﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dört halife &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/dort-halife/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Dec 2022 12:09:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Dört halife &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İlk İslâm Orduları Nasıl Organize Edildi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/ilk-islam-ordulari-nasil-organize-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğan Mert Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:09:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Dört halife]]></category>
		<category><![CDATA[Emevî]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8850</guid>

					<description><![CDATA[Arap tarihinde ordu nizamının tesisinin altında yatan başat güç şüphesiz İslâm’ın kendisidir. Cahiliye döneminde kabilenin her ferdi birer savaşçıydı. Hz. Peygamber ﷺ döneminde orduya katılan Müslümanların savaş ve sefer sırasında riayet etmesi gereken bazı kaideler konulduğundan ilk defa sivil ve askerî alanın ayrışması söz konudur. Dört Halife ve Emevî dönemlerinde müstakil ordulardan bahsetmek mümkünse de kabilelerin gücü hem İslâm ordularını muzaffer kılan nüveyi teşkil etti hem de onların sonunu getirdi. Kabileden bağımsız kuvvetlerin teşekkülü ise ancak Abbâsî döneminde gerçekleşti. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap tarihinde ordu nizamının tesisinin altında yatan başat güç şüphesiz İslâm’ın kendisidir. Cahiliye döneminde kabilenin her ferdi birer savaşçıydı. Hz. Peygamber ﷺ döneminde orduya katılan Müslümanların savaş ve sefer sırasında riayet etmesi gereken bazı kaideler konulduğundan ilk defa sivil ve askerî alanın ayrışması söz konudur. Dört Halife ve Emevî dönemlerinde müstakil ordulardan bahsetmek mümkünse de kabilelerin gücü hem İslâm ordularını muzaffer kılan nüveyi teşkil etti hem de onların sonunu getirdi. Kabileden bağımsız kuvvetlerin teşekkülü ise ancak Abbâsî döneminde gerçekleşti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7 Soruda Hilâfet Ve Kutsal Emanetler Konuşan: Resul Orman</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/7-soruda-hilafet-ve-kutsal-emanetler-konusan-resul-orman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:56:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Dört halife]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6338</guid>

					<description><![CDATA[1) Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine kadar Osmanlı’nın Hilâfet kurumu ile teması ve ilişkisi hakkında ne söyleyebiliriz? Osmanlı Devleti’nin kurucuları Osman Bey ve oğlu Orhan Bey zamanında Cuma ve Bayram hutbelerinde padişahın adından önce, Konya’da bulunan Selçuklu sultanı ile Kahire’deki Abbasî halifesinin adı zikredilmiştir. İslam devletlerinde “hutbe” hâkimiyet sembolüdür. 1335’te Moğolların Anadolu hâkimiyeti son bulana kadar Osmanlı Devleti ve hükümdarlarının Selçuklulara, sonra da Moğollara (İlhanlılara) bağlılığı kabul edilmektedir. 1335 yılından 1516’ya kadar ise padişahın adından önce sadece Kahire’deki Abbasî halifesinin adının zikredildiğini biliyoruz. Bununla birlikte, hilâfet bir müessese olarak Osmanlılara geçmeden önce de padişahlar için “halife” unvanının çeşitli vesilelerle kullanıldığı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1) Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine kadar Osmanlı’nın Hilâfet kurumu ile teması ve ilişkisi hakkında ne söyleyebiliriz?</strong></p>
<p>Osmanlı Devleti’nin kurucuları Osman Bey ve oğlu Orhan Bey zamanında Cuma ve Bayram hutbelerinde padişahın adından önce, Konya’da bulunan Selçuklu sultanı ile Kahire’deki Abbasî halifesinin adı zikredilmiştir. İslam devletlerinde “hutbe” hâkimiyet sembolüdür. 1335’te Moğolların Anadolu hâkimiyeti son bulana kadar Osmanlı Devleti ve hükümdarlarının Selçuklulara, sonra da Moğollara (İlhanlılara) bağlılığı kabul edilmektedir. 1335 yılından 1516’ya kadar ise padişahın adından önce sadece Kahire’deki Abbasî halifesinin adının zikredildiğini biliyoruz. Bununla birlikte, hilâfet bir müessese olarak Osmanlılara geçmeden önce de padişahlar için “halife” unvanının çeşitli vesilelerle kullanıldığı kayıtlara yansımıştır. Bunlar Yavuz Sultan Selim’den sonraki evrensel Hilâfet iddiasından ziyade, güç ve istiklâl sahibi olan Müslüman bir hâkimin siyasî idarede Hz. Peygamber’in (sas) takipçisi olması veya Araplardaki “emîr” anlamında ulemâ çevrelerinin literatür tercihinden ibarettir. Nitekim Orhan Gazi’nin oğlu Sultan I. Murad’ın akıncı beyi Evrenos Gazi’ye verdiği “sancak” beratında, “<em>Ol vilâyetler, Hak subhanehû ve teâlâ hazretlerinindir, ondan sonra Resûlünündür, ondan sonra Allah subhânehû ve teâlâ hazretlerinin emr-i şerifiyle Resûl Aleyhisselâm’dan sonra halifesinindir</em>” ibaresi kullanılmıştır. Buradaki “halife”nin, “emîr” anlamında Sultan Murad’a nispet ettiği açıktır. Öyle ki, daha sonra Sultan Murad Hüdavendigâr Mısır’a gönderdiği elçi aracılığıyla, Mısır/Abbasî halifesinden hükümetinin şer‘î, yani İslamî kurallara uygun olduğuna dair icazetnâme, kendisine de “Sultan-ı Rûm” unvanı verilmesini istemiştir. Halife de ona istediği icazetnâmeyi verdiği gibi, devletine Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye, saltanat sülâlesine de Hânedân-ı Âl-i Osman denildiğine dair gerekli menşûr ve ber‘atı göndermiştir. Bu geleneğin Yavuz Sultan Selim devrine kadar değişik vesilelerle tekrarlandığı kayıtlara yansır. Dahası, Osmanlı padişahları, Mısır/Abbasî halifeleri ile bir rekabete girmemişlerdir. Osmanlı-Memlûk rekabeti ancak Sultan I. Mehmed (1412-21) devrinden görülmeye başlanır. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra ise fetih, Hilâfet’i bile gölgelemiştir. Fatih’ten itibaren Osmanlı-Memlûk rekabeti zaman zaman savaşlara sebep olmuş, ancak Osmanlı sultanları ile Mısır/Abbasî halifeleri arasında bir rekabet görülmemiştir. Zaten Mısır/Abbasî halifelerinin siyasî güçleri söz konusu olmayıp varlıkları manevîdir. Yavuz Sultan Selim ile Osmanlı padişahları hilâfeti kılıç hakkı olarak kendi unvanları arasına katmış, padişahların hilâfeti, Dört Halife (Hulefâ-yı Râşidîn)’den sonra kurumun kazandığı siyasî görünümden ibaret olmuştur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Muhammed’in İzinde Râşid Halifeler Devri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/hz-muhammedin-izinde-rasid-halifeler-devri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 May 2018 16:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Dört halife]]></category>
		<category><![CDATA[Râşid Halifeler dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3405</guid>

