﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ermenistan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/ermenistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Aug 2021 06:29:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ermenistan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ermenistan’ın Rehin Tuttuğu 29 Azerbaycanlı Çocuk Nerede?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/ermenistanin-rehin-tuttugu-29-azerbaycanli-cocuk-nerede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aygün Hasanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 06:29:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Gürcistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7220</guid>

					<description><![CDATA[“Akıbeti belli değil.” Bu cümleyi çocuklar için kullanmak ne kadar üzücü! Azerbaycan topraklarının 1992-93’te Ermenistan ordusu tarafından işgali sırasında rehin alınıp geri verilmeyen 29 çocuk için ne yazık ki bu ifadeyi kullanmak zorundayım. Bu üzücü tablo rakamlara şöyle yansıyor: İşgal sırasında 20 bin insan acımasızca katledilmiş, 50 bin kişi sakat kalmış, 4 bini aşkın kişi de kaybolmuştu. Kayıp vatandaşlardan 52’si çocuk, 292’si kadındır; 392 de ihtiyar vardır. Kayıpların 872’sinin Ermenistan ordusu tarafından esir ve rehin alınıp geri verilmediği biliniyor. Bunların 98’i kadın, 102’si ihtiyar, 29’u ise çocuktur. Bu yazıya konu olan, işte bu 29 çocuk. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararası örgütlere başvuru&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Akıbeti belli değil.” Bu cümleyi çocuklar için kullanmak ne kadar üzücü! Azerbaycan topraklarının 1992-93’te Ermenistan ordusu tarafından işgali sırasında rehin alınıp geri verilmeyen 29 çocuk için ne yazık ki bu ifadeyi kullanmak zorundayım.</p>
<p>Bu üzücü tablo rakamlara şöyle yansıyor: İşgal sırasında 20 bin insan acımasızca katledilmiş, 50 bin kişi sakat kalmış, 4 bini aşkın kişi de kaybolmuştu. Kayıp vatandaşlardan 52’si çocuk, 292’si kadındır; 392 de ihtiyar vardır. Kayıpların 872’sinin Ermenistan ordusu tarafından esir ve rehin alınıp geri verilmediği biliniyor. Bunların 98’i kadın, 102’si ihtiyar, 29’u ise çocuktur. Bu yazıya konu olan, işte bu 29 çocuk.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararası örgütlere başvuru ve taleplerine rağmen Ermenistan uluslararası hukuk normlarını ve en temel insanî değerleri önemsemeksizin bu çocukların akıbetleri konusunda bilgi vermemekte ısrarlı. Kayıp çocuklar bugün hâlâ yakınları tarafından aranıyor, yolları gözleniyor.</p>
<p>Azerbaycan, Almanya, Rusya, Gürcistan ve Ermenistan’ın hukuk savunmacılarından oluşan Uluslararası Çalışma Grubu ve Uluslararası Kızıl Haç Komitesi tarafından Ermenistan ordusunun rehin aldığı insanların akıbeti hakkındaki bilgilerin saklandığı hususunda bazı delillere ulaşılmıştır. Uluslararası Kızıl Haç temsilcileri esir ve rehinelerin bazıları ile görüşmüş, ailelerine mektup getirmiş veya listelerde ulaşılan isimlerini sunmuştur. Buna rağmen Ermenistan esir ve rehineler konusundaki bilgileri saklamakta, soruları cevapsız bırakmaktadır.</p>
<p>Ermenilerin rehin aldıkları çocuklarımızı bize karşı kullanacaklarına şüphe yok. Nitekim rehin alınmış çocuklar arasında bugün yaşı 30-35 olan kız çocukları var ve bugün hangi amaçla kullanıldıklarını düşünmek dahi yürek parçalıyor. Diğer taraftan, Ermenistan’ın insan organlarının satışında donör devletler listesinde ön sırada olduğunu düşününce esir ve rehine vatandaşlarımızın bu açıdan hedef alındığını söylemek de mümkün.</p>
<p>Azerbaycan’ın yaşadığı ciddi sorunlardan biri, kayıp çocuklarla ilgili araştırma yapılmasının imkânsız olmasıdır. Bir başka problem, uluslararası örgütlerin Ermenistan’ın hukuka aykırı davranışlarını görmezden gelmesi, görevlerini sadece teknik biçimde gerçekleştirmekle, örneğin soru mektupları ve listeleri taşımakla postacı hizmeti yapmakla yetinmeleridir. Geçen her günün esirler için daha tehlikeli olduğunu dikkate alırsak, uluslararası örgütlerin süratli ve etkili çalışmasının önemi anlaşılacaktır. Ancak uluslararası örgüt temsilcilerinin, herhangi bir tutuklanma hücresinde bulundukları takdirde esir ve rehine görmedikleri için “Ermenistan’da veya Dağlık Karabağ’da Azerbaycanlı esir ve rehine yoktur, Azerbaycan bu konuda sadece propaganda yapıyor” türünde açıklamada bulunmalarını anlamak güç.</p>
