﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hilafet makamı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/hilafet-makami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Dec 2018 09:29:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Hilafet makamı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mustafa Kemal’in Halife Olmasını Kim İstedi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/mustafa-kemalin-halife-olmasini-kim-istedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Talha Şeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 21:55:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[petrol meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4123</guid>

					<description><![CDATA[Sultan Abdülhamid’in Batı’ya karşı etkili bir şekilde kullandığı hilafet makamı, küresel aktörlerin çıkarlarını tehdit etmeye başladığı için 1880’lerden itibaren İngiltere başta olmak üzere bazı ülkelerin hedefindeydi. Ancak 1920’lerde ABD’nin iddialı bir şekilde Ortadoğu’ya gelişi, hâlihazırda bölgede yaşanan İngiliz-Fransız rekabetini farklı bir safhaya sürükleyecekti. İngiliz arşiv kayıtlarına göre, İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu’daki ticarî çıkarları ve hilafet politikaları, ABD’nin petrolü bu ikisine bırakmama politikasıyla bir araya gelince Türkiye’nin yeni dönemde hilafet ve petrol meseleleri arasında kalmasına yol açacaktı. Peki, İngiltere Osmanlı’nın Büyük Harp sonrasında en zayıf olduğu zamanda Fransa ve ABD ile rekabet ederken bu eski tehdidi istediği gibi ortadan kaldırabilecek miydi?&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Abdülhamid’in Batı’ya karşı etkili bir şekilde kullandığı hilafet makamı, küresel aktörlerin çıkarlarını tehdit etmeye başladığı için 1880’lerden itibaren İngiltere başta olmak üzere bazı ülkelerin hedefindeydi. Ancak 1920’lerde ABD’nin iddialı bir şekilde Ortadoğu’ya gelişi, hâlihazırda bölgede yaşanan İngiliz-Fransız rekabetini farklı bir safhaya sürükleyecekti. İngiliz arşiv kayıtlarına göre, İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu’daki ticarî çıkarları ve hilafet politikaları, ABD’nin petrolü bu ikisine bırakmama politikasıyla bir araya gelince Türkiye’nin yeni dönemde hilafet ve petrol meseleleri arasında kalmasına yol açacaktı. Peki, İngiltere Osmanlı’nın Büyük Harp sonrasında en zayıf olduğu zamanda Fransa ve ABD ile rekabet ederken bu eski tehdidi istediği gibi ortadan kaldırabilecek miydi? Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele esnasında ve Lozan diplomasisinde hilafetin gücünü kullanıyordu. Bilhassa Sultan Vahdeddin’in İstanbul’dan ayrılmasından sonra kendisini halife ilan etse kitleleri peşinden sürükleyebileceğini herkes biliyordu. 1921’de Suriye’de yaşananlar ve Anadolu’daki mücadele hakkında yabancı basına mülakat verirken ‘İslamcı’ bir siyasetçi üslubuyla konuşuyordu. Kimse böyle konuşan birinin birkaç sene sonra hilafetsiz yeni bir düzenin başına geçeceğini tahmin edemezdi. Dolayısıyla hilafet makamının gücü, Paşa’nın elinde olmadan bile rakiplerine karşı onun önünü açıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2019">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halife Abdülmecid Efendi’den Dündar Efendi’ye Sürgündeki Osmanlılar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/halife-abdulmecid-efendiden-dundar-efendiye-surgundeki-osmanlilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Pazan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 21:25:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin kaldırılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3203</guid>

					<description><![CDATA[Ankara’daki TBMM’de 3 Mart 1924 günü kabul edilen, Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesiyle ilgili 431 numaralı kanunun mürekkebi kurumamıştı henüz. Ancak belli ki önceden hazırlık yapıldığından daha o gece Dolmabahçe Sarayı’nda ikamet eden Halife Abdülmecid Efendi’ye sürgüne gideceği tebliğ edilmişti. Halife tebliği yapan İstanbul Valisi Haydar Bey’e şöyle diyordu: “Nasıl olur? İslamiyeti siyaset vasıtası olmaktan kurtarmak için Hilafet makamını yıkmak, Resulullah’ın (sas) halifesini memleket dışına çıkarmak mı gerekir? Hayır, hayır Vali Bey, Millet Meclisi’nin böyle bir karar alabileceğine bir türlü ihtimal veremiyorum… Hanedanımdan irsen intikal eden Saltanat makamından, sadece milleti hoşnut ve memnun etmek için feragat