﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>I. Abdülhamid &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/i-abdulhamid/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 07:40:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>I. Abdülhamid &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Meşveret Meclisleri Osmanlı Siyaset Düşüncesini Ne Yönde Etkiledi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/mesveret-meclisleri-osmanli-siyaset-dusuncesini-ne-yonde-etkiledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbıali]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hümâyûn]]></category>
		<category><![CDATA[Hârezm]]></category>
		<category><![CDATA[I. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[III. Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Maveraünnehir]]></category>
		<category><![CDATA[Meşveret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8366</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’ndeki kurumlar ele alınırken Orta Asya Oğuz geleneği ile başlayarak Hârezm, Mâverâünnehir bölgelerinde var olmuş ve nihayetinde Selçuklu Anadolu’suna kadar uzanmış Türk-İslâm geleneğiyle ilişkisi göz ardı edilmemelidir. Türk-İslâm geleneği muvacehesinde gelişmiş divan, kurultay ve meşveret meclisleri, kendine has idarî yapılanması ile Osmanlı Devleti’nde de yansımalar bulmuştur. Nitekim Osmanlı Devleti’nin en yüksek siyasî ve idarî karar organı olan Dîvân-ı Hümâyun ve zaman içerisindeki dönüşümü, bu geleneğin bir uzantısı olarak şekillenmiştir. Dîvân-ı Hümâyun’da şer’î, örfî ve malî konular görüşülürdü. Fatih dönemine kadar daha çok padişahın, sonraları ise sadrazamın riyasetinde toplanan divan, 17. yüzyıldan itibaren önemini kaybetmiş ve devlet işleri önce sadrazamın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’ndeki kurumlar ele alınırken Orta Asya Oğuz geleneği ile başlayarak Hârezm, Mâverâünnehir bölgelerinde var olmuş ve nihayetinde Selçuklu Anadolu’suna kadar uzanmış Türk-İslâm geleneğiyle ilişkisi göz ardı edilmemelidir. Türk-İslâm geleneği muvacehesinde gelişmiş divan, kurultay ve meşveret meclisleri, kendine has idarî yapılanması ile Osmanlı Devleti’nde de yansımalar bulmuştur. Nitekim Osmanlı Devleti’nin en yüksek siyasî ve idarî karar organı olan Dîvân-ı Hümâyun ve zaman içerisindeki dönüşümü, bu geleneğin bir uzantısı olarak şekillenmiştir.</p>
<p>Dîvân-ı Hümâyun’da şer’î, örfî ve malî konular görüşülürdü. Fatih dönemine kadar daha çok padişahın, sonraları ise sadrazamın riyasetinde toplanan divan, 17. yüzyıldan itibaren önemini kaybetmiş ve devlet işleri önce sadrazamın konağında ikindi divanında, daha sonra ise Bâbıâli’de görüşülmeye başlanmıştır. Meşveret meclisleri ise 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar rutin siyasî ve idarî meselelerin dışında cephede savaşla ilgili, merkezde ise olağanüstü hallerde toplanan bir kuruldu. Dîvân-ı Hümâyun kalemlerinin 18. yüzyılda sadrazamlığa geçip Bâbıâli’nin teşekkül etmesinden sonra meşveret meclislerinin öneminin arttığı görülmektedir.</p>
<p>18. yüzyılın ikinci yarısına kadar meşveret meclislerinde askerî meselelerde padişahla birlikte müzakereler icra edilirdi. Nitekim 1710 yılında padişahın riyasetinde toplanan meşveret meclisi neticesinde Prut Savaşı’nın yapılmasına karar verilmişti. Diğer taraftan, aynı asırda İran ile ilişkilerin bozulmasına binaen de birçok defa meşveret meclisleri tertip edilmiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısından sonra meşveret meclislerinin müzakere vakitlerinin artmasının yanı sıra ele alınan konuların çeşitliliğinde de artış görülmektedir. Örneğin 1756 yılında cizye vergisinde yapılacak zammın kararı dahi buradan çıkmıştır. I. Abdülhamid ve III. Selim dönemlerinde ise meşveret programlarının daha düzenli bir hal aldığı tespit edilmektedir. Bunda şüphesiz 1768-74 ve 1787-92 Osmanlı-Rus-Avusturya savaşları neticesinde Kırım’ın Rusya’ya terk edilme sürecinde ortaya çıkan siyasî kargaşanın yanı sıra, bütün bir memâlik-i mahrûse vicdanında şifa kabul etmeyen bir yaranın sorumluluğunu tek bir kişiye yüklemeyip birçok kişi arasında paylaştırmak ve bir nevi meşruiyet zemini hazırlamak gayreti de etkili olmuştur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>III. Selim Islahat Projesini Bu Tabloya Gizlemiş</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/iii-selim-islahat-projesini-bu-tabloya-gizlemis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Faruk Deliktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2021 06:27:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[I. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan III. Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6914</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı hükümdarlarının kendi portrelerini yaptırma geleneği Fatih Sultan Mehmed ile başlar. Sultan Mehmed’in önceki Türk hükümdarlarından ayrıldığı, eski tabirle “vasf-ı mümeyyiz”i olduğu bazı durumlar vardı. Bunun en tipik misali, artık bir cihan imparatoru gibi davranıyor oluşuydu. Fatih antik dönem veya çağdaşı krallar gibi sikkeler, madalyonlar, portreler yaptırıyor; kendisini dünyaya hem İslâm halifesi hem de Roma’nın yeni vârisi olarak tanıtıyordu. Bunun için İtalya’dan ressamlar getirtmiş ve onlara bol ihsanlarda bulunmuş; Gentile Bellini’ye de 1480 yılında meşhur portresini yaptırmıştı. Fatih’in açmış olduğu bu kapı 18. yüzyılda kemâl noktasına ulaşacaktır. Yüzyılın sonunda Osmanlı tahtına çıkacak olan Sultan III. Selim, devrinin meşakkatli hadiseleri dışında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı hükümdarlarının kendi portrelerini yaptırma geleneği Fatih Sultan Mehmed ile başlar. Sultan Mehmed’in önceki Türk hükümdarlarından ayrıldığı, eski tabirle “vasf-ı mümeyyiz”i olduğu bazı durumlar vardı. Bunun en tipik misali, artık bir cihan imparatoru gibi davranıyor oluşuydu. Fatih antik dönem veya çağdaşı krallar gibi sikkeler, madalyonlar, portreler yaptırıyor; kendisini dünyaya hem İslâm halifesi hem de Roma’nın yeni vârisi olarak tanıtıyordu. Bunun için İtalya’dan ressamlar getirtmiş ve onlara bol ihsanlarda bulunmuş; Gentile Bellini’ye de 1480 yılında meşhur portresini yaptırmıştı.</p>
<p>Fatih’in açmış olduğu bu kapı 18. yüzyılda kemâl noktasına ulaşacaktır. Yüzyılın sonunda Osmanlı tahtına çıkacak olan Sultan III. Selim, devrinin meşakkatli hadiseleri dışında sanata kabiliyeti ve düşkünlüğüyle tanınacaktı.</p>
<p>III. Selim Hanedân-ı Âl-i Osman’da 40 yıl aradan sonra dünyaya gelen ilk erkek şehzade olması hasebiyle babası ve amcası tarafından büyük bir ihtimam ile yetiştirildi. Babası III. Mustafa’nın münecciminin yaptığı hesaba göre eşref vaktinde dünyayı teşrif eden şehzadenin, ismini aldığı ceddi Yavuz Sultan Selim gibi olması beklendi. Ancak o, çok daha nahif ve hassas bir padişah olacağının sinyallerini çocuk yaşta veriyordu. Amcası Sultan I. Abdülhamid’in vefatından sonra 1789’da tahta çıkmış ve 1807’deki isyan ile şehit edilmişti. Saltanatı müddetince musikiyle alakadar olmuş, Türk musikisinin en büyük bestekârları arasında yer almıştı. Sanatla iştigal etmekle kalmamış, etrafındaki birçok sanatkârı desteklemişti. Günümüze ulaşan 104 bestesi bulunmaktadır; ayrıca en meşhuru “Sûzidilârâ” olan ihdas ettiği nice makamları miras bırakmıştı.</p>
<p>Sultan III. Selim Han aynı zamanda en çok resmi yapılan padişahtır. Hem yerli hem de yabancı ressamlar tarafından onlarca kez resmedilmiş, önceki padişahların aksine resimlerini Avrupa’da da dağıttırmıştı. En meşhurlarından biri, Konstantin Kapıdağlı tarafından 1803 tarihinde yağlıboya tablo olarak yapılanıdır. Sultan Selim bu resimde askerî kıyafetle veya yarım boy portre olarak değil, sedirde elinde tesbih ve etrafındaki şahsî eşyalarıyla tasvir edilmiştir.</p>
<p>Bu portre saray hayatına getirmiş olduğu bir başka yeniliğin de misalidir. Artık Harem veya Topkapı Sarayı’nın farklı kısımlarına padişah portreleri asılacaktır. Orijinali Dolmabahçe Sarayı bünyesindeki Resim Müzesi’nde yer alan, Topkapı Sarayı duvarlarını süsleyen bu gösterişli ama bir o kadar da samimi portrede, bazı ayrıntılar dikkat çekicidir. Mesela Sultan III. Selim’in başucunda yer alan kitaplar alelâde yerleştirilmiş kitaplar değildir. Bunlar arasında neler var, bir bakalım:</p>
