﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hint &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/hint/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Mar 2022 07:33:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Hint &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hindular Gibi Giyinip Müslümanlar Gibi İbadet Ettiler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dinler-tarihi/hindular-gibi-giyinip-muslumanlar-gibi-ibadet-ettiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Taşpınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 07:33:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dinler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Flavius Josephus]]></category>
		<category><![CDATA[Hint]]></category>
		<category><![CDATA[Kitâb-ı Mukeddes]]></category>
		<category><![CDATA[Razaniyye]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Tâcir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7953</guid>

					<description><![CDATA[20 asır kadar önce Yahudi tarihçi Flavius Josephus (yaklaşık 38-100), Yahudilerin yeryüzünün hemen hemen her yerinde ikamet ettiklerini söylediğinde, buna Hindistan’ı da dahil etmiş olmalı. Zira başta Kitâb-ı Mukaddes olmak üzere dönemin kaynakları, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının Hint topraklarına kadar uzandığını kaydeder. Dolayısıyla Yahudilerin daha o tarihlerde Hint Yarımadası’nda da meskûn olduklarını söylemek mümkün. Bununla birlikte Yahudilik, Hindistan’da hiçbir zaman yaygın bir din olmamıştır. Hindistan’daki Yahudilerin varlığına ilişkin en erken ve güvenilir atıflar İslâm kaynaklarında bulunmaktadır. 9-14. yüzyıllar arasında yaşayan Müslüman seyyahların ve coğrafyacıların eserlerinde, Hindistan’da önemli sayıda Yahudi’nin yaşadığından bahsedilir. En erken kaynaklardan biri, meşhur seyyah Süleyman Tâcir’e (ö.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20 asır kadar önce Yahudi tarihçi Flavius Josephus (yaklaşık 38-100), Yahudilerin yeryüzünün hemen hemen her yerinde ikamet ettiklerini söylediğinde, buna Hindistan’ı da dahil etmiş olmalı. Zira başta Kitâb-ı Mukaddes olmak üzere dönemin kaynakları, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının Hint topraklarına kadar uzandığını kaydeder. Dolayısıyla Yahudilerin daha o tarihlerde Hint Yarımadası’nda da meskûn olduklarını söylemek mümkün. Bununla birlikte Yahudilik, Hindistan’da hiçbir zaman yaygın bir din olmamıştır.</p>
<p>Hindistan’daki Yahudilerin varlığına ilişkin en erken ve güvenilir atıflar İslâm kaynaklarında bulunmaktadır. 9-14. yüzyıllar arasında yaşayan Müslüman seyyahların ve coğrafyacıların eserlerinde, Hindistan’da önemli sayıda Yahudi’nin yaşadığından bahsedilir. En erken kaynaklardan biri, meşhur seyyah Süleyman Tâcir’e (ö. 851) aittir. <em>Ahbâru’s-Sind ve’l-Hind</em> adlı seyahatnamesinde Hindistan’a yaptığı yolculuktan bahsederken, güneydeki Serendib (Seylan) adasına da değinir. Seylan sultanının bütün dinlere ve mezheplere kendi dinî vecibelerini uygulama noktasında imkân tanıdığını nakleder ve adadaki dinî toplulukları zikrederken, kalabalık bir Yahudi topluluğuyla karşılaştığından bahseder.</p>
