﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fransız İhtilali &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/fransiz-ihtilali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 09:15:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Fransız İhtilali &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nasıl Darbe Yapılır?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/genel/nasil-darbe-yapilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Taha Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 09:15:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsızlık Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Kristof Kolomb]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Louisiana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8404</guid>

					<description><![CDATA[Bir ülke neden başka bir ülkede darbe tertip eder? Bu soruya verilebilecek cevaplar, ABD’nin doğrudan ya da dolaylı olarak parçası olduğu darbelerin sayısı kadar çok. Çünkü neredeyse her darbe arkasındaki başka bir gerekçeye dayanıyor. Ancak bütün bu gerekçelerin üç ortak hedefi var: Kendi hayat ve fikir tarzını empoze etmek, hedefteki ülkenin zenginliklerini sömürmek ve uluslararası siyasette daha etkili bir ülke olmak. Üstelik darbeler bunlara ulaşmak noktasında savaşlardan daha az maliyetli. ABD’nin hemen her darbede işte bu yüzden parmağı var. Peki, ABD darbenin savaştan konforlu bir araç olduğunu nasıl keşfetti? Karıştığı onlarca darbe arasından seçtiğimiz beş örnekten hareketle bu soruya cevap&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülke neden başka bir ülkede darbe tertip eder? Bu soruya verilebilecek cevaplar, ABD’nin doğrudan ya da dolaylı olarak parçası olduğu darbelerin sayısı kadar çok. Çünkü neredeyse her darbe arkasındaki başka bir gerekçeye dayanıyor. Ancak bütün bu gerekçelerin üç ortak hedefi var: Kendi hayat ve fikir tarzını empoze etmek, hedefteki ülkenin zenginliklerini sömürmek ve uluslararası siyasette daha etkili bir ülke olmak. Üstelik darbeler bunlara ulaşmak noktasında savaşlardan daha az maliyetli. ABD’nin hemen her darbede işte bu yüzden parmağı var. Peki, ABD darbenin savaştan konforlu bir araç olduğunu nasıl keşfetti? Karıştığı onlarca darbe arasından seçtiğimiz beş örnekten hareketle bu soruya cevap arayacağız. Ama önce ABD’nin sömürülenden sömürene geçiş sürecini ya da bir başka ifadeyle darbeciliğinin bilinç öncesini anlamaya çalışalım.</p>
<p>Amerika kıtası bildiğiniz üzere Kristof Kolomb’un ziyaretinden sonra Avrupalı devletlerin sömürgecilik faaliyetlerine uzun yıllar ev sahipliği yaptı. Denizlerde söz sahibi olan devletlerin hemen hepsi dümenini bu kıtaya kırdı. Kanada’ya Fransızlar üşüşmüştü. Hatta güneye inip Meksika Körfezi’ne kadar uzanan Louisiana kolonisini kurmuşlardı. Kuzey Amerika’nın güneyinde ise İspanyollar at koşturuyordu. Orta ve Güney Amerika kıtasının büyük bölümü de yine İspanya’nın kontrolündeydi. Güney Amerika’daki Brezilya ise Portekiz sömürgesiydi. Kuzey Amerika’nın Atlantik kıyılarına da İngilizler kanca atmış ve burada 13 koloni kurmuşlardı. Bu koloniler Amerika Birleşik Devletleri’nin kurulmasıyla neticelenecek ayaklanmada bir araya gelecekler ve İngiltere’yi mağlup edeceklerdi.</p>
<p>Aslında bir araya gelen kolonilerin hedefi bağımsızlık değildi. Tıpkı Fransız İhtilali’nde olduğu gibi kolonilerin önceden tayin edilmiş siyasî bir amacı yoktu ve tek hedefleri ağır vergilere başkaldırmaktı. Çünkü kolonilerde vergi ancak halkın seçtiği temsilcilerin rızasıyla konulabiliyordu ama İngiltere hükümeti Yedi Yıl Savaşları nedeniyle sıkıntılı olan İngiliz hazinesini rahatlatmak amacıyla bu temsilcilerin rızasını almadan yeni vergiler koydu. İşte buna tepki olarak yola çıkan sömürge halkları 4 Temmuz 1776’da yayınladıkları Bağımsızlık Bildirgesi ile Amerika Birleşik Devletleri adıyla bağımsızlıklarını ilan ettiler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Napolyon’un Savaş Makinesinin Sırrı Neydi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/napolyonun-savas-makinesinin-sirri-neydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kahraman Şakul]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Gribeauval]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyonik]]></category>