<p>Savaş zamanı esir ve rehin alınanların hakları 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi tarafından korunmaktadır. Buna göre esir ve rehinelere karşı şu davranışlar yasaklanmıştır:</p>
<ol>
<li>a) Hayatına ve şahsiyetine kastetmek, herhangi bir şart altında öldürmek, sakatlamak ve kabalık etmek, işkence yapmak;</li>
<li>b) Rehin almak;</li>
<li>c) Şerefini aşağılamak, hakarette bulunmak.</li>
</ol>
<p>Ayrıca sözleşmenin bu maddesi yaralılar ve hastaların savaş bölgesinden uzaklaştırılması, onlara yardım edilmesi talebinde bulunur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ermenilerin 150 Yıllık Protez Tarih Tezi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ermenilerin-150-yillik-protez-tarih-tezi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Selvi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:52:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Agvan Hovsepyan]]></category>
		<category><![CDATA[Biden]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Sarkisyan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7188</guid>

					<description><![CDATA[Son 50 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım suçlamasıyla itham eden Ermenistan ve Ermeni diasporası, dünya kamuoyunun desteğini alarak isteklerine ulaşmaya çalışmaktadır. Ermeniler yalnızca Türkleri soykırımla suçlamakla yetinmiyor, aynı zamanda bunu inkâr edenleri baskı altında tutarak suçlu gösterip mümkün olursa mahkûm ettirmeye çalışıyorlar. 1915 olaylarının ABD Başkanı Biden tarafından soykırım olarak nitelendirildiği günümüzde Ermeniler hem devlet olarak hem de uluslararası örgütleri ile yaşananların soykırım olduğunu Türkiye’ye tanıtmaya gayret ederek taleplerini her geçen gün arttırıyorlar. 5 Temmuz 2013’te Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, “Ermeni soykırımının uluslararasında tanınması, kınanması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması her zaman için gerekli olacaktır. Ermeni Devleti var oldukça bu tarihî gerçeği reddetmek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son 50 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım suçlamasıyla itham eden Ermenistan ve Ermeni diasporası, dünya kamuoyunun desteğini alarak isteklerine ulaşmaya çalışmaktadır. Ermeniler yalnızca Türkleri soykırımla suçlamakla yetinmiyor, aynı zamanda bunu inkâr edenleri baskı altında tutarak suçlu gösterip mümkün olursa mahkûm ettirmeye çalışıyorlar.</p>
<p>1915 olaylarının ABD Başkanı Biden tarafından soykırım olarak nitelendirildiği günümüzde Ermeniler hem devlet olarak hem de uluslararası örgütleri ile yaşananların soykırım olduğunu Türkiye’ye tanıtmaya gayret ederek taleplerini her geçen gün arttırıyorlar. 5 Temmuz 2013’te Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, “Ermeni soykırımının uluslararasında tanınması, kınanması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması her zaman için gerekli olacaktır. Ermeni Devleti var oldukça bu tarihî gerçeği reddetmek ve unutturmak için tüm çabalar başarısız olmaya mahkûmdur. Bu insanlığa karşı en büyük suçtur, her şeyden önce ve ilk olarak bizzat Türkiye tarafından tanınmalı ve kınanmalıdır” demiştir. “Soykırımın sonuçlarının ortadan kaldırılması” ifadesiyle kastedilen, tehcire uğramış Ermenilerin torunlarına tazminat ödenmesi, el konan Ermeni mallarının iade edilmesi ve Türkiye’den Ermenistan’a toprak verilmesidir.</p>
<p>Ermenistan Başsavcısı Agvan Hovsepyan, “Ermeni soykırımı kurbanlarının mirasçılarına” (tehcir edilenlerin torunlarına) maddî tazminat ödenmesi, kilise bina ve arazilerinin iade edilmesi ve kaybettiği toprakların Ermenistan Cumhuriyeti’ne geri verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başsavcıya göre, Sevr Antlaşması hâlâ yürürlüktedir ve devletlerarasında imzalanmış olan Gümrü, Moskova ve Kars antlaşmaları hükümsüzdür. Avrupa tarafından Türkiye’den istenen, bu taleplerde bulunan Ermeni tarafı ile görüşmek ve barışmak yönündedir. Ancak Ermenistan Ermenilerinden daha fazla Türklere ve Türkiye’ye karşı kinle dolu olan başka bir grup daha var; bunlar dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan ve “Diaspora Ermenileri” olarak isimlendirdiğimiz topluluklar.</p>
