﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğu Akdeniz &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/dogu-akdeniz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jul 2022 09:21:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Doğu Akdeniz &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Altı Asır Boyunca Paylaşılamayan Ada: Kıbrıs</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/alti-asir-boyunca-paylasilamayan-ada-kibris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ergun Üstün]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 09:21:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmelik b. Mervân]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıslılar]]></category>
		<category><![CDATA[Nikephoros Phokas]]></category>
		<category><![CDATA[Roama İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8310</guid>

					<description><![CDATA[Doğu Akdeniz’in en büyük adası olan Kıbrıs, jeopolitik ve stratejik konumu hasebiyle tarihin her döneminde ehemmiyetli bir yere sahip oldu. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kavşak noktasında bulunan ada; bölgedeki siyasî, dinî ve özellikle ekonomik-ticarî rekabette üstlendiği rolle çevresinde bulunan devletler tarafından âdeta hâkimiyetin sembolü olarak görüldü. Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrıldıktan sonra Kıbrıs Adası, Bizans olarak adlandırdığımız Doğu Roma İmparatorluğu’nca idare edilmekteydi. 7. yüzyılda etkin bir güç olarak ortaya çıkan Müslümanlar, Akdeniz’de kritik bir konuma sahip olan Kıbrıs’ı, 649 yılında düzenledikleri ilk seferde fethettiler. Bu dönemde Kıbrıslılar (Kypriotlar), Bizans’a ödedikleri yıllık verginin aynısını Müslümanlara da ödemeyi kabul ettiler.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz’in en büyük adası olan Kıbrıs, jeopolitik ve stratejik konumu hasebiyle tarihin her döneminde ehemmiyetli bir yere sahip oldu. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kavşak noktasında bulunan ada; bölgedeki siyasî, dinî ve özellikle ekonomik-ticarî rekabette üstlendiği rolle çevresinde bulunan devletler tarafından âdeta hâkimiyetin sembolü olarak görüldü.</p>
<p>Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrıldıktan sonra Kıbrıs Adası, Bizans olarak adlandırdığımız Doğu Roma İmparatorluğu’nca idare edilmekteydi. 7. yüzyılda etkin bir güç olarak ortaya çıkan Müslümanlar, Akdeniz’de kritik bir konuma sahip olan Kıbrıs’ı, 649 yılında düzenledikleri ilk seferde fethettiler. Bu dönemde Kıbrıslılar (Kypriotlar), Bizans’a ödedikleri yıllık verginin aynısını Müslümanlara da ödemeyi kabul ettiler. Bununla birlikte, Kıbrıslıların Müslümanlara ödemeleri gereken vergiyi aksatmaları ve Rumlara yardım etmeleri gibi nedenlerden ötürü 653 (veya 654) yılında adaya bir sefer daha yapıldı. Kıbrıslılar ile daha önce yapılmış olan antlaşma yenilendi.1 İmparator II. Justinianos ile Emevî Halifesi Abdülmelik b. Mervân arasında 688 yılında yapılan antlaşma ile ada üzerinde ikili bir yönetim anlayışı (<em>condominium</em>) kabul gördü. Bizans ile Müslüman Araplar, Kıbrıs’ta bu ikili yönetimi üç asır kadar sürdürdüler.</p>
<p>Nikephoros Phokas (963-969) döneminde toparlanarak tekrar güçlenen Bizanslılar, 965 yılında Kıbrıs’ı ele geçirdiler.2 Böylece adanın tek hâkimi yeniden Bizans oldu. Bu dönemde alınan vergilerden dolayı zaman zaman yerli halkın Bizans idaresine başkaldırarak isyan girişiminde bulundukları görülmektedir.3 Bununla birlikte, Bizans’ta merkezi idare, yaşanan isyanlara karşı koyarak adadaki otoritesini sürdürmeyi başardı.</p>
