﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hollywood &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/hollywood/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 12:37:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Hollywood &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>11 Eylül’e Hollywood Usulü Sine‘Masal’ Sos</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sinema-tarihi/11-eylule-hollywood-usulu-sinemasal-sos/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Önder]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 03:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Eduardo Galeano]]></category>
		<category><![CDATA[Filistinliler]]></category>
		<category><![CDATA[George W. Bush]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7301</guid>

					<description><![CDATA[Eduardo Galeano o meşhur Aynalar kitabında “Yahudi avı her zaman için bir Avrupalı sporu olmuştur. Şimdi ise bu sporu hiçbir zaman yapmamış olan Filistinliler diğerlerinin hesabını ödüyorlar” der. 11 Eylül’ün üzerinden geçen 20 senenin ardından bir coğrafyanın bütün dinamikleriyle paramparça oluşunu seyrederken benim de aklıma bu söz geliyor. Evet, bu sporu hiçbir zaman Afganistan, Irak, Mısır ya da Filistin halkı yapmadı; ancak emperyalistlerin kurduğu oyunların hesabını hep onlar ödedi. Yakın tarihin bir dönüm noktası olan 11 Eylül hadisesinden dolaylı olarak sorumlu tutulan ve kısa sürede işgal edilen Afganistan ile uluslararası ilişkiler ve dengeler de değişti. Dönemin ABD Başkanı George W.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eduardo Galeano o meşhur<em> Aynalar </em>kitabında “Yahudi avı her zaman için bir Avrupalı sporu olmuştur. Şimdi ise bu sporu hiçbir zaman yapmamış olan Filistinliler diğerlerinin hesabını ödüyorlar” der. 11 Eylül’ün üzerinden geçen 20 senenin ardından bir coğrafyanın bütün dinamikleriyle paramparça oluşunu seyrederken benim de aklıma bu söz geliyor. Evet, bu sporu hiçbir zaman Afganistan, Irak, Mısır ya da Filistin halkı yapmadı; ancak emperyalistlerin kurduğu oyunların hesabını hep onlar ödedi. Yakın tarihin bir dönüm noktası olan 11 Eylül hadisesinden dolaylı olarak sorumlu tutulan ve kısa sürede işgal edilen Afganistan ile uluslararası ilişkiler ve dengeler de değişti.</p>
<p>Dönemin ABD Başkanı George W. Bush 20 Eylül’de Kongre’de yaptığı konuşmasında ABD’nin amaçlarını, terörizm ve diktatörlükle mücadele ederek barışı sağlamak, büyük güçler arasında iyi ilişkiler kurmak, dünyanın her yerindeki özgür ve açık toplumları desteklemek olarak açıklamıştı. Yeni bir küresel düzen ilanı olan bu açıklamadan sonra da politik, ekonomik, askerî ve toplumsal dönüşümler görünür hale geldi. ABD’nin en önemli propaganda aracı olan Hollywood da bu hedefler doğrultusunda Washington’ın sözcülüğünü üstlendi.</p>
<p>11 Eylül’den sonra Hollywood’da üretilen ilk filmler, işgal operasyonları adına Amerika’nın millî savunmasını meşrulaştırmaya yönelik Hıristiyanlık soslu militarist yapımlardı. Hollywood sinemasında İslâm’ı ve Doğu toplumlarını terörle eşdeğer tutma, Amerikan askerlerini de kurtarıcı olarak gösterme çabası Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bir klişe haline geldi. Ciddi reklam kampanyaları ve dev bütçelerle gişe rekorları kıran bu yapımlar hâlâ  anılmaya devam ediyor. Örneğin gençler tarafından büyük beğeni ve hayranlıkla takip edilen Marvel Evreni’nin ilki olan <em>Iron Man</em> bir çizgi romandan uyarlamadır. Bu çizgi romanda baş karakteri kaçıranlar Çinlilerken, Hollywood uyarlamasında Raza adlı Arap liderin yönettiği bir terör grubudur. Ayrıca Marvel Evreni diye adlandırılan, mitolojik öğelerle bezeli fantastik film serilerinin, gelecek dizaynı ve öngörülerinde bulunması ve transhümanizme hazırlık olarak görülmesi üzerine pek çok akademik çalışma da yapılmaktadır.</p>
