﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hıristinyanlık &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/hiristinyanlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Aug 2020 07:31:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Hıristinyanlık &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ayasofya’nın Konumunun Fıkhî Yorumu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ayasofyanin-konumunun-fikhi-yorumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Yaman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 07:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristinyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[I. Constantinus]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Saviour Pantepoptes Kilisesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6277</guid>

					<description><![CDATA[Hıristiyanlığı resmî din olarak kabul eden I. Constantinus’un girişimiyle toplanan ve bu dine şimdilerdeki formunu kazandıran 325 tarihli İznik Konsili’nden sonra imparatorluğun başkentinde bir kilise yapılması beklenen bir gelişmeydi. Nitekim onun başlattığı mabet inşaatı, oğlu II. Constantius tarafından tamamlanacak ve Ayasofya ilk kimliğini bir bazilika olarak alacaktı. Hıristiyanların iç kavga ve isyanları sırasında defalarca yakılıp yıkılan ve tekrar yapılan Ayasofya’nın bu ilk kimliği hakkında İslam hukuku açısından bir yorum yapmaya gerek yok. Zira Hıristiyanlığı benimsemiş bir imparatorluk, kendi topraklarında egemenlik haklarına dayanarak dilediği tasarrufta bulunabilir. Bizi bu noktada asıl ilgilendiren mesele, Ayasofya Bazilikası’nın önce cami, sonra müze ve nihayet tekrar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hıristiyanlığı resmî din olarak kabul eden I. Constantinus’un girişimiyle toplanan ve bu dine şimdilerdeki formunu kazandıran 325 tarihli İznik Konsili’nden sonra imparatorluğun başkentinde bir kilise yapılması beklenen bir gelişmeydi. Nitekim onun başlattığı mabet inşaatı, oğlu II. Constantius tarafından tamamlanacak ve Ayasofya ilk kimliğini bir bazilika olarak alacaktı. Hıristiyanların iç kavga ve isyanları sırasında defalarca yakılıp yıkılan ve tekrar yapılan Ayasofya’nın bu ilk kimliği hakkında İslam hukuku açısından bir yorum yapmaya gerek yok. Zira Hıristiyanlığı benimsemiş bir imparatorluk, kendi topraklarında egemenlik haklarına dayanarak dilediği tasarrufta bulunabilir. Bizi bu noktada asıl ilgilendiren mesele, Ayasofya Bazilikası’nın önce cami, sonra müze ve nihayet tekrar cami kimliklerini alması ve bunun fıkhî meşruiyetidir.</p>
<p>İslam hukukundaki yerleşik içtihada göre savaş yoluyla (anveten) ele geçen ülke, orayı fethedenin mülkü olur. Üzerindeki yapılarıyla birlikte topraklar, insanlar ve diğer canlılar ganimet sayılır. Ganimet hukukuna göre Müslüman devlet başkanı ülke topraklarını gazilere dağıtma ile asıl sahiplerinin elinde bırakıp onları vergiye bağlama seçeneklerinden birini tercih edebilir. Fetihten sonra ülke, Müslümanların mülkü haline geldiğine göre, bu mülkte diledikleri gibi tasarrufta bulunabilirler (Ebu Yûsuf, <em>Kitabü’l-Harâc</em>, Kahire 1396, s. 69; Mâverdî, <em>el-Ahkâmu’s-Sultâniyye</em>, Beyrut ts., s. 174).</p>
<p>İslam hukukundaki bu hüküm aslında Ahd-i Atik ve Cedid’de, yani Yahudi- Hıristiyan hukukunda (mesela bk. Tevrat, “Tesniye”, 20/10-18), Roma hukukunda (mesela bk. Zeliha B. Berk, <em>Roma Hukuku’nda Mülkiyet Hakkının Kazanılması</em>, İzmir 2012; Murat Aydoğdu, “Roma Hukukunda Toprak Sistemi ve Tarım Reformu Girişimleri”, <em>Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi</em>, 22/3 (2016), s. 375-382), hatta günümüz Devletler Hukuku teorisinde de aynıyla var olan bir hükümdür. Savaşın galibi, ele geçirdiği ülkedeki her şeyin yeni sahibi olur. Nitekim Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın başlıca yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı, fetihle birlikte egemenliğin galip devletin eline geçeceğini ve onun bazı şartlarla ülkeye sahip olabileceğini ilan etmiştir (bk. Seha L. Meray, <em>Devletler Hukukuna Giriş</em>, Ankara 1965, I, 521; Şakir Berki, <em>Devletler Umumi Hukuku</em>, Ankara 1968, s. 75-76).</p>
