﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halep &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/halep/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 13:57:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Halep &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Baybars’ın Şam’a Hediyesi: Zâhiriyye Medresesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/baybarsin-sama-hediyesi-zahiriyye-medresesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Emevî Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Fâtımîler]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Salâhaddîn]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Zâhiriyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7380</guid>

					<description><![CDATA[Şam’ın simgesi Emevî Camii’nin kuzey yönüne açılan avlu kapısından çıktığınızda, hemen solda kırmızı bir kubbe görürsünüz. Bu kubbenin altında “Şarkın en sevgili sultanı Salâhaddîn” yatar. İslâm dünyasının içeriden ve dışarıdan büyük krizlerle boğuştuğu bir zaman diliminde yaşayan Salâhaddîn-i Eyyûbî, 1187’de Kudüs’ü Haçlı işgalinden temizlemiş, ardından kıyamet sabahında yeniden uyanmak üzere, çok sevdiği Şam’ın koynunda son uykusuna dalmıştır. Salâhaddîn-i Eyyûbî türbesinin kuzeybatı cihetindeki kırmızı kubbe ise, İslâm tarihinin en büyük kahramanlarından Melik Zâhir Baybars (1223-1277) ve oğlu Saîd Nâsiruddîn Muhammed Bereke’ye (1260-1280) ev sahipliği yapar. Kabrin etrafını kuşatan medrese, ismini sultandan almıştır: Zâhiriyye. Yüksek eyvanları, süslü taç kapıları ve havuzlu iç&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şam’ın simgesi Emevî Camii’nin kuzey yönüne açılan avlu kapısından çıktığınızda, hemen solda kırmızı bir kubbe görürsünüz. Bu kubbenin altında “Şarkın en sevgili sultanı Salâhaddîn” yatar. İslâm dünyasının içeriden ve dışarıdan büyük krizlerle boğuştuğu bir zaman diliminde yaşayan Salâhaddîn-i Eyyûbî, 1187’de Kudüs’ü Haçlı işgalinden temizlemiş, ardından kıyamet sabahında yeniden uyanmak üzere, çok sevdiği Şam’ın koynunda son uykusuna dalmıştır.</p>
<p>Salâhaddîn-i Eyyûbî türbesinin kuzeybatı cihetindeki kırmızı kubbe ise, İslâm tarihinin en büyük kahramanlarından Melik Zâhir Baybars (1223-1277) ve oğlu Saîd Nâsiruddîn Muhammed Bereke’ye (1260-1280) ev sahipliği yapar. Kabrin etrafını kuşatan medrese, ismini sultandan almıştır: Zâhiriyye. Yüksek eyvanları, süslü taç kapıları ve havuzlu iç avlularıyla, Zâhiriyye Kütüphanesi ve Medresesi, İslâm sanatının en seçkin örneklerinden biridir.</p>
<p>Deşt-i Kıpçak’ta<sup>1</sup> başlayan ve Sivas, Halep ve Şam’ın köle pazarlarına uğrayarak hükümdarlık tahtına kadar uzanan Baybars’ın filmleri aratmayacak hayatı, Şam’da Beradâ Nehri’nin kıyısındaki muhteşem sarayında (Kasr-ı Ablak) sona ermiş. Bir rivayete göre, başkası için hazırlanmış zehirli kımızı yanlışlıkla içerek…</p>
<p>Baybars da, tıpkı Selahâddîn-i Eyyûbî gibi, vefat ettiğinde ilk önce Şam Kalesi’ne defnedilmiş. Aslında kendi vasiyeti Şam kırsalındaki Dâreyyâ’ya gömülmek olmasına rağmen, oğlu ve siyasî varisi Saîd Muhammed Bereke, babası için şimdiki türbeyi hazırlatmış. Burada ilginç bir ayrıntı daha var: Baybars adına türbe, medrese ve kütüphane olarak düzenlenen mevcut bina, Fâtımîler döneminde Ahmed al Akîkî isminde bir zatın eviymiş. Salâhaddîn’in babası Necmuddîn Eyyûb (v. 1173) daha sonra burayı satın alarak ailesini yerleştirmiş. Hatta Salâhaddîn, çocukluğunun bir kısmını bu evde geçirmiş.</p>
<p>Hikâyenin sonunda Salâhaddîn, evin karşı sokağına defnedilirken, Mısır’daki Eyyûbî yönetiminin sona ermesinde de büyük rolü bulunan Baybars, bir zamanlar Salâhaddîn’in babasına ait olan eve “yerleşmiş”. Babasından sonra ancak iki yıl tahtta kalabilen Saîd Bereke ise, Memlûk emirlerinden Kalâvûn tarafından sürgüne gönderildiği eski Haçlı kalesi Kerak’ta -bugün Ürdün sınırları içindedir- henüz 19 yaşındayken öldükten sonra, Şam’a babasının yanı başına dönmüş. Tarih enteresan sürprizlerle dolu…</p>
