﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Heidegger &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/heidegger/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2020 12:07:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Heidegger &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İBRAHİM KALIN: “BATININ DİPNOTU OLMAYI REDDEDİYORUZ”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/ibrahim-kalin-batinin-dipnotu-olmayi-reddediyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 12:07:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Batı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Heidegger]]></category>
		<category><![CDATA[inter-disipliner]]></category>
		<category><![CDATA[İslam-Batı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6173</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUSTAFA ARMAĞAN Gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında yaptığım çalışmalarda İslam-Batı ilişkilerinin hemen her alanda karşıma çıktığını erken bir dönemde fark ettim. Tarih yazıcılığından uluslararası sistem tartışmalarına, felsefeden edebiyata, dinler tarihinden modern İslam dünyasının sorunlarına kadar çok geniş bir alanda meseleler bir şekilde İslam ve Batı toplumları arasındaki ilişkilerin mahiyetiyle ve tarihî serüveniyle irtibatlı. Avrupa-merkezci tarih ve kültür anlayışının sorgulanması gerektiğini üniversite yıllarında hissetmeye başlamıştım. Zira bu tarih tasavvurunda biz yokuz; Batılı olmayan hiçbir toplum ve medeniyet yok. Bizler Batı tarihine eklenmiş birer küçük dipnot yahut detay olarak muamele görüyoruz. Bu haksızlığı neden kabul edelim? Ama bu adaletsizliğe karşı çıkmak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUSTAFA ARMAĞAN</strong></p>
<p>Gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında yaptığım çalışmalarda İslam-Batı ilişkilerinin hemen her alanda karşıma çıktığını erken bir dönemde fark ettim. Tarih yazıcılığından uluslararası sistem tartışmalarına, felsefeden edebiyata, dinler tarihinden modern İslam dünyasının sorunlarına kadar çok geniş bir alanda meseleler bir şekilde İslam ve Batı toplumları arasındaki ilişkilerin mahiyetiyle ve tarihî serüveniyle irtibatlı. Avrupa-merkezci tarih ve kültür anlayışının sorgulanması gerektiğini üniversite yıllarında hissetmeye başlamıştım. Zira bu tarih tasavvurunda biz yokuz; Batılı olmayan hiçbir toplum ve medeniyet yok. Bizler Batı tarihine eklenmiş birer küçük dipnot yahut detay olarak muamele görüyoruz. Bu haksızlığı neden kabul edelim?</p>
<p>Ama bu adaletsizliğe karşı çıkmak için bizim ortaya ciddi bir çaba koymamız gerekiyor. Biz kendi hakkımızı arama gayreti içinde olmazsak başkalarından nasıl adalet talep edebiliriz? Dahası Batı’da yapılan Avrupa-merkezcilik eleştirileri bir noktadan sonra yine Batı düşünce sistematiği içinde üretiliyor ve Batılı paradigmanın dışına çıkamıyor. Heidegger’in modern hümanizm ve teknolojik medeniyet eleştirisi elbette önemlidir ve dikkatle incelenmelidir. Ama o eleştiriden hareketle ben kendi varlık tasavvurumu ve dünya görüşümü inşa edemem. Daha farklı temellere, mefhumlara ve araçlara ihtiyacım var. Bunu da ancak biz kendi çabamızla -tabii ki dünyaya kendimizi kapatmadan- yapabiliriz.</p>