		<category><![CDATA[stratejist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7971</guid>

					<description><![CDATA[Fransız İhtilali pek çok alanda olduğu gibi askerî sahada da yeni bir çığır açtı. Bu süreçte Fransız devrimciler başroldeydiler. Aslında 1763-89 askerî ıslahatları sayesinde Fransa’nın karışık düzen (ordre mixed) diye bilinen güçlü bir muharebe nizamı zaten vardı. Tüfek cenginde azamî yaylım ateşi sağlayan uzun ama ince piyade safları, süngü hücumunda ivme ve tesir gücü yüksek kalın saflı kalabalık kıtalar, araziye serpiştirilmiş hafif avcı kıtaları ve Gribeauval’ın hareketli sahra topçuluğu&#8230; Meraklı okur bunun neye benzediğini Mısır Seferi’ni konu alan herhangi bir yağlıboya tabloya bakarak öğrenebilir. Bu sistem kan bağından ziyade yetenek ve liyakatleri sayesinde yükselen subayların emrindeki devasa yurttaş ordusu ile&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransız İhtilali pek çok alanda olduğu gibi askerî sahada da yeni bir çığır açtı. Bu süreçte Fransız devrimciler başroldeydiler. Aslında 1763-89 askerî ıslahatları sayesinde Fransa’nın karışık düzen (<em>ordre mixed</em>) diye bilinen güçlü bir muharebe nizamı zaten vardı. Tüfek cenginde azamî yaylım ateşi sağlayan uzun ama ince piyade safları, süngü hücumunda ivme ve tesir gücü yüksek kalın saflı kalabalık kıtalar, araziye serpiştirilmiş hafif avcı kıtaları ve Gribeauval’ın hareketli sahra topçuluğu&#8230; Meraklı okur bunun neye benzediğini Mısır Seferi’ni konu alan herhangi bir yağlıboya tabloya bakarak öğrenebilir. Bu sistem kan bağından ziyade yetenek ve liyakatleri sayesinde yükselen subayların emrindeki devasa yurttaş ordusu ile birleşince ortaya adeta bir savaş makinesi çıktı.</p>
<p>İhtilal karşıtı devletlerin işgali altındaki Fransa son çare olarak toplu celb (<em>leveé en masse</em>) ile yüzbinleri askere alarak modern ordunun temelini atmıştır. Milletin okuluna dönüşen ordu bünyesinde yeni yurtseverlik anlayışını (özgürlük, eşitlik, kardeşlik) özümseyen Fransız köylüsü önce Fransa’yı işgalden kurtardı sonra da ihtilal ilkelerini diğer memleketlere ihraç kastıyla fetih savaşlarına girişti. Bu andan itibaren Fransa 1815’e dek kendisine karşı kurulan koalisyonlarla çetin bir mücadeleye başlamıştır.</p>
<p>Paris’te işlerin karıştığı havadisi üzerine Mısır’dan kaçan Napolyon 1799’da bir darbe ile iktidarı ele geçirince bu savaşlar teknik olarak “Napolyonik Savaşlar” diye anılır oldu. Savaşlar sürerken önce konsül, sonra ömür boyu konsül (1802) ve nihayet imparator (1804) ilan edildi. Napolyon erkek yurttaşlara siyasî ve hukukî eşitlik veren can ve mal güvenliğine dayalı Medeni Kanun ve papalıkla uzlaşma politikası sayesinde yurtta istikrarı sağladı. Fakat devrim ihracını öngören savaşları yayılmacı siyasete alet ederek tüm Avrupa’yı istikrarsızlaştırdı. Fethettiği her memlekette (İspanya ve kısmen İtalya hariç) Medeni Kanun ve temel devrim ilkelerini uygulayarak halk tabakasından çok destekçi buluyordu. Bu bakımdan ihtilalin çocuğuydu.</p>
<p>Gelgelelim, kurduğu rejimin bir de karanlık yüzü vardı: Kocanın tekrar ailenin reisi ilan edilmesi (ki eşlerin eşitliği kadınların sayılı devrim kazanımlarından biriydi), ifade özgürlüğünün kısıtlanması, basın sansürü, gizli polis, siyasî mahkûmlar (1815’de 2500 kişi), devlet propagandasıyla kamu algısını şekillendirme, seçilmişleri değersizleştirme, sadık subaylar ve aile mensuplarından kurulu saadet zinciri tabii ki onu devrim ilkelerinden bir hayli uzaklaştırmıştı.</p>