<p>Kıbrıs’ın 1156 yılında karşılaştığı beklenmedik saldırı adayı uzun müddet etkileyen bir hadise olarak geçti tarihe. Üstelik bu korkunç saldırı Müslümanlar değil, Batılı Hıristiyanlardan gelmişti: II. Haçlı Seferi ile Doğu’ya gelerek buraya yerleşen ve yaptığı evlilik ile Antakya Prinkepsi olan Renaud de Chatillon Kıbrıs’a âni bir baskın düzenledi. Kıbrıs’ta yaşanan vahşet Müslümanlara yapılanlardan az değildi. O sırada Bizans’ın Kıbrıs valisi Ioannes Komnenos’tu. Yardımcısı Mikhail Branas, saldırıyı haber alır almaz sahile koşarak Renaud’u engellemeye çalıştıysa da Branas’ın birlikleri sayıca üstün olan Renaud’un kuvvetlerini durdurmayı başaramadılar. Ioannes ile yardımcısı Branas, Renaud’un kuvvetlerine mağlup olarak esir düştü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kudüs Uğruna 12 Asırlık Doğu Akdeniz Mücadelemiz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/kudus-ugruna-12-asirlik-dogu-akdeniz-mucadelemiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 05:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kubbetü’s-Sahra]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Papa II. Urbanus]]></category>
		<category><![CDATA[Tolunoğlu Ahmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6479</guid>

					<description><![CDATA[Türklerin Doğu Akdeniz’deki mücadelesi Kudüs’e hâkim olmak amacıyla başladı. Doğu Akdeniz’deki Türk egemenliği 878 yılına kadar geri gider. Tolunoğlu Ahmed 868’de Mısır’da kurduğu devletin sınırlarını 10 yılda Kudüs’ü kapsayacak şekilde genişletmeyi başarmıştı. Daha sonra İhşîdîlerin kurucusu Muhammed b. Tuğç da Kudüs’e ehemmiyet göstermiştir. Fâtımîlerin bir asır süren hâkimiyetleri sırasında da Kudüs, cazibesini korudu. Atsız b. Uvak Fatımîleri uzaklaştırarak (1071) Kudüs’te Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okuttu. 1099’da Haçlıların işgaline uğrayana kadar Kudüs, Fâtımîler ile Büyük Selçuklular arasında el değiştirdi. Papa II. Urbanus’un çağrısıyla, keşiş Pierre L’Ermit önderliğinde 1 Ağustos 1096’da harekete geçen Haçlı ordusu üç yıl süren yolculuk boyunca&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türklerin Doğu Akdeniz’deki mücadelesi Kudüs’e hâkim olmak amacıyla başladı. Doğu Akdeniz’deki Türk egemenliği 878 yılına kadar geri gider. Tolunoğlu Ahmed 868’de Mısır’da kurduğu devletin sınırlarını 10 yılda Kudüs’ü kapsayacak şekilde genişletmeyi başarmıştı. Daha sonra İhşîdîlerin kurucusu Muhammed b. Tuğç da Kudüs’e ehemmiyet göstermiştir.</p>
<p>Fâtımîlerin bir asır süren hâkimiyetleri sırasında da Kudüs, cazibesini korudu. Atsız b. Uvak Fatımîleri uzaklaştırarak (1071) Kudüs’te Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okuttu. 1099’da Haçlıların işgaline uğrayana kadar Kudüs, Fâtımîler ile Büyük Selçuklular arasında el değiştirdi.</p>
<p>Papa II. Urbanus’un çağrısıyla, keşiş Pierre L’Ermit önderliğinde 1 Ağustos 1096’da harekete geçen Haçlı ordusu üç yıl süren yolculuk boyunca geçtikleri kentleri yağmaladılar, katliamlar gerçekleştirdiler. İstanbul’a geldiklerinde İmparator I. Aleksios bu gözü dönmüş ordudan korkmuş, ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra onları Kudüs’e sevk etmekte bulmuştu çareyi.</p>
<p>7 Haziran 1099’da Kudüs önlerine gelen Haçlılar karşısında Fâtimîler fazla direnemeyince şehir düştü. Haçlılar Kudüs’te acımasız bir katliama giriştiler. Yahudi ve Müslümanlar kılıçtan geçirildi. Sinagoglar, içlerine sığınan insanlarla birlikte yakıldı. Kubbetü’s-Sahra yağmalanarak tepesine bir haç dikildi. Mescid-i Aksa’ya sığınan Müslümanlar vahşice katledildi.</p>
<p>Haçlıların Kudüs’ü kuşatması ve ardından kurulan Haçlı devletlerinin İslam topraklarının kalbinde 200 yıl hüküm sürmesi Müslümanlar arasındaki parçalanmanın bir neticesiydi. İslam dünyası Şii Fâtimîler ve Sünnî Abbasiler arasında bölünmüş, daha sonra bu mücadeleye Selçuklular dahil olmuştur. Fâtımîlerin Haçlılardan rövanş alma imkânı olmadı ancak Fâtimîleri yıkan</p>
