfın maddî desteğiyle yürüttüğü gibi cami, Kur’an kursu, eğitim merkezi, müftülük hizmet binası, lojman vb. ihtiyaçlarını da büyük ölçüde vakıf eliyle karşılamaktadır. Araştırma merkezleri kurmak, İslâmî ilimler ve İslâm sanatı konularında neşriyat yapmak gibi faaliyetler senette öngörülen diğer hizmetlerdir.</p>
<p>Türkiye Diyanet Vakfı’nın organları Genel Kurul, Mütevelli Heyeti, Denetleme Kurulu, Genel Müdürlük, Dış İlişkiler ve Bağlı Kuruluşlar Koordinatörlüğü olarak sıralanabilir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik, Din ve Hukuk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dogudan-batiya/girisimcilik-din-ve-hukuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu'dan Batı'ya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Haldun]]></category>
		<category><![CDATA[Kedar]]></category>
		<category><![CDATA[Mukaddime]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6426</guid>

					<description><![CDATA[Din ile felsefe ticarî girişimciliğe çoğu zaman kaş çatmış gibidirler. Eski Yunan filozofları genel olarak tüccara karşı mesafeliydiler. “Ilımlı kazanç” normal sayılsa da, Eflatun veya Aristo gibi filozoflar başta olmak üzere, Yunan dünyasının düşünürleri ticaret karşıtı bir erdem anlayışına sahiptiler. Girişimci, onların gözünde hep kuşkulu bir kişilikti. Aynı kuşkulu tutumu, Ortaçağ İslam dünyasının en önemli düşünürlerinden biri olan İbn Haldun’da da görüyoruz. Mukaddime yazarına göre büyük kişisel servetler çalışmakla, dürüst ekonomik yollarla elde edilemez. Dolayısıyla, girişimciler esastan şüpheli tiplerdir. Fakat Müslüman bilginler genelde ticaret ve girişimciliğe olumlu bakmışlardır. Sebebi basit: Toplumları dinamik kılan en önemli nitelik “uzmanlaşma”dır. Sosyal hayatta yetkinlik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Din ile felsefe ticarî girişimciliğe çoğu zaman kaş çatmış gibidirler. Eski Yunan filozofları genel olarak tüccara karşı mesafeliydiler. “Ilımlı kazanç” normal sayılsa da, Eflatun veya Aristo gibi filozoflar başta olmak üzere, Yunan dünyasının düşünürleri ticaret karşıtı bir erdem anlayışına sahiptiler. Girişimci, onların gözünde hep kuşkulu bir kişilikti. Aynı kuşkulu tutumu, Ortaçağ İslam dünyasının en önemli düşünürlerinden biri olan İbn Haldun’da da görüyoruz. <em>Mukaddime</em> yazarına göre büyük kişisel servetler çalışmakla, dürüst ekonomik yollarla elde edilemez. Dolayısıyla, girişimciler esastan şüpheli tiplerdir. Fakat Müslüman bilginler genelde ticaret ve girişimciliğe olumlu bakmışlardır.</p>
<p>Sebebi basit: Toplumları dinamik kılan en önemli nitelik “uzmanlaşma”dır. Sosyal hayatta yetkinlik büyük ölçüde uzmanlaşmanın eseridir. Uzmanlaşma, ticareti zorunlu kılar. Medenî hayat ticaretsiz tasavvur edilemez. Piyasasız ticaret olabilir, ama ticaretsiz medeniyet mümkün değildir. Anadolu’nun büyük bir bölümünü, Mezopotamya ve Doğu Akdeniz’i içine alan Bereketli Hilal, muhtemelen ilk medeniyet merkezidir. Çok eski çağları bir yana bırakırsak, “milattan önce 800 ila milattan sonra 200 arası binyılda bu bölgenin ve topyekûn Akdeniz dünyasının ulaştığı ekonomik gelişme düzeyi, Avrupa’da ancak 12. yüzyıldan sonra aşılabildi. Bu başarının kaynağı, son derece gelişmiş bir ticaret ve piyasalar ağının mümkün kıldığı yaygın işbölümüydü.” Kitab-ı Mukaddes Doğu Akdeniz’deki ticarî hareketliliği bir tarih kitabından çok daha canlı biçimde tasvir etmektedir:</p>
