﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halil İnalcık &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/halil-inalcik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Feb 2021 06:18:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Halil İnalcık &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Sayfada Tam 25 Hata</title>
		<link>https://www.derintarih.com/intikad/bir-sayfada-tam-25-hata/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 06:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İntikad]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İnalcık]]></category>
		<category><![CDATA[Latife Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[maraz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6751</guid>

					<description><![CDATA[Bu ülkenin aydını bir metni iktibas etmeyi beceremiyor vesselam. Ve bu maraz neredeyse bir bulaşıcı hastalık halinde gazetelerden akademik tezlere kadar dalga dalga yayılıyor. Bilmiyor muyuz beceremiyor muyuz, orası biraz karışık. Lakin bildiğimiz, bu bir disiplin meselesi. Bir metni önüne alıp başka bir sayfaya nakledeceksin! O kadar. Bu okul ödevi kadar basit ameliyenin altından kalkamayanlara mükâfat olarak “büyük gazeteci”, “titiz araştırmacı” veya “allame tarihçi” gibi hak etmedikleri sıfatlar adım başı yakıştırılmakta bu topraklarda. Maalesef bu eski hastalığın izleri -ileride umumi arzu tecelli ederse onu da yazarım- Halil İnalcık’ın Tanzimat ve Bulgar Meselesi adlı doktora tezinde dahi var. Daha ne diyeyim&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ülkenin aydını bir metni iktibas etmeyi beceremiyor vesselam. Ve bu maraz neredeyse bir bulaşıcı hastalık halinde gazetelerden akademik tezlere kadar dalga dalga yayılıyor. Bilmiyor muyuz beceremiyor muyuz, orası biraz karışık. Lakin bildiğimiz, bu bir disiplin meselesi. Bir metni önüne alıp başka bir sayfaya nakledeceksin! O kadar. Bu okul ödevi kadar basit ameliyenin altından kalkamayanlara mükâfat olarak “büyük gazeteci”, “titiz araştırmacı” veya “allame tarihçi” gibi hak etmedikleri sıfatlar adım başı yakıştırılmakta bu topraklarda. Maalesef bu eski hastalığın izleri -ileride umumi arzu tecelli ederse onu da yazarım- Halil İnalcık’ın <em>Tanzimat ve Bulgar Meselesi </em>adlı doktora tezinde dahi var. Daha ne diyeyim bilmiyorum…</p>
<p>İşte önümüzde muharriresinin bizi iyi bir çalışma yaptığına ikna maksadıyla tam iki yıl üzerinde çalıştığını beyan ettiği <em>Latife Hanım</em> adlı kitabın içerisinde karşımıza çıkan bir gazete makalesinden nakledilenler ile gerçekte yazılı olanlar arasındaki onlarca fark…</p>
<p>Gerçi İpek Çalışlar yazının 10 Kasım 1963 tarihinde <em>Cumhuriyet </em>gazetesinde neşredilen orijinalini nasılsa göremediği(!) için gitmiş, 2005 yılında çıkan bir derleme kitaptan aktarmış ama aktaranın ne kadar doğru aktardığını sorgulamadığı için de bunca hata ile kaplanmış kitabın sayfası.</p>
<p>Önce tenkit edeceğimiz metnin künyesi:</p>
<p>İpek Çalışlar, <em>Latife Hanım</em>, 6. baskı, İstanbul, 2006, Doğan Kitap, s. 408.</p>
<p>Naklettiği esas yazının künyesi:</p>
<p>Adile Ayda, “Atatürk ve kayınbiraderi”, <em>Cumhuriyet</em>, 10 Kasım 1963.</p>
<p>Nihayet Ayda’nın yazısını aktaran ve Çalışlar’ın kullandığı ikinci el yayın:</p>
<p>Oğuz Akay (Derleyen), <em>Gazi</em>, İstanbul, 2005, Truva Yayınları, s. 185-186.</p>
<p>Metnin tamamını verip sabrınızı sınamayacağım, onun için sadece hatalı nakillerin olduğu yerleri işaretle iktifa edeceğim. (Not: İlk zikredeceğim nakiller Çalışlar’ın kitabından, ikinciler ise <em>Cumhuriyet</em>’teki aslından olacak.)</p>
<p>Bakalım bu sadece bir (1) sayfalık nakilde hangi hatalar yapılmış (karışıklık olmasın diye Çalışlar’ın kitabının 308. sayfasındaki iktibas edilen satırları 1’den 35’e kadar numaralandırdım)</p>
<p>İnsan ister istemez düşünüyor: Latin harfleriyle, üstelik gayet sade bir dille yazılmış 1 (bir) sayfalık yazıdan aktarma yaparken gazetenin arşivine girmeyip de bu kadar hataya yol veren biri 500 sayfalık kitabında başka ne çamlar devirmiştir acaba?</p>
<p>Meraklısı araştırsın. Benden onlara bir demet ipucu…</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı, Kuruluşunu Bir İsyana Mı Borçlu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/osmanli-kurulusunu-bir-isyana-mi-borclu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 08:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fernand Braudel]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İnalcık]]></category>
		<category><![CDATA[menakıbnameler]]></category>
		<category><![CDATA[Pachymeres]]></category>
		<category><![CDATA[seferberlik]]></category>
		<category><![CDATA[vekayiname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5458</guid>

