﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gelibolu &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/gelibolu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jul 2022 08:09:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Gelibolu &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Askerî Okul İmtihan Kâğıdındaki Yunanistan Sorusu Bize Ne Söylüyor?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/askeri-okul-imtihan-kagidindaki-yunanistan-sorusu-bize-ne-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Nizam-ı Cedid]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan I. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8261</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlılar beylik olarak tarih sahnesine çıktıkları ilk yıllarda düzenli bir orduya sahip değillerdi. Zamanla fetih hareketleri artınca düzenli ve kalıcı birliklere ihtiyaç duyuldu. İlk düzenli ordu Orhan Gazi zamanında kurulmuştur. Yaya ve müsellem olarak adlandırılan atlı birliklerden oluşan düzenli ordunun askerleri, sadece savaş zamanında maaş alır; barış vaktinde sivil halde kendi işlerini yaparak geçimlerini sağlarlardı. Birlikler 1.000’er kişiden oluşurdu. Osmanlıların ilk kalıcı askerî teşkilatı olan Yeniçeri Ocağı’nın da kuruluşu Orhan Gazi zamanına kadar geriye götürülebilir. Bu teşkilat savaş esirlerinden meydana getirilen bir ordu olarak ortaya çıkmıştır. Yeniçeriler, sadece savaş zamanında değil, barış zamanında da asker olarak görev yaparlardı. İlk kurulduğu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlılar beylik olarak tarih sahnesine çıktıkları ilk yıllarda düzenli bir orduya sahip değillerdi. Zamanla fetih hareketleri artınca düzenli ve kalıcı birliklere ihtiyaç duyuldu. İlk düzenli ordu Orhan Gazi zamanında kurulmuştur. Yaya ve müsellem olarak adlandırılan atlı birliklerden oluşan düzenli ordunun askerleri, sadece savaş zamanında maaş alır; barış vaktinde sivil halde kendi işlerini yaparak geçimlerini sağlarlardı. Birlikler 1.000’er kişiden oluşurdu.</p>
<p>Osmanlıların ilk kalıcı askerî teşkilatı olan Yeniçeri Ocağı’nın da kuruluşu Orhan Gazi zamanına kadar geriye götürülebilir. Bu teşkilat savaş esirlerinden meydana getirilen bir ordu olarak ortaya çıkmıştır. Yeniçeriler, sadece savaş zamanında değil, barış zamanında da asker olarak görev yaparlardı. İlk kurulduğu sıralarda Yeniçeri Ocağı mensuplarının yaklaşık 1.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Sultan I. Murad’ın Gelibolu’da kurduğu Acemi Ocağı da ilk askerî okul olarak kayıtlara geçmiştir. Burada sadece yeniçeriler değil, kapıkulu askerleri de yetiştiriliyordu.</p>
<p>İlk Yeniçeri Ocağı Sultan I. Murad tarafından Edirne’de açtırılmıştır. Zamanla Yeniçeri Ocaklarına Hıristiyan ailelerinin çocukları devşirme usulüyle alınmaya başlanmıştır. Bunlar ordunun ana omurgalarından birini oluşturuyordu. Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren Müslüman ailelerin çocukları da devşirilerek orduya alınmıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda yeniçerilerin sayısı 10 bin-60 bin arasında değişmiştir. Osmanlı ordusunun bir diğer birimi ise Topçu Ocağı’ydı. Fatih Sultan Mehmed tarafından Tophane’de kurulan bu askerî birimin vazifesi topları imal etmek ve kullanmaktı. Osmanlı ordusunun askerî kuvvetlerinin asıl büyük kısmını ise eyaletlerden toplanan tımarlı sipahiler oluşturmaktaydı. Sultan III. Selim döneminde askerî alanda önemli bir ıslahat yapılarak Nizam-ı Cedid ordusu kuruldu. Bu ordunun teşekkülünde Avrupa’daki