<p>Napolyon büyük bir taktik dehası olmakla birlikte pek de stratejist değildi. Aşırı özgüvenle gücünün doruğunda olduğu 1809’da bile sürdürülebilir barışı tesis etmek için kılını kıpırdatmadı. Güç zehirlenmesi ile maksimalist planların peşine düştü. Oysa 15 yıllık savaş boyunca hasımları onun taktiklerini önce çözüp sonra benimseyip başarıyla kendisine karşı kullanmaya başlamışlardı. Neydi bu taktikler? Evvela hızlı yürüyüş ve düşmanı muharebeye zorlamaya yönelik taktik manevralar. Sonra sahra topçuluğuna dayalı cenk anlayışı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yakın Tarih’in Dehşet Makinesi: İstiklâl Mahkemeleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/yakin-tarihin-dehset-makinesi-istiklal-mahkemeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 06:14:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Dickens]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvâ-yı Millîye]]></category>
		<category><![CDATA[Kuva-yı Seyyare]]></category>
		<category><![CDATA[Madame Defarge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6748</guid>

					<description><![CDATA[Charles Dickens’in belki de en iyi romanı olan, vefa ve fedakârlık üzerine yazılmış İki Şehrin Hikayesi’ni okuyanlar bilir. Fransız İhtilali’nin o dehşetli günlerinde eski rejimin adamı olarak görülenler, basit halk mahkemelerine çıkarılmakta, kendilerine müdafaa imkânı bile verilmeden itham edilip giyotine gönderilmekteydiler. Romanda mahkemeler tasvir edilirken, en ön sırada oturup bir yandan örgü örerken, bir yandan da “İdam!” diye bağıran halk temsilcisi sevimsiz Madame Defarge figürü dikkat çeker. Bu, hak ve adalet tanımayan, acımasız komitacı tipinin emsalsiz bir numunesidir. Her inkılap/ihtilal muhaliflerini sindirmek üzere çeşitli tedbirler almıştır. Fransa’da, Rusya’da, Çin’de, Almanya’da da böyle olmuştur. Ankara hükümeti de 1793 tarihli Fransız İhtilal&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Charles Dickens’in belki de en iyi romanı olan, vefa ve fedakârlık üzerine yazılmış <em>İki Şehrin Hikayesi</em>’ni okuyanlar bilir. Fransız İhtilali’nin o dehşetli günlerinde eski rejimin adamı olarak görülenler, basit halk mahkemelerine çıkarılmakta, kendilerine müdafaa imkânı bile verilmeden itham edilip giyotine gönderilmekteydiler. Romanda mahkemeler tasvir edilirken, en ön sırada oturup bir yandan örgü örerken, bir yandan da “İdam!” diye bağıran halk temsilcisi sevimsiz Madame Defarge figürü dikkat çeker. Bu, hak ve adalet tanımayan, acımasız komitacı tipinin emsalsiz bir numunesidir.</p>
<p>Her inkılap/ihtilal muhaliflerini sindirmek üzere çeşitli tedbirler almıştır. Fransa’da, Rusya’da, Çin’de, Almanya’da da böyle olmuştur. Ankara hükümeti de 1793 tarihli Fransız İhtilal Mahkemeleri’nden ilhamla, çeşitli şehirlerde İstiklâl Mahkemesi kurdu. Bunlar 11 Eylül 1920-17 Şubat 1921; 23 Temmuz 1921-1 Ağustos 1922 ve 22 Ocak 1923-2 Mart 1927 olmak üzere üç ayrı devrede ve farklı gayelerle faaliyet göstermiştir.</p>
<p>Ankara hükümeti aslında İstanbul hükümetinden apayrı bir otorite olmasına rağmen, Padişah/Halife’ye hürmette kusur etmeyerek, onun namına siyasî iktidarı kullanıyor intibaını vermeye çalıştı. Ancak böyle düşünmeyen İstanbul, bir yandan Ankara’yı tatlılıkla yola getirmenin yollarını ararken, öte yandan halkı, neo-İttihatçı bir isyan olarak gördüğü bu harekete karşı mukavemete çağırıyordu. Bu meyanda hareketin bazı ileri gelenleri idama mahkûm edilmiş, hareketin ‘huruç ale’s-sultan’ (meşru hükümete isyan) olduğuna dair ulemadan fetva alınıp neşredilmişti. İstanbul’daki Osmanlı hükümetini meşru kabul eden halkın büyük bir kısmı, yıllardır süren harplerden de usandığı için Ankara hükümetinin askerlik ve sair mükellefiyetlerine uymayı reddederek dağa çıkmış, bir kısmı daha da ileri giderek silahlı isyana kalkışmıştı. Memleketin dört bir yanında patlak veren ve Ankara’yı hayli uğraştıran bu isyanlar, Anadolu’da bir iç harp manzarası arz eder olmuştu.</p>
