﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eflak &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/eflak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 09:43:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Eflak &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sırp Sındığı Muharebesi Yaşandı mı Yaşanmadı mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sirp-sindigi-muharebesi-yasandi-mi-yasanmadi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 05:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Eflak]]></category>
		<category><![CDATA[Engürüs]]></category>
		<category><![CDATA[I. Murad Han]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7806</guid>

					<description><![CDATA[Sultan I. Murad Han, Orhan Gazi’nin 1362 senesindeki vefatı üzerine tahta çıkmış ve ilk işi, Orhan Gazi’nin irtihalini fırsat bilerek Osmanlı topraklarını yağmalayan Karamanoğulları ve Küçük Ermenistan çevresindeki beyler ile Ankara’daki Ahilerin üzerine yürümek olmuştu. Ardından istikametini Rumeli üzerine çevirmiş ve Evrenos Bey ile Lala Şahin Paşa’yı gazâ için vazifelendirmişti. Sultan Murad Bursa’ya dönerken, Lala Şahin Paşa ise Filibe üzerine yürümüş, Filibe tekfuru karşı koyamayacağını anlayarak aman ile teslim olmuştu. Filibe tekfuru bu hadise üzerine Sırp Kralı’nın yanına giderek müstakbel Türk tehlikesinden bahsetmişti. Bunun üzerine Sırp despotu Bosna, Engürüs ve Eflâk kralları ile ittifak ederek Edirne’ye doğru harekete geçti. Kalabalık&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan I. Murad Han, Orhan Gazi’nin 1362 senesindeki vefatı üzerine tahta çıkmış ve ilk işi, Orhan Gazi’nin irtihalini fırsat bilerek Osmanlı topraklarını yağmalayan Karamanoğulları ve Küçük Ermenistan çevresindeki beyler ile Ankara’daki Ahilerin üzerine yürümek olmuştu. Ardından istikametini Rumeli üzerine çevirmiş ve Evrenos Bey ile Lala Şahin Paşa’yı gazâ için vazifelendirmişti.</p>
<p>Sultan Murad Bursa’ya dönerken, Lala Şahin Paşa ise Filibe üzerine yürümüş, Filibe tekfuru karşı koyamayacağını anlayarak aman ile teslim olmuştu. Filibe tekfuru bu hadise üzerine Sırp Kralı’nın yanına giderek müstakbel Türk tehlikesinden bahsetmişti. Bunun üzerine Sırp despotu Bosna, Engürüs ve Eflâk kralları ile ittifak ederek Edirne’ye doğru harekete geçti. Kalabalık düşman ordusuna karşı koymak için Sultan Murad Gazi’ye haber verilse de onun yetişmesi imkânsızdı. Lala Şahin Paşa da zafer sarhoşluğu ile işret edip eğlenen düşman ordusuna baskın verdi ve Meriç nehri kenarında müttefikleri mağlup etti. Bu harp, Osmanlı kroniklerinde 1364 senesi olarak gösterilir ve harbin adı Sırpların yenildiği, daha doğrusu sınmak kırmak demek olduğundan kırıldığı, yok edildiği yer demek olan “Sırp Sındığı” adıyla anılır.</p>
<p>Düşman kuvvetlerinin 30 bin, hatta bazı kaynaklarda 60 bin olması Lala Şahin Paşa veya Hacı İlbey’in ise 10 bin kişilik bir kuvvetle baskın verip büyük bir zafer kazanmasından dolayı Osmanlı tarihinin en büyük imha hareketlerinden biri olarak gösterilen bu savaş hakkında bazı tereddütler vardır. Batılı kaynaklar, bu harbin 1371/1372’de vuku bulduğunu ve savaşın Çirmen Harbi olduğunu söylemektedir. Kimilerine göre bu karıştırılmış, kimilerine göre ise, iki savaş cereyan etmiştir. Bir diğer münakaşa konusu da bu harbi Lala Şahin’in mi yoksa Hacı İlbey’in mi kazandığıdır. Ayrıca bu harbi Hacı İlbey’in kazandığını rivayet eden bazı kaynaklar, Lala Şahin Paşa’nın onu çekemeyerek zehirlettiğini de yazmaktadır.</p>
<p>Osmanlı kroniklerinin en bilinenlerinden ve Yahşi Fakih <em>Menâkıbnâmesi</em>’ni de münderiç olmasından dolayı eski tarihlere uzanan <em>Âşıkpaşazâde Tarihi</em>: “Lala’ya Rumeli’nin beylerbeyiliğini verdi. Evrenüz’e bu tarafların uçlarını verdi. İlbeği, Allah rahmetine vardı. Sonra Hân Gelibolu’ya geldi” bilgisini verdikten sonra:</p>
