﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hilafet &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/hilafet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Mar 2023 08:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Hilafet &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hilâfetin İlgasının Sarsıntılarına Dair Pek Bilinmeyen Bir Metin</title>
		<link>https://www.derintarih.com/defter/hilafetin-ilgasinin-sarsintilarina-dair-pek-bilinmeyen-bir-metin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Kara]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 12:54:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Defter]]></category>
		<category><![CDATA[Ağa Han]]></category>
		<category><![CDATA[Emir Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9201</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı hilâfetinin son dönemleri ve ilgası bahsinde dışarda(n) yazılan ve konuşulan çok şey var. Oryantalistlerin kaleminden çıkanların bir kısmı kıymetli de. Ama bu yazarlar, anlaşılabilecek tarzda kendi millî-dinî problemlerini ve ideolojik yahut siyasî arayışlarını merkeze ve öne aldıkları için yazdıkları otomatik olarak bizim için de kıymetli ve doğru hale gelmiyor, gelemez. Onların kıymetli veya problemli taraflarını keşfetmek ve yararlanmak için de buradan bakan bir göze ve dimağa, bir süzgece ihtiyaç var. Hilâfetin ilgasına 3 ay kala Emir Ali’nin Ağa Han’la birlikte Gazi’ye ve İsmet İnönü’ye yazdıkları mektup da ciddiyetle yaklaşılması gereken metinlerden biri. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı hilâfetinin son dönemleri ve ilgası bahsinde dışarda(n) yazılan ve konuşulan çok şey var. Oryantalistlerin kaleminden çıkanların bir kısmı kıymetli de. Ama bu yazarlar, anlaşılabilecek tarzda kendi millî-dinî problemlerini ve ideolojik yahut siyasî arayışlarını merkeze ve öne aldıkları için yazdıkları otomatik olarak bizim için de kıymetli ve doğru hale gelmiyor, gelemez. Onların kıymetli veya problemli taraflarını keşfetmek ve yararlanmak için de buradan bakan bir göze ve dimağa, bir süzgece ihtiyaç var. Hilâfetin ilgasına 3 ay kala Emir Ali’nin Ağa Han’la birlikte Gazi’ye ve İsmet İnönü’ye yazdıkları mektup da ciddiyetle yaklaşılması gereken metinlerden biri.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Antlaşmayla Hilâfet’in İlgasını İsmet Paşa mı İmzalamış?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/gizli-antlasmayla-hilafetin-ilgasini-ismet-pasa-mi-imzalamis-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Metin Hülagü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İsviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Ohri]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6131</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Ohri ile ilgili üzerinde durmak istediğimiz husus onun 1924’te Hilâfet’in ilgası ve dinî eğitimin Türkiye’de yasaklanması konuları ile alakalı olup İngiltere ile Türkiye arasında imzalanmış olduğunu belirttiği gizli antlaşma ve kaleme aldığı mektubudur. Onun 28 Şubat 1947’de İsviçre’nin Cenevre kentinden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye göndermiş olduğu mektubu yakın dönem siyasî tarihimize ışık tutması ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki uygulamaların ne kadar millî yahut yerli olduğunu, ne kadarının öz irademizle alındığını ve ne kadarının zorlamalar, mecburiyetler ve kamuflelerle tatbik alanına konulduğunu göstermesi bakımlarından hakikaten ibretliktir. Her nasılsa “Sakıt Hanedan Azasından Kemal Ohri’nin İsmet İnönü’ye Mektubu” ana başlığı ile Cumhuriyet Arşivi kayıtlarına geçmiş&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemal Ohri ile ilgili üzerinde durmak istediğimiz husus onun 1924’te Hilâfet’in ilgası ve dinî eğitimin Türkiye’de yasaklanması konuları ile alakalı olup İngiltere ile Türkiye arasında imzalanmış olduğunu belirttiği gizli antlaşma ve kaleme aldığı mektubudur.</p>
