﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Elazığ &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/elazig/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 06:45:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Elazığ &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Elazığ’da Gözlerden Irak Bir Medrese Kitabesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/elazigda-gozlerden-irak-bir-medrese-kitabesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 06:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaziyelahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ebced]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Zeki Bey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7538</guid>

					<description><![CDATA[Bir zamanlar Elazığ’ın Ağın ilçesinde, bölgede önemli bir eğitim merkezi olan bir medrese vardı. Bu medrese, günümüze intikal edebilen tek unsuru olan kitabesinden edindiğimiz bilgiye göre, 1308 (1890-91) tarihinde inşa edilmişti. Bânisi ise, II. Abdülhamid devrinde başmabeynciliğe kadar yükselen devrin muteber kişilerinden biri olan Ali Rıza Paşa’dır. Sultan II. Abdülhamid, kendisini şehzade iken İstanbul Maçka’daki analığının konağında tanımış ve tahta geçtiği zaman “saray odun eminliği” ile hizmetine almıştır. Sonra ikinci mabeyinci ve “matbaacı” mahlasıyla meşhur Osman Zeki Bey vefat edince vezir rütbesiyle başmabeyinci olmuştur. Mayıs 1891 ve Ağustos 1908 tarihleri arasında başmabeynci olarak görev yaptıktan sonra 1912’de vefat etmiştir. Kaynaklarda&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar Elazığ’ın Ağın ilçesinde, bölgede önemli bir eğitim merkezi olan bir medrese vardı. Bu medrese, günümüze intikal edebilen tek unsuru olan kitabesinden edindiğimiz bilgiye göre, 1308 (1890-91) tarihinde inşa edilmişti. Bânisi ise, II. Abdülhamid devrinde başmabeynciliğe kadar yükselen devrin muteber kişilerinden biri olan Ali Rıza Paşa’dır. Sultan II. Abdülhamid, kendisini şehzade iken İstanbul Maçka’daki analığının konağında tanımış ve tahta geçtiği zaman “saray odun eminliği” ile hizmetine almıştır. Sonra ikinci mabeyinci ve “matbaacı” mahlasıyla meşhur Osman Zeki Bey vefat edince vezir rütbesiyle başmabeyinci olmuştur. Mayıs 1891 ve Ağustos 1908 tarihleri arasında başmabeynci olarak görev yaptıktan sonra 1912’de vefat etmiştir. Kaynaklarda sadık ve sofu bir zat olarak geçmektedir. 30 Cemaziyelahir 1330’da vefat eden (miladi 15 Haziran 1912) Ali Rıza Paşa, Eyüp’te Mihrişah Valide Sultan Türbesi’nin karşısındaki mektebin önünde medfundur.</p>
<p>Mezar taşında şunlar yazmaktadır:</p>
<p>Vüzarâ-yı Saltanat-ı Seniyye’den</p>
<p>Serkarîn-i esbak el-merhûm el-hâc</p>
<p>Ali Rıza Paşa’nın rûhiçün el-fatiha</p>
<p>Sene 1330 fi 30 Cemaziye’l-ahir</p>
<p>Sene 1328 fi 2 Haziran</p>
<p>Bahsi geçen Elazığ’daki medresenin yapılmasında Ali Rıza Paşa kadar önem taşıyan isimlerden biri de müderris Hüseyin Hüsnü Efendi’dir (1858-1935). Bu bölgede doğup büyüyen Hüseyin Hüsnü Efendi 1871’de İstanbul’a gider ve orada edindiği nüfuzdan hareketle devrin ricâlinden Ağın’a bir medrese yapılmasını ister. Bunun üzerine hayırseverliği ile maruf Ali Rıza Paşa bu isteği yerine getirir. Hüseyin Hüsnü Efendi medrese inşa edildikten sonra da burada uzun seneler müderrislik yapar. 1929 tarihinden ölümü 1935’e değin Eğin (Kemaliye) müftülüğünü ifa etmiş ve vefatından sonra da orada defnedilmiştir.</p>
