﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evliya Çelebi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/evliya-celebi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 14:14:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Evliya Çelebi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Evliya Çelebi’yi Hokkasında Ağırlayan Hattatlar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/evliya-celebiyi-hokkasinda-agirlayan-hattatlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 05:24:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Beyazıt Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Okçular Tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahatname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7867</guid>

					<description><![CDATA[Evliya Çelebi’nin 10 ciltten oluşan Seyahatname’si birçok alana katkı sağlayan hazine değerinde bir eser. İstanbul’u konu alan ilk ciltte cihan seyyahı hiçbir şehre ayırmadığı kadar geniş yer ayırmıştır doğduğu şehre, yani payitaht-ı Osmani’ye. Bu ciltten hat sanatı ve hattatlarla alâkalı alıntılar yaparak, Evliya’nın gözüyle hat sanatı tarihimiz için kıymet arz eden sanatçılar kimlermiş, birlikte hatırlayalım.1 Osmanlı hat mektebinin kurucu ismi addedilen Şeyh Hamdullah’tan (ö. 1520) başlayalım. Evliya Çelebi, Şeyh Hamdullah’a hususen Beyazıt Camii ile Okçular Tekkesi bahislerinde yer verir. Bunlar dışında, onun üslubuyla yazılmış eserlere “hatt-ı Şeyh” diyerek açıklama getirir. Beyazıt Camii’ni anlattığı bölümde ise “Mihrap üzre Hattat Şeyh hattıyla&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evliya Çelebi’nin 10 ciltten oluşan <em>Seyahatname</em>’si birçok alana katkı sağlayan hazine değerinde bir eser. İstanbul’u konu alan ilk ciltte cihan seyyahı hiçbir şehre ayırmadığı kadar geniş yer ayırmıştır doğduğu şehre, yani payitaht-ı Osmani’ye. Bu ciltten hat sanatı ve hattatlarla alâkalı alıntılar yaparak, Evliya’nın gözüyle hat sanatı tarihimiz için kıymet arz eden sanatçılar kimlermiş, birlikte hatırlayalım.1</p>
<p>Osmanlı hat mektebinin kurucu ismi addedilen Şeyh Hamdullah’tan (ö. 1520) başlayalım. Evliya Çelebi, Şeyh Hamdullah’a hususen Beyazıt Camii ile Okçular Tekkesi bahislerinde yer verir. Bunlar dışında, onun üslubuyla yazılmış eserlere “hatt-ı Şeyh” diyerek açıklama getirir. Beyazıt Camii’ni anlattığı bölümde ise “Mihrap üzre Hattat Şeyh hattıyla (&#8230;) tahrir olunmuştur” der. Burada “Şeyh” ile kastedilen, Şeyh Hamdullah’tır. Kendisi tîrendâzlıkta yani okçulukta da mahir olduğundan Okçular Tekkesi’nin şeyhi olmuştu. Bu unvanı klasik mânada değil, bir nevi spor kulübü gibi düşünebileceğimiz bu tekkenin başındaki kişi olarak anlamamız gerekiyor. Bahsi geçen mihrapta Tahrim suresinin 8. ayeti celi sülüs hat ile yazılmış. (R.:1) Evliya bahsetmese de caminin avlu ve harim kapıları ile kubbe göbeğindeki yazıların da Şeyh’e ait olduğunu söyleyelim.</p>
<p>Tekye-i Tîrendâzlar başlıklı bölümde Okçular Tekkesi’nin ilk olarak Fatih Sultan Mehmed tarafından “kemandarân ve kemankeşân(ın) sohbet etmeleriyçün” tesis edildiğini söyler Evliya. Hatta Fatih, Ayasofya’dan çıkardığı putları buraya diktirip okçular için hedef tahtası olarak kullandırtmış. Bu sebeple bu bölge “puta yeri mesiresi” olarak da anılmış. Bayezid Han burayı Şeyh Hamdullah’ın isteği üzerine daha da genişletmiş. Hemen not düşelim: Burası bugün Okçular Vakfı’na bağlı olarak spor faaliyetlerinin devam ettiği bir alan. Yakın bir zamanda da burada, içinde Şeyh Hamdullah’ın menzil taşının da bulunduğu bir müze açıldı. (R.:2)</p>