<p>“Ve sen, âdem oğlu, Sur için mersiye oku; ve Sur’a de: Ey deniz kapılarında oturan, çok (uzak) adalara kadar kavimlerle alışveriş eden şehir, sende hikmetli adamlar vardı, senin kılavuzların onlardı. Mallarınla değişmek için, denizin bütün gemileri gemicileriyle beraber sende idiler. Her çeşit malın çokluğundan ötürü Tarşiş senin tacirindi; senin pazarlarına gümüş, demir, kalay ve kurşun verirlerdi. Yavan, Tubal ve Meşek senin tacirlerindiler; senin mallarını insan canları ve tunç kaplarla değiş ederlerdi. Togarma hanedanından olanlar senin pazarlarına atlar ve cenk atları ve katırlar verirlerdi. Dedan Oğulları senin tacirlerindiler; çok adaların ticareti senin elinde idi; karşılık olarak sana fildişi ve abanoz getirirlerdi. Senin el işlerinin çokluğundan ötürü, Suriye senin tacirindi; senin pazarlarına zümrüt, erguvanî ve renk renk işlemeliler, ince keten ve mercanla yakutlar verirlerdi. Yahuda ile İsrail diyarı senin tacirlerindiler; senin mallarına karşılık buğday, pide, bal ve yağ ve merhem verirlerdi. Arab ili ve bütün Kedar beyleri senin tacirindi; kuzu ve koçlarla gelirlerdi. Şeba ve Raama tacirleri senin pazarlarına baharat, her türlü kıymetli taş ve altın verirlerdi. Senin malların için kervanlar Tarşiş gemileriydi; ve seni doldurdular ve denizin bağrında çok izzetli oldun”.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Tıp Rönesansı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/selcuklu-tip-ronesansi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:13:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Gılgamış destanı]]></category>
		<category><![CDATA[keramet]]></category>
		<category><![CDATA[manevî]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır hiyeroglifleri]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4882</guid>

					<description><![CDATA[İnsan tarihinin başından beri doğal olarak tıp ve sağlık konularına önem vermiş, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sürmenin yollarını aramıştır. Tıp ilminin gelişimine temel teşkil eden bu arayışın izleri eski medeniyetlerden kalan kültür birikiminde, örneğin antik Mısır hiyerogliflerinde ya da Mezopotamya’nın çivi yazılı kil tabletlerinde (Gılgamış destanı bir tıp metni olarak okunabilir) takip edilebilir. Bütün dinlerin ve medeniyetlerin tıbba ilişkin bir perspektifi vardır. Ölüleri diriltme ve hastalıkları iyileştirme gibi motifler tarih boyunca keramet ve mucizelerin en temel unsurları arasında yer almış, tababet olgusu her dönemde bir ölçüde metafizik ile alakalı bir şey olarak idrak edilmiştir. Eski toplumların din adamlarından&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan tarihinin başından beri doğal olarak tıp ve sağlık konularına önem vermiş, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sürmenin yollarını aramıştır. Tıp ilminin gelişimine temel teşkil eden bu arayışın izleri eski medeniyetlerden kalan kültür birikiminde, örneğin antik Mısır hiyerogliflerinde ya da Mezopotamya’nın çivi yazılı kil tabletlerinde (Gılgamış destanı bir tıp metni olarak okunabilir) takip edilebilir. Bütün dinlerin ve medeniyetlerin tıbba ilişkin bir perspektifi vardır. Ölüleri diriltme ve hastalıkları iyileştirme gibi motifler tarih boyunca keramet ve mucizelerin en temel unsurları arasında yer almış, tababet olgusu her dönemde bir ölçüde metafizik ile alakalı bir şey olarak idrak edilmiştir. Eski toplumların din adamlarından semavî dinlerin peygamberlerine kadar bütün önemli dinî figürler insanın manevî tarafına olduğu kadar fiziksel yanına da hitap etmiş, yaşadıkları toplumlar içerisinde bir tür “sağaltıcı” olarak görülmüşlerdir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
