﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fetih &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/fetih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Jan 2023 13:29:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>fetih &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>10 Soruda Rodos’a Doğru</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/10-soruda-rodosa-dogru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yaşar Ertaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 13:29:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[rodos]]></category>
		<category><![CDATA[Rodos Kuşatması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8987</guid>

					<description><![CDATA[Rodos Kuşatması başlıklı kitabı geçtiğimiz haftalarda okurla buluşan Prof. Dr. Mehmet Yaşar Ertaş, Rodos’un fethine uzanan yolu; sefer kararı, ordu hazırlıkları, iaşe temini, güzergâhın ıslahı ve sefer yolculuğu gibi unsurlar çerçevesinde 10 başlıkta tafsil etti. Rodos’un fethinin bu pek çetin ve nefes kesen safahatını birlikte anlamaya çalışalım. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rodos Kuşatması başlıklı kitabı geçtiğimiz haftalarda okurla buluşan Prof. Dr. Mehmet Yaşar Ertaş, Rodos’un fethine uzanan yolu; sefer kararı, ordu hazırlıkları, iaşe temini, güzergâhın ıslahı ve sefer yolculuğu gibi unsurlar çerçevesinde 10 başlıkta tafsil etti. Rodos’un fethinin bu pek çetin ve nefes kesen safahatını birlikte anlamaya çalışalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâm Medeniyetinin Emanetleri Bu Müzede</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/islam-medeniyetinin-emanetleri-bu-muzede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-I Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Çamlıca Camii Külliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Sanduka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8017</guid>

					<description><![CDATA[Müslümanların tarih boyunca kurdukları medeniyetlerin kaynağı asr-ı saadettir. Bu dönemde köklenen İslâm medeniyeti, sonraki asırlarda kurulacak İslâm devletlerine emsal olacaktır. Bu bakımdan, insanlığın hidayete erişebilmesi için gerekli her teferruatı bildirmiş olan İslâmiyet’i anlamak ve anlamlandırmak, medeniyetin tesisinde en etkili faktörlerden biridir. Osmanlı Türkleri gerek dinin emirlerini benimsemiş olmaları, gerekse usulünce tatbik etmeleri neticesinde altı asır boyunca mükemmel bir medeniyet örneği teşkil etmişlerdir. Tarih boyunca İstanbul’un Türk-İslâm medeniyetinin başkenti olarak görülmesi, bu toprakların ilim ve sanatın yeşerdiği bir diyar haline gelmiş olması bunu ispat etmektedir. İşte bu medeniyetin ulaştığı ihtişamlı zirve noktalarını ve mihenk taşlarını tespit ve izhar eden İslam Medeniyetleri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanların tarih boyunca kurdukları medeniyetlerin kaynağı asr-ı saadettir. Bu dönemde köklenen İslâm medeniyeti, sonraki asırlarda kurulacak İslâm devletlerine emsal olacaktır.<br />
Bu bakımdan, insanlığın hidayete erişebilmesi için gerekli her teferruatı bildirmiş olan İslâmiyet’i anlamak ve anlamlandırmak, medeniyetin tesisinde en etkili faktörlerden biridir.</p>
<p>Osmanlı Türkleri gerek dinin emirlerini benimsemiş olmaları, gerekse usulünce tatbik etmeleri neticesinde altı asır boyunca mükemmel bir medeniyet örneği teşkil etmişlerdir. Tarih boyunca İstanbul’un Türk-İslâm medeniyetinin başkenti olarak görülmesi, bu toprakların ilim ve sanatın yeşerdiği bir diyar haline gelmiş olması bunu ispat etmektedir.</p>