<p>Fatih devrindeki şeyhleri sıralayıp haklarında bilgi verirken, Şeyh Mehmed Zeyneddin adlı birinden de söz eder. Bu kişiyi ilmde ikinci İmam-ı A’zam olarak tavsif ettikten sonra, hat sanatında da Yâkût-ı Müsta’sımî ayarında bir hattat olduğunu belirtir. Sonra benim yalnızca burada karşılaştığım bir bilgiyi aktarır: “Ebu’l-feth cami’inde olan hatlar bunlarındır derler.” Bahsettiği cami, bugün yerinde 18. yüzyılda III. Mustafa’nın tekrardan inşa ettirmiş olduğu ilk Fatih Camii’dir. Bu yapının neye benzediğini kimi gravürlerden biliyoruz. Evliya Çelebi’nin anlatısı da bu anlamda bize mehaz teşkil ediyor. Bahsettiği hattatın ismi <em>Tuhfe-i Hattâtîn</em>’de de geçer. Burada Mehmed Zeyneddin’in, Akşemsettin’in oğlu meşhur mutasavvıf şair Hamdullah Hamdi’nin oğlu olduğu söylenir. Devamında da Ayasofya’nın bugün yerinde Kazasker Mustafa İzzet’in yazılarının olduğu merkez ve yarım kubbelerdeki hatların ona ait olduğu aktarılır.2 Ayasofya ve Fatih gibi önemli yapılarda hatları olan bu hattat, anlaşılan Evliya Çelebi’nin bahsettiği kadar muteber bir mevkiye sahipti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2022">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz, Kutsal Emanetleri Rütbe ve Unvan Alameti Olarak Görmedi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/yavuz-kutsal-emanetleri-rutbe-ve-unvan-alameti-olarak-gormedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilmi Aydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 06:24:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasi Hilafeti]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz Emareti]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Emiri]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Seferi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6366</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Türk cihangiri Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi dönüşü Kölemen Devleti’nin, Abbasi Hilafeti’nin ve Hicaz Emareti’nin hazinelerinden intikal eden emanetleri de beraberinde İstanbul’a getirdi. Ancak Topkapı Sarayı’nda büyük bir hürmet ve itina ile muhafaza edilen İslam dininin çok değerli hatıralarının tamamının nasıl toplandığı hakkında bilgi veren belgeler yok denecek kadar azdır. Bazı kaynaklar ve özellikle Evliya Çelebi Seyahatnamesi bu konu ile alakalı bilgiler vermekte ise de bunlar tatmin edici olmaktan uzaktır. Ahmet Rasim konuyu, “Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethedip o zaman oraya sığınmış olan Abbasi Halifesi Mütevekkil’i İstanbul’a getirdikten ve halifeliği ondan devraldıktan sonra, Mekke Emiri Seyyit Berekâtoğlu Şerif Ebu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Türk cihangiri Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi dönüşü Kölemen Devleti’nin, Abbasi Hilafeti’nin ve Hicaz Emareti’nin hazinelerinden intikal eden emanetleri de beraberinde İstanbul’a getirdi. Ancak Topkapı Sarayı’nda büyük bir hürmet ve itina ile muhafaza edilen İslam dininin çok değerli hatıralarının tamamının nasıl toplandığı hakkında bilgi veren belgeler yok denecek kadar azdır.</p>
<p>Bazı kaynaklar ve özellikle Evliya Çelebi Seyahatnamesi bu konu ile alakalı bilgiler vermekte ise de bunlar tatmin edici olmaktan uzaktır. Ahmet Rasim konuyu, “Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethedip o zaman oraya sığınmış olan Abbasi Halifesi Mütevekkil’i İstanbul’a getirdikten ve halifeliği ondan devraldıktan sonra, Mekke Emiri Seyyit Berekâtoğlu Şerif Ebu Nûmey, Mekke’de bulunan Emanât-ı Mübarekê’yi de Hilafet makamı olan İstanbul’a, Yavuz Sultan Selim’e göndermiştir” diyerek <em>Osmanlı Tarihi</em> isimli kitabında kaydetmiş ve Mukaddes Emanetlerin uzun bir listesini vermiştir. Bu liste bugünkü envantere kayıtlı eserlerle nispeten uyuşmaktadır.</p>