<p>Sol kısımda, üstte <em>Mushaf-ı Şerîf</em>, <em>Şifâ-i Şerîf</em>, <em>Fetâvâ</em>, <em>Kânunnâme</em>, <em>Montecuccoli Sanayi-i Harb</em>, <em>Vauban </em>görülmektedir. Sağ kısımda yine üstten başlayarak <em>Siyer-i Veysî</em>, <em>Divan-ı Nâbi</em>, <em>Cihannümâ</em>, <em>Tarih-i Naîmâ</em>, <em>Tarih-i Râşid</em>, <em>Atlas-ı Kebîr</em>’i görmekteyiz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2021">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’yı Göklere Çıkartan Kanadı Kırık Osmanlı Kuşları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/osmanliyi-goklere-cikartan-kanadi-kirik-osmanli-kuslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Kaçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2020 06:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen Ahmed Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[I. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[IV. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Montgolfier Kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6602</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’da ilk uçuş denemesini IV. Murad döneminde (1623-40) kanat takarak Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar semtine inen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin gerçekleştirdiğini bilmeyen yoktur. Fakat Osmanlı havacılığı bu hadiseyle bitmemiştir. Adeta filmlere konu olabilecek müthiş bir serüvenle “Bu yarışta biz de varız” demiştir Osmanlı kuşları. Gelin biz de kanatlarımızı takıp bir asır önceki yolculuklarında yalnız bırakmayalım bu kahraman havacılarımızı. 4 Haziran 1783’te Fransız Montgolfier Kardeşler Paris yakınlarında Annonay şehrinde 800 metreküplük bir balonla 1500 metre yükselmişler fakat havada ateş alarak yere düşmüşlerdi. Ardından birçok ülkede benzer denemeler gerçekleştirildiğini biliyoruz. Osmanlı kaynaklarında bu konuda bilgi olmamakla birlikte I. Abdülhamid’in izin ve yardımlarıyla İranlı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’da ilk uçuş denemesini IV. Murad döneminde (1623-40) kanat takarak Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar semtine inen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin gerçekleştirdiğini bilmeyen yoktur. Fakat Osmanlı havacılığı bu hadiseyle bitmemiştir. Adeta filmlere konu olabilecek müthiş bir serüvenle “Bu yarışta biz de varız” demiştir Osmanlı kuşları. Gelin biz de kanatlarımızı takıp bir asır önceki yolculuklarında yalnız bırakmayalım bu kahraman havacılarımızı.</p>
<p>4 Haziran 1783’te Fransız Montgolfier Kardeşler Paris yakınlarında Annonay şehrinde 800 metreküplük bir balonla 1500 metre yükselmişler fakat havada ateş alarak yere düşmüşlerdi. Ardından birçok ülkede benzer denemeler gerçekleştirildiğini biliyoruz.</p>
<p>Osmanlı kaynaklarında bu konuda bilgi olmamakla birlikte I. Abdülhamid’in izin ve yardımlarıyla İranlı bir hekim ve iki saray bostancısının İstanbul’dan Bursa’ya balonla uçtuklarına dair bir mektup 26 Mart 1785’te <em>The Times</em> gazetesinde neşredilmiştir. Ancak Osmanlı topraklarında balonla ilk uçuş denemeleri Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı işgali sırasında, 1798-99 yıllarında gerçekleştirilmişti. III. Selim Avrupa’da balonla yapılan uçuşlara yakından ilgilenmişti. Mühendis Selim Ağa, III. Selim zamanında askerî amaçla ilk defa balonla uçuş denemeleri yapmış, 1802’de yine aynı padişah döneminde İstanbul’da İngiliz baloncuları gösteri uçuşları gerçekleştirmişlerdi. Abdülmecid’in izin ve katkılarıyla 1844 yılında gerçekleştirilen balon gösterisiyse Osmanlı basınında geniş yer bulacaktı. Gösteri amaçlı balonculuk faaliyetleri daha sonra da gelişerek devam etti.</p>
<p>Askerî amaçlı olarak kullanılan ilk Osmanlı balonu ise yere bir halatla bağlanarak gözetleme için