askerî düzen örnek alınmıştır. Sultan II. Mahmud döneminde Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa öncülüğünde Nizam-ı Cedid’in isim değiştirmiş hali olan Sekban-ı Cedid ordusu kurulmuştur. Bir ara Sultan II. Mahmud tarafından Eşkinci Ocağı adıyla bir ordu kurulmaya çalışılsa da başarılı olunamadı. Nihayet aynı sultan tarafından 15 Haziran 1826 tarihinde Yeniçeri Ocağı kaldırılınca, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye kuruldu. Böylece günümüze kadar gelen yeni ordu sisteminin ilk hali hayata geçirilmiş oluyordu.</p>
<p>Yeni ordunun subay ihtiyacını karşılamak üzere 1834’te Harbiye Mektebi açıldı. Daha önceden açılmış olan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun ile Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun ise kara ve deniz mühendisliği sahasında teknik eleman yetiştiriyordu. Modern tıp eğitimi vermek ve tabip yetiştirmek üzere 1827’de Mekteb-i Tıbbiye açıldı. 1840’lara gelindiğinde, harbiye öncesi ortaöğretim seviyesinde eğitim vermek amacıyla Emin Paşa’nın öncülüğünde idâdîler kuruldu. Süleyman Hüsnü Paşa’nın harbiye mektebi nazırlığı sırasında ise idâdîlerden önce eğitim vermek üzere ortaokul seviyesinde rüştiyeler açılmıştır (1874-75). Rüştiyelerin açılması ile birlikte Osmanlı Devleti’nde askerî eğitimin son şekline büründüğü görülür. Böylece klasik dönemden sonra Avrupa’dan etkilenen ve yeni dünya standartlarına ulaşan bir eğitim sistemi, Osmanlı anlayışıyla ortaya çıkmış oluyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ADNAN ÇEVİK: MAKSADIMIZ, VAROLUŞUMUZUN MİLADINI HAKİKİ ZAMAN VE MEKÂNA OTURTMAK</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/adnan-cevik-maksadimiz-varolusumuzun-miladini-hakiki-zaman-ve-mekana-oturtmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarih Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk yurdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7270</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: DERİN TARİH “Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” hangi gayeyle başlatıldı? Savaşın vuku bulduğu sahayı tanımanın bize kısa ve uzun vadede ne kazandırması öngörülüyor? Projenin öncelikli amacı Anadolu’nun Türk yurdu olmasına zemin hazırlayan ve bu toprakları Türklere açan savaş olduğundan “kapı” metaforuyla ifade ettiğimiz Malazgirt Savaşı’nın yerinin noktasal olarak tespit edilmesidir. Bugün Malazgirt’e gittiğinizde gördüğünüz gibi savaş alanı olduğu tahmin edilen yer, geniş bir sahayı kapsıyor. Üstelik bu alanda bugüne kadar akademik bir çalışma da yapılmış değil. Savaşın nerede yapıldığı tahmine dayalı bir bilgi bu yüzden. Bunun noktasal olarak tespiti, -tıpkı Gelibolu yarımadasında ve Sarıkamış’ta&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="cevap" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; line-height: 115%;"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif; letter-spacing: -.05pt;">KONUŞAN: DERİN TARİH</span></b></p>
<p><strong>“Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” hangi gayeyle başlatıldı? Savaşın vuku bulduğu sahayı tanımanın bize kısa ve uzun vadede ne kazandırması öngörülüyor?</strong></p>