<p>Yavuz’un ruznamecisi olan Haydar Çelebi’nin <em>Haydar Çelebi Ruznamesi </em>isimli iki ciltlik el yazması eserinde Mısır seferini bütün teferruatıyla anlatmasına rağmen, Mukaddes Emanetlere dair bilgi vermemesi şayan-ı dikkat bir konudur. Anlaşıldığı kadarıyla İslam âleminin idaresi ile Mekke ve Medine’nin hizmetini fiilen devralan Yavuz, unvanların ve merasimlerin zahiriyle övünmek istememiştir. Aynı şekilde Hazreti Peygamber’den (sas) kalan hatıralara da hususî bir önem verip Topkapı Sarayı’nda kendi yaşadığı mekânda muhafaza edilmesini sağlayarak asırlarca devam edecek bir gelenek başlatmasına rağmen bunların zahirî rütbe alameti olarak telakki edilmelerine gönlü elvermemiştir (Topkapı Sarayı’nda Peygamber Efendimiz’e hürmeten 24 saat aralıksız Kur’an-ı Kerim okunması hadisesi o tarihten günümüze kadar devam etmektedir). Mısır seferi dönüşü halk muzaffer kumandanı heyecanla beklerken, onun gece yarısı kayıkla boğazı geçip saraya gizlice girmesi de bu tutumuna bir örnektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşi Kanla, Kurşunu Etle, Kılıcı Kemikle Durduran Şehir: Kahramanmaraş</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tali-dosya/atesi-kanla-kursunu-etle-kilici-kemikle-durduran-sehir-kahramanmaras/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 03:10:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tâli Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5538</guid>

					<description><![CDATA[Ne zaman Maraş’a gitsem, orada hâlâ yaşamakta inatla direnen ve asla pes etmeyen bir heyecan, bir hamiyetperver yaklaşım, hatta zekâya endeksli bir hassasiyetin halk içerisinde tüttüğünü görürüm. Bir zamanlar esnaf loncalarının idaresinde neredeyse bağımsız bir örgütlenme manzarası gösteren Çarşı’sında geziniyordum. Bir sandıkçı gördüm. Oymalı ahşap ceviz sandıklar satıyordu. Güzel olmasına güzeldi bu el ürünleri ama gayet sağlamdı, usta işiydi ve en önemlisi de her biri yapanın zekâ pırıltısını taşıyordu. Sultan II. Abdülhamid Han’ın marangozluk dehasından izler görüyordum onda. Açılması için baltayla kırmaktan başka çare olmayan bu gizemli sandıkları değme çelik kasalara meydan okutacak hâle getirmişti Maraşlı ustalar. Bir defasında da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ne zaman Maraş’a gitsem, orada hâlâ yaşamakta inatla direnen ve asla pes etmeyen bir heyecan, bir hamiyetperver yaklaşım, hatta zekâya endeksli bir hassasiyetin halk içerisinde tüttüğünü görürüm. Bir zamanlar esnaf loncalarının idaresinde neredeyse bağımsız bir örgütlenme manzarası gösteren Çarşı’sında geziniyordum. Bir sandıkçı gördüm. Oymalı ahşap ceviz sandıklar satıyordu. Güzel olmasına güzeldi bu el ürünleri ama gayet sağlamdı, usta işiydi ve en önemlisi de her biri yapanın zekâ pırıltısını taşıyordu. Sultan II. Abdülhamid Han’ın marangozluk dehasından izler görüyordum onda. Açılması için baltayla kırmaktan başka çare olmayan bu gizemli sandıkları değme çelik kasalara meydan okutacak hâle getirmişti Maraşlı ustalar. Bir defasında da kalaycı ile karşılaştım. Pek gençti ama işini ibadet edercesine aşkla, adeta büyüleyici bir ritmle yapıyordu. Elindeki çaydanlığı harlı ateşte ısıtıyor, sonra üflüyor, yeniden ısıtıyor, arada elindeki çekiçle bir yerlerine vuruyordu. Sonra kirli bir suya batırdı onu, yükselen kalay kokuları arasında eline alıp çaydanlığı bir baba şefkatiyle bezle sildi ve yerine koyup yenisiyle işine devam etti. Uzun uzun baktım: Bir dervişin kalbi atıyordu dükkânda. Çarşıdaki bu karanlık dükkânda ne kadar uzun bir süre geçirdiğimi çok sonraları fark ettim. Kendimi öylesine kaptırmıştım ki, sırlarla dolu bu büyüklü küçüklü sandıkların veya kalaycının cazibesiyle, adeta zamanın dışına taşmıştım. Kim bilir belki orada bir süre daha dolaşsam her dükkândan Evliya Çelebi’ye nazire yapacak kucak dolusu zengin malzemeyle dönebilirdim.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