<p>9. yüzyılda yaşayan Ebu’l-Kâsım Ubeydullah b. Abdullah İbn Hordâzbeh’in <em>Kitabü’l-mesâlik ve’l-memâlik</em> adlı eseri de erken dönem İslâm seyahatname literatürünün seçkin bir örneğidir. Eserde, Yahudi tacirlerin izlediği Avrupa ile Asya arasındaki güzergâhtan da bahsedilir. “Razaniyye” denilen Yahudi tüccarlar Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İspanyolca ile Frankların dilini ve Slav dillerini çok iyi bilmektedirler. Fransa’dan kalkan gemileriyle Medine ve Mekke civarındaki limanlara uğrayıp oradan Hindistan’a giderler.</p>
<p>10. yüzyılda yaşayan, İran’ın Hûzistan bölgesinin Râmuhurmuz şehrine mensup Bozork b. Şehriyâr er-Râmuhurmuzî’nin (ö. yaklaşık 953) <em>Kitâbü acâibi’l-Hind</em> adlı eserinde, iki farklı başlık altında Hindistan Yahudilerinden söz edilir. Bunlardan birinde, İshâk b. el-Yehûdî adındaki Ummanlı Yahudi tüccarın, ortaklarından bir Yahudi ile arasında çıkan husumet yüzünden Umman’ı terk ederek Hindistan’a yerleşmesinden bahsedilmektedir. İkincisinde ise, Hz. Süleyman’ın Hindistan’ın Andaman el-Kebîr şehrindeki kabrinden söz edilir.</p>
<p>11. yüzyılın meşhur tarihçilerinden Şerif el-İdrîsî (ö. 1154), <em>Kitâbü nüzheti’l-müştâk</em> adlı eserinde yine Hindistan’ın güneyindeki Serendib (Seylan) adasındaki Yahudi topluluğu ve adanın yönetimine katılmaları ile ilgili şu bilgileri aktarmaktadır: “Herkend denizinin en meşhur adalarından biri de Serendib adasıdır. Bu adada, üzerine Hz. Âdem’in indiği bir dağ vardır. (&#8230;) Dağın adı er-Rahuk’tur. (&#8230;) Bu adanın kralının veziri vardır. Bunlardan dördü kendi milletinden, dördü Hıristiyan, dördü Müslüman ve dördü de Yahudi’dir. Kral bunların her biri için, kendi milletlerinin toplanacağı, kendi delillerini ve rivayetlerini yazacakları bir yer tahsis etmiştir. Buralarda toplanan insanlar, kendi peygamberleri ve kralları ile ilgili faaliyetleri kaydetme usulünü, şeriatlarını ve bilmediklerini öğrenirler.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alt Kıta Müslümanlarının Müşterek Hafızası: Urduca</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dogudan-batiya/alt-kita-muslumanlarinin-musterek-hafizasi-urduca/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Çıkılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu'dan Batı'ya]]></category>
		<category><![CDATA[Hint]]></category>
		<category><![CDATA[History of İndia]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Urduca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7127</guid>

					<description><![CDATA[Dünya üzerinde Urduca diye bir dilin varlığından haberdar oluşum, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) okurken Latince sınavının yapılacağı amfiyi aradığım günlere rastlar. O günlerde fakültenin en gözde bölümlerinden birinde okumanın verdiği biraz da kibirle karışık hissiyatla, “Urduca diye dil mi olurmuş!” diye düşünmüştüm. Bunun üzerinden uzun yıllar geçmeden İsmet Özel’in, “Allah insanı iddiasından vurur” sözü tahakkuk etmiş ve Hint alt kıtası ile yolu kesişen hemen herkes gibi ben de kendimi Urduca öğrenmeye çalışırken bulmuştum. Peki, nasıl bir dildi bu Urduca? Kimler konuşuyordu ve önemi nereden geliyordu? Bu yazıda çoğumuzun belki de hayatında ilk defa duyduğu Urducanın tarihî gelişimi,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya üzerinde Urduca diye bir dilin varlığından haberdar oluşum, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) okurken Latince sınavının yapılacağı amfiyi aradığım günlere rastlar. O günlerde fakültenin en gözde bölümlerinden birinde okumanın verdiği biraz da kibirle karışık hissiyatla, “Urduca diye dil mi olurmuş!” diye düşünmüştüm. Bunun üzerinden uzun yıllar geçmeden İsmet Özel’in, “Allah insanı iddiasından vurur” sözü tahakkuk etmiş ve Hint alt kıtası ile yolu kesişen hemen herkes gibi ben de kendimi Urduca öğrenmeye çalışırken bulmuştum. Peki, nasıl bir dildi bu Urduca? Kimler konuşuyordu ve önemi nereden geliyordu? Bu yazıda çoğumuzun belki de hayatında ilk defa duyduğu Urducanın tarihî gelişimi, alt kıta ve dünya Müslümanları açısından önemi üzerinde kısaca duracağız.</p>
