﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edebiyat &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/edebiyat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Dec 2022 06:17:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>edebiyat &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mutasavvif Şair Abdülaziz Mecdi Tolun</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/mutasavvif-sair-abdulaziz-mecdi-tolun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:17:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Amiş Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mecdi Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Süheyl Ünver]]></category>
		<category><![CDATA[Tâhirü’l-Mevlevî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8856</guid>

					<description><![CDATA[Edebiyat tarihimizin pek bilinmeyen simalarından biri de Abdülaziz Mecdi Tolun. 37 yaşında kapıldığı manevî bir cezbeyle Ahmed Amiş Efendi’ye intisap eden Abdülaziz Mecdi Efendi, dostları tarafından âlim, zeki bir şair olarak tanımlanır. Bu vasıfları sayesinde Hasan Basri Çantay, Abdülbaki Gölpınarlı, Tâhirü’l-Mevlevî, Prof. Dr. Süheyl Ünver, Mahir İz gibi isimlerin gönlünde taht kurmayı başarır. Vefatının ardından İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in “Âli idi, itilâ etti. Saf idi, safâ buldu. Rahim idi, rahmet gördü” dediği Tolun’un hayret ve hayranlık uyandıran hayatından satır başları… &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyat tarihimizin pek bilinmeyen simalarından biri de Abdülaziz Mecdi Tolun. 37 yaşında kapıldığı manevî bir cezbeyle Ahmed Amiş Efendi’ye intisap eden Abdülaziz Mecdi Efendi, dostları tarafından âlim, zeki bir şair olarak tanımlanır. Bu vasıfları sayesinde Hasan Basri Çantay, Abdülbaki Gölpınarlı, Tâhirü’l-Mevlevî, Prof. Dr. Süheyl Ünver, Mahir İz gibi isimlerin gönlünde taht kurmayı başarır. Vefatının ardından İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in “Âli idi, itilâ etti. Saf idi, safâ buldu. Rahim idi, rahmet gördü” dediği Tolun’un hayret ve hayranlık uyandıran hayatından satır başları…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siz Hangi Mehmed Rauf’a Bakmıştınız?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-sasirtir/siz-hangi-mehmed-raufa-bakmistiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 13:58:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Şaşırtır]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Rauf]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8820</guid>

					<description><![CDATA[İlk psikolojik romanımız olan Eylül’ün yazarı dışında edebiyat dünyamızda dört Mehmed Rauf daha olduğunu biliyor muydunuz? Her biri farklı tarz ve üslupta eserler kaleme alan beş Mehmed Rauf’u kendilerine mahsus hasletleri, vasıfları, zaafları ve yazıp çizdikleri üzerinden daha yakından tanımayı deneyelim. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk psikolojik romanımız olan <em>Eylül</em>’ün yazarı dışında edebiyat dünyamızda dört Mehmed Rauf daha olduğunu biliyor muydunuz? Her biri farklı tarz ve üslupta eserler kaleme alan beş Mehmed Rauf’u kendilerine mahsus hasletleri, vasıfları, zaafları ve yazıp çizdikleri üzerinden daha yakından tanımayı deneyelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enver Paşa Hiç Anlaşılmamış Bir İsim</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/enver-pasa-hic-anlasilmamis-bir-isim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 