<p>Onun 28 Şubat 1947’de İsviçre’nin Cenevre kentinden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye göndermiş olduğu mektubu yakın dönem siyasî tarihimize ışık tutması ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki uygulamaların ne kadar millî yahut yerli olduğunu, ne kadarının öz irademizle alındığını ve ne kadarının zorlamalar, mecburiyetler ve kamuflelerle tatbik alanına konulduğunu göstermesi bakımlarından hakikaten ibretliktir.</p>
<p>Her nasılsa “Sakıt Hanedan Azasından Kemal Ohri’nin İsmet İnönü’ye Mektubu” ana başlığı ile Cumhuriyet Arşivi kayıtlarına geçmiş olup araştırmacılara açık halde bulunan söz konusu mektup Ohrili Kemal’in Cenevre’de Segy pansiyonunda kaldığı sıralarda daktilo edildikten sonra postaya verilmiştir.</p>
<p>Aslında bir tür analiz-rapor denilebilecek olan mektup toplamda 11 sayfadan meydana gelmekte olup Ohrili Kemal’in kendi şahsî meselelerini de içermektedir. Ancak mektubun esas yazılış amacı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye istihbarî bilgiler vermek ve siyasî tekliflerde bulunmak olmuştur. Mektubun doğrudan doğruya dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye hitap ediyor olması Ohri ile İnönü arasındaki ilişki ve yakınlığı göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.</p>
<p>Mektup muhtevası itibariyle ve kısa bir ifadelerle, Osmanlı Devleti’nin savaşa girme şekli; İttihat ve Terakki liderlerinin yanlış politikası; İngiltere’nin hilâfet siyaseti; hilâfetin kaldırılmasını öngören İngiltere ile imzalanan gizli antlaşma; o günkü genel siyasî şartlar; Hilâfet’in kaldırılması sonrası İslam dünyasının Türkiye ve İngiltere’ye bakışı; İngiltere’nin Hilâfet’i yeniden getirme arayışları ve sair konulardan oluşmakta ve ayrıca kişisel bilgi ve birikimler ışığında genel bir değerlendirme ile birlikte İsmet İnönü’ye yapılan bir kısım önerileri kapsamaktadır.</p>
<p>Yukarıda kısaca muhtevasından bahsettiğimiz Kemal Ohri’nin Cumhurbaşkanı İsmet Paşa’ya 1947 yılında göndermiş olduğu rapor-mektup Türkiye ile İngiltere arasındaki daha Lozan Antlaşması öncesinde imzalanmış olduğu belirtilen gizli bir antlaşmanın varlığından söz etmesi bakımından son derece önemlidir. Fakat bu gizli antlaşmanın tam olarak hangi konuları kapsadığından bütünüyle söz edilmemiş olması ise bir eksikliktir. Ancak antlaşmanın Hilâfet ve Saltanat’ın ilgası ile Türkiye’de dinî eğitimin yasaklanması konularını içermekte olduğu ve Lozan Antlaşması öncesi imzalanmış bulunduğu mektupta açıkça ifade edilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trablusgarb Savaşı ve Gönüllüler Ordusu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/trablusgarb-savasi-ve-gonulluler-ordusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 12:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İktiham]]></category>
		<category><![CDATA[Mısıri Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarb]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5687</guid>

