﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Filibe &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/filibe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Apr 2022 11:56:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Filibe &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Filibe Tekkelerinde Hain Talan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/filibe-tekkelerinde-hain-talan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:13:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Filibe]]></category>
		<category><![CDATA[Meriç Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Philippopolis]]></category>
		<category><![CDATA[Sofya]]></category>
		<category><![CDATA[Trakya Ovası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8038</guid>

					<description><![CDATA[Eski adı Philippopolis olan Filibe, Bulgaristan’ın Sofya’dan sonra ikinci büyük şehri. Osmanlı hâkimiyeti döneminde Balkanlardaki önemli şehirlerimiz arasında olup; cami, medrese gibi yapılarıyla ve burada yetişen ilim adamlarıyla önde gelen İslâm merkezlerindendi. Bu güzel şehir yukarı Trakya Ovası’nda, Meriç Nehri’nin iki yakasında kurulmuştur. Eski şehir merkezi, geniş bir alanın ortasında, kayalıklardan oluşan beş tepenin üzerinde yer almaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısına kadar camileri, kiliseleri ve sinagogları, farklı dinî ve etnik grupları içine alan nüfus yapısıyla kozmopolit bir görünüş arz etmekte olup, Bulgaristan’da bir çeşit Akdeniz-Levanten üslûbunu yansıtan özelliğe sahipti. Osmanlı fethine kadar Bizanslılar, Bulgarlar ve Haçlılar arasında 11 defa el&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski adı Philippopolis olan Filibe, Bulgaristan’ın Sofya’dan sonra ikinci büyük şehri. Osmanlı hâkimiyeti döneminde Balkanlardaki önemli şehirlerimiz arasında olup; cami, medrese gibi yapılarıyla ve burada yetişen ilim adamlarıyla önde gelen İslâm merkezlerindendi.</p>
<p>Bu güzel şehir yukarı Trakya Ovası’nda, Meriç Nehri’nin iki yakasında kurulmuştur. Eski şehir merkezi, geniş bir alanın ortasında, kayalıklardan oluşan beş tepenin üzerinde yer almaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısına kadar camileri, kiliseleri ve sinagogları, farklı dinî ve etnik grupları içine alan nüfus yapısıyla kozmopolit bir görünüş arz etmekte olup, Bulgaristan’da bir çeşit Akdeniz-Levanten üslûbunu yansıtan özelliğe sahipti.</p>
<p>Osmanlı fethine kadar Bizanslılar, Bulgarlar ve Haçlılar arasında 11 defa el değiştiren ve küçük bir sınır kalesi haline gelen şehri Lala Şâhin Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri Edirne’nin fethinden hemen sonra, 1361’de fethetmiştir. 15. yüzyılın ilk yarısında yeniden imar edilerek Osmanlı-Türk şehri hüviyeti kazandırılan Filibe, Anadolu’dan getirilen Türk ailelerinin yerleştirilmesi suretiyle Rumeli Beylerbeyliğinin merkezi haline getirildi. Osmanlı öncesine ait birkaç eser hariç Filibe’nin en önemli mimari eserleri bu dönemde, şehrin yeniden imarı sırasında vücuda getirilmiştir.</p>
<p>Filibe’yi daha önce Batılı seyyahlardan ziyaret edenler olmasına rağmen şehirle ilgili verdikleri bilgiler kısıtlı kalmıştır. Şehir hakkında ayrıntılı bilgiye, Evliya Çelebi’nin <em>Seyahatnâme</em>’sinden ulaşabilmekteyiz (<em>Seyahatnâme</em>, III, 381-386). Evliya Çelebi Filibe’yi ilk olarak 1652’de ziyaret etmiş, sonraları buraya birkaç defa daha uğramıştır. <em>Seyahatnâme</em>’ye göre Filibe’de 53 cami, birkaç medrese, 70 mektep, sekiz hamam, 11 tekke, yedi dârülkurrâ ve 880 dükkân vardı. Bunların bazıları hakkında ayrıntılı bilgi veren Evliya Çelebi, Filibe nüfusu arasında temayüz etmiş birçok âlim, şeyh, imam, fakih ve şair olduğunu, tarikatlardan Halvetiyye, Celvetiyye, Kâdiriyye ve Gülşeniyye mensuplarına ait 11 adet ‘gönlü yaralı dervişler tekkesi’ bulunduğunu yazmaktadır.</p>