<p>Nureddin Zengî Avrupalı işgalcilerle ciddi bir mücadeleye girişecekti. Nureddin Zengî 1144’te Edessa (Urfa) Haçlı Kontluğuna son verdi. Bunun üzerine 2. Haçlı Seferi düzenlense de başarısızlıkla sonuçlandı. Böylece Nureddin Zengî’nin bölgedeki hâkimiyeti pekişti. Mayıs 1174’de kurucusu vefat edince Zengîler devleti güçlü komutan ve valiler arasındaki iktidar mücadelesiyle parçalandı. Mücadeleden galip çıkan isim Selâhaddân Eyyûbî olmuştu. 1187 baharında Selâhaddîn Eyyûbî, Kudüs’ü ele geçirmek için ordusunu Havran’da topladı ve 4 Temmuz günü Hıttin’de Kudüs Kralı Guy karşısında büyük bir zafer kazandı.</p>
<p>Bu savaşta Kudüs Krallığı’nın askerî gücü büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Zaferin ardından Taberiye, Akka, Nablus, Yafa, Sayda, Beyrut, Cübeyl, Askalan ve Gazze art arda fethedildi. Bundan sonraki hedef Kudüs’tü. Nihayet 20 Eylül 1187’de kuşatılan şehir, Ekim ayının başında teslim oldu. Fetih sonrasında Kubbetü’s-Sahra’nın tepesindeki haç kaldırıldı ve Mescid-i Aksa için Nureddin Zengî tarafından hazırlanan minber yerine konuldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arabistanlı Shakespear Yaşasaydı Arabistanlı Lawrence Efsane Olur Muydu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/arabistanli-shakespear-yasasaydi-arabistanli-lawrence-efsane-olur-muydu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Talha Şeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:13:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Babilliler]]></category>
		<category><![CDATA[British Museum]]></category>
		<category><![CDATA[Cerablus]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıldeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence of Arabia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4896</guid>

					<description><![CDATA[1914’ten önceki yıllarda İngilizler, bugün Türkiye-Suriye sınırında kalan bölgelerde arkeolojik araştırmalar yapıyorlardı. British Museum üzerinden desteklenen bu araştırmalar Karkamış’ta yürütülüyordu. Buranın Suriye tarafına günümüzde ‘Cerablus’ denmektedir. Babilliler ile Mısırlılar arasında yapılan bir savaş bu bölgede cereyan etmişti ve bu savaş İncil’de zikredilmektedir. Dünya Savaşı’ndan önce burada faaliyet gösteren British Museum çalışanlarının bir kısmı aslında İngiliz casuslarıydı. Bunlardan biri de Lawrence of Arabia (Arabistanlı Lawrence) ismiyle meşhur olacak olan Thomas Edward Lawrence idi. İngilizlerin Osmanlı idaresindeki Filistin’i askerî, içtimaî ve coğrafî açılardan analiz etmek için kurdukları eski keşif kuruluşlarından PEF (Palestine Exploration Fund), Lawrence gibi bazı araştırmacıları Kuzey Suriye’den Güney Suriye’ye&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1914’ten önceki yıllarda İngilizler, bugün Türkiye-Suriye sınırında kalan bölgelerde arkeolojik araştırmalar yapıyorlardı. British Museum üzerinden desteklenen bu araştırmalar Karkamış’ta yürütülüyordu. Buranın Suriye tarafına günümüzde ‘Cerablus’ denmektedir. Babilliler ile Mısırlılar arasında yapılan bir savaş bu bölgede cereyan etmişti ve bu savaş İncil’de zikredilmektedir.</p>
<ol>
<li>Dünya Savaşı’ndan önce burada faaliyet gösteren British Museum çalışanlarının bir kısmı aslında İngiliz casuslarıydı. Bunlardan biri de Lawrence of Arabia (Arabistanlı Lawrence) ismiyle meşhur olacak olan Thomas Edward Lawrence idi. İngilizlerin Osmanlı idaresindeki Filistin’i askerî, içtimaî ve coğrafî açılardan analiz etmek için kurdukları eski keşif kuruluşlarından PEF (Palestine Exploration Fund), Lawrence gibi bazı araştırmacıları Kuzey Suriye’den Güney Suriye’ye (Filistin’e) gönderdi. Doğu Akdeniz sahilinden Kızıldeniz’deki Akabe’ye uzanan çöl bölgesinde bilgi toplayan casuslar, bu bölgede Osmanlı ile savaşmayı planlayan İngiliz askerî stratejisine gerekli haritaları hazırlıyorlardı.</li>
</ol>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