					<description><![CDATA[Sansür sonucu ad değiştiren İktiham (İkdam) gazetesinin 15 Mayıs 1912 tarihli bir yazısında da vurgulandığı gibi Trablusgarb’ın işgali İslam dünyasının her tarafında çok büyük tepkilerle karşılanmıştı. Çünkü Müslümanlar bunu doğrudan Hilâfet makamına yapılmış insanlık dışı ve hukuk tanımaz bir saldırı olarak değerlendiriyordu. İngiltere ve Fransa gibi Batılı devletlerin siyasî çıkarları sebebiyle bu saldırıyı çok da memnuniyetle karşılamamaları sebebiyle bu devletlerin işgalleri altındaki coğrafyalarda da büyük bir tepki oluşmuştu. İktiham gazetesi bu tepkilerin hangi coğrafyalarda çıktığı ve tepkilerin asıl sebebinin ne olduğu konusunda şunları yazıyordu: “Trablusgarb Savaşı münasebetiyle İslam dünyasının her yerinde mütecaviz İtalya’ya karşı tepkiler görülmüştür. Endonezya, Hindistan ve Afganistan’dan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sansür sonucu ad değiştiren İktiham (İkdam) gazetesinin 15 Mayıs 1912 tarihli bir yazısında da vurgulandığı gibi Trablusgarb’ın işgali İslam dünyasının her tarafında çok büyük tepkilerle karşılanmıştı. Çünkü Müslümanlar bunu doğrudan Hilâfet makamına yapılmış insanlık dışı ve hukuk tanımaz bir saldırı olarak değerlendiriyordu. İngiltere ve Fransa gibi Batılı devletlerin siyasî çıkarları sebebiyle bu saldırıyı çok da memnuniyetle karşılamamaları sebebiyle bu devletlerin işgalleri altındaki coğrafyalarda da büyük bir tepki oluşmuştu. İktiham gazetesi bu tepkilerin hangi coğrafyalarda çıktığı ve tepkilerin asıl sebebinin ne olduğu konusunda şunları yazıyordu:</p>
<p>“Trablusgarb Savaşı münasebetiyle İslam dünyasının her yerinde mütecaviz İtalya’ya karşı tepkiler görülmüştür. Endonezya, Hindistan ve Afganistan’dan başlayarak Rusya Müslümanlarına, Mısır’a, Cezayir’e ve Tunus’a gelinceye kadar çok geniş bir sahada yaşayan milyonlarca insan, dinî hislerinin tesiriyle İtalya’nın Trablusgarb’ı işgal teşebbüsünü İslam Hilâfeti’ne yapılmış bir saldırı olarak nitelendirmişlerdir.”</p>
<p>Bu tepkilerin protesto mitingleri düzenlemek, İtalyan mallarına ve gemilerine malî boykot, açılan kampanyalarla şehit ve gazi ailelerine nakdi yardım toplamak, Osmanlı hazine senetleri satın almak, Osmanlı’nın gemi, uçak ve savaş malzemeleri satın alabilmesi için kampanyalar başlatmak, cephede sağlık faaliyetleri, basın-yayın faaliyetleri, savaşmak için gönüllü olmak, işgalleri altında oldukları İngiltere ve Fransa gibi Batılı devletleri İtalyan işgali ve vahşetini engelleme yolunda sıkıştırma gibi çok farklı alanlarda ancak büyük bir gönüllüler ordusunun ortak faaliyetleri olarak yürütüldüğünü söylemeliyiz. Sadece İtalya değil, Sultan II. Abdülhamid dönemi sonrası İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci devletler de İslamî uyanış ya da kendi ifadeleri ile Pan-İslamizm konusunda oldukça tedirgindir artık.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs’ın Fikrî Zemini Nasıl İnşa Edilebilir?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/19-mayisin-fikri-zemini-nasil-insa-edilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Hülagü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 21:59:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4484</guid>

					<description><![CDATA[Her bilimin kendine özgü çetrefil konuları vardır. Bu konuları nihai çözüme ulaştırmak bazen oldukça uzun zamanın geçmesini gerektirebilir. Matematikte bazı soruların çözümü için bazen bir asırdan daha fazla bir zamanı beklemek gerektiği gibi diğer sahalardaki birtakım soruların cevaplanması için de belki biraz sabırlı olmak gerekecektir. Tabii ki bütün sosyal bilimlerin bütün şubeleri ile yakın bir ilgi içinde olan ve özellikle siyaset ve uluslararası ilişkiler ile bütünüyle ve ayrılmaz surette bir birliktelik oluşturan tarih biliminin de kendine özgü çetrefil konuları vardır. Tarihin bu türden konularını çözmek matematikteki çözümsüz gözüken soruları çözmekten galiba çok daha zordur. Çünkü tarihi inşa edenler fanidir. Hadiselerin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Her bilimin kendine özgü çetrefil konuları vardır. Bu konuları nihai çözüme ulaştırmak bazen oldukça uzun zamanın geçmesini gerektirebilir. Matematikte bazı soruların çözümü için bazen bir asırdan daha fazla bir zamanı beklemek gerektiği gibi diğer sahalardaki birtakım soruların cevaplanması için de belki biraz sabırlı olmak gerekecektir. Tabii ki bütün sosyal bilimlerin bütün şubeleri ile yakın bir ilgi içinde olan ve özellikle siyaset ve uluslararası ilişkiler ile bütünüyle ve ayrılmaz surette bir birliktelik oluşturan tarih biliminin de kendine özgü çetrefil konuları vardır. Tarihin bu türden konularını çözmek matematikteki çözümsüz gözüken soruları çözmekten galiba çok daha zordur. