﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Göbeklitepe &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/gobeklitepe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2022 09:07:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Göbeklitepe &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köprülüler Devri Ve Devlet Otoritesinin Yeniden Tesisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/koprululer-devri-ve-devlet-otoritesinin-yeniden-tesisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 09:07:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Âdemoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[Irsiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi İnkılabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8197</guid>

					<description><![CDATA[Tarihi anlamak ve ‘insanlık durumları’nı tespit edebilmek için Âdemoğlu’nun müracaat ettiği başlıca prensip, tarihi dönemlere ayırmaktır. Zira insanoğlunun yeryüzündeki serüveninin tahlili, sosyolojik olarak belli kırılmalarla vücut bulmuştur. Bu sebeple dönemlendirmeler çalışılacak konuların anlamlandırılmasında rol oynamaktadır. İnsanın tarihinin -insanın harici bir tarih olmaz, eşyanın geçmişi olabilir ancak- ilk takip edilebildiği nokta, tarımla iştigâl edilip hayvanların ehlileştirilmesiyle başlayan uzun bir geleneksel yekûna dayanır. Tarihin milâdı yazının icadı olarak kabul edildiğinde de zaten aynı tarihlendirmeye tekabül etmektedir. Siyasî tarih ve devletin ortaya çıkması da bu zaman diliminden müstağni değildir. Aşağı yukarı MÖ 7000’li yıllara kadar giden bu tarihlendirme, yerleşik ve göçebe toplulukların izlerinin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi anlamak ve ‘insanlık durumları’nı tespit edebilmek için Âdemoğlu’nun müracaat ettiği başlıca prensip, tarihi dönemlere ayırmaktır. Zira insanoğlunun yeryüzündeki serüveninin tahlili, sosyolojik olarak belli kırılmalarla vücut bulmuştur. Bu sebeple dönemlendirmeler çalışılacak konuların anlamlandırılmasında rol oynamaktadır. İnsanın tarihinin -insanın harici bir tarih olmaz, eşyanın geçmişi olabilir ancak- ilk takip edilebildiği nokta, tarımla iştigâl edilip hayvanların ehlileştirilmesiyle başlayan uzun bir geleneksel yekûna dayanır. Tarihin milâdı yazının icadı olarak kabul edildiğinde de zaten aynı tarihlendirmeye tekabül etmektedir. Siyasî tarih ve devletin ortaya çıkması da bu zaman diliminden müstağni değildir.</p>
<p>Aşağı yukarı MÖ 7000’li yıllara kadar giden bu tarihlendirme, yerleşik ve göçebe toplulukların izlerinin takip edilebildiği, hatta günümüzdeki Göbeklitepe arkeolojik kazılarında yeni bilgilere ulaşılabildiği bir dönem olup, bunun evveli “pre-historik” olarak kabul edilmiştir. Bu alan artık biyolog ve teologların tartışma sahasını ihtiva eder.</p>
<p>İşte bu tarım toplumlarının Sanayi İnkılabı’na kadar olan uzun tarihi boyunca insanlığın önündeki en büyük problemlerden biri, nasıl idare edileceğine çare aramak olmuştur. Modernite sonrası ortaya çıkan “ulus-devlet” modelinden evvel devletler ya şehir-devlet yahut imparatorluklar şeklinde idare edildi; binaenaleyh sistemler daha çok monarşi olmak kaydıyla az da olsa oligarşi ve cumhuriyet şeklinde zuhur etti. Monarşinin dışındaki sistemler ise coğrafî olarak küçük olan devletlerde görülmekteydi. Zira bir aileye idareyi bırakmaktan ziyade geniş katılımı sağlamak, binlerce kilometrekarelik topraklarda ve eski imkânlar muvacehesinde pek mümkün değildi. Bu sebepten klasik dönem siyasî tarihi biraz da hanedanların tarihi olmuştu.</p>