<p>Böyle bir çaba inter-disipliner ve çok-boyutlu çalışmalar yapılmasını zorunlu kılar. Tarih, felsefe, edebiyat, siyaset, bilim tarihi ve felsefesi, vd. alanlarda derinlikli çalışmalar yapmadan ne kendi tarihimizin engin birikimini, ne de Batı toplumlarının zihinsel ve tarihî serüvenini bi-hakkın anlayabiliriz. Bu olmadan da İslam-Batı ilişkilerinin uzun, karmaşık ama bir o kadar da renkli tarihini anlama ve anlamlandırma imkânına sahip olamayız. Kitap, bu kaygı ve düşüncelerden hareketle kaleme alındı. Tarih ile düşünce, ilke ile tezahür, norm ile tecrübe arasındaki ilişkiyi bu konu bağlamında ne kadar başarıyla ortaya koyabildiğim, okuyucuların takdiridir. Bu alanda daha çok çalışma yapılması gerektiği aşikar olsa gerektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmişten Kaçmak Ya Da Osmanlı’ya Dönmek!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/derin-yorum/gecmisten-kacmak-ya-da-osmanliya-donmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüsamettin Arslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:09:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derin Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Heidegger]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Presentizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1906</guid>

					<description><![CDATA[Aptallar ve ahmaklar tarih okumazlar. Modern kültür insanı öncesiz ve sonrasız bir “şimdi”ye mahkûm etmiştir. Cedlerinden bîhaber “modern insan” Baudelaire’in ifadeleriyle “güneşsiz koridorlar,” “insan akvaryumları,” Aragon’un ifadesiyle “gelip-geçicilik dininin hakiki mabedleri” durumundaki AVM’lerde cedsiz, geçmişsiz, zaman idesinden nasibini alamamış yapayalnız serseridir. AVM insanın şehvet organı “göz ve görme yetisi” panayırıdır. AVM işitme ve tahayyül yetisini felç eder. Orada acı yoktur, ıstırap yoktur, ölüm yoktur, geçmiş ve gelecek yoktur. Orası modern “anı yaşa” sloganının tecessüm ettiği yerdir. Modern insan “şimdi-perest”tir. Öncesiz ve sonrasız “şimdi” modern insanın mit’i, daha popüler bir ifadeyle ideolojisidir (presentizm). Ne yazık ki bu, insanın kaderi ya da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aptallar ve ahmaklar tarih okumazlar. Modern kültür insanı öncesiz ve sonrasız bir “şimdi”ye mahkûm etmiştir. Cedlerinden bîhaber “modern insan” Baudelaire’in ifadeleriyle “güneşsiz koridorlar,” “insan akvaryumları,” Aragon’un ifadesiyle “gelip-geçicilik dininin hakiki mabedleri” durumundaki AVM’lerde cedsiz, geçmişsiz, zaman idesinden nasibini alamamış yapayalnız serseridir. AVM insanın şehvet organı “göz ve görme yetisi” panayırıdır. AVM işitme ve tahayyül yetisini felç eder. Orada acı yoktur, ıstırap yoktur, ölüm yoktur, geçmiş ve gelecek yoktur. Orası modern “anı yaşa” sloganının tecessüm ettiği yerdir. Modern insan “şimdi-perest”tir. Öncesiz ve sonrasız “şimdi” modern insanın mit’i, daha popüler bir ifadeyle ideolojisidir (presentizm). Ne yazık ki bu, insanın kaderi ya da yazgısıdır. Presentizm geçmişe kapalıdır çünkü geçmiş görülemez; geleceğe kapalıdır çünkü gelecek görülemez. Geçmiş ve gelecek işitilebilir ve tahayyül edilebilirdir, görülebilir değildir. Presentizm hatırlama, işitme ve tahayyül yetilerimize kapalıdır.</p>
<p>İnsan homo historkusmus’tur; insan bir tarih hayvanıdır. İnsanın animal rational (rasyonel hayvan), insanın homo laborans (emekçi hayvan), insanın animal social (sosyal hayvan) vb. olduğunu söyleyen bütün entelektüel ideolojiler yanılmıştır. Çünkü insan bir zaman varlığıdır; insan zamandır ve işte bu yüzden tarihseldir. “İnsan yürüyen tarihtir” der Shakespeare.</p>
<p>İnsanın “zaman varlığı” olmaklığı veya insanın varoluşunun (to be/olmak veya oluş) ritmi naturel dillerin gramer kiplerinde (gramerin zaman kiplerinde) tecessüm etmiştir. Doğal dillerin zaman kipleri insanın varoluşunun da kipleridir. Doğal dillerin zaman kipleri zamanın ilk tasnifleridir. Onlar otantik tasniflerdir. What was, olmuş olan, yani “geçmiş”; what is, olan, oluyor olan, yani realite/gerçeklik, yani “şimdi”; what ought to be, olması gereken, yani değerler ve etik hakikat alanı, yani “gelecek.” Dijital zamanın hızını diskalifiye eden bir hızla “gelecek geliyor!” (Heidegger). Ölüm ışık hızını aşarak geliyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