<p>İşte Fatih Sultan Mehmed, Constantinopolis’in yeni sahibi olarak sadece İslam hukukunun değil, bilinen diğer büyük hukuk sistemlerinin de benimsediği hükümler doğrultusunda Ayasofya’yı camiye çevirmiştir. Sadece bu büyük mabet değil, mesela Pantokrator Manastırı Zeyrek Camii’ne, Saint Dominio Manastırı Arap (Galata) Camii’ne, St. Saviour Pantepoptes Kilisesi ise Eski İmaret Camii’ne dönüştürülmüştür.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya’nın Ayasofya Şifresi: Fatih Sultan Mehmed</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/rusyanin-ayasofya-sifresi-fatih-sultan-mehmed/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ferrara]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristinyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kiev]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[VIII. Ioannis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6243</guid>

					<description><![CDATA[10. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun etkisiyle Hıristiyanlığa geçen Ruslar yaklaşık 500 yıl boyunca knezlikler halinde Ortodoks olarak hayatlarını sürdürürler. Kiev Metropolitliği üzerinden İstanbul Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. İstanbul henüz fethedilmemiştir ama Türklerin ayak sesleri 15 yıl önceden Bizans’ı ve Batı’yı tedirgin etmeye yetmektedir. Sultan Mehmed’in fethe hazırlandığı dönemde, Papa IV. Eugene 1437’de yaptığı çağrıda, Ortodoks Kilisesi’nin kendisine biat etmesi şartıyla, Bizans İmparatorluğu’nu koruma adına Türklere karşı Haçlı Seferi düzenlemeye davet eder Hıristiyanları. Buna göre Moskova ve Bizans kiliselerine bağlı din adamları 1438 ilkbaharında İtalya’nın Ferrara şehrinde bir araya gelecek, Floransa’ya intikal edilerek ekümenik konsil toplanacaktır. 1436’da Bizans İmparatoru VIII. Ioannis tarafından Kiev&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun etkisiyle Hıristiyanlığa geçen Ruslar yaklaşık 500 yıl boyunca knezlikler halinde Ortodoks olarak hayatlarını sürdürürler. Kiev Metropolitliği üzerinden İstanbul Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. İstanbul henüz fethedilmemiştir ama Türklerin ayak sesleri 15 yıl önceden Bizans’ı ve Batı’yı tedirgin etmeye yetmektedir. Sultan Mehmed’in fethe hazırlandığı dönemde, Papa IV. Eugene 1437’de yaptığı çağrıda, Ortodoks Kilisesi’nin kendisine biat etmesi şartıyla, Bizans İmparatorluğu’nu koruma adına Türklere karşı Haçlı Seferi düzenlemeye davet eder Hıristiyanları. Buna göre Moskova ve Bizans kiliselerine bağlı din adamları 1438 ilkbaharında İtalya’nın Ferrara şehrinde bir araya gelecek, Floransa’ya intikal edilerek ekümenik konsil toplanacaktır.</p>
<p>1436’da Bizans İmparatoru VIII. Ioannis tarafından Kiev Metropoliti olarak atanan Grek asıllı İsidor, Rus Kilisesi’ni temsilen 1437 sonbaharının ilk günlerinde Moskova Knezi II. Vasili’ye Ortodoksların çıkarını koruyacağına dair söz vererek 100 kişi ile yola çıkar. Birkaç papaz ve piskopos ile yaklaşık bir yıl süren yolculuktan sonra 18 Ağustos 1438 günü Ferrara’ya ulaşır Metropolit İsidor. Lakin geç kalmıştır. Konsil 9 Nisan günü açılmıştır çünkü. İsidor ve heyetinin gelmesiyle hararetli tartışmalarda başlar. Katolikler Kutsal Ruh’un Baba ve Oğul’dan, Ortodokslar ise sadece Baba’dan geldiğini savunmaktadır. Ferrara’da toplanan konsil 1439 ilkbaharı ortalarında Floransa’ya taşınır. “Kutsal Ruh” meselesine ilişkin tartışmalar burada kaldığı yerden devam eder. Papa’nın Haçlı Seferi çağrısı gölgede kalır gibi olsa da Osmanlı tehlikesi konsil gündeminden düşürülmez. Üç ay süren konsil görüşmeleri Temmuz başlarında son bulur. Karara göre Ortodokslar ve Katolikler Türklere karşı birleşecektir. Moskova Knezliği’ni temsil eden ve Vasili’ye sözler veren Rusların temsilcisi Metropolit İsidor da birleşmeden yanadır. Toplantının ardından üç ay Venedik’te kaldıktan sonra Moskova’ya dönüş yolunda Lehistan, Litvanya ve Töton Şövalyeleri’ne Papa’nın mektubunu da götürür. 1441 Mart’ında Moskova’ya ulaşır. Ne var ki görüşmelerden çıkan kararı aktarınca, Knez Vasili ve din adamları hoşnut olmaz. Metropolit İsidor tutuklanır, yerine Moskovalı din adamı İona getirilir. Devamında Rus Kilisesi, Papa’yı ruhani lider olarak kabul eden İstanbul Ortodoks Kilisesi’nden ayrıldığını duyurur. Ruslara göre İstanbul’daki Bizans Kilisesi inançlarına ihanet etmiştir.</p>
<p>Böylece Türk korkusu nedeniyle kâbuslar gören Bizans İmparatorluğu yalnız kalır. Çöküşe doğru giderken Batı’da asırlarca devam edecek olan dinî tartışmaların da önünü açmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