<p>Irsiyete dayalı monarşiler, Türk devlet geleneğindeki “kut” anlayışıyla da birleşince idareci ailenin güç ve otoritesi daha bir pekişmişti. Ancak her sistemin olduğu gibi monarşilerin de kendine has problemleri vardı. Avrupa tarihinde görüldüğü üzere, birbirine akraba olan hanedanların “vesayet savaşları” yahut Türk tarihinde hangi evlâda idarenin bırakılacağı gibi…</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun tam mânâsıyla kurucusu olan Fatih Sultan Mehmed bu problemi iki usûl ile çözmeye çalıştı ve dönemin şartları göz önüne alınırsa gayet de muvaffak oldu. Birincisi, Türk devlet geleneğindeki veraset usûlünün olmayışını “kardeş katli” ile hâlletti. Bu sayede kardeşler arası kavgayı önleyerek iç savaş tehlikesini bertaraf etmeyi hedefledi. Diğer taraftan, bu kardeş kavgasını önlemek için geliştirilen “ülüş sistemi”ni de ortadan kaldırıp devletin kardeşler arasında pay edilip bölünmesini ortadan kaldırdı. Fatih bunu yaparken Avrupa’daki hanedanlar arası kavgayı da göz önünde bulundurmuş olmalıdır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göbeklitepe’nin Büyük Sırrı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/gobeklitepenin-buyuk-sirri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klaus Schmidt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 06:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[bildprogramm]]></category>
		<category><![CDATA[Erymanthian]]></category>
		<category><![CDATA[Göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[neoloitik]]></category>
		<category><![CDATA[Rölyef]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6771</guid>

					<description><![CDATA[Sütunların insan biçimli varlıkları temsil ettiği varsayılabileceğinden, Göbeklitepe’de insan biçimli oymalar ile sütunlar üzerinde betimlenen çeşitli motiflerin kombinasyonunun ne anlama geldiği önemli sorulardan biridir. Öncelikle Göbeklitepe’deki neoloitik çağ halkının manevî hayatında hayvanların önemli bir rol oynadığı sonucuna varılabilir. Bu sitenin sakinleri protein ihtiyaçlarını avcılıkla karşıladığından, bu figürasyonların muhtemel bir açıklaması, av ritüellerinin gerçekleştirilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ancak alanda yer alan hayvan topluluğu ile ikonografi arasındaki yapılacak bir karşılaştırma bu fikri desteklememektedir. Akla gelen ihtimallerden biri şudur: Hayvanlar taş varlıkları korumak üzere muhafız işlevi mi görüyordu? Memeliler açısından bir istisna hariç, sütunlarda yalnızca erkek hayvanların tasviri vardı. Bir görüşe göre onlar cinsiyetleri için&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sütunların insan biçimli varlıkları temsil ettiği varsayılabileceğinden, Göbeklitepe’de insan biçimli oymalar ile sütunlar üzerinde betimlenen çeşitli motiflerin kombinasyonunun ne anlama geldiği önemli sorulardan biridir. Öncelikle Göbeklitepe’deki neoloitik çağ halkının manevî hayatında hayvanların önemli bir rol oynadığı sonucuna varılabilir. Bu sitenin sakinleri protein ihtiyaçlarını avcılıkla karşıladığından, bu figürasyonların muhtemel bir açıklaması, av ritüellerinin gerçekleştirilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ancak alanda yer alan hayvan topluluğu ile ikonografi arasındaki yapılacak bir karşılaştırma bu fikri desteklememektedir.</p>