<p>İstanbul’a itaatkâr görüntüsünün zaaf eseri olarak anlaşılmasını istemeyen Ankara, sözünü dinlemeyenlere karşı güç kullanmaya karar verdi. Bir yandan Kuva-yı Seyyare ve Kuva-yı Milliye adındaki mahalli milisler vasıtasıyla halka boyun eğdirmeye çalışırken, öte yandan da bunun kanunî zeminini teşkil etmeye girişti. Meclis açıldıktan bir hafta sonra 29 Nisan’da çıkarılan ‘Hıyânet-i Vataniyye Kanunu’nun ilk maddesi şöyledir: “Makam-ı muallâ-i hilâfet ve saltanatı ve memâlik-i mahrusa-i şâhâneyi yed-i ecânibden tahlis ve taarruzâtı def maksadına matuf olarak teşekkül eden büyük millet meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsâdâtta bulunan kesân, vatan hâini addolunur.” Yani halifeliği, padişahlığı ve vatanı, düşmandan kurtarmak için kurulan Ankara meclisine fiilî, sözlü veya yazılı muhalefette bulunanlar vatan haini sayılır. Suçlu görülenler, işin vasfına göre ya asılacak ya da kürek cezasına konacaktır. Çerkez Ethem gibi milislerin, bu kanun çerçevesinde kendi kafasına göre cezalar verdiği gerekçesiyle 11 Eylül tarihinde çıkarılan ‘Firariler Hakkında Kanun’ çerçevesinde meclise bağlı “fevkalade” mahkemeler kuruldu. Anayasa “fevkalade” mahkeme kurulmasını yasakladığı halde, itirazlara mani olmak için bu mahkemelere “İstiklâl Mahkemeleri” adı verildi. İstiklâl gibi bir mefhuma kim ne diyebilirdi ki?</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hafiye Teşkilatı Abdülhamid’in Zafiyeti mi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/hafiye-teskilati-abdulhamidin-zafiyeti-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Beyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 08:24:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Suavi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Hafiye Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Said Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Skaliyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4831</guid>

					<description><![CDATA[Hafiye Teşkilatı’nın 19 Ekim 1879 tarihinde sadrazamlığa atanan Said Paşa tarafından kurulduğu bilinir.1 Bu, paşanın ilk sadaretidir. Uzun yıllar Yıldız Sarayı’nda Mabeyn Başkâtibi olan Tahsin Paşa hatıralarında böyle bir teşkilatın Said Paşa’nın ilk sadaretinde yapıldığını ifade eder.2 Ancak teşkilatın, Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışından çok daha sonra kurulduğunu yazanlar da vardır: O dönemlerde Mülkiye Mektebi’nde öğrenci olan Mehmet Ali Ayni, Mizancı Murad Bey’in tarih derslerinde anlattığı Fransız İhtilali’nin etkisinde kalarak okul bahçesinde arkadaşlarıyla ihtilali canlandırdıklarından ve herhangi bir takibata uğramadıklarından bahseder.3 Ayni’nin verdiği bilgi, zaman olarak Sultan Abdülhamid devrinin 10. yılına (1886) tesadüf etmektedir. Fakat Said Paşa’nın ilk sadaretinde böyle bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hafiye Teşkilatı’nın 19 Ekim 1879 tarihinde sadrazamlığa atanan Said Paşa tarafından kurulduğu bilinir.1 Bu, paşanın ilk sadaretidir. Uzun yıllar Yıldız Sarayı’nda Mabeyn Başkâtibi olan Tahsin Paşa hatıralarında böyle bir teşkilatın Said Paşa’nın ilk sadaretinde yapıldığını ifade eder.2 Ancak teşkilatın, Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışından çok daha sonra kurulduğunu yazanlar da vardır: O dönemlerde Mülkiye Mektebi’nde öğrenci olan Mehmet Ali Ayni, Mizancı Murad Bey’in tarih derslerinde anlattığı Fransız İhtilali’nin etkisinde kalarak okul bahçesinde arkadaşlarıyla ihtilali canlandırdıklarından ve herhangi bir takibata uğramadıklarından bahseder.3 Ayni’nin verdiği bilgi, zaman olarak Sultan Abdülhamid devrinin 10. yılına (1886) tesadüf etmektedir.</p>