<p>Projenin öncelikli amacı Anadolu’nun Türk yurdu olmasına zemin hazırlayan ve bu toprakları Türklere açan savaş olduğundan “kapı” metaforuyla ifade ettiğimiz Malazgirt Savaşı’nın yerinin noktasal olarak tespit edilmesidir. Bugün Malazgirt’e gittiğinizde gördüğünüz gibi savaş alanı olduğu tahmin edilen yer, geniş bir sahayı kapsıyor. Üstelik bu alanda bugüne kadar akademik bir çalışma da yapılmış değil. Savaşın nerede yapıldığı tahmine dayalı bir bilgi bu yüzden. Bunun noktasal olarak tespiti, -tıpkı Gelibolu yarımadasında ve Sarıkamış’ta olduğu gibi- savaşın bir anlamda ete kemiğe büründürülmesi, gerçek zaman ve mekân üzerine oturtulması anlamına gelmektedir. Bu, ayak bastığımız topraklarda var oluşumuzun başlatıcı hikâyesi olarak Malazgirt’in yerinde anlaşılmasını sağlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Proje fikri ne zaman, nasıl çıktı ortaya? Ekibinizde kimler var?</strong></p>
<p>Proje fikri 2018 yılındaki Malazgirt törenleri münasebetiyle Malazgirt ve Ahlat’ta çeşitli aktiviteler için bulunduğumuz sırada Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Gökhan Yazgı Bey ile bir akşam sohbetinde olgunlaştı. Devletimizin ve özellikle son 4-5 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın törenlere bizzat katılması Malazgirt ve Ahlat bölgelerinde devletin bölgeye ilgisini daha görünür hale getirmiştir. Dolayısıyla bu kadar önemli bir hadisenin bilimsel arka planının bugüne kadar tam olarak ortaya konulamadığı ve savaşın noktasal olarak nerede cereyan ettiğinin hâlâ tartışmalı olduğu gibi konular konuşulunca böyle bir projenin zaruri olduğu ortaya çıktı. Daha sonra Ankara’ya dönüldüğünde Gökhan Bey bana bakanlık olarak böyle bir projeyi desteklemek istediklerini ve bunu hayata geçirip geçiremeyeceğimi sordular. Ben de bir ekiple bu projeyi gerçekleştirebileceğimi söyledim. Daha önce de bölgede akademik çalışmalarım olmuştu. Özellikle “Yukarı Dicle Havzasında Yeni bir Ortaçağ Başkenti Erzen” adıyla Türk Tarih Kurumu desteği ile 2007-2008 yıllarında 2 yıllık bir yüzey araştırması yapmıştım. Bakanlık bana Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini tanımamdan ve bu tip projeler yürütmüş olmamdan dolayı böyle bir talepte bulundu.</p>
<p>Biz de teklifi kabul ettikten sonra bir ekip oluşturmalıydık. Her şeyden önce Türkiye’de savaş alanı arkeolojisi çok yeni bir alan. Yapılan bazı çalışmalar var; fakat bunlar 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ya da Çanakkale Harplerine ilişkin. Bunlar da daha çok arkeolog ve sanat tarihçilerinin araştırmalarıyla sınırlı kalmış. Biz öncelikle böyle bir çalışmanın nasıl yapılacağını, dünyadaki araştırmacıların bunu nasıl yaptığını inceleyerek, kimlerle ve hangi disiplinlerin yardımıyla hayata geçirilmesi gerektiği üzerine kafa yorduk. Bunun için de interdisipliner bir takımın oluşması sağladık. Tarihçilerin yanı sıra arkeolog, sanat tarihçisi, antropolog, jeolog, coğrafyacı, jeofizikçi gibi temel alanlardan uzmanlar var. Çünkü projenin hem yüzey araştırması hem de arkeolojik kazı boyutu var.</p>
<p><strong> </strong><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülaziz’in Modern Seyahat Programı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sultan-abdulazizin-modern-seyahat-programi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Yörük]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 07:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülaziz]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mahmud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7255</guid>