<p>Akla gelen ihtimallerden biri şudur: Hayvanlar taş varlıkları korumak üzere muhafız işlevi mi görüyordu? Memeliler açısından bir istisna hariç, sütunlarda yalnızca erkek hayvanların tasviri vardı. Bir görüşe göre onlar cinsiyetleri için resmedilmemişti; güçlü ve saldırgan erkek hayvanların görüntüsü daha güçlü bir mesaj taşıyordu. Bu senaryo etoburlar, yılanlar, yabani domuz ve yaban öküzü türleri için geçerli olabilir. Ancak yabani koyun, ceylan, yabani eşek ve turnanın bu kalıba uyması mümkün görünmemektedir. Meydanların hepsi vahşi hayvan figürleriyle süslenmiş olsa da -bu yorumların- neolitik çağda hayvanların rolünü koruma düzeyine indirgeyeceğinden endişeliyim. Sütunların üzerinde yalnızca hayvanların tasvir edildiğine, ayrıca karmaşık bir semboller sisteminin yer aldığına da dikkat çekmek gerekir.</p>
<p>Rölyeflerde tasvir edilen hayvanlar ve sembollere ilave olarak, ayrıca farklı bir sembolizm sunuyor gibi görünen üç boyutlu heykeller ve yüksek rölyefler grubu da mevcuttur. Tasvirler iki ana tür yabani domuz ve bir yırtıcıdır. Görünüşleriyle bunlardan ilki Erymanthian domuzuna1 benzerken, ikincisi Yunan mitolojisindeki Kerberos’u2 andırmaktadır. Bu yüzden bu iki gruptaki sembollerin anlamları arasında bir fark bulunması muhtemel görünmektedir. Heykeller ve yüksek rölyefler işlevleri bakımından nazardan ve kem gözlerden korumayı amaçlıyor gibi görünmektedir. Alt rölyeflerde tasvir edilen hayvanlar ve semboller ise efsaneleri aktarma amacı taşımaktadır. Ancak belli bir meydandaki tüm görsel envanterini araştırmak güçtür. Birincisi, sütunların büyük çoğunluğu kazı düzeyine bağlı olarak duvarlar veya iskeleler nedeniyle tamamen görünür halde değildir. Çoğu zaman şaftların kapak kısımları ve rölyefler sütunların dikilmesinden sonra yapılmış ve yerleştirilmiştir. İkincisi, sütunların yeniden kullanılması söz konusudur. Bir sütunun orijinal konumunda olup olmadığından emin değiliz. Ayrıca sütun değiştirilmiş olsa bile rölyeflerin hâlâ orijinal olup olmadığından, yeni taşın modern gözlerimize yeni bir görseller “katmanı” sunup sunmadığını bilemiyoruz. Meydanların toplu sembolizminden (bildprogramm) çok, motiflerden bazılarını bireysel olarak değerlendirmeye çalışacağız.</p>
<p>En yaygın iki figür: yılan ve tilki</p>
<p>Göbeklitepe’de yılan en yaygın figürlerdendir. Bunlar ayrı ayrı, dört veya beşli küçük gruplar halinde görünmektedir. Rölyefler temelde sütunların karın kısımlarında yer alır. Yalnızca ikisi de B Meydanı’nda olmak üzere iki yerde yılanları bir sütunun arkasında görüyoruz. Ancak bu sütunların yerlerinin değiştirilmiş olması muhtemeldir. Birkaç istisna hariç, yılanlar aşağıya doğru hareket eder haldedir. Üç örnekte ondan fazla yılanın birlikte tasvir edildiğini görüyoruz. Sütun 1’de iç içe örülmüş yılanlardan yapılmış ağ benzeri bir nesne bulunur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medeniyetin İşaret Taşları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/medeniyetin-isaret-taslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 06:39:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[animist]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Neolitik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6767</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihi yön değiştiriyordu. İnsanoğlu, dünya tarihinde ilk kez avcı &#8211; toplayıcı düzenden, çiftçi &#8211; üretici düzene geçmekteydi. Göbeklitepe incelendiğinde, tarihöncesi insanın bu süreçte basit bir hayat tarzıyla yetinmediği, bilinenin aksine oldukça karmaşık bir düşünce sistemine, toplumsal düzene ve teknolojiye sahip olduğu görülüyor. Bunun da ötesinde dönemin inanç dünyasını yansıtan, animist