07:57:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Komünist Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Lisans]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[Slav Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7968</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: DERİN TARİH Enteresan bir kariyer yolculuğunuz var. Oradan başlayalım mı? Lisans eğitimimi Harvard Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Slav Dilleri ve Edebiyatı alanında tamamladım. O dönemde daha çok uluslararası ilişkilerle, ayrıca Rus dili ve tarihiyle ilgileniyordum. Lisans eğitimim sırasında Moskova Çelik ve Alaşım Enstitüsü’nde bir yaz boyunca Rusça dersleri aldım, sonraki dönem Moskova Komünist Partisi Yüksek Okulu’nda Rusça eğitim gördüm, Rusça dersleri aldım, yani oraya Marksizm ya da Komünizm ile ilgili ders almak üzere gitmedim. Daha sonra, okulun Komünist partisi ile ilişkisi kesildiği için, Parti Yüksek Okulu’nda ders alan ilk ve son Amerikalı grubun bir parçasıydım. Moskova’da iki yıl bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: DERİN TARİH</strong></p>
<p>Enteresan bir kariyer yolculuğunuz var. Oradan başlayalım mı?</p>
<p>Lisans eğitimimi Harvard Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Slav Dilleri ve Edebiyatı alanında tamamladım. O dönemde daha çok uluslararası ilişkilerle, ayrıca Rus dili ve tarihiyle ilgileniyordum. Lisans eğitimim sırasında Moskova Çelik ve Alaşım Enstitüsü’nde bir yaz boyunca Rusça dersleri aldım, sonraki dönem Moskova Komünist Partisi Yüksek Okulu’nda Rusça eğitim gördüm, Rusça dersleri aldım, yani oraya Marksizm ya da Komünizm ile ilgili ders almak üzere gitmedim. Daha sonra, okulun Komünist partisi ile ilişkisi kesildiği için, Parti Yüksek Okulu’nda ders alan ilk ve son Amerikalı grubun bir parçasıydım.</p>
<p>Moskova’da iki yıl bir hukuk bürosunda çalıştım, daha sonra hukuk ya da işletme eğitimi almak istemediğimi anladım. Hayat bu işler için çok kısa diye düşündüm! Bunun yerine doktora yapmaya karar verdim. Doktoramı siyaset bilimi alanında uluslararası ilişkiler üzerine yapmayı planlıyordum. Harika bir uluslararası ilişkiler geleneğine sahip olan Columbia Üniversitesi’nde çalışmalarıma başladım. Siyaset bilimcilerin metodolojileri ve tarihçilere dönük güçlü eleştirileri üzerine çalışmalar yürüterek engin tecrübeler elde ettim. Siyaset bilimciler bir kural olarak nedensellik meselesi üzerine keskin bir dikkatle kafa yorarlar; ayrıca tanımlar söz konusu olduğunda daha katıdırlar. Tarihçilerinse bu iki husus hakkında da meşhur bir baştan savma halleri vardır. Ne var ki Amerikan siyaset biliminin pozitivizmini naif, varsayımlarını ise dar kafalı buldum. Bu varsayımların neredeyse tek sebebi yalnızca İngilizcedeki kaynaklara ve nicel verilere önem vermeleriydi.</p>
<p>Yüksek lisansa başladığımda Rusça bilgimi tamamlamak için Türkçe öğrenmek istiyordum. Türkiye ile ilgili çalışmaları okuduğumda geç dönem Osmanlı tarihine hayran kaldım ve çalışmak istediğim alanın bu olduğuna karar verdim. Daha sonra Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları Bölümü’ne kabul edildim. Görev yaptığım Princeton’a dönmeden önce Harvard’da Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde iki yıl fellow olarak çalıştım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son Halife Abdülmecid Efendi’nin Fırçasından&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/son-halife-abdulmecid-efendinin-fircasindan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 06:59:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[minyatür]]></category>
		<category><![CDATA[Mûsiki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7924</guid>