<p>Hemen yanında yine Baybars’ın adını taşıyan bir de klâsik halk hamamının bulunduğu Zâhiriyye Kütüphanesi, günümüze mimarî açıdan mükemmel biçimde korunmuş olarak ulaşmasını, Suriye yakın tarihinin önemli simalarından Muhammed Kürd Ali’ye (1879-1953) borçlu. Irak’ın Süleymaniye kentinden Şam’a göç eden bir ailede, Kürt bir baba ile Çerkes bir annenin oğlu olarak doğan Muhammed Kürd Ali, 1918’e kadar Osmanlı İmparatorluğu’na sadık kalmış bir isim. Türklerle Arapların bir arada yaşaması gerektiğini savunan Muhammed Kürd Ali, imparatorluk dağılınca kendisini tarihî ve kültürel çalışmalara adamış. Arapçanın yanı sıra Türkçe, Kürtçe ve Fransızcaya da ana dili seviyesinde hâkim oluşu, ufkunu genişletmiş. 1919’da Arap Dil Akademisi’ni kuran ve merkez olarak da Zâhiriyye Kütüphanesi’ni seçen Kürd Ali, 1953’teki vefatına kadar akademinin başkanlığını yapmış<sup>2</sup>. Kendisinin ayrıca 1920-1928 arasında Suriye hükümetlerinde iki kez eğitim bakanlığı vazifesi var. Hayatı boyunca üç büyük Avrupa turuna çıkan ve her seferinde izlenimlerini kitaplaştıran Muhammed Kürd Ali, arkasında çok sayıda telif, tercüme ve tahkik eser bırakmış. Zâhiriyye başta olmak üzere onlarca tarihî binanın ihyası da yine onun eserlerinden.</p>
<p>Sultan Zâhir Baybars, bugün Suriye ve Mısır’da olduğu kadar, Kazakistan’da da meşhur. Kazaklar kendisini “hemşehri” kabul ederek, hatırasına büyük saygı duyuyorlar. Yakın tarihte, dönemin Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in 2007 Kasım’ında Şam’a gerçekleştirdiği resmî ziyaretin duraklarından biri Zâhiriyye Kütüphanesi ve Baybars’ın buradaki kabriydi. İki ülke arasında imzalanan anlaşma sonucu, Kazaklar Baybars’ın türbesini tamamıyla imar ettiler.</p>
<p>Toz bulutları dağıldıktan sonra, bugünden tarihe bakınca: Küçücük bir alanda Türkleri, Arapları, Kürtleri, Çerkesleri, Kazakları bir arada ve kendi rollerini oynarken görmek, “İslâm medeniyeti” dediğimiz birikimin nasıl doğduğunu yeniden hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>El Bab Tamam Sırada Münbiç Var</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/el-bab-tamam-sirada-munbic-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İnal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 22:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[DEAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye sınırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2169</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin 2015 başından itibaren DEAŞ’la mücadele adı altında verdiği büyük destekle PKK/PYD, Dicle’nin batısındaki Cezire kantonu ile Fırat kenarındaki Kobani’yi birleştirerek Türkiye sınırı boyunca bir “Terör Koridoru” oluşturdu. “Üst Akıl” planını ortaya koydu. Bunun üzerine Türkiye, PKK/PYD’nin kesinlikle Fırat’ın batısına geçmesine müsaade etmeyeceğini açıkladı. Türkiye’yi bir süre oyalayan ABD, YPG’nin Fırat’ın batısına geçerek 11 Ağustos 2016’da Münbiç’i ele geçirmesini sağladı. Bunu bekâ sorunu olarak gören Türkiye, kendi göbeğini kendi kesmeye karar verdi. 24 Ağustos 2016’da “Fırat Kalkanı” harekâtıyla Karkamış üzerinden Cerablus’a girdi ve bölgeyi 15 saatte DEAŞ’tan temizledi. TSK’nın ateş desteğini arkasına alan ÖSO, ilk etapta Cerablus-El Rai-Azez hattını, 16&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin 2015 başından itibaren DEAŞ’la mücadele adı altında verdiği büyük destekle PKK/PYD, Dicle’nin batısındaki Cezire kantonu ile Fırat kenarındaki Kobani’yi birleştirerek Türkiye sınırı boyunca bir “Terör Koridoru” oluşturdu. “Üst Akıl” planını ortaya koydu. Bunun üzerine Türkiye, PKK/PYD’nin kesinlikle Fırat’ın batısına geçmesine müsaade etmeyeceğini açıkladı. Türkiye’yi bir süre oyalayan ABD, YPG’nin Fırat’ın batısına geçerek 11 Ağustos 2016’da Münbiç’i ele geçirmesini sağladı.</p>