<p>2001’den itibaren sahadaki vahşiliği meşrulaştırmak, kendi davalarındaki sözde haklılığı ispat etmek için yüzlerce film üreten Hollywood sinemasına Amerikan seyircisi bile çoğunlukla sırtını dönüyor. Örneğin, <em>In the Valley of Elah, Home of The Brave, Stop-Loss</em> gibi büyük bütçeli filmler ABD’de gişede başarısız oldu. 2003 yılında gösterime giren, yapımcılığını Alain Brigand’ın üstlendiği <em>11’09”01 </em>adlı film ise diğer bütün filmlerden ayrışarak 11 Eylül sürecine ilişkin geçen 20 yılın en çarpıcı yapımı oldu. Yapımcı Brigand dünyanın değişik bölgelerinden 11 yönetmene 11 Eylül saldırılarını anlatan kısa filmler yaptırdı. İran, Mısır, Fransa, Bosna Hersek, Burkina Faso, İngiltere, Meksika, İsrail, Hindistan, ABD ve Japonya’dan yönetmenlerin yapımları toplanarak <em>11’09’’01 </em>adı ile 2003 yılında gösterime girdi. Bu filmlerin içinde İngiliz yönetmen Ken Loach ve Amerikan vatandaşı Sean Penn’e ait filmlerse hâlâ Amerikan hükümetinin yediği en büyük tokat olarak anılmaktadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Maddede Beyaz Saray’ın Renkli Misafirleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/10-maddede-beyaz-sarayin-renkli-misafirleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2021 07:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[beyanname]]></category>
		<category><![CDATA[demokrat]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Kongre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6941</guid>

					<description><![CDATA[Amerikalılar 1774’de İngiltere’den istiklâllerini kazandıktan sonra yepyeni bir idare kurdular. Kralın yerine başkanı oturttular. Kongre dedikleri meclise de kanun yapma yetkisi tanıdılar. İki güç birbirinden apayrı çalışmaya başladı. Dünyanın en kısa ve yürürlükteki en eski anayasalarından birini hazırladılar. ABD’nin kuruluşu, insan hakları beyannamesi ile beraber gerçekleşti. Başlangıçta 7 eyalet idi. Fransa’dan, İspanya’dan, Meksika’dan, hatta Rusya’dan parayla toprak aldı. Savaşarak kazandığı da oldu. Bugün millî bayraklarındaki yıldızlarda ifade dildiği gibi 50 eyalet ABD’yi teşkil eder. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olmak üzere iki büyük parti vardır. Birincisine merkez sağ, diğerine merkez sol denilebilir. Sermaye sahipleri ve muhafazakârlar Cumhuriyetçilere, alt tabaka ve serbest fikirliler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikalılar 1774’de İngiltere’den istiklâllerini kazandıktan sonra yepyeni bir idare kurdular. Kralın yerine başkanı oturttular. Kongre dedikleri meclise de kanun yapma yetkisi tanıdılar. İki güç birbirinden apayrı çalışmaya başladı. Dünyanın en kısa ve yürürlükteki en eski anayasalarından birini hazırladılar. ABD’nin kuruluşu, insan hakları beyannamesi ile beraber gerçekleşti. Başlangıçta 7 eyalet idi. Fransa’dan, İspanya’dan, Meksika’dan, hatta Rusya’dan parayla toprak aldı. Savaşarak kazandığı da oldu. Bugün millî bayraklarındaki yıldızlarda ifade dildiği gibi 50 eyalet ABD’yi teşkil eder.</p>