<p>Medrese binası Cumhuriyet’in ilk yıllarında Baş Mektep olarak kullanılmıştır. Daha sonra medresenin tamamen ortadan kalktığı ve yerine El Sanatları Merkezi olarak kullanılan bir binanın yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Bugün ise bu arazide Ağın Belediyesi bulunmaktadır. Hasan Rıza Efendi’nin nefis bir celi sülüs hatla yazdığı medrese kitabesi bir talih eseri olarak günümüze ulaşabilmiştir ve şu anda belediye binasının girişinde teşhir edilmektedir. Üç beyitten meydana gelen bir manzumenin mermer üzerine hakkedildiği bu kitabede mahlas geçmediği için şairini tespit edemiyoruz. Yaklaşık olarak 110&#215;45 cm ebadındaki kitabenin okunuşu şu şekildedir:</p>
<p><em>Yapdı sultân-ı zamân bendesi bu medreseyi</em></p>
<p><em>Kurenâ’dan Ali Bey zât-i mekârim meşreb</em></p>
<p><em>Ali Bey Medresesi nâmıyle yâd olunur</em></p>
<p><em>Ma‘den-i ma‘rifet ü mekteb-i ‘irfân ü edeb</em></p>
<p><em>Çıkdı bir dâne bu meydân-ı sehâvetde binâ</em></p>
<p><em>Bunda tahsîl olunur cümle ‘ilm sa‘y ile hep</em></p>
<p><em>1308 Ketebehû Hasan Rıza </em></p>
<p>Kitabenin taşı bölge ile uyumlu olmadığı için İstanbul’da sipariş usulüyle yazıldığı ve taşa hakkedilerek Ağın’a bilâhare gönderildiği anlaşılmaktadır. Son mısraı ebced hesabıyla yapının inşa edildiği 1308 hicri senesini vermektedir. Ebced hesabına göre; bunda: 67, tahsîl: 538, olunur: 293, cümle: 78, ‘ilm: 140, sa‘y: 140, ile: 46, hep: 7 karşılığında kullanılmıştır. Toplamda 1309 eden tarih, bir önceki mısraında geçen “çıkdı bir dane” ifadesinden dolayı bir çıkartıldığında, 1308 tarihini vermektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan II. Abdülhamid Döneminde Altın Madenciliği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/sultan-ii-abdulhamid-doneminde-altin-madenciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 07:55:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Faik Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Fischbach]]></category>
		<category><![CDATA[Hudeyde]]></category>
		<category><![CDATA[Mirliva Süleyman Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7051</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid, hükümdarlığının ilk yıllarından itibaren madenler ve petrol çalışmalarına büyük bir ilgi göstermişti. Ancak gerek teknolojik yetersizlik, gerek mali sıkıntılar, gerekse Batılı devletlerin emperyalist arzuları bu çalışmalara engel oldu. Sultan bu bağlamda iki şeye önem veriyordu: Birincisi, yeraltı zenginliklerinin yerlerinin tespiti; ikincisi, bunların Hazine-i Hassa şemsiyesi altında korumaya alınması. Bu amaçla, 1 Şubat 1879’da Ergani’de görevli Alman maden mühendisi Wilhelm Fischbach’a Elazığ bölgesindeki maden yataklarının ayrıntılı bir haritasını yaptırmıştı. Mirliva Süleyman Paşa da 3 Haziran 1880’de Yıldız’a gönderdiği bir raporda Ergani’den çıkarılan ve Rumeli Demiryolu İşletme Şirketi’ne satılan bakır madenlerinin içerisinde binde 3 ile binde 5 oranında altın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Abdülhamid, hükümdarlığının ilk yıllarından itibaren madenler ve petrol çalışmalarına büyük bir ilgi göstermişti. Ancak gerek teknolojik yetersizlik, gerek mali sıkıntılar, gerekse Batılı devletlerin emperyalist arzuları bu çalışmalara engel oldu. Sultan bu bağlamda iki şeye önem veriyordu: Birincisi, yeraltı zenginliklerinin yerlerinin tespiti; ikincisi, bunların Hazine-i Hassa şemsiyesi altında korumaya alınması. Bu amaçla, 1 Şubat 1879’da Ergani’de görevli Alman maden mühendisi Wilhelm Fischbach’a Elazığ bölgesindeki maden yataklarının ayrıntılı bir haritasını yaptırmıştı. Mirliva Süleyman Paşa da 3 Haziran 1880’de Yıldız’a gönderdiği bir raporda Ergani’den çıkarılan ve Rumeli Demiryolu İşletme Şirketi’ne satılan bakır madenlerinin içerisinde binde 3 ile binde 5 oranında altın olduğu sultana haber vermişti.</p>