<p>30 ciltlik <em>New Cambridge History of India</em> adlı çalışmanın genel editörlüğünü yapan Gordon Johnson, Hint Dünyası ismini taşıyan eserinin önsözünde şu itirafta bulunur: “Dünya nüfusunun beşte birini oluşturan ve çok zengin, çeşitli insan deneyimlerine ve tarihine sahne olmuş Hint alt kıtasını konu alan bu kitabın yazılması ve kotarılması neredeyse imkânsız bir iş oldu. Ayrıca çok uzun bir zaman sürecine yayılması ve çok geniş bir coğrafyayı kapsaması nedeniyle bir insanın kavrama kapasitesini oldukça aşıyor. Tümünün anlaşılabilmesi bir yana, konunun ancak çok küçük bir kısmı kavranabilir.”</p>
<p>Laboratuvar niteliğindeki Hint alt kıtasına hâkim olan çeşitlilik araştırmacılar açısından bir avantaj gibi görünse de Johnson’ın ifade ettiği hususlar dolayısıyla bazı zorlukları beraberinde getirmektedir. Alt kıtada etkisini yoğun şekilde hissettiren çeşitlilik ve bu çeşitliliğin yol açtığı zorluklar dil konusunda da kendisini gösterir. Öyle ki bölgede konuşulan dillerin sayısını 1600’e kadar çıkaranlar vardır. Bu yönüyle alt kıtayı “diller müzesi” olarak adlandıran bazı dilciler hiç de haksız sayılmazlar. Diğer taraftan, Hindistan ve Pakistan Müslümanlarının müşterek dili olan Urducanın isminin nereden geldiği, ne zaman nerede ve ne şekilde ortaya çıktığı, dünya üzerinde kaç milyon kişi tarafından konuşulduğu hususunda bir görüş birliğinden söz etmek mümkün değil. Bu ihtilaflara da değinerek Urducanın tarihî serencamını incelemeye başlayalım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hint Alt Kıtası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/hint-alt-kitasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Çıkılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 07:07:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbür]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hint]]></category>
		<category><![CDATA[Manan Ahmed Asif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7023</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı gibi muazzam bir cihan devletinden intikal eden topraklar üzerinde varlığımızı sürdürüyoruz. Bu topraklarla aramızda ciddi bir aidiyet duygusu mevcut. Bu son derece tabii bir şey; ancak tarihe genellikle “Osmanlı merkezli” baktığımız için birtakım sorunlar da yaşıyoruz. Bunların başında “kendimize yabancılaşmak” geliyor. Bu yabancılaşmanın doğal bir neticesi olarak medeniyet tarihi kitaplarında bile yer vermediğimiz Bâbürlülerin hüküm sürdüğü toprakları, Hint alt kıtasını tanımaya çalışalım. Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Butan ve Maldivler’i içine alan geniş coğrafyaya Hint alt kıtası denilir. Bugün bizim için “Hint alt kıtası” müphem veya meçhul bir kavram. Coğrafya literatüründe “alt kıta” (subcontinent) denildiğinde akla Hint alt kıtası&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı gibi muazzam bir cihan devletinden intikal eden topraklar üzerinde varlığımızı sürdürüyoruz. Bu topraklarla aramızda ciddi bir aidiyet duygusu mevcut. Bu son derece tabii bir şey; ancak tarihe genellikle “Osmanlı merkezli” baktığımız için birtakım sorunlar da yaşıyoruz. Bunların başında “kendimize yabancılaşmak” geliyor. Bu yabancılaşmanın doğal bir neticesi olarak medeniyet tarihi kitaplarında bile yer vermediğimiz Bâbürlülerin hüküm sürdüğü toprakları, Hint alt kıtasını tanımaya çalışalım.</p>