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Çünkü tarihi inşa edenler fanidir. Hadiselerin çözümü için gerekli olan vesikalar ise telafisi mümkün olamayacak bir surette yok olmaya ve yok edilmeye her zaman ve zeminde müsaittir. Son dönem Osmanlı tarihi azami derecede karmaşık olduğu kadar, olayları ve uygulamaları ile günümüzdeki yapının ortaya çıkma sürecinin de ilk evresini oluşturmaktadır. Yakın dönem Osmanlı Devleti’nin temelde meşgul olmak zorunda kaldığı en önemli siyasî meselelerden bazıları Hilafet, petrol ve Filistin konularıydı.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Hilafeti Nasıl Kaldırdı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/mustafa-kemal-hilafeti-nasil-kaldirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Talha Şeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 21:20:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4440</guid>

					<description><![CDATA[1880’lerden itibaren Osmanlı jeopolitiğinde kıyasıya İngiliz-Alman rekabeti yaşanmaktaydı. Berlin’i Basra’ya bağlayıp yeni Avrasya ticaret güzergâhını inşa etmek isteyen Alman stratejisi, hem Anadolu ve Bağdat Demiryolu projelerini Osmanlı ile birlikte gerçekleştirmek, hem de Mezopotamya (Irak) petrollerini ele geçirmek istiyordu. İngilizler bunu durdurmayı hedeflerken, Sultan Abdülhamid iki ülke arasında denge politikasını sürdürüyordu. Bu dönemden itibaren hilafet Asya’daki İngiliz çıkarlarına aykırı görülmeye başlandı. Osmanlı ordusunun modernizasyon ve danışmanlık işleri de zamanla İngilizler ve Almanlara verilmişti. Almanların İstanbul’a gönderdikleri altınların hatırına Enver Paşa ile arkadaşlarının Osmanlı’yı bir oldubittiyle 1. Cihan Harbi’ne çekmek üzere oldukları 1914 yazında, kabinede olduğu gibi ordu içinde de zıt görüşler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">1880’lerden itibaren Osmanlı jeopolitiğinde kıyasıya İngiliz-Alman rekabeti yaşanmaktaydı. Berlin’i Basra’ya bağlayıp yeni Avrasya ticaret güzergâhını inşa etmek isteyen Alman stratejisi, hem Anadolu ve Bağdat Demiryolu projelerini Osmanlı ile birlikte gerçekleştirmek, hem de Mezopotamya (Irak) petrollerini ele geçirmek istiyordu. İngilizler bunu durdurmayı hedeflerken, Sultan Abdülhamid iki ülke arasında denge politikasını sürdürüyordu. Bu dönemden itibaren hilafet Asya’daki İngiliz çıkarlarına aykırı görülmeye başlandı. Osmanlı ordusunun modernizasyon ve danışmanlık işleri de zamanla İngilizler ve Almanlara verilmişti. Almanların İstanbul’a gönderdikleri altınların hatırına Enver Paşa ile arkadaşlarının Osmanlı’yı bir oldubittiyle 1. Cihan Harbi’ne çekmek üzere oldukları 1914 yazında, kabinede olduğu gibi ordu içinde de zıt görüşler çatışıyordu. Alman karşıtı saftaki askerlerden biri de Mustafa Kemal’di. Mustafa Kemal, 1917’de Suriye’den Enver Paşa’ya yazdığı raporda bu savaşın zaten kaybedileceğini ve Anadolu’ya çekilip orada yeniden teşkilatlanmak gerektiği fikrini savunmaktaydı. Nutuk’taki ifadelerine göre ise Sultan Vahidüddin ile görüşüp İstanbul’dan ayrılmadan önce de Osmanlı Devleti’nin artık miadını tamamladığını düşünüyordu. Millî Mücadele’nin başından beri nasıl kahramanlıklar yaptığını, sonradan arasının bozulduğu kişilerin ise eskiden beri dış güçlere sempatiyle baktıklarını açıklamaya çalışıyordu. Onlar Amerikancılık yaparken kendisinin tam bağımsızlığı savunduğunu dile getiriyordu ancak başından beri İngilizlerle işbirliği yapmaya verdiği önemi henüz dile getirmemişti.