<p>Şubat 1879’da Medine civarında Hudeyde’de bulunan madenden alınan altın numunesi saraya takdim olunurken, 1 Mayıs 1880’de ise Sana’da bir çoban tarafından bulunan bir altın yatağıyla ilgili bilgiler gelmişti. Saraydan 26 Kasım 1880’de Yemen’e gönderilen talimatta, “bulunan altın madeninin istifadeli bir şey olup olmadığının” araştırılması istenmiştir. Ancak Batılı devletlerce kışkırtılan isyanlar çalışmayı akim kılmıştır.</p>
<p>4 Ocak 1886’da Topçu Miralayı Ahmed Faik Bey, bir aylık bir araştırmadan sonra Aydın vilayeti dahilinde mevcudiyetini haber aldığı altın ve gümüş madenlerinden çıkardığı cevherden bir miktar numuneyi ve adı geçen vilayette bulunan maden hakkında hazırladığı bir raporu Sultan II. Abdülhamid’e takdim etti. Bu raporda, “yaptığı araştırma sonucu külliyetli miktarda altın numunesi takdim edemese de hafriyata devam ile biraz daha derine gidildikçe gümüş ve altın madeninin bulunacağı kanaatinde” olduğunu belirtmiş ve vilayette bulunan bazı madenler hakkında kısa bilgiler vermişti. Nitekim 12 Ocak 1888’de Bosnalı Halil tarafından Osmanlı Dahiliye Nezaretine, Söke’ye bağlı Domaniçe köyü yakınlarında altın madeni bulunduğu ihbarı yapılınca Aydın valiliğinden konuyla ilgilenmesi istenildi.</p>
<p>Aynı tarihlerde Bursa Mudanya ve Mihaliç’te (Karacabey) de altın ve gümüş madeni bulunduğu haberi geldi. 1891 yılı sonlarında Eskişehir’de bulunan bir madenle ilgili numuneler sultan tarafından Viyana’ya gönderilmişse de, 6 Ocak 1892’de bu numunelerin altın ihtiva etmediği raporu gelmişti. Bu arada sultana Kasım 1892’de kumların yıkanması ile altın elde edilen bir makine hakkında rapor sunuldu. Aralık 1893’te Selanik İzvor köyünde çıkarılan simli altın hakkında Osmanlı hükümetine bilgi verildi. Böylece 1893-95 yılları arasında altın konusu çeşitli raporlarla Sultan II. Abdülhamid ve Osmanlı yönetiminin gündeminde kalmaya devam etti.</p>
<p>Sultanın altın konusuna duyarlılığını bilen mahalli yöneticiler sık sık Yıldız Saray’ına kendi bölgelerinde altın madeninin bulunduğu ile ilgili haber veriyorlardı. Ağustos 1893’te Yıldız’a “Hicaz’da keşfedilen halis yaldız altını madeni” hakkında bir rapor sunulmuş ve 13 Haziran 1894 tarihli rapordan anlaşıldığı üzere bu konuda olumlu bir sonuç çıkmamıştı. 17 Ağustos 1894’te Rize’nin Hopa kazasındaki Bahta (günümüzde Arhavi’ye bağlı Kireçlik) köyünde altın madeninin ruhsatı istenmekteydi. 3 Temmuz 1894 tarihli bir başka raporda Selanik’te Marihova nahiyesi Roşden köyündeki altın ve gümüş madeninin Alatini biraderlerin uhdesinde olduğu bildirilirken, 12 Ekim 1894’de Bitlis vilayeti Siirt sancağı Şirvan kazasında tesbit edilen altın madeninin bulunduğu alan Emlak-ı Hümayûn’a dahil edilerek, bu alanın Hazine-i Hassa tarafından idaresi kararlaştırılmıştı. Ancak 5 Ekim 1896 tarihli bir rapora göre buradaki altının değerinin çok kıymetsiz olduğu ve elde edilecek altının yapılacak masrafı karşılamayacağı bildirilmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