ettim. Fakat&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’daki TBMM’de 3 Mart 1924 günü kabul edilen, Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesiyle ilgili 431 numaralı kanunun mürekkebi kurumamıştı henüz. Ancak belli ki önceden hazırlık yapıldığından daha o gece Dolmabahçe Sarayı’nda ikamet eden Halife Abdülmecid Efendi’ye sürgüne gideceği tebliğ edilmişti. Halife tebliği yapan İstanbul Valisi Haydar Bey’e şöyle diyordu: “Nasıl olur? İslamiyeti siyaset vasıtası olmaktan kurtarmak için Hilafet makamını yıkmak, Resulullah’ın (sas) halifesini memleket dışına çıkarmak mı gerekir? Hayır, hayır Vali Bey, Millet Meclisi’nin böyle bir karar alabileceğine bir türlü ihtimal veremiyorum… Hanedanımdan irsen intikal eden Saltanat makamından, sadece milleti hoşnut ve memnun etmek için feragat ettim. Fakat Hilafet makamı bütün İslam dünyasının hanedanıma ve dolayısıyla şahsıma emanetidir. O sebeple bu kararı kabul etmediğimi hiç vakit geçirmeden Ankara’ya bildiriniz…”</p>
<p>Halifenin itirazları hiçbir netice vermedi. Vali Haydar Bey ve Polis Müdürü Sadettin Bey ile bütün gece devam eden tartışmalardan sonra nihayet razı oldu ve saraydan çıkmadan önce kıldığı sabah namazı, İstanbul semaları altında eda ettiği son namaz oldu.</p>
<p>Osmanlı Devleti’ni kesintisiz olarak 623 yıl idare eden hanedanın -en yaşlısından kundaktaki bebeğine kadar- bütün mensuplarının vatandan çıkarılarak sürgüne gönderilmesi millet için de inanılmaz bir hadiseydi. Şimdi 98 yıl öncesine giderek süreci en başından hatırlayalım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2018">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollanda’nın Endonezya’daki Lawrence’ı: Snouck</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/hollandanin-endonezyadaki-lawrencei-snouck/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2017 21:14:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2262</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Osmanlı Devleti’nin daha çok iç işleri ve isyanlarla uğraştığı 1820’ler ve sonrasında Hollanda’nın Güneydoğu Asya’daki sömürgeleştirme faaliyetleri hızlandı. Fakat bu kadar geniş alana yayılan ve Osmanlı Devleti’nden başka bir devlete bağlanmayı tarih boyunca düşünmemiş olan Müslüman sultanlıklar Hollanda’ya direnme yolunu tercih ettiler. Bunun üzerine bazı kabilelerle anlaşmalar yapan Hollanda, onları nüfuzu altına alsa da, tam hâkimiyet sağlamak istiyordu. Başta Açe olmak üzere birçok sultanlıkla ciddi savaşlar yaşandı. Osmanlı Devleti bu noktada yardım gönderemese de Sultan Abdülaziz’in 1873’te Açe Sultanı Alâeddîn Mahmud’u 1. Dereceden Nişân-ı Osmanî ve Açe Dâhiliye Nâzırı Abdurrahman Efendi’yi 2. Dereceden Nişân-ı Osmanî ile taltif etmesi önemli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Osmanlı Devleti’nin daha çok iç işleri ve isyanlarla uğraştığı 1820’ler ve sonrasında Hollanda’nın Güneydoğu Asya’daki sömürgeleştirme faaliyetleri hızlandı. Fakat bu kadar geniş alana yayılan ve Osmanlı Devleti’nden başka bir devlete bağlanmayı tarih boyunca düşünmemiş olan Müslüman sultanlıklar Hollanda’ya direnme yolunu tercih ettiler. Bunun üzerine bazı kabilelerle anlaşmalar yapan Hollanda, onları nüfuzu altına alsa da, tam hâkimiyet sağlamak istiyordu. Başta Açe olmak üzere birçok sultanlıkla ciddi savaşlar yaşandı. Osmanlı Devleti bu noktada yardım gönderemese de Sultan Abdülaziz’in 1873’te Açe Sultanı Alâeddîn Mahmud’u 1. Dereceden Nişân-ı Osmanî ve Açe Dâhiliye Nâzırı Abdurrahman Efendi’yi 2. Dereceden Nişân-ı Osmanî ile taltif etmesi önemli bir desteğidir. Yine Sultan II. Abdülhamid’in Cakarta’ya (o dönemki adıyla Batavya) başkonsolosluk açtırması da adalarda yaşanan gelişmeleri birinci elden öğrenebilmesini sağlamıştır.</p>
<p>Christian Snouck-Hurgronje (belgelerde geçen adıyla Snouck) Hollanda’nın Endonezya’yı sömürgeleştirme faaliyetlerinde rol alan önemli figürlerinden biri. Önceleri kendisini Müslüman olmuş gibi lanse etmiş, Endonezya’daki vazifesi bitince de şarkiyatçı bir profesör olarak Hollanda’da hayatını devam ettirmiştir.</p>
<p>Sultan II. Abdülhamid’in görevlendirdiği Batavya Başşehbenderi tarafından gözlendiğini ve faaliyetleri hakkında İstanbul’a bilgi gittiğini biliyoruz. Başşehbenderin İstanbul’a gönderdiği 13 Haziran 1899 tarihli yazıdaki bilgiler Snouck’un gerçek yüzünü göstermesi açısından önemli.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-nisan2017">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