					<description><![CDATA[Sultan Abdülaziz ilk büyük gezisini bir Osmanlı memleketi olan Mısır’a gerçekleştirmiştir. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın, Sultan II. Mahmud zamanında isyan etmesi ve Avrupalı ülkelerin desteğini alması üzerine zor duruma düşen devlet, eyaletin kendi bünyesinde kalabilmesi için büyük çaba sarf etmişti. Sultan Abdülaziz Osmanlı’nın varlığını ve gücünü tekrar hissettirmek için buraya bir gezi düzenlemeyi münasip gördü. Aynı tarihlerde Arap ülkelerinde başlayan milliyetçi hareketlere de bir cevap olabileceği düşünülen bu seyahat, hem memleket genelinde, hem de Avrupa’da büyük bir ilgi ve heyecanla karşılanmıştı. Şehzadeler Murad, Abdülhamid ve Yusuf İzzeddin’in yanı sıra Meclîs-i Vâlâ reisi Keçecizâde Fuad Paşa’yı da yanına alan padişah, 3&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Abdülaziz ilk büyük gezisini bir Osmanlı memleketi olan Mısır’a gerçekleştirmiştir. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın, Sultan II. Mahmud zamanında isyan etmesi ve Avrupalı ülkelerin desteğini alması üzerine zor duruma düşen devlet, eyaletin kendi bünyesinde kalabilmesi için büyük çaba sarf etmişti. Sultan Abdülaziz Osmanlı’nın varlığını ve gücünü tekrar hissettirmek için buraya bir gezi düzenlemeyi münasip gördü.</p>
<p>Aynı tarihlerde Arap ülkelerinde başlayan milliyetçi hareketlere de bir cevap olabileceği düşünülen bu seyahat, hem memleket genelinde, hem de Avrupa’da büyük bir ilgi ve heyecanla karşılanmıştı.</p>
<p>Şehzadeler Murad, Abdülhamid ve Yusuf İzzeddin’in yanı sıra Meclîs-i Vâlâ reisi Keçecizâde Fuad Paşa’yı da yanına alan padişah, 3 Nisan 1863 tarihinde yola çıktı.1 Marmara, Ege ve Akdeniz’de geminin uğradığı her limanda dost gemilerden padişah şerefine 100 pare top atışı yapıldığı, halkın sahillere akın ederek sevgi gösterileri eşliğinde padişahı ve maiyetini selamladığı kaydedilir.</p>
<p>Sultan Abdülaziz İskenderiye’de konsoloslardan, ulemadan ve eşraftan pek çok kimseyle görüşür, istişarelerde bulunur, sıkıntılarına çare bulunmasını sağlar. Trenle gittiği Kahire’de bulunduğu her gün, beş vakitte top atışları yapılır. Sultan, ziyaret ettiği şehirlerdeki cuma selamlıklarında vaizlerden ve hocalardan sohbetler dinler, maneviyatını besler. Şehirlerde tespit ettiği ihtiyaçlar hususunda tedbirler alınmasını emreder.</p>
<p>İskenderiye’den gemiyle İzmir’e gelir. Halk padişahı karşılamaya koşar, kurbanlar kesilir. Sultan, payitaht halkının dahi kendisini bu kadar coşkulu biçimde karşılamadığını belirterek, şehirden memnuniyetini ifade eder. Buradan Aydın’a geçer, halka konuşma yapar.</p>
<p>Sonraki durak Çanakkale’dir. Daha önce memleket gezisine çıkmış olan babası Sultan II. Mahmud daha çok tekke, cami ve zaviyelerle ilgilenmişken, Sultan Abdülaziz’in sanayi ve ticaret faaliyetleriyle alakadar olduğu, seyahati sırasında limanlar ile yolların inşasına, tamir ve imar faaliyetlerine önem verdiği görülür.</p>
<p>Gelibolu’ya da uğrayan Sultan, Süleyman Paşa ile Yazıcızâde Mehmed-i Bîcan’ın türbelerini ziyaret eder. Halk nezdinde büyük bir rağbet gören bu türbelerin ve buradaki vazifelilerin eksiklerini tamamlar. Heybeli Ada’ya uğrar, gayrimüslimlerin dertlerini dinler. Oradan da Beşiktaş’a varır.</p>
<p>Bu seyahatin devlet lehine mühim neticeleri olmuştur. Halk-devlet bütünleşmesinin yanı sıra bölgedeki ayrılıkçı fikirlerin bir süreliğine de olsa ortadan kalkması sağlanmış; ziyaret edilen şehirlerin ticarî hayatı canlanmış, imar hareketleri hız kazanmıştır. Ayrıca padişahın güzergâhı üzerindeki devlet adamlarına, imamlara, dervişlere, türbedarlara, voyvodalara, ayanlar ile ileri gelenlere hediyeler takdim ettiği bilinir.2 Gezdiği şehirlerin kalkınması için yollar ve hastaneler yaptırtmış; liman, cami, türbe ve tekkelerin imar ve onarımını gerçekleştirmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