<p>İşte bu medeniyetin ulaştığı ihtişamlı zirve noktalarını ve mihenk taşlarını tespit ve izhar eden İslam Medeniyetleri Müzesi’nin kapısını çaldık bu ay. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da sayılı camileri arasında yer alan Büyük Çamlıca Camii Külliyesi’nde, 10 bin metrekare kapalı alana inşa edilen müze, İslâm sanatının 7. yüzyıldan 19. yüzyıla kadarki mahsulünü 800’e yakın eser üzerinden aşikâr ediyor. Milli Saraylara bağlı Topkapı Sarayı ve Saray Koleksiyonları, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Türbeler Müzesi ve Vakıflar Müzesi koleksiyonlarından seçkilerle hazırlanan müze, Milli Saraylar envanterinde bulunan ve depolarında muhafaza edilen daha önce teşhir edilmemiş eserlere de ev sahipliği yapıyor. Hazreti Peygamber’e Atfedilen Eserler, İlk Mabet Kâbe, Kur’an-ı Kerim ve Mahfazaları, Şam Evrakı, Berat ve Fermanlar, İslâm’da Bilim Tılsımlı Gömlekler, Hüsn-i Hat, Osmanlı’da Giyim, Sikkeler, Türk Çini Sanatı, İslâm’da Fetih, Sanduka Puşideleri ve İslâm’da Bilim olmak üzere pek çok tematik bölüm bekliyor ziyaretçileri.<br />
İçeri girdiğiniz andan itibaren tılsımlı bir rüzgâr sizi önüne katıyor. Teknolojik altyapı, asırların uğultusundan berrak tablolar süzüp adeta nazarınıza hediye ediyor. Çağdaş müzecilik tekniklerinin yardımıyla oluşturulan video prodüksiyonlar ve etkileşimli dokunmatik ekranlar geleneksel ile modernin hassas bir ayar üzere buluşmasını temsil ediyor. İki dakika 17 saniye süren Âb-ı hayat enstalasyonunda “Hayy” isminden ilham alınarak hazırlanan âyetlerle suyun gücü ve hayattaki yeri anlatılırken, İslâm medeniyetinin suya atfettiği mâna dalga dalga içinize işliyor.</p>
<p>Dijital uygulamaların en dikkat çekenlerinden biri, psiko-algısal efektler ve ses düzeninde kendisini gösteriyor. Ultrasonik hoparlör teknolojisi, ışınların eserlere yaklaşan ziyaretçinin kafatası kemiklerini algılayıp hoparlör gibi kullanılmasını sağlıyor. Böylece incelediğiniz esere dair farklı ses altyapılarını duyabiliyorsunuz. Mesela kılıç ve kalkana yaklaştığınızda, sizi algılayan bu sistem sayesinde, kılıç ve kalkan seslerini kulaklık takmışçasına işitiyorsunuz. Bu da birden fazla duyunuzu uyaran, unutamayacağınız bir seyir zevki yaşatıyor.<br />
İslâm medeniyetinin manevî mirasını her köşesinde hissettiğiniz müze; Hz. Muhammed’in (sas) temsili ayak izi, tılsımlı gömlekler, Kâbe kapısına ait perde, padişahlar kaftanları, Fatih Sultan Mehmed’in çocukluk defteri, derviş tespihleri, padişah kılıçları, Osmanlı dönemine ait paralar ve Osmanlı bilimine ait birçok eseri bir arada görme imkânı sunuyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tebdil-i Kıyafet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/maziye-bir-nazar/tebdil-i-kiyafet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:41:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Maziye Bir Nazar]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer (ra)]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[menkıbe]]></category>
		<category><![CDATA[Tebdil gezmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6414</guid>