					<description><![CDATA[Altı asır boyunca birçok medeniyete, inanca ve kültüre sinesinde yer açan Osmanlı coğrafyasında köklü bir birikim üzerinden zengin bir sanat anlayışı teşekkül etmiştir. Mimari, edebiyat, musiki, tezhip, minyatür, cam, çinicilik, hat, seyirlik oyun ve tiyatronun yanı sıra pek çok zanaat dalı da filiz vermiş; dokuma, halı, ahşap gibi işlemecilik mahsulü ürünlerle ülke ihtişam, işçilik ve zarafet yurdu haline gelmişti. Bizi Osmanlı’nın sanat mirasıyla buluşturan bir serginin kapısını çaldık bu ay: “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” Sakıp Sabancı Müzesi’nde görebileceğiniz sergi Sultan Abdülaziz’in oğlu, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin sanatına dair yeni bir okuma vaat ederken, Osmanlı’da sanatın seyrini ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altı asır boyunca birçok medeniyete, inanca ve kültüre sinesinde yer açan Osmanlı coğrafyasında köklü bir birikim üzerinden zengin bir sanat anlayışı teşekkül etmiştir. Mimari, edebiyat, musiki, tezhip, minyatür, cam, çinicilik, hat, seyirlik oyun ve tiyatronun yanı sıra pek çok zanaat dalı da filiz vermiş; dokuma, halı, ahşap gibi işlemecilik mahsulü ürünlerle ülke ihtişam, işçilik ve zarafet yurdu haline gelmişti.</p>
<p>Bizi Osmanlı’nın sanat mirasıyla buluşturan bir serginin kapısını çaldık bu ay: “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” Sakıp Sabancı Müzesi’nde görebileceğiniz sergi Sultan Abdülaziz’in oğlu, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin sanatına dair yeni bir okuma vaat ederken, Osmanlı’da sanatın seyrini ve gelişim rotasını da gözler önüne seriyor.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in Venedikli ressamları saraya davet ederek portresini yaptırmasıyla resim sanatı saraya girmişti. Sanat saray tarafından desteklendiği gibi şahsî icraat da teşvik edilirdi. Padişahların hemen tamamı sanata alaka göstermiş, çoğu farklı sanat dallarında bizzat eser vermiştir. Geleneksel sanatlarda “Altın Çağ” olarak adlandırılan Kanûnî döneminden sonra şehzadelerin bir zanaat öğrenmesi gelenek haline getirildi. Şehzadeler kendileri için tayin edilen lala gözetiminde askerî ve fennî ilimlerde tahsil görürken, sanat alanında da işinin ehli bir sanatkâr tarafından eğitilirlerdi.</p>
<p>Resim sanatının Türk sanatında kendine yer bulması 19. yüzyıla tarihlenir. Batılılaşma hareketlerinin hâkim olduğu dönemin kaotik ortamında Abdülmecid Efendi, iyi bir bestekâr ve ressam olan babası Sultan Abdülaziz’den etkilenmiş olmalı. Dinlediğinizde Vivaldi yahut Mozart hissiyatı uyandıran “Gondol” adlı eseri Sultan Abdülaziz bestelemiştir. Sanata düşkünlüğü oğlu Şehzade Abdülmecid’e de zuhur etmiş olacak ki o da edebiyat, hat, müzik ve resim sanatları ile yakından ilgilenmişti.</p>
<p>Şeker Ahmed Paşa, saray ressamı Stanislaw Chelebowski, Osman Hamdi, Salvatore Valeri, II. Abdülhamid’in saray ressamı Fausto Zonaro, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Nazmi Ziya ve Şevket Dağ, çocukluk yılları sarayda geçen Abdülmecid Efendi’nin resim dersi aldığı ve ortak çalışmalara imza attığı sanatkârlardır.1</p>
<p>Tablolarında hem sokak hayatına hem de saray ve hususi hayata dair kompozisyonlara yer veren Abdülmecid Efendi 1909 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin fahri başkanlığını üstlenmiş, eserleri yurt içi ve yurt dışında sergilenmiştir. Çarşı, pazar, sokak ve harem tasvirlerinin yer aldığı tabloları Batı’nın ilgisini çeken Doğu dünyasını yansıtmaktadır. Ayrıca kompozisyonlarında Osmanlı hayatına girmekte olan modern zihniyeti okumak mümkündür.</p>