<p>Bunu bekâ sorunu olarak gören Türkiye, kendi göbeğini kendi kesmeye karar verdi. 24 Ağustos 2016’da “Fırat Kalkanı” harekâtıyla Karkamış üzerinden Cerablus’a girdi ve bölgeyi 15 saatte DEAŞ’tan temizledi. TSK’nın ateş desteğini arkasına alan ÖSO, ilk etapta Cerablus-El Rai-Azez hattını, 16 Ekim’de de DEAŞ’ın kalesi Dabık’ı ele geçirdi.</p>
<p>Türkiye Cerablus-Azez arasındaki yaklaşık 100 km’lik hattı güneye doğru 50 km derinleştirerek 4-5 bin kilometrekarelik bir alanda terörden arındırılmış güvenli bölge oluşturmayı hedeflemişti. Hedefe ulaşmada en kritik nokta DEAŞ’ın Suriye’deki ikinci önemli merkezi El Bab’dı. 300 bin nüfuslu El Bab, yolların kesiştiği oldukça stratejik bir bölge. Bu nedenle DEAŞ bütün gücünü kullanarak burayı savundu.</p>
<p>Türk Ordusu 9 Aralık’ta El Bab’ın yakın köylerine ulaştı. Aynı dönemde Türkiye Halep’te sıkışmış olan muhaliflerin tahliyesi ve Suriye’de kalıcı ateşkesin sağlanması hususunda  Rusya ile anlaştı. Ancak ertesi gün FETÖ’cü bir polis, Rusya’nın Ankara Büyükelçisini öldürdü. Suikast hızla gelişen Türkiye-Rusya ilişkilerini bozmak amacıyla düzenlenmişti. Putin, “Karlov’un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerine zarar vermeyecek” diyerek meseleye noktayı koydu. Böylece gözler ABD’ye çevrildi. Zorda kalan ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Karlov saldırısının arkasında ABD desteği olduğuna yönelik iddialara “delil gösterin” şeklinde karşılık verdi. Oysa delil 17 yıldır Pensilvanya’da ikamet ediyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2017">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halep Osmanlı’yı Beklerken</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/halep-osmanliyi-beklerken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1888</guid>

					<description><![CDATA[İlk olarak MÖ 3 binlerde çivi yazılı Akad tabletlerinde Hâlaba ve Hâlman/Hâlwan şeklinde karşımıza çıktığını düşünürsek Hâlep’in 5 bin yıllık bir tarihi söz konusu. MÖ 18. yüzyılda Yamhad Krallığı’nın başşehri olarak yükselen şehir, sonraları Hitit Krallığı’nın eline geçti ve imparatorluk döneminde en önemli eyalet merkezlerinden oldu. İmparatorluğun dağılmasından sonra da Hâlpa Krallığı adıyla müstakil bir Geç Hitit devleti hâline geldi. MÖ 9. yüzyılın ortalarında Asur İmparatorluğu topraklarına dahil olan şehrin önemini kaybetmeye başladığı görülür. Pers hâkimiyeti sırasında ise küçük bir yerleşim merkezi durumuna düşmüştür. Helenistik dönemde Suriye Kralı Seleukos Nikator (MÖ 305-280) tarafından Grek mimarisine uygun planda imar edilmesiyle eski&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak MÖ 3 binlerde çivi yazılı Akad tabletlerinde Hâlaba ve Hâlman/Hâlwan şeklinde karşımıza çıktığını düşünürsek Hâlep’in 5 bin yıllık bir tarihi söz konusu. MÖ 18. yüzyılda Yamhad Krallığı’nın başşehri olarak yükselen şehir, sonraları Hitit Krallığı’nın eline geçti ve imparatorluk döneminde en önemli eyalet merkezlerinden oldu. İmparatorluğun dağılmasından sonra da Hâlpa Krallığı adıyla müstakil bir Geç Hitit devleti hâline geldi.</p>
<p>MÖ 9. yüzyılın ortalarında Asur İmparatorluğu topraklarına dahil olan şehrin önemini kaybetmeye başladığı görülür. Pers hâkimiyeti sırasında ise küçük bir yerleşim merkezi durumuna düşmüştür.</p>
<p>Helenistik dönemde Suriye Kralı Seleukos Nikator (MÖ 305-280) tarafından Grek mimarisine uygun planda imar edilmesiyle eski parlak günlerine kavuşur. Adı artık Beroia’dır. Romalılar zamanında gelişimini sürdürürken kalesi de kutsal mekânları barındıran bir akropol hâline gelir. Bizans döneminde geldiğimizde ise çok sayıda kilisenin bulunduğu bir Hıristiyanlık merkezidir.</p>