					<description><![CDATA[Vatandaşların devlet idarecilerinden beklentisi her zaman adalettir. Ancak şu bir gerçektir ki, adaleti tam anlamıyla sağlamak kadar zor bir şey de yoktur. Çünkü bir idareci, vatandaşın durumunu her zaman tam anlamıyla anlayamayabilir. Halkın hali, sıkıntıları, istekleri üst kademede görev yapanlara tam anlamıyla ulaşmayabilir. Bu gibi durumlar için devrin özelliklerine göre kimi yöneticiler tarafından çeşitli tedbirler alındığı, farklı yöntemler belirlendiği kayıtlarda görülmektedir. Bu yöntemler içinde en şöhretlisinin tebdil-i kıyafet olduğunda şüphe yoktur. “Tebdil gezmek” olarak da ifade edilen bu denetleme tedbiriyle, kimi zaman hükümdarlar, kimi zamansa bir sadrazam, bir vali veya bir kadı yaşadığı şehrin ahalisinin durumunu birebir görme imkânına kavuşuyordu.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vatandaşların devlet idarecilerinden beklentisi her zaman adalettir. Ancak şu bir gerçektir ki, adaleti tam anlamıyla sağlamak kadar zor bir şey de yoktur. Çünkü bir idareci, vatandaşın durumunu her zaman tam anlamıyla anlayamayabilir. Halkın hali, sıkıntıları, istekleri üst kademede görev yapanlara tam anlamıyla ulaşmayabilir. Bu gibi durumlar için devrin özelliklerine göre kimi yöneticiler tarafından çeşitli tedbirler alındığı, farklı yöntemler belirlendiği kayıtlarda görülmektedir.</p>
<p>Bu yöntemler içinde en şöhretlisinin tebdil-i kıyafet olduğunda şüphe yoktur. “Tebdil gezmek” olarak da ifade edilen bu denetleme tedbiriyle, kimi zaman hükümdarlar, kimi zamansa bir sadrazam, bir vali veya bir kadı yaşadığı şehrin ahalisinin durumunu birebir görme imkânına kavuşuyordu. Halkın durumunu izleyip şikâyetlerini dinliyor, daha alt derecedeki idareci ve memurların vatandaşlara karşı tutumunu görebiliyorlardı. Tabii ki tebdil gezmenin tek amacı denetim değildi.</p>
<p>Zaman zaman gizli yapılması gereken bir toplantı ya da sessizce, sade bir vatandaş gibi yapmak istenilen bir ziyaret için de tebdil-i kıyafet usulü kullanılıyordu.</p>
<p>İslam tarihinde Hz. Ömer’in (ra) sıradan bir vatandaş gibi gece vakti Medine sokaklarında dolaştığına dair kayıtlar mevcuttur. Hz. Ömer bu sayede halkın nabzını tutmak istiyor, idareye karşı düşüncelerini öğrenmeye çalışıyordu. Kimi zaman zor durumda gördüğü kişilere yardım ediyor, kimi zaman da şehrin çevre güvenliğini kontrol ediyordu. Kayıtlarda belirtildiğine göre şehrin etrafında dolaştığı günlerden birinde Hz. Ömer bir çocuk ağlaması işitir. Annesine seslenir ve çocuğuyla ilgilenerek ağlamasına sebep olan sorunu çözmesini ister. Fakat daha sonra aynı yerden geçerken o çocuğun ağlama sesini tekrar duyar. Bunun üzerine çocuğun annesine zalim bir anne olduğunu söyler. Kadın kendisine seslenen kişinin Hz. Ömer olduğundan habersiz şöyle karşılık verir: “Meselenin iç yüzünü bilmeden boşuna nefesini tüketme. Ömer çocuklar sütten kesilinceye kadar devlet hazinesinden maaş almamalarını emretmiş. Bebeği sütten kesmeye çalışıyorum. Ağlayışının sebebi budur.” Bunun üzerine Hz. Ömer daha önce verdiği bu hükmü kaldırarak, çocuklara doğumlarından itibaren maaş bağlanmasına karar verir. Aynen bu hadisede olduğu gibi o günlerin şartlarında tanınmadan şehirde dolaşan Hz. Ömer uygulamada gördüğü yanlışlıkları Mehmed’in fetih öncesi halkın fethe manen hazır olup olmadığını anlamak için tebdilen çarşıya çıktığı hakkında anlatılan menkıbe meşhurdur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam Fetih Politikası Savaş ve Zaferden İbaret Değildi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/islam-fetih-politikasi-savas-ve-zaferden-ibaret-degildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:30:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bahreyn]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[Hudeybiye Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6318</guid>