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ohri’ye Göre İngiltere Yeniden İslamın Kalbini Kazanmalıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/ohriye-gore-ingiltere-yeniden-islamin-kalbini-kazanmaliydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cemil Koçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:15:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Ohri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3633</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Ohri adını, aslında Ohrili Kemal olarak biliyoruz. Elimizde bulunan ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye yazdığı 28 Şubat 1947 tarihli mektubunu Kemal Ohri olarak imzalamıştır. Bu tarihte İsviçre’nin Cenevre kentinde Sergy pansiyonunda yaşadığını da yine mektubundan anlıyoruz. Ohri’nin İnönü’ye yazdığı mektuptaki ana fikri; savaş sonrasında İngiltere’nin hilâfeti yeniden tesis etmek düşüncesinde olduğu ve bunu gerçekleşmesi halinde hilâfetin Türkiye’nin dışında tesis edilmesinin uygun olmayacağıydı. İngiltere’nin gerçekten de böyle bir görüşü olup olmadığını bilmiyoruz. Bu bilgi, Ohri’ye aitti. Ona göre; “müttefikimizin en kuvvetli, en emin dost ve müttefiki elinde bu kuvvetin bulunması varken; başka ellerde bulunmasına muvafakat edeceğine hükmetmek caiz değildi.” Eğer İngiltere&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemal Ohri adını, aslında Ohrili Kemal olarak biliyoruz. Elimizde bulunan ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye yazdığı 28 Şubat 1947 tarihli mektubunu Kemal Ohri olarak imzalamıştır. Bu tarihte İsviçre’nin Cenevre kentinde Sergy pansiyonunda yaşadığını da yine mektubundan anlıyoruz. Ohri’nin İnönü’ye yazdığı mektuptaki ana fikri; savaş sonrasında İngiltere’nin hilâfeti yeniden tesis etmek düşüncesinde olduğu ve bunu gerçekleşmesi halinde hilâfetin Türkiye’nin dışında tesis edilmesinin uygun olmayacağıydı. İngiltere’nin gerçekten de böyle bir görüşü olup olmadığını bilmiyoruz. Bu bilgi, Ohri’ye aitti. Ona göre; “müttefikimizin en kuvvetli, en emin dost ve müttefiki elinde bu kuvvetin bulunması varken; başka ellerde bulunmasına muvafakat edeceğine hükmetmek caiz değildi.” Eğer İngiltere aksi bir davranış içine girerse, bu takdirde “dostluk”tan söz edilmesinin anlamı kalmayacaktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-3276">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Antlaşmayla Hilafetin İlgasını İsmet Paşa mı İmzalamış?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/gizli-antlasmayla-hilafetin-ilgasini-ismet-pasa-mi-imzalamis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Hülagü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:10:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Ohri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3625</guid>

					<description><![CDATA[Geçenlerde basında bir iddia yer aldı. İddia o ki, 2024 yılında hilafeti tekrar getirmek için referandum yapılacakmış! Eğer bilginin kaynağı derinlerden gelmiyorsa yapılan bu iddialı açıklama sadece bir varsayım, yorum yahut bir algı operasyonu olarak değerlendirilebilir. İddianın doğruluğu bir tarafa, konusu dikkat çekiciydi: Hilafet; yani Batı’nın korkulu rüyası. İddia ve hilafet kelimeleri yan yana gelince aklım birden Cumhuriyet’in ilk yıllarına gitti… Kemal Ohri’yi ve onun, devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye, Cumhuriyet’in çeyrek yaşını henüz doldurduğu yıllarda yazmış olduğu rapor-mektubu hatırladım… Mektup, Lozan Antlaşması öncesi Cumhuriyet’e kurban edilen Hilafet’ten bahsetmekteydi. 