<p>“Sırp kâfirleri ki toplanmışlardı, sürdüler, Edirne’ye yakın geldiler. Şahin Lala dahi hazır olan gâzilerle karşıladı. Akşam karanlığında davullar vurdurdu. Hiyle ile gelip kâfirlerin üzerine uğradı. Kâfirler konmuş, oturuyorlardı. Davul sesini işitince birbirlerine girdiler. Atları boşandı. Kaçtı. Kâfirler birbirlerini kırdı. Meriç kıyısında idiler. Çoğu suya döküldü, öldü. Oradan az kâfir kurtuldu. Bazılarını da yolda gâziler kırdılar. Şimdi o yerin adına ‘Sırp Sındığı’ derler. Kâfirler mahvolup gitti. Han dahi işitti ki kâfirler bozuldu, geriye dönüp devletle yine Bursa’ya geldi” demektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2022">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’nun Şiileşmesini Önleyen Zafer: Çaldıran</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/anadolunun-siilesmesini-onleyen-zafer-caldiran/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 06:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Boğdan]]></category>
		<category><![CDATA[Büveyhoğulları]]></category>
		<category><![CDATA[Eflak]]></category>
		<category><![CDATA[II. Bayezid]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6357</guid>

					<description><![CDATA[Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten sonra (1512) Eflak, Boğdan, Macar, Venedik, Mısır hükümetleriyle sulh yaparak hükümdarlığını teminat altına aldı ve yüzünü şarka çevirdi. Daha Trabzon’da vali/şehzade iken, Safevi İran/Azerbaycan hükümdarı Şah İsmail’in Anadolu’daki faaliyetlerini yakından takip ediyordu. Hatta babasıyla yaşadığı zıtlığın esasında da sulhsever Sultan II. Bayezid’in hadiseye gerekli ehemmiyeti vermemesi yatıyordu. 1511’de Anadolu’yu kasıp kavuran Şahkulu isyanının acı hatıraları hafızalarda pek tazeydi. Asırlar evvel Şii Büveyhoğullarının Bağdat’ta ve Fatımilerin Kuzey Afrika’daki zalimane faaliyetleri de henüz unutulmadığı için bütün ehl-i sünnet efkâr-ı umumiyesinde büyük bir endişe hâkimdi. Şah ve adamlarının vahşiyane hareketleri karşısında herkes dehşet içinde kalmıştı. Sultan Selim’in yeğeni&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten sonra (1512) Eflak, Boğdan, Macar, Venedik, Mısır hükümetleriyle sulh yaparak hükümdarlığını teminat altına aldı ve yüzünü şarka çevirdi. Daha Trabzon’da vali/şehzade iken, Safevi İran/Azerbaycan hükümdarı Şah İsmail’in Anadolu’daki faaliyetlerini yakından takip ediyordu. Hatta babasıyla yaşadığı zıtlığın esasında da sulhsever Sultan II. Bayezid’in hadiseye gerekli ehemmiyeti vermemesi yatıyordu.</p>
<p>1511’de Anadolu’yu kasıp kavuran Şahkulu isyanının acı hatıraları hafızalarda pek tazeydi. Asırlar evvel Şii Büveyhoğullarının Bağdat’ta ve Fatımilerin Kuzey Afrika’daki zalimane faaliyetleri de henüz unutulmadığı için bütün ehl-i sünnet efkâr-ı umumiyesinde büyük bir endişe hâkimdi. Şah ve adamlarının vahşiyane hareketleri karşısında herkes dehşet içinde kalmıştı.</p>
<p>Sultan Selim’in yeğeni olup babası Şehzade Ahmed’in taht mücadelesinde yenilmesi üzerine Şah İsmail’e iltica eden Şehzade Murad, Safeviler tarafından Osmanlı tahtının vârisi kabul ediliyordu. Bu arada Şah’ın Diyarbekr’i işgal eden kumandanlarından Ustaçlıoğlu padişaha meydan okuyor; Şii dâîleri Anadolu’daki cahil köylü ve göçebeleri isyana davet ediyordu. Şah bir yandan da Memlûk sultanına hediyelerle elçi gönderip kendisine ittifak teklif ediyordu.</p>
<p>Sultan Selim bu meseleye bir nokta koymak üzere sefere niyetlendi. Çaldıran Harbi ile noktalanan bu karara, Osmanlıların cengâverlik hevesi değil, Safevilerin güç sevdası sebebiyet vermiştir. Anadolu Türkleri arasında mezhep propagandası ve mezhebe dayalı isyanlar tertiplemesi Sultan Selim’e bu tehdidin önlenmesi hususunda başka bir yol bırakmamıştır. Padişah seferin meşruiyetine dair İstanbul Müftüsü Sarıgürz Nureddin Efendi ve kazasker Kemalpaşazade’den fetva almayı da ihmal etmedi. Cihad, yani meşru harp yalnızca gayrimüslim düşman ile yapılmaz, devlete isyan edenlerle de yapılabilirdi. Dinî ve siyasî zaruretler Müslüman bir devletle savaşmayı gerektiriyorsa, bu da meşrudur. Çünkü İslam hukukunda fertlere can, mal ve ırza yapılan tecavüzleri fiilen def etmek için izin verilmiştir. Hatta bu yolda ölenler şehid sayılır. Kaldı ki verilen fetvalardan, Şah İsmail’in taşkınca itikadı sebebiyle, Safevi ordusunun Müslüman olarak görülmediği anlaşılmaktadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