					<description><![CDATA[Allah’ın Elçisi (sas) döneminde İslam, doğduğu Hicaz bölgesinden Arabistan’ın diğer bölgelerine yayılmaya başlamış; Resulullah vefat ettiğinde Müslümanların hâkimiyeti güneyde Yemen’e, doğuda Bahreyn’e, kuzeyde Irak ve Biladü’ş-Şam sınırlarına dayanmıştı. Hz. Peygamber’in Müslümanları tebliğle görevlendirilmesi neticesinde başlayan süreç, 13 yıllık Mekke döneminde genellikle birebir tebliğde bulunularak yürütüldü. 10 yıllık Medine döneminde ise başta Kureyşliler olmak üzere müşriklerle ve Yahudilerle çatışma dönemleriyle devam etti. Nihayet 11 Ocak 630 tarihinde barış yoluyla gerçekleştirilen Mekke’nin fethi, Arabistan’da İslamın yayılması açısından bir dönüm noktası olmuştur. Müslümanlar Mekke’nin fethinden yaklaşık iki yıl önce Hz. Muhammed’in Mekke müşrikleriyle akdettiği Hudeybiye Antlaşması’nın şartlarını ağır bularak muhalif olmuşlardı. Antlaşmadan sonra&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ın Elçisi (sas) döneminde İslam, doğduğu Hicaz bölgesinden Arabistan’ın diğer bölgelerine yayılmaya başlamış; Resulullah vefat ettiğinde Müslümanların hâkimiyeti güneyde Yemen’e, doğuda Bahreyn’e, kuzeyde Irak ve Biladü’ş-Şam sınırlarına dayanmıştı. Hz. Peygamber’in Müslümanları tebliğle görevlendirilmesi neticesinde başlayan süreç, 13 yıllık Mekke döneminde genellikle birebir tebliğde bulunularak yürütüldü.</p>
<p>10 yıllık Medine döneminde ise başta Kureyşliler olmak üzere müşriklerle ve Yahudilerle çatışma dönemleriyle devam etti. Nihayet 11 Ocak 630 tarihinde barış yoluyla gerçekleştirilen Mekke’nin fethi, Arabistan’da İslamın yayılması açısından bir dönüm noktası olmuştur.</p>
<p>Müslümanlar Mekke’nin fethinden yaklaşık iki yıl önce Hz. Muhammed’in Mekke müşrikleriyle akdettiği Hudeybiye Antlaşması’nın şartlarını ağır bularak muhalif olmuşlardı. Antlaşmadan sonra nazil olan vahiy ise bu gelişmeyi bir fetih olarak müjdeliyordu: “Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik” (Fetih, 1). Bu mesaj üzerine Müslümanlar büyük bir sevinç yaşadılar.</p>
<p>Mekke’nin fethinden sonra Arap kabileleri Medine’ye heyetler göndererek İslama girmeye başladılar. Heyetler kabileleri adına İslamı kabul edip temel dinî bilgileri öğrendikten sonra memleketlerine dönerek öğrendiklerini akrabalarına öğrettiler. Bu önemli gelişme sebebiyle 630 yılına Heyetler Yılı denir.</p>
<p>Yüce Allah Mekke’nin fethi ve akabinde Arapların İslama yönelişlerine son inen sure olan Nasr Suresi’nde şöyle değinir: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tesbihte bulun ve O’ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr, 1-3).</p>
<p>Yukarıda işaret ettiğimiz gelişmeler fethin savaştan ibaret görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Fetih kavramında Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmanın önündeki engellerin kaldırılarak İslamla tanıştırılmaları öncelikli hedeftir. Nitekim kelime Arapçada “zafere ulaşma” anlamı yanında “açma ve yol gösterme” anlamına gelmektedir. Bununla ilişkili olarak, Müslümanların dinlerini özgürce yaşamaları, mal ve can güvenliklerinin sağlanması da önemli bir görevdir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HALUK DURSUN: “AYASOFYA’NIN MÜZE YAPILMASI, BİR CİNNET, BOŞLUK VE KIRILMA DÖNE-MİNİN ESERİDİR”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/haluk-dursun-ayasofyanin-muze-yapilmasi-bir-cinnet-bosluk-ve-kirilma-done-minin-eseridir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 12:15:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[I. Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6179</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUSTAFA ARMAĞAN Ayasofya’nın İslam tarih ve kültüründeki yerini anlatır mısınız? Müslümanlar için Ayasofya ne ifade ediyordu? Osmanlı için Fetih öncesi ve sonrasında neyi ifade etti? Ortak düşüncelerden yola çıkarak ve kendi görüşümü de katarak söylüyorum: Bir kesim onu bir büyük kilise olarak görürken, diğer bir kesim de cami-i kebir olarak görüyor. Osmanlılar hep cami-i kebir olarak gördüler, çünkü Ayasofya, Osmanlı’daki cami ve cami imamlarının hiyerarşisinde tartışmasız bir numaraydı. Kendi görüşüme gelince, benim tarihçi, Ayasofya yöneticisi ve Müslüman olmak üzere üç ayrı kimliğim var. Bunları bir araya getirerek konuşmak istiyorum: Osmanlılar Ayasofya’nın cami-i kebire dönüştürülmesi işinde bir zarureti görmüşler. Ana&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUSTAFA ARMAĞAN</strong></p>
<p><strong>Ayasofya’nın İslam tarih ve kültüründeki yerini anlatır mısınız? Müslümanlar için Ayasofya ne ifade ediyordu? Osmanlı için Fetih öncesi ve sonrasında neyi ifade etti?</strong></p>
<p>Ortak düşüncelerden yola çıkarak ve kendi görüşümü de katarak söylüyorum: Bir kesim onu bir büyük kilise olarak görürken, diğer bir kesim de cami-i kebir olarak görüyor. Osmanlılar hep cami-i kebir olarak gördüler, çünkü Ayasofya, Osmanlı’daki cami ve cami imamlarının hiyerarşisinde tartışmasız bir numaraydı.</p>
<p>Kendi görüşüme gelince, benim tarihçi, Ayasofya yöneticisi ve Müslüman olmak üzere üç ayrı kimliğim var. Bunları bir araya getirerek konuşmak istiyorum: Osmanlılar Ayasofya’nın cami-i kebire dönüştürülmesi işinde bir zarureti görmüşler. Ana bina her ne kadar cami-i kebire dönüştürülse de, daima kilise halini hatırlatacağı için etrafına ilaveler yaparak onu bir ‘kül’ haline getirip o külün içinde bir ‘cüz’ halinde tutmak lüzumunu fark etmişler ve Ayasofya’yı bir külliye haline getirmiş, ilavelerden başlamak üzere dış çehresini değiştirmeyi çok önemsemişler. İç ve dış şadırvanlar, sebil, imaret, medreseler, muvakkithane ve en son olarak da türbelerin eklenmesiyle bu değişimi tamamlamaya çalışmışlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Haseki Hamamı dahil edilebilir mi buna?</strong></p>
<p>Tam değil, Ayasofya Hamamı’dır adı, doğrudur ancak o, bu zihniyetin dışında yapılmıştır. Ayasofya’nın dönüşümündeki önemli faktör, Fatih’in medrese ve minareyle başlattığı değişimin I. Mahmud döneminde sürdürülmesi ve Abdülmecid’in bunun üzerine gitmesidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ayasofya’nın dönüşümü için sadece bu üç padişah mı öne çıkmakta?</strong></p>
<p>Aslında dördüncü olarak araya II. Selim’i koyuyorum; çünkü minarelerle devreye giriyor, daha da önemlisi, oraya gömülerek türbeler geleneğini başlatıyor. Sonra özellikle kütüphanesiyle çok çok ayrı bir yere sahip olan I. Mahmud’u koyuyorum. Beşinci bir aday koymak gerekirse II. Abdülhamid’i sayıyorum. Çünkü 1894 depreminin hasarını çok dikkatli bir şekilde düzeltmek ve Ayasofya’yı kurtarmak için teşebbüse geçmiş. Bu beşliyi dönemlerine referans vererek kurguluyorum.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dıyarbakır’ı İslamla Şereflendiren Sahabe: İyâz B. Ganm</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/diyarbakiri-islamla-sereflendiren-sahabe-iyaz-b-ganm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdurrahman Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Biladü'i-Şam]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[istila]]></category>