					<description><![CDATA[Râşid Halifeler dönemi kısa sürmesine rağmen dinî, siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan güçlü bir etkiye sahip olmuştur. Genellikle Hz. Ebubekir (ra), Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali (ra) olmak üzere dört Râşid halife zikredilir. Bazı müellifler, kısa süre Kûfe’de halifelik yapan Hz. Hasan’ı (ra) da bunlara katar. Râşid Halifelerin ortak yönlerini hatırlayacak olursak, dördü de İslamın ilk günlerinden itibaren Hz. Peygamber’in (sas) yakınında bulunma ve onun bilgisinden, ahlakından, kişiliğinden nasiplenme şansına sahip olmuşlardır. Allah Resûlü’nün vefatına kadar yanından ayrılmadıklarını, ona samimi şekilde itaat ederek kendilerine yüklenen görevleri hakkıyla yerine getirdiklerini görürüz. Allah Resûlü vefat ettiğinde kendilerinden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Râşid Halifeler dönemi kısa sürmesine rağmen dinî, siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan güçlü bir etkiye sahip olmuştur. Genellikle Hz. Ebubekir (ra), Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali (ra) olmak üzere dört Râşid halife zikredilir. Bazı müellifler, kısa süre Kûfe’de halifelik yapan Hz. Hasan’ı (ra) da bunlara katar. Râşid Halifelerin ortak yönlerini hatırlayacak olursak, dördü de İslamın ilk günlerinden itibaren Hz. Peygamber’in (sas) yakınında bulunma ve onun bilgisinden, ahlakından, kişiliğinden nasiplenme şansına sahip olmuşlardır. Allah Resûlü’nün vefatına kadar yanından ayrılmadıklarını, ona samimi şekilde itaat ederek kendilerine yüklenen görevleri hakkıyla yerine getirdiklerini görürüz. Allah Resûlü vefat ettiğinde kendilerinden razı olduğu sahâbîlerin başında gelmektedirler. Allah Resûlü’ne karşı sadakatlerini fedakârlıklarıyla da göstermişlerdir. Onun her çağrısına cevap vermişler; emirlerini yerine getirme hususunda sahâbîler arasında başı çekmişlerdir. Dört halife de Kureyşlidir. Ancak her biri Kureyş’in farklı bir boyuna mensuptur. İktidara gelişleri sürecinde akrabalığı esas alan bir kriter aranmamıştır. Dört halife de Hz. Peygamber’le hısımlık kurmuştur. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer Hz. Peygamber’in kayınpederi, Hz. Osman ve Hz. Ali ise damadıdır. En önemli özelliklerinden biri, dördünün de vefatlarına kadar yönetim erkini kendi çıkarları için kullanmaktan kaçınmış olmalarıdır. Yöneticiliği, Allah’ın kendilerine yüklediği bir sorumluluk ve Müslümanların emaneti olarak değerlendirdikleri için görevlerini yerine getirirken azami bir hassasiyet göstermişlerdir. Benzerlikler yanında yönetici karakterleri arasında önemli farklılıklar vardır. Örneğin Hz. Ebubekir, Allah Resûlü’nün uygulamasını takip etme hususunda daha katı davranırken, Hz. Ömer, yaşadığı döneme uygun yorumlar yapmayı tercih etmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mayis2018">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