<p>Bu dağarcığı hatırınızda tutarak gezdiğinizde; Abdülmecid Efendi’nin hayatı ve sanatı üzerine kurgulanan serginin size görünenden daha fazlasını fısıldayacağı kesin.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hababam Sınıfı masum mu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/hababam-sinifi-masum-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Karaaslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2021 05:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hababam Sınıfı Uyanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7198</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Osmanlı’yı kötüleme kampanyası başlatılmıştı. Dönemin rejim yanlısı dergi ve gazeteleri ile ders kitaplarına bakıldığında bariz olarak görülen bu olgu sonraki yıllarda dizi ve sinema filmlerinde kendisini gösterecekti. Bunlardan biri olan Hababam Sınıfı Uyanıyor filmi dikkatle okunduğunda Osmanlı’yı yerden yere vurmak için kullanıldığı görülür. Bilhassa Osmanlı’nın tarihî ve kültürel bir değeri olan zengin diline dil uzatıldı, o dil ve edebiyatıyla açıkça alay edildi. Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Osmanlı’yı kötüleme kampanyası başlatılmıştı. Dönemin rejim yanlısı dergi ve gazeteleri ile ders kitaplarına bakıldığında bariz olarak görülen bu olgu sonraki yıllarda dizi ve sinema filmlerinde kendisini gösterecekti. Bunlardan biri olan <em>Hababam Sınıfı Uyanıyor</em> filmi dikkatle okunduğunda Osmanlı’yı yerden yere vurmak için kullanıldığı görülür. Bilhassa Osmanlı’nın tarihî ve kültürel bir değeri olan zengin diline dil uzatıldı, o dil ve edebiyatıyla açıkça alay edildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler Tarih Geleneği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/populer-tarih-gelenegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Burgu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2020 06:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Ziya Ülken]]></category>
		<category><![CDATA[Homeros]]></category>
		<category><![CDATA[Menâkıbnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Popüler tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6588</guid>

					<description><![CDATA[Popüler tarih, tarihî olayları geniş halk kitlelerine ulaştırma amacıyla ele alan faaliyetlerin genel adı&#8230; Edebiyat, sinema, tiyatro vb. sanatlar ve uğraşlar popüler tarihin iletişim aracı olarak kullanılır. Geçmişten günümüze her dönemin iletişim aracı farklılık göstermektedir. Eskiçağlarda kaya resimleri ile anlatılmak istenilenler, ortaçağlarda nesirle hedef kitlesine ulaşır hale gelmiştir. Bugün ise medya kuruluşları ve sinema-dizi yapımları bu mecrada en etkin rolü üstlenmektedir. Bu da birtakım tartışmaları beraberinde getirmiştir. Tartışmaların ana eksenini tarihî olayların veriliş biçimi ve tarihî karakterlerin aslına uygunluğu oluşturmaktadır. Günümüzde medyaya yansıyan tarihi anlayabilmek için popüler tarihin kökenine kısaca bakmak gerekir. Böylece her dönemde kitleleri etkileyen bir popüler geleneğin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Popüler tarih, tarihî olayları geniş halk kitlelerine ulaştırma amacıyla ele alan faaliyetlerin genel adı&#8230; Edebiyat, sinema, tiyatro vb. sanatlar ve uğraşlar popüler tarihin iletişim aracı olarak kullanılır. Geçmişten günümüze her dönemin iletişim aracı farklılık göstermektedir. Eskiçağlarda kaya resimleri ile anlatılmak istenilenler, ortaçağlarda nesirle hedef kitlesine ulaşır hale gelmiştir. Bugün ise medya kuruluşları ve sinema-dizi yapımları bu mecrada en etkin rolü üstlenmektedir. Bu da birtakım tartışmaları beraberinde getirmiştir. Tartışmaların ana eksenini tarihî olayların veriliş biçimi ve tarihî karakterlerin aslına uygunluğu oluşturmaktadır.</p>