		<category><![CDATA[sömürü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6111</guid>

					<description><![CDATA[Müslümanların bir beldeyi savaş veya barış yoluyla İslam ülkesine dahil etmelerinden söz edildiğinde genellikle ‘fetih’ kavramı kullanılmaktadır. Bununla birlikte bir beldeyi İslamla buluşturmak, İslamla tanıştırmak veya İslama kazandırmak tabirlerini kullanmanın da bazı artıları olduğu söylenebilir. Arapçada ‘açmak’ anlamına gelen fetih, kavram olarak İslamda meşru savaşlar hakkında kullanılan cihad faaliyeti neticesinde bir belde veya bölgenin askerî veya barışçıl yollarla ele geçirilmesidir. Bu kavram, İslamdaki savaşların istila ve sömürü maksatlı savaşlardan ayırt edilmesi gayesiyle kullanılmıştır. İlk İslam fetihlerinin inşa ve ıslah amaçlı olduğu aşikârdır. Savaşlarda düşmana verdirilen can ve mal kaybının asgarî düzeyde tutulmuş olması da bunu göstermektedir. Arabistan’ın tamamına yakını Hz.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanların bir beldeyi savaş veya barış yoluyla İslam ülkesine dahil etmelerinden söz edildiğinde genellikle ‘fetih’ kavramı kullanılmaktadır. Bununla birlikte bir beldeyi İslamla buluşturmak, İslamla tanıştırmak veya İslama kazandırmak tabirlerini kullanmanın da bazı artıları olduğu söylenebilir.</p>
<p>Arapçada ‘açmak’ anlamına gelen fetih, kavram olarak İslamda meşru savaşlar hakkında kullanılan cihad faaliyeti neticesinde bir belde veya bölgenin askerî veya barışçıl yollarla ele geçirilmesidir. Bu kavram, İslamdaki savaşların istila ve sömürü maksatlı savaşlardan ayırt edilmesi gayesiyle kullanılmıştır.</p>
<p>İlk İslam fetihlerinin inşa ve ıslah amaçlı olduğu aşikârdır. Savaşlarda düşmana verdirilen can ve mal kaybının asgarî düzeyde tutulmuş olması da bunu göstermektedir. Arabistan’ın tamamına yakını Hz. Peygamber (sas) zamanında fethedilmiş, yani İslam hâkimiyetini tanımıştır. Bizans hâkimiyeti altındaki Suriye (Biladü’ş-Şam) ve Sasanî toprağı olan Irak’ta bazı kale ve beldeler, ilk Râşid Halife Hz. Ebubekir (ra) zamanında (632-634) ele geçirilmişse de bu bölgelere yönelik büyük fetih hareketleri Hz. Ömer’in (ra) halifeliği (634-644) zamanında gerçekleşmişti. Bu harekât sonucunda İran, Mısır ve Suriye’nin yanı sıra Anadolu’nun bazı şehirleri de fethedilmişti. Antakya, Maraş ve Diyarbakır (Amid) İslamla ilk tanışan Anadolu şehirleri olmuştu.</p>
<p>Diyarbakır’ın da içerisinde bulunduğu el-Cezire (Yukarı Mezopotamya) bölgesi sahabeden İyâz b. Ganm el-Fihrî’nin kumandasındaki İslam ordusu tarafından fethedilmişti. İyâz b. Ganm b. Züheyr b. Ebi Şeddâd el-Fihrî, Kureyş kabilesinin Benu Haris b. Fihr kolundandır.3 Fihr, bilindiği gibi Hz. Muhammed’in onuncu nesilden dedesi olan Kureyş’in asıl adıdır.</p>
<p>İyâz irtidâd veya ridde olarak bilinen dinden dönme olaylarının bastırılması sırasında yaptığı hizmetlerden dolayı, Hicrî 12. senede Hz. Ebubekir tarafından kumandan olarak Irak’a gönderilmiş,4 aynı sene Hâlid b. Velid ile birlikte Dûmetü’l-Cendel’i ele geçirince5 buraya vali tayin edilmişti.6 Hicrî 12. seneden başlayarak beş yıl süreyle, Hâlid b. Velid, Sad b. Ebi Vakkâs ve Ebu Ubeyde b. el-Cerrâh gibi kumandanların emrinde, Arabistan, Irak ve Suriye’deki fetih hareketlerinde, çoğu kez de öncü birliklerin komutanı olarak görev alarak katılmıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