<p>Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olmak üzere iki büyük parti vardır. Birincisine merkez sağ, diğerine merkez sol denilebilir. Sermaye sahipleri ve muhafazakârlar Cumhuriyetçilere, alt tabaka ve serbest fikirliler Demokratlara rey verirler. Bu sebeple rey nispetleri oldukça yakındır. Bazen birini, bazen diğerini iktidarda görmek mümkündür. İktidar değiştiği zaman, Amerikan politikasında çok kayda değer değişiklikler görülmez.</p>
<p>İki küsur asırdır ufak tefek aksaklıklar dışında tıkır tıkır işleyen bir sistem teşekkül etti. Biraz da bu sebeple zaman zaman çok garip ve yeteneksiz insanlar başkan olduğu halde, sistemde en ufak bir sarsılma olmadı. Okuma yazma bilmediği söylenen başkanlar da oldu; ikinci sınıf Hollywood aktörleri de. Balık avlama merakı yüzünden Beyaz Saray’a hiç gelmeyenler de vardı; felç olup hasta yatağında aylarca yatağından memleketi idare eden başkanlar da. Ama Amerika’da demokrasi hiç kesintiye uğramadı. Bu, sistemin zaferidir.</p>
<p><strong>1) Neden başkanlık sistemi?</strong></p>
<p>Birleşik Amerika’yı kuranlar, bir kralın heybeti ile bir başbakanın gücünü tek kişide birleştirmek istediler. Bir başka deyişle, halk tarafından seçilen güçlü bir iktidar arzuladılar. Başkanlık sistemi böylece doğdu. Dünyanın en eski anayasası olan ABD anayasası 1787 tarihli kısa bir anayasadır. Defalarca “düzeltilmiştir”. Ama sistemin ve hürriyetlerin sıkı bir teminatıdır.</p>
<p>Başkanlık sistemi, parlamenter sistemin aksine, kuvvetler ayrılığını sert biçimde tatbik eden ve icraya belli bir üstünlük tanıyan sistemdir. Başkanlık sisteminde, parlamenter sistemin aksine kuvvetler ayrılığı katıdır. Müesseseler arasında bir denge ve fren usulü kurulmuştur. Kongre (parlamento) başkanlık sisteminin birinci ayağıdır. Temsilciler meclisi ve senato olmak üzere iki kanatlıdır. Senatoda 50 eyaletin seçilmiş ikişer temsilcisi vardır. İki yılda bir üçte biri yenilenir. Temsilciler meclisinin 435 azası 2 yılda bir dar bölge sistemiyle nüfusa göre seçilir. Kanun yapmak, borçlanmak, vergi koymak, anlaşmaların tasdiki, harp ilanı ve bütçe hazırlamak kongreye aittir.</p>
<p><strong>2) Olmazsa olmaz vasıf: WASP</strong></p>
<p>Amerikan başkanı olmak için anayasada yazılı olmayan bir vasıf aranır ki, WASP diye bilinir: White-Anglo-Sakson-Protestan. Beyaz ırktan, İngiliz asıllı ve Protestan dininden olmayanlar başkan olamazdı. 1930’larda Smith adında bir Katolik ağır bir mağlubiyete uğramıştı. Bu geleneği ilk yıkan Kennedy oldu. Kennedy 1960 seçimlerinde Demokratların adayı idi. Hem Katolik, hem de İrlandalı idi. Genç ve yakışıklı oluşundan başka avantajı yoktu. Kimse kendisine şans vermiyordu. Karşısındaki aday Nixon son anda büyük bir hata yaptı. Kennedy’nin televizyondaki tartışma teklifini kabul etti. Renkli televizyonda makyajı reddeden Nixon çok yaşlı ve kasılmış görünüyordu. Kennedy ise rahat, esprili ve sevimliydi. Kennedy kazandı; ancak sadece 118 bin farkla.</p>
<p>Muhalifleri, Katolikler Papa’ya bağlı oldukları için vatanlarına hıyanet bile edebilecekleri söylüyordu. Hatta başkanın yatak odasında doğrudan Papa’ya bağlı kırmızı bir telefon bulunduğu bile söylendi. Karısı Jackie milyonların sempatisini kazandı. Öte yandan, Kennedy’nin sarışın artist Marilyn Monroe ile dedikodusu ayyuka çıktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2021">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