1957 yılında vefat etmiş olan Ohrili Kemal Bey’in hayatına dair bilgiler oldukça&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde basında bir iddia yer aldı. İddia o ki, 2024 yılında hilafeti tekrar getirmek için referandum yapılacakmış! Eğer bilginin kaynağı derinlerden gelmiyorsa yapılan bu iddialı açıklama sadece bir varsayım, yorum yahut bir algı operasyonu olarak değerlendirilebilir. İddianın doğruluğu bir tarafa, konusu dikkat çekiciydi: Hilafet; yani Batı’nın korkulu rüyası. İddia ve hilafet kelimeleri yan yana gelince aklım birden Cumhuriyet’in ilk yıllarına gitti… Kemal Ohri’yi ve onun, devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye, Cumhuriyet’in çeyrek yaşını henüz doldurduğu yıllarda yazmış olduğu rapor-mektubu hatırladım… Mektup, Lozan Antlaşması öncesi Cumhuriyet’e kurban edilen Hilafet’ten bahsetmekteydi. 1957 yılında vefat etmiş olan Ohrili Kemal Bey’in hayatına dair bilgiler oldukça sınırlıdır. Ancak yaptığı görevler, meşguliyetleri ve bulunduğu yerler dikkate alındığında onun, yabancı kaynakların da ifade ettiği üzere, hiç de sıradan biri olmadığı aşikârdır. Ohrili Kemal veya resmî belgelerdeki kayıtlı şekli ile Kemal Ohri’nin askerlik mesleğinden ve Cumhuriyet’in kurulmasından sonra tam olarak ne yaptığını bilemesek de İsviçre, İspanya ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde bulunduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-3276">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ohrili Kemal Diyor ki “İsmet Paşa İngilizler ile Lozan’dan Önce Hilafet Anlaşması Yaptı”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/ohrili-kemal-diyor-ki-ismet-pasa-ingilizler-ile-lozandan-once-hilafet-anlasmasi-yapti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Metin Hülagü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3622</guid>

					<description><![CDATA[Eskiden geceleri yatmadan kitap okurduk, şimdi cep telefonlarımızla ‘etkileşiyoruz.’ Bir yazıya mıhlanan bakışlarım sayfalar boyu (aşağıya doğru kayarak) ayrılamıyor yazıdan. Hilafet, İngilizler, Lozan, gizli muahede&#8230; İlginç mi ilginç ve içinde beynimin bütün anahtar kelimeleri kandaki alyuvarlar gibi deveran halinde. Uzunca yazıdan anladığım, meğer İngilizler ile Türkiye Lozan’dan önce gizli bir antlaşma yapmış ve bu antlaşmanın varlığından bahseden bir belge bulunmuş. Yazana bakınca iyice şaşırıyorum: Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Metin Hülagü. Keşke diyorum içimden, yazıyı Derin Tarih’te neşretseydi. O mavi ışıkla sabahlıyorum. Kalkıyorum, Whatsapp’ta bir mesaj bana gece yarısı okuduğum yazıdan bahsediyor. Önemli diyor, değerlendirelim vs. Kimden? Bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden geceleri yatmadan kitap okurduk, şimdi cep telefonlarımızla</p>
<p>‘etkileşiyoruz.’ Bir yazıya mıhlanan bakışlarım sayfalar boyu (aşağıya doğru kayarak) ayrılamıyor yazıdan. Hilafet, İngilizler, Lozan, gizli muahede&#8230; İlginç mi ilginç ve içinde beynimin bütün anahtar kelimeleri kandaki alyuvarlar gibi deveran halinde. Uzunca yazıdan anladığım, meğer İngilizler ile Türkiye Lozan’dan önce gizli bir antlaşma yapmış ve bu antlaşmanın varlığından bahseden bir belge bulunmuş. Yazana bakınca iyice şaşırıyorum: Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Metin Hülagü. Keşke diyorum içimden, yazıyı Derin Tarih’te neşretseydi. O mavi ışıkla sabahlıyorum. Kalkıyorum, Whatsapp’ta bir mesaj bana gece yarısı okuduğum yazıdan bahsediyor. Önemli diyor, değerlendirelim vs. Kimden? Bir dostumdan, Avni Özgürel Bey’den geliyor. Kalp kalbe karşıdır derler, entelektüeller arasında görünmez kanallar vardır diyorum ben de…</p>