<p>Ekonomik bunalım içinde yaşayan Ermenistan Ermenileri açısından 1915 olayları gündelik hayata çok hâkim değil; fakat dünyanın dört bir tarafına dağılmış, ekonomik durumu iyi olan, en azından herhangi bir sıkıntı içinde bulunmayan Ermeniler için soykırım bir varoluş sebebi. Bunun inkârı ve belleklerden silinmesi Ermenilerin yaşadıkları toplum içinde erimelerine ve zamanla yok olmalarına sebep olacak bir olgu. Diaspora Ermenileri için bir varoluş sebebi haline gelen “soykırıma uğrayan millet” düşüncesi vazgeçilmez bir dayanak noktası teşkil etmektedir. Tabii ki tarihî süreklilik içinde bu yaklaşım, bir bütünün parçası olarak görülmelidir. Bin yıl önce Türklerle karşılaşmadan evvel de Ermenilerin aynı ruha sahip olduklarını görüyoruz. Bu yönüyle 150 yıllık Ermeni terörü ve iddiaları, Türklere karşı düşmanlık ruhu ile saptırılmış bir siyasî tarih tezine dayanıyor. Bu saptırılmış tarih tezini ve soykırım tarihini yazma geleneğini bir silsile içinde izah edebiliriz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Karabağ Azerbaycan’ındır” Deyince Benzin Dökerek Diri Diri Yaktılar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/karabag-azerbaycanindir-deyince-benzin-dokerek-diri-diri-yaktilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aygün Hasanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 02:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[aşkarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Karabağ]]></category>
		<category><![CDATA[Mihail Gorbaçov]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5498</guid>

					<description><![CDATA[SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov’un “aşkarlık”, “yeniden kurma” sloganlarıyla başladığı reformdan yararlanan Ermeniler “milletlerin kendi kaderlerini tayin etme prensibini” kullanarak Azerbaycan’ın tarihî arazisi olan Karabağ’ın Ermenistan’la birleştirilmesi için harekete geçti. 1988 Şubat’ından itibaren 500 bin kadar Azerbaycan Türkü Ermenistan’dan kovuldu. 7 Aralık 1988’de Ermenistan’da yaşanan deprem sonrasında ise Azerbaycan, Ermenilere doktor ve kurtarıcı ekipler göndermiş, bu ekipler bir günde 63 Ermeni’yi enkaz altından çıkartmıştı. Lakin 11 Aralık’ta Azerbaycan’dan kalkan İL 76 uçağı deprem bölgesine uçarken Ermeniler tarafından vuruldu. 77 Azerbaycan Türkü uçakla beraber yanarak hayatını kaybetti. Bundan başka Azerbaycan’ın dört bakanı, üst düzey devlet görevlileri ve dört Kazakistan temsilcisinin olduğu helikopter,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov’un “aşkarlık”, “yeniden kurma” sloganlarıyla başladığı reformdan yararlanan Ermeniler “milletlerin kendi kaderlerini tayin etme prensibini” kullanarak Azerbaycan’ın tarihî arazisi olan Karabağ’ın Ermenistan’la birleştirilmesi için harekete geçti. 1988 Şubat’ından itibaren 500 bin kadar Azerbaycan Türkü Ermenistan’dan kovuldu. 7 Aralık 1988’de Ermenistan’da yaşanan deprem sonrasında ise Azerbaycan, Ermenilere doktor ve kurtarıcı ekipler göndermiş, bu ekipler bir günde 63 Ermeni’yi enkaz altından çıkartmıştı. Lakin 11 Aralık’ta Azerbaycan’dan kalkan İL 76 uçağı deprem bölgesine uçarken Ermeniler tarafından vuruldu. 77 Azerbaycan Türkü uçakla beraber yanarak hayatını kaybetti. Bundan başka Azerbaycan’ın dört bakanı, üst düzey devlet görevlileri ve dört Kazakistan temsilcisinin olduğu helikopter, toplantı için Dağlık Karabağ’a uçarken Ermeniler tarafından yine vuruldu. Helikopterdekilerin hepsi yanarak hayatlarını kaybettiler. Kısacası Ermeniler barış adımlarına bu şekilde cevap vermişlerdi.</p>
<p>Karabağ’daki çatışmayı körüklemek; Sovyetlere ülkedeki ekonomik sorunlardan dolayı çıkacak isyanı bastırmak ve Afganistan’dan çıkarılmış orduları yerleştirmek için gerekliydi. Amerika ve Avrupa ise bu çatışmayı Sovyetleri bitirecek bir hamle gibi görüyordu. Böylece Azerbaycan halkı çatışan büyük güçlerin ortasında yalnız başına kaldı. Sovyet yönetiminin haklarını korumadığını gören halk sokaklara çıktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