<p>Günümüzde medyaya yansıyan tarihi anlayabilmek için popüler tarihin kökenine kısaca bakmak gerekir. Böylece her dönemde kitleleri etkileyen bir popüler geleneğin mevcut olduğu da görülecektir. İşte üç temel aşama:</p>
<p><strong>1- Popüler tarih literatürü: </strong>Antik dünyadan günümüze toplum tahayyülü gerçeklik olgusundan bağımsız bir şekilde kendi tarihini inşa etmenin çeşitli yollarını aramıştır. Bunu da genellikle söz ile beslemeye ve aktarmaya çalışmıştır. Hayal gücü esatir ile sentezlenerek söze dökülmüştür. Şifahi kültür olarak tanımlanan ve genellikle edebi sanatların farklı varyantları ile günümüze ulaşan bu anlatı geleneği Homeros’un <em>İlyada</em>’sı, Arapların <em>el-muallakât- ı seb’a</em>’sı gibi zamanla yazıya geçen sözlerden çok da farklı şeyler değildir. Eski Türk destanları, Acemlerin masalları ve İbranilerin tarihî olaylar ve efsanevî karakterlerle süslü edebi klasikleri de bunun bir parçasıdır. Dolayısıyla her dönemin kendine özgü bir biçimde, tarihî kişilik ve motiflere anlam ve önem atfettiği bir reflekse sahip olduğu görülmektedir. Tarihçi için tarih ilminin tenkit ve tahlil metodu olmadan, yani bilimin süzgecinden geçmeden kullanılamayacak bilgiler ihtiva eden bu eserler halk bilincinde derin etkiler bırakagelmiştir.</p>
<p><strong>2- Anadolu tecrübesi: </strong>Kendi tecrübemize gelindiği zaman, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde eski Türk toplumunun inançlarının yansımasının da etkisiyle oldukça sık karşılaşılan evliya/veli kültü, zamanla toplum hafızasının vazgeçilmez bir unsuruna bürünmüş; bu nedenle “menâkıbnâme” adı verilen bir yazım kültürü doğmuştur. Menâkıbnâmelerin konu edindiği menkıbevî kişilik, zamanla toplumun ona biçtiği rol etrafında tarihî bir ideal tipe, esasında bir nevi Ortaçağ Anadolu insanının popüler yorumuna dönüşmüştür. Anadolu coğrafyasının çeşitli bölgelerinin kültür ögelerini yansıtan <em>Battalnâme</em>, <em>Danişmendnâme</em> ve <em>Saltuknâme</em> gibi halk klasikleri de döneminin popüler tarih anlayışıyla şekillenmiştir. Hatta zamanla özgün anlatıya muhayyel ekleme ve çıkarmalar yapılmıştır. Bu nedenle de her biri faklı nüshalardan oluşan battâlnâmeler ve danişmendnâmeler meydana gelmiştir.</p>
<p>19. W. Hasluck’un 19. yüzyılın sonlarına doğru kaleme aldığı <em>Christianity and lslam under the Sultans</em> ve S. Vryonis’in 20. yüzyılın başında yazdığı <em>The Decline of Medieval Hellenism in Asia Minor and the Process of Islamization from the Eleventh through the Fifteen Century</em> Anadolu halkının magazinsel zihin dünyasına ışık tutar niteliktedir. Hilmi Ziya Ülken halk tahayyülünden türeyen tarih anlayışını fark etmiş olmalı ki, bu konular üzerine müstakil çalışmalar yapmıştır. Yine geleceğe yönelik muhtemel kriz ve buhranların önlemini almaya odaklı melhame geleneği de Anadolu coğrafyasında karşılık bulan, bizzat halk tarafından içeriği zenginleştirilen, kaynağını tarihten alan hayalî gelecek tasarımı idi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2020">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlmî ve Kültürel Mirası Yaşatma Adına Makul Bir Teşebbüs</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ilmi-ve-kulturel-mirasi-yasatma-adina-makul-bir-tesebbus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Burgu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 06:35:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasi Hilafeti]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gazzâli]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Terken Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Uyanış Büyük Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6517</guid>