figürlerle zenginleştirilmiş ritüel merkezleri Göbeklitepe’yi arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden biri haline getiriyor. Son avcıların buluşma merkezi olarak tanımlanabilecek Göbeklitepe, tarihöncesi hayata dair her türlü veri ve bilimsel sonuç açısından büyük önem taşıyor. İnsanlık tarihine dair öncesindeki&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihi yön değiştiriyordu. İnsanoğlu, dünya tarihinde ilk kez avcı &#8211; toplayıcı düzenden, çiftçi &#8211; üretici düzene geçmekteydi. Göbeklitepe incelendiğinde, tarihöncesi insanın bu süreçte basit bir hayat tarzıyla yetinmediği, bilinenin aksine oldukça karmaşık bir düşünce sistemine, toplumsal düzene ve teknolojiye sahip olduğu görülüyor. Bunun da ötesinde dönemin inanç dünyasını yansıtan, animist figürlerle zenginleştirilmiş ritüel merkezleri Göbeklitepe’yi arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden biri haline getiriyor. Son avcıların buluşma merkezi olarak tanımlanabilecek Göbeklitepe, tarihöncesi hayata dair her türlü veri ve bilimsel sonuç açısından büyük önem taşıyor. İnsanlık tarihine dair öncesindeki tüm teorileri altüst eden anıtsal Göbeklitepe mimarisi ve tarihöncesi insanın gelişkin sembolik dünyası bu dönem için beklenmedik bir düzeye ulaşmış bir kültürü bizlere iletiyor. Bilim insanlarını heyecanlandırdığı kadar bu toprakların insanını da gururlandıran bu eşsiz bölge keşfedilmeyi bekleyen daha birçok gizem olduğunu akla getiriyor.</p>
<p>Göbeklitepe “modern insan”ın günümüz medeniyetin ulaştığı süreçte attığı adımların en çarpıcı örneklerinden biri. Göbeklitepe’yi önemli kılan yalnızca yüksek sanat anlayışı ya da şaşırtıcı mimarisi değil, burayı inşa eden toplulukların gelişmiş toplumsal yapıları, zengin inanç ve sembol dünyaları hakkında bizlere sunduğu deliller. Göbeklitepe’nin ilk kültür katmanı, MÖ 9.600 &#8211; 8.700 yılları arasına tarihlenmekte. Neolitik dönemin ilk evresi olan bu dönem, insanın kültürel ve toplumsal açıdan yaşadığı en büyük değişimlerden birine sahne olmuştur. Avcı &#8211; toplayıcı hayattan yerleşik hayata geçiş, tarım ve hayvancılığın ortaya çıkışı, kilden kap kacak yapımı ve cilalı taş baltalar, kerpiç gibi teknolojik gelişmeler araştırmacılar tarafından “neolitik paket” adı altında gruplandırılıyor. Son dönemde Yakındoğu’da yapılan araştırmalar, ilk neolitik dönem insanlarının çevrelerindeki tabiattan farklı biçimlerde faydalanan başarılı avcı &#8211; toplayıcılar olmalarının yanı sıra gelişmiş ve çok katmanlı kültürel geleneklere sahip olduklarını da gösteriyor.</p>
<p>Günümüzden yaklaşık 120 bin yıl önce başlayan buzul dönemlerinin ardından, 19 bin yıl önce son buzul döneminin sona erdiği düşünülüyor. Bu dönemde Avrupa’nın büyük bir kısmıyla birlikte Doğu Anadolu dağları da buz örtüsüyle kaplanmıştır. Son buzul maksimumu’nun ardından iklim şartları yumuşamaya başlar, deniz seviyesi yükselir. MÖ 12.500’e gelindiğinde sıcaklık neredeyse günümüz değerlerine ulaşır. Bu da tundra bitki örtüsünün çam ormanlarıyla değişmesine neden olur. Anadolu ve kuzey Mezopotamya binlerce yıldır kurak bir step ikliminin altındayken, yavaş yavaş nemli ve yumuşak bir iklime geçer ve çayırlıklarla açık ormanlık araziler yayılmaya başlar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihin Başını Döndüren Keşif</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/tarihin-basini-donduren-kesif/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rüstem Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 06:36:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[Neolitik]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6764</guid>