<p>Bizans’tan İslam coğrafyasına uzandığımızda Hz. Ömer’in (ra) hilâfeti devrinde Hâlid b. Velîd’in azledilmesinden sonra Suriye valiliği ve başkumandanlığına tayin edilen Ebu Ubeyde b. Cerrâh’ın emrindeki İslam ordusunun Hâlep üzerine yürüdüğünü görürüz. Öncü birliklerin başında İyâz b. Ganm el-Fihrî bulunuyordu. Şehir dışında, Hâdıru Hâleb denilen yerde yaşayan Tenûh ve diğer bazı Arap kabileleri İyâz b. Ganm’e itaat arz ettiler. Şehir hâlkı da kısa müddet sonra canlarına, mallarına, surlara ve binalara dokunulmaması şartıyla aman diledi. O da cizye vermeye razı olmaları üzerine isteklerini kabul etti ve kendileriyle bir antlaşma yaptı. Müslümanlar Antakya Kapısı’ndan şehre girdiler;  kalkanlarını yere koyup namaz kıldılar. Sonraları bu mekânda Mescidü’l-etrâs (Kalkanlar Mescidi) adıyla bilinen bir cami yaptırıldı. Bugün Câmiu’t-Tûte adıyla bilinen bu caminin duvarlarındaki kitabeler önemli tarihî vesikalar hükmünde.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menbic Halep’in Çilekeş Kapısı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/menbic-halepin-cilekes-kapisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2016 22:33:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Menbiç]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1759</guid>

					<description><![CDATA[Suriye tarihinde iki şehir stratejik öneme sahiptir: Merkez Şam (Dımaşk) ve Halep. İkincisine bağlı olan Menbic, kritik konumuyla sadece Halep’in değil, Suriye’nin de tarihine damga vurmuştur. Eski adı Bambyke (Süryanice Mabbug) veya Hierapolis olan şehrin kuruluşu Asurlular devrine uzanır. Fırat Nehri üzerindeki geçitleri kontrol eden bir bölgede kurulan Menbic putperestliğin öne çıkan merkezlerindendi. Hıristiyanlığın kabulünden sonra yeni dinin kutsal emanetlerine duyulan hayranlık putperestliğin yerini almış ve pek çok dindarı buraya çekmişti. Bizans döneminde monofizitlerin bir merkezi ve doğuya düzenlenen askerî seferlerde Bizans ordusunun toplanma yeri oldu şehir. 5. yüzyılda burada yaşayan din adamı Philoxenus, İncil’i Süryâniceye tercüme etti. 531’de Sasani&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye tarihinde iki şehir stratejik öneme sahiptir: Merkez Şam (Dımaşk) ve Halep. İkincisine bağlı olan Menbic, kritik konumuyla sadece Halep’in değil, Suriye’nin de tarihine damga vurmuştur. Eski adı Bambyke (Süryanice Mabbug) veya Hierapolis olan şehrin kuruluşu Asurlular devrine uzanır. Fırat Nehri üzerindeki geçitleri kontrol eden bir bölgede kurulan Menbic putperestliğin öne çıkan merkezlerindendi. Hıristiyanlığın kabulünden sonra yeni dinin kutsal emanetlerine duyulan hayranlık putperestliğin yerini almış ve pek çok dindarı buraya çekmişti.</p>
<p>Bizans döneminde monofizitlerin bir merkezi ve doğuya düzenlenen askerî seferlerde Bizans ordusunun toplanma yeri oldu şehir. 5. yüzyılda burada yaşayan din adamı Philoxenus, İncil’i Süryâniceye tercüme etti. 531’de Sasani Hükümdarı Kubâd’ın (Kavaz) işgal ettiği şehri Bizanslı Kumandan Belisarius geri aldı. 540’ta Bizans’la “ebedî sulh” yapılmasına rağmen Sasani hükümdarı şehre hücum etti ve bir ateşgede yaptırarak buraya Manbik adını verdi (zamanla ismi Arapçada Menbic’e dönüşmüştür). 7. yüzyılda Sasanilerin Suriye, Filistin ve Mısır topraklarına saldırması üzerine Bizans İmparatoru Herakleios elden çıkan bölgeleri ve bu arada Menbic’i geri aldı (630).</p>
<p>İlk İslamî fetihler döneminde, 637 yılında İslam kumandanı İyâz b. Ganem, Menbic önüne gelince halk şehri kendiliğinden teslim etti. Emeviler zamanında Yezîd b. Muâviye veya babası Kınnesrîn idarî birimini (cünd) kurunca Antakya, Menbic ve çevresini de buraya bağladı. 786 yılında Abbasi Halifesi Harun Reşid şehri Kınnesrîn cünd’ünden ayırarak Bizans’a yapacağı seferler için yeni kurduğu Avâsım bölgesinin merkezi haline getirdi.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-aralik2016" target="_blank">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