<p>Fakat Said Paşa’nın ilk sadaretinde böyle bir teşkilatın düşünülmesi daha mantıklıdır. Zira Abdülhamid’in saltanatının 3. yılıdır ve bu kısa zamanda meydana gelen olaylar; Osmanlı-Rus Savaşı, Ali Suavi ve Skaliyeri’nin V. Murad’ı tekrar tahta çıkarma teşebbüsleri tazeliğini korumaktadır. Olaylarda rol alan devlet adamları hakkında Sultan Abdülhamid’in düşünceleri çok nettir. Sultan Abdülaziz’in hal‘i ve katli olayının üç önemli ismi Hüseyin Avni, Mithat ve Redif paşalar için kullandığı “hâin-i saltanat ve şâyân-ı la‘net” sıfatı bu netliği gösterir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye de Fransa’nın Vendée Soykırımını Tanısın!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/turkiye-de-fransanin-vendee-soykirimini-tanisin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aynur Kırıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 22:11:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[René Le Honzec]]></category>
		<category><![CDATA[Vendée Ermenistanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2139</guid>

					<description><![CDATA[1789 Fransız Devrimi sonrasında Vendée bölgesindeki on binlerce Fransız, Cumhuriyetçilere karşı çıktıkları için kendi devletleri tarafından katledildi. Geçtiğimiz yıllarda Ermeni soykırımını inkâr yasası çıkaran Fransa parlamentosu sıra kendi tarihine gelince işi tarihçilere bırakıyor! Çizgi roman yazarı ve kültür-tarih araştırmacısı René Le Honzec, Contrepoints adlı haber sitesinde yayınlanan “L’Arménie vendéenne” (Vendée Ermenistanı) başlıklı yazısında Fransız tarihinin ilk soykırımlarından sayılan ve üç yıl süren Vendée katliamını ele alıyor. Le Honzec’in ülkesine yönelik esaslı bir özeleştiride bulunduğunu söyleyebiliriz. Doğru söze ne denir, bu katliamda Fransızlar on binlerce Fransızı katletti. Le Honzec Fransa’nın sözde Ermeni soykırımını kabul etmesinin Fransız İhtilali’nin bir mirası olduğunu belirterek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1789 Fransız Devrimi sonrasında Vendée bölgesindeki on binlerce Fransız, Cumhuriyetçilere karşı çıktıkları için kendi devletleri tarafından katledildi. Geçtiğimiz yıllarda Ermeni soykırımını inkâr yasası çıkaran Fransa parlamentosu sıra kendi tarihine gelince işi tarihçilere bırakıyor!</p>
<p>Çizgi roman yazarı ve kültür-tarih araştırmacısı René Le Honzec, Contrepoints adlı haber sitesinde yayınlanan “L’Arménie vendéenne” (Vendée Ermenistanı) başlıklı yazısında Fransız tarihinin ilk soykırımlarından sayılan ve üç yıl süren Vendée katliamını ele alıyor. Le Honzec’in ülkesine yönelik esaslı bir özeleştiride bulunduğunu söyleyebiliriz. Doğru söze ne denir, bu katliamda Fransızlar on binlerce Fransızı katletti.</p>
<p>Le Honzec Fransa’nın sözde Ermeni soykırımını kabul etmesinin Fransız İhtilali’nin bir mirası olduğunu belirterek başlıyor söze. Fransa’nın bütün dünyanın kendisine imrendiğine inanması; kendisi hariç herkesi otoriter bir mecburiyetle aydınlatması gerektiğini düşünmesi de bu mirasın tezahürü. Kendisinden başka herkesten “gösterişli bir pişmanlık talep ediyor”.</p>
<p>Bu talebin yansımalarını da, Fransız İhtilali akabindeki ayaklanmaları bahane ederek yapılan katliamlar üzerinden değerlendiriyor Le Honzec.</p>
<p>Kral XVI. Louis’nin Ocak 1793’te giyotine gönderilmesinden hemen sonra 1793-96 yılları arasında sürecek olan Vendée isyanı patlak vermişti. (Vendée, Fransa’nın orta-batısında, Atlas Okyanusu kıyısında yer alan bir tarım bölgesi).</p>
<p>Nüfusun hatırı sayılır bir bölümünü oluşturan Katolikler Fransız ihtilali sonrasındaki cumhuriyet rejimine karşı çıkarak ayaklandılar. Yeni düzenlemeler Katoliklerin elinden neredeyse bütün yetkileri almayı hedefliyordu çünkü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2017">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