					<description><![CDATA[Anadolu toprakları dünya kültür mirası açısından zengin bir hazinedir. Bu bağlamda insanoğlunun avcı-toplayıcı hayat biçiminden yerleşik hayata, tarım toplumundan kentsel hayat tarzına geçirdiği pek çok aşama bu topraklarda doğmuş, şekil almış ve dünyaya yayılmıştır. İnanç ve kutsal mekânların doğuşunda başlangıç noktası olan Göbeklitepe ve Göbeklitepe kültürü içindeki yeni buluntu yerleri, tarihin en önemli kırılma noktalarına şahitlik etmiş, bu sürecin en önemli aktörleri olmuşlardır. Neolitik dönem insanların avcılık ve toplayıcılık yerine besin üretimine, avcı toplayıcı bir hayattan yerleşik hayata geçtiği, toplumun yeni geçim ekonomisi ve inanç sistemiyle yeniden biçimlendiği bir dönemin çıkış noktasıdır. Bu süreçte ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik yapılanma,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu toprakları dünya kültür mirası açısından zengin bir hazinedir. Bu bağlamda insanoğlunun avcı-toplayıcı hayat biçiminden yerleşik hayata, tarım toplumundan kentsel hayat tarzına geçirdiği pek çok aşama bu topraklarda doğmuş, şekil almış ve dünyaya yayılmıştır. İnanç ve kutsal mekânların doğuşunda başlangıç noktası olan Göbeklitepe ve Göbeklitepe kültürü içindeki yeni buluntu yerleri, tarihin en önemli kırılma noktalarına şahitlik etmiş, bu sürecin en önemli aktörleri olmuşlardır.</p>
<p>Neolitik dönem insanların avcılık ve toplayıcılık yerine besin üretimine, avcı toplayıcı bir hayattan yerleşik hayata geçtiği, toplumun yeni geçim ekonomisi ve inanç sistemiyle yeniden biçimlendiği bir dönemin çıkış noktasıdır. Bu süreçte ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik yapılanma, 1000 yıllar içinde gelişerek çiftçi köy yaşantısı, kentleşme, devlet oluşumu, imparatorlukların ortaya çıkışından endüstri devrimine kadar gelen düzenin temelini oluşturmuştur. İşte bu nedenle Dünya Kültür Mirası’nda Türkiye bir süper güçtür. Göbeklitepe’nin 2018 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası’na Türkiye’den giren 18. kültürel miras alanı olması, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Şanlıurfa Müzesi’nin yoğun, uzun ve verimli bir çalışmasının sonucudur.</p>
<p>Göbeklitepe’de 1995 yılından itibaren gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilen sonuçlar, akademik camia ve kamuoyunda bir şaşkınlığa neden olmuştu. Göbeklitepe ve etrafındaki bölge, günümüzden 12 bin yıl önce bir dağ üzerinde inşa edilmiş yapılardan oluşan dinî toplanma ve tören alanıydı. Bu dönem avcı toplayıcılıktan tarımcılığa geçişin yaşandığı, ‘insanın insan olduğu’ bir süreçtir.</p>
<p>Göbeklitepe kazılarda ortaya çıkartılan görkemli kült yapılarıyla özellikle boyları 6 metreyi bulan dikilitaş, heykel ve kabartmalarıyla herkesi derinden etkileyecek buluntuların sergilendiği bir kazı yeridir. Söz konusu yapıların 12 bin yıl öncesine ait olması Göbeklitepe’ye büyük bir ‘gizem’ yüklemiştir.</p>
<p>Bu yapıların nasıl ve hangi tekniklerle inşa edildiği merak konusudur. Ancak önemli olan nasıl inşa edildikleri değil, neden inşa edildikleridir.</p>
<p>Anadolu’daki bu tür mekânların işlevi ve bunun inanç sistemindeki yeri, elbette önümüzdeki dönemlerde yeni buluntu yerlerindeki kazı çalışmalarıyla daha iyi anlaşılabilecektir. Göbeklitepe ve Göbeklitepe kültürleri buluntu yerleri bizleri şaşırtmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