<p>Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Butan ve Maldivler’i içine alan geniş coğrafyaya Hint alt kıtası denilir. Bugün bizim için “Hint alt kıtası” müphem veya meçhul bir kavram. Coğrafya literatüründe “alt kıta” (subcontinent) denildiğinde akla Hint alt kıtası geldiği gibi Oxford ve Cambridge gibi İngilizce sözlüklerde “subcontinent” kelimesinin anlamı verildikten sonra örnek olarak hemen Hint alt kıtası (Indian subcontinent) zikredilir. Bu bölge için Güney Asya (South Asia) kullanımı da yaygındır; fakat Güney Asya’ya Hint alt kıtasından farklı olarak Afganistan da dahildir. Yeri gelmişken bir ayrıntıyı da dile getirelim: Hindistan, coğrafî olarak Hint alt kıtası sınırları içinde kalan Hindistan ulus devletini anlatırken Hindûstan yahut Hindu-sitan “Hintlerin yaşadığı diyar” anlamında Hint alt kıtası için kullanılır. Manan Ahmed Asif’in 2020’de neşredilen kitabına The Loss of Hindustan: The Invention of India ismini vermiş olmasının altında da aynı espri yatar.</p>
<p>Kur’an, Hz. Âdem ile eşi Hz. Havvâ’nın cennet nimetlerinden diledikleri gibi istifade ettiklerini, Allah’ın yasak ağaca yaklaşmamaları hususundaki uyarılarına rağmen şeytan tarafından kandırıldıklarını ve işledikleri suç dolayısıyla da cennetten yeryüzüne indirildiklerini haber verir. Kur’an ve sahih hadislerde yer almamakla birlikte Taberî, Mes‘ûdî, Ya‘kūbî gibi Müslüman tarihçilerin naklettiklerine göre yeryüzüne inme emri üzerine Hz. Havvâ Cidde’ye, ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Âdem ise Hindistan’a, rivayetlerin ekserisine göre de Sri Lanka’daki Serendib (Seylan) Adası’na inmiştir. Bu bilgilerin bize anlattığı gerçek ise hayli çarpıcı: Adına Hint alt kıtası denilen devasa coğrafyanın tarihi aslında insanlık tarihi kadar eskidir ve üzerinde Hz. Âdem’in ayak izleri vardır.</p>
<p>Kaynaklar incelendiğinde Hz. Peygamber’in ﷺ Hindistan hakkında malumat sahibi olduğu ve Hindistan’ın fethini müjdelediği görülmektedir. Ahmed b. Hanbel ve Nesâî’nin naklettiği bir hadise göre Hz. Peygamber, Hint gazvesine katılan kimseleri Allah’ın cehennem ateşinden koruyacağını müjdelemiş; bir başka rivayette ise Hint bölgesine yapılacak savaşta şehit düşerse şehitlerin en hayırlısı olacağını haber vermesi üzerine Ebû Hüreyre ömrü yeterse canıyla ve malıyla bu savaşa da katılacağını söylemiştir. İbn Hişam’ın verdiği bilgiye göre Medine’ye gelen bazı insanları gördüğünde Hz. Peygamber’in tepkisi şu şekilde olmuştur: “Hindistan ahalisine benzeyen bu adamlar da kim?” Hint alt kıtasının yetiştirdiği önde gelen âlim ve entelektüellerinden Muhammed Hamidullah tam da bu noktada şu izahı yapar: “Burada hatırlatalım ki Hintliler Arabistan’ın güneydoğu bölgelerinde sıralanan ticaret fuarlarına mal getirir götürürlerdi. Resûlullah’ın bu bölgelere hayli uzun süren bir seyahat yaptığı ispatlanmış olduğuna göre, Hindistanlıları burada görmüş ve tanımış olabilir.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