					<description><![CDATA[Görsel medyanın yapmaya çalıştığı, geçmişten bugüne ulaşan ve geniş halk kitlelerini etkilemeyi amaçlayan bir sözlü-yazılı kültürün devamı niteliğindedir. Bu bağlamda Uyanış Büyük Selçuklu dizisi Türk toplumuna tarih, edebiyat, düşünce alanlarında, konu edindiği dönem hakkında bir fikir verebiliyor ise olumlu katkılar sağlamış olacaktır. Aksi durumda da düzeltilmesi zor tahribatlarda bulunacaktır. Dizinin şu ana kadar yayınlanan bölümleri, bazı teknik eksikler haricinde müspet kanaatler oluşturmuştur. Modernitenin getirmiş olduğu geleneksel kodlara karşı olağan mukavemet, yeni arayışları devreye sokmakta, adeta boşluktan istifade eder gibi toplum yapısında telafisi mümkün olamayan derin yaralar açmaya çalışmaktadır. Bu kaçınılmaz durum karşısında ilmî ve kültürel mirası yaşatma adına herhangi bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Görsel medyanın yapmaya çalıştığı, geçmişten bugüne ulaşan ve geniş halk kitlelerini etkilemeyi amaçlayan bir sözlü-yazılı kültürün devamı niteliğindedir. Bu bağlamda <em>Uyanış Büyük Selçuklu </em>dizisi Türk toplumuna tarih, edebiyat, düşünce alanlarında, konu edindiği dönem hakkında bir fikir verebiliyor ise olumlu katkılar sağlamış olacaktır. Aksi durumda da düzeltilmesi zor tahribatlarda bulunacaktır. Dizinin şu ana kadar yayınlanan bölümleri, bazı teknik eksikler haricinde müspet kanaatler oluşturmuştur.</p>
<p>Modernitenin getirmiş olduğu geleneksel kodlara karşı olağan mukavemet, yeni arayışları devreye sokmakta, adeta boşluktan istifade eder gibi toplum yapısında telafisi mümkün olamayan derin yaralar açmaya çalışmaktadır. Bu kaçınılmaz durum karşısında ilmî ve kültürel mirası yaşatma adına herhangi bir çalışma, millî ve manevî değerlerimiz açısından bir mahsuru yoksa, makul bir teşebbüs olarak karşılanabilir. Daha net bir ifade ile böyle bir faaliyet, tarihî birikimimizi yanlış ve art niyetli kişilerin kurgusu sonucunda öğrenmekten daha makbuldür.</p>
<p>Bir diğer kazanım ise tarihî kişiliklerin varlığına, dönemine etkisine ve coğrafi bilgiye yer verilmesidir. Mesela özellikle Selçuklu tarihi ile ilgili akademik kaygısı olmayan insanlar, Gazzâlî, Nizâmülmülk, Terken Hatun gibi figürleri bu vesileyle tanımaktadırlar. Bağdat, İsfahan, Rey, Hemedan gibi Ortaçağ Türk-İslam şehirlerinin varlığından böylece haberdar olmaktadırlar. Büyük fetihlerin ve zaferlerin önemini anlayabilmektedirler. Abbasî Hilâfeti, Fâtimîler ve Karahanlılar gibi dönemin devletleri hakkında bir fikir sahibi olabilecek kadar duyuma ulaşmaktadırlar.</p>
<p>Sonuç olarak görsel sanatları bir kültür aracı olarak kullanmak, modern zamanların bilgi sisteminde yaygın ve etkili bir faaliyet ağıdır. Tarih, bir bilim insanı uğraşı olmakla birlikte, toplumun büyük bir kesimi için bilimden bağımsız bir fenomen halinde devam eden süreçtir. Dolayısıyla sinema ve dizilere, gerçeklik kaygısı ile değil, toplum refleksi ile bakılmalıdır. Yüzyıllardır Anadolu’da bedel ödeyen ve ödemekte olan Türk milletinin millî ve manevî değerlerin istismar edilmediği, tarihî olaylar ve kişiliklerin faaliyetleri, kurgu adıyla tahrife kurban gitmediği müddetçe dizi ve sinemada tarihe yer verilmesinde bir mahsur bulunmamaktadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