<p><strong>İngiltere ile Hilafet Pazarlığı</strong></p>
<p><strong>Lozan Antlaşması Öncesinde İmzalanan Gizli Antlaşmayı İfşa Eden Mektuplar</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye, Kemal Ohri’den 10 Kasım 1946 tarihli uzun bir analiz rapor/mektup gelir. 1947 başında da yeni mektuplar ulaşır. Yazılanlar şaşırtıcıdır: Lozan Antlaşması öncesinde İngiltere ile TBMM hükümeti arasında hilafetin ilgası ile dinî eğitimin kaldırılmasını amir gizli bir antlaşmanın varlığından bahsetmektedir. Mektupların tam metni ve orijinal nüshaları ilk kez Derin Tarih’te…</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-3276">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asr-ı Saadet’ten Abbasilere Hilafet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/asr-i-saadetten-abbasilere-hilafet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2016 22:05:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-I Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Kabile]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1842</guid>

					<description><![CDATA[İslam dünyasında her dönem için geçerli standart bir yönetim biçiminden söz etmek mümkün değil. İslamın doğuşuyla başlayan siyasî gelişmeleri Arap toplumunun geleneklerinden, sosyal, siyasî ve ekonomik yapısından bağımsız ele alamayız. Özellikle de kabile yapılanmasından&#8230; Şimdi kabile yapılanmasını daha yakından görelim. Cahiliye döneminde kabilelerin başında aynı kandan gelen bir lider bulunurdu. Teorik olarak hür olan her Arap, kabilenin lideri olabilirdi. Ancak pratikte liderin nüfuzlu ailelerden seçilmesine dikkat edilirdi. Zira liderin güçlü ve kabile için gerekli harcamaları yapabilecek kadar zengin olması beklenirdi. Güzel konuşması ve cömert olması da&#8230; Liderin vefatı durumunda kabilenin ileri gelenleri yeni lideri seçmek üzere toplanırlardı. Tek bir aday&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam dünyasında her dönem için geçerli standart bir yönetim biçiminden söz etmek mümkün değil. İslamın doğuşuyla başlayan siyasî gelişmeleri Arap toplumunun geleneklerinden, sosyal, siyasî ve ekonomik yapısından bağımsız ele alamayız. Özellikle de kabile yapılanmasından&#8230;</p>
<p>Şimdi kabile yapılanmasını daha yakından görelim. Cahiliye döneminde kabilelerin başında aynı kandan gelen bir lider bulunurdu. Teorik olarak hür olan her Arap, kabilenin lideri olabilirdi. Ancak pratikte liderin nüfuzlu ailelerden seçilmesine dikkat edilirdi. Zira liderin güçlü ve kabile için gerekli harcamaları yapabilecek kadar zengin olması beklenirdi. Güzel konuşması ve cömert olması da&#8230;</p>
<p>Liderin vefatı durumunda kabilenin ileri gelenleri yeni lideri seçmek üzere toplanırlardı. Tek bir aday varsa sıkıntı yaşanmazdı. Ancak bazen birden fazla aday ve onların da taraftarları çıkabiliyordu. Bu durumda müzakerelerle bir isim üzerinde uzlaşmaya çalışılırdı. Müzakere ve uzlaşıyla gerçekleştirilen seçimde tabiatıyla muhaliflerin ikna edilmesi gerekiyordu. Bu sebeple toplantılar bazen günlerce sürebilirdi. Uzlaşma olmayınca kabile bölünüyordu.</p>
<p>Kabile liderliğinin görev süresiyle ilgili bir zaman sınırlandırması yoktu. Lider, görevini ifa etmesi şartıyla ölene kadar başta kalabilirdi. Görevini yapmasına mani bir durum ortaya çıktığında devre dışı bırakılırdı. Cahiliye geleneklerine göre lidere itaat kaçınılmazdı ve vazifelerini yerine getirdiği sürece onu kimse yönetimden uzaklaştırmazdı. Ancak kabile liderleri eşitler arasından seçildiğinden mutlak itaat söz konusu değildir.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-aralik2016" target="_blank">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