<p>Ekrem Hakkı Ayverdi, <em>Avrupa’da Osmanlı Mimarî Eserleri</em> adlı eserinde Filibe’deki bazı tekke ve zaviyelerin isimlerine yer verir. Reşat Öngören ise bir makalesinde Filibe’de; şehir merkezinde 14, merkeze bağlı bir köyde ise bir tane olmak üzere toplam 15 tekkenin olduğunu belirtir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz’un Son Yılları Ve Vefatı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/yavuzun-son-yillari-ve-vefati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feridun Emecen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 06:28:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Dimetoka]]></category>
		<category><![CDATA[Filibe]]></category>
		<category><![CDATA[İskender]]></category>
		<category><![CDATA[Memlük]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6371</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı tarihçileri özellikle Doğu’ya yönelik büyük çaplı askerî harekâtlarıyla öne çıkan, Memlûk Sultanlığına son vererek İslamın koruyucusu ve mukaddes yerlerin hizmetçisi (Hâdimü’l Haremeyn) unvanını alan ve bunu kendisinden sonraki padişahlara bir bakıma armağan eden “Yavuz” lakabıyla anılan Sultan Selim’e genel tarihî seyir içinde çok farklı bir konum bahşederler. Sekiz yıl gibi kısa sayılabilecek saltanatı döneminde büyük işlere imza atan Sultan Selim kaynaklarda büyük cihangirler arasında zikredilir ve onların unvanı olan sahip-kıran şeklinde anılır. Yakıştırılan bu anlamda bir başka unvan ise İskender-i zaman, yani zamanın İskender’idir. Aslında daha önceki hükümdarlar için de sıklıkla geçen bu unvanın Mısır’ı ele geçiren ve Haremeyn’in&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı tarihçileri özellikle Doğu’ya yönelik büyük çaplı askerî harekâtlarıyla öne çıkan, Memlûk Sultanlığına son vererek İslamın koruyucusu ve mukaddes yerlerin hizmetçisi (<em>Hâdimü’l Haremeyn</em>) unvanını alan ve bunu kendisinden sonraki padişahlara bir bakıma armağan eden “Yavuz” lakabıyla anılan Sultan Selim’e genel tarihî seyir içinde çok farklı bir konum bahşederler. Sekiz yıl gibi kısa sayılabilecek saltanatı döneminde büyük işlere imza atan Sultan Selim kaynaklarda büyük cihangirler arasında zikredilir ve onların unvanı olan sahip-kıran şeklinde anılır. Yakıştırılan bu anlamda bir başka unvan ise İskender-i zaman, yani zamanın İskender’idir.</p>
<p>Aslında daha önceki hükümdarlar için de sıklıkla geçen bu unvanın Mısır’ı ele geçiren ve Haremeyn’in koruyuculuğunu üstlenen Sultan Selim için kullanılmasının bir başka anlamı vardı. Çünkü o, Büyük İskender gibi zorlu yollara rağmen Mısır’ı hedeflemiş, onun başaramadığını başarmıştı. Üstelik Osmanlı dünyasını alt üst eden Safevi tehdidine set çekmiş, Osmanlı Devleti’nin ana dinamiklerini yeniden ihya edecek temelleri de atmıştı. Fakat kendisinden çok daha büyük başarılar beklenirken kısa süren bir hastalık sonucu vefatı ile her şey değişti; bıraktığı miras ise bir başka büyük cihangir olan Kanuni Sultan Süleyman tarafından büyük bir tehalükle üstlenildi. Bu vesileyle dönemin tarihçisi ve önemli âlimi olan İbn Kemal’in de belirttiği gibi “o, süresi kısa ama gölgesi uzun olan bir ikindi güneşi” gibiydi (“<em>Şems-i asr idi asırda şemsin / Zıllı memdûd olur zamanı kasîr</em>”, X. Defter, s. 16). Gerçekten yaptığı icraatlar sonucu ortaya koyduğu hedeflerin sonraki hükümdarlara yol gösterdiğine ve Osmanlı siyasetinin temelini oluşturduğuna şüphe yoktur.</p>
<p>Safevi tehdidini Çaldıran’da gerilettikten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun hâkimiyetini sağlayan ve ardından çıktığı uzun Mısır seferinden büyük başarılarla dönen Sultan Selim’in son yılları -dönemin Osmanlı kroniklerinden anlaşıldığına göre- nereye müteveccih olacağı tartışmalı sefer hazırlıklarıyla geçmiştir. Kayıtlara göre uzun bir yolculuktan sonra İstanbul’a ulaşıp burada 10 gün kadar kalan Sultan Selim çok sevdiği Edirne’ye giderek dinlenmeye çekilmişti. 1518 yılının yaz mevsiminde Gelibolu, Tekirdağ, Malkara, İpsala, Dimetoka ve Filibe civarında avlanmakla vakit geçirmekteydi. Fakat Doğu sınırlarındaki gelişmeleri, bu arada Şah Veli’nin sebep olduğu isyanı, yol açtığı karışıklığı dikkatle izlemeyi ihmal etmiyordu. Gereken tedbirlerin derhal alınması için emirler yollamıştı. Edirne’de iken ayrıca Batı’daki siyasî gelişmeleri takip etmiş, gelen elçilerle görüşmüş, Macaristan sınırlarındaki küçük çaplı askerî harekâtlara dikkatini vermişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