					<description><![CDATA[Merhum Halil İnalcık hocanın yazdıklarını okumak her zaman yeni raflara ilan edilen bir seferberlikle biter benim için. Gösterişsiz, hatta yer yer monoton satırlarda kayan gözler yorulurken hafızanızın koridorlarında sıçramaya başlayan kıvılcımlar, dalacağınız uykuda bile rahat vermez size. Sanat ve zanaat o satırlarda seslenir birbirine; tefekkür ile tebahhur kudretleri sık sık çarpışıp ayrılır ve adeta bir polisiye hikâye örgüsü gibi plotlarla adım adım düğümlenip çözüldüğüne tanık olursunuz asırların kayalarına demir atmış bir problemin. Özellikle Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuyla ilgili yazdıkları Fernand Braudel’in sözünü ettiği tarihçi ‘seferberliği’nin ulaştığı nokta bakımından ilginçtir. En başta yerli ve yabancı yazılı kaynaklar, meslektaşlarının fazla itibar etmediği menakıbnameler,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhum Halil İnalcık hocanın yazdıklarını okumak her zaman yeni raflara ilan edilen bir seferberlikle biter benim için. Gösterişsiz, hatta yer yer monoton satırlarda kayan gözler yorulurken hafızanızın koridorlarında sıçramaya başlayan kıvılcımlar, dalacağınız uykuda bile rahat vermez size. Sanat ve zanaat o satırlarda seslenir birbirine; tefekkür ile tebahhur kudretleri sık sık çarpışıp ayrılır ve adeta bir polisiye hikâye örgüsü gibi plotlarla adım adım düğümlenip çözüldüğüne tanık olursunuz asırların kayalarına demir atmış bir problemin. Özellikle Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuyla ilgili yazdıkları Fernand Braudel’in sözünü ettiği tarihçi ‘seferberliği’nin ulaştığı nokta bakımından ilginçtir. En başta yerli ve yabancı yazılı kaynaklar, meslektaşlarının fazla itibar etmediği menakıbnameler, karşılaştırmalı tarihler, klasik kaynakların devreye sokulması ve her şeyden önce anlama yolunda sarf edilen emekler tüter o ‘ordu’ yoluna devam ederken… Özellikle Bizanslı saray tarihçisi Pachymeres’in vekayinamesini, Osman Bey’in ve Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesine çıkışının tespitinde kullandığı yöntem, öğretici bir ders gibidir de.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Tarihinde Bir Otorite: Prof. Dr. Osman Turan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/selcuklu-tarihinde-bir-otorite-prof-dr-osman-turan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İnalcık]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Altay Köymen]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4691</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu tarihi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Bayburt’un Aydıntepe (Çatıksu) köyünde doğmuş, ailesi daha sonra Çaykara ilçesine yerleşmiştir. Babası Hasan Ağa 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’da şehit düşmüş, bu sebeple eğitimini sıkıntılar içinde sürdürmeye çalışmıştır. İlkokulu dayısının himayesinde Çaykara’da, ortaokulu Bayburt’ta okuduktan sonra liseye Trabzon Lisesi’nde başlayıp Ankara Erkek Lisesi’nde tamamlamıştır. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’ne kaydolan Turan, Ord. Prof. Mehmed Fuad Köprülü’nün üniversitedeki ilk öğrencilerinden biridir artık. Meslektaşı ve yakın arkadaşı Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen’in kaydına göre, Osman Turan öğrenciliği sırasında çalışkanlığı ve Türk tarihine ilgisi dolayısıyla Köprülü’nün&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu tarihi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Bayburt’un Aydıntepe (Çatıksu) köyünde doğmuş, ailesi daha sonra Çaykara ilçesine yerleşmiştir. Babası Hasan Ağa 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’da şehit düşmüş, bu sebeple eğitimini sıkıntılar içinde sürdürmeye çalışmıştır. İlkokulu dayısının himayesinde Çaykara’da, ortaokulu Bayburt’ta okuduktan sonra liseye Trabzon Lisesi’nde başlayıp Ankara Erkek Lisesi’nde tamamlamıştır. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’ne kaydolan Turan, Ord. Prof. Mehmed Fuad Köprülü’nün üniversitedeki ilk öğrencilerinden biridir artık.<br />
Meslektaşı ve yakın arkadaşı Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen’in kaydına göre, Osman Turan öğrenciliği sırasında çalışkanlığı ve Türk tarihine ilgisi dolayısıyla Köprülü’nün dikkatini çekmiş ve Köprülü kendisine öğrenci muamelesi değil, adeta asistan gibi davranmıştır. Nitekim öğrenciliği sırasında Ortaçağ Tarihi Seminer Kütüphanesi’nde çalışmaya başlamış, başarılı bir eğitim döneminden sonra, 1940 yılında fakültenin ilk mezunlarından biri olmuştur. Bu dönemde Halil İnalcık, Mehmet Altay Köymen, M. Tayyib Gökbilgin de fakültenin ilk mezunlarındandır.<br />
Osman Turan mezun olduktan sonra hocası Köprülü’nün yanında Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde asistan olarak göreve başlamış; bu sırada Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce öğrenmiş; 1941’de “On İki Hayvanlı Türk Takvimi” adlı tezini hazırlayarak “doktor” unvanını almıştır. Bu tez aynı zamanda tarih alanında Türkiye’de yapılan ilk doktora tezidir. Bu tarihten iki yıl sonra ise “Orta Zaman Türk Devletlerinde Türkçe Unvanlar” adlı araştırmasıyla doçent unvanını alan Turan, 1951’de henüz çok genç denilebilecek bir yaşta profesörlüğe yükseltilir ve siyasete atıldığı 1954 yılına kadar Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde Türk-İslam Tarihi derslerini anlatır.<br />
Üniversite hocalığı ve ilmî çalışmaları yanında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin fikir ve siyaset hayatında da öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Öğrencilik yıllarından itibaren fikrî ve siyasî konulara ilgi duyan Turan, “manevî buhran içerisinde” gördüğü gençliğin meselelerine ilişkin faaliyetlerde bulunur. Nitekim kendisini 1940’lı yıllardan itibaren Türkçü-Turancı grubun başına geçenler arasında görürüz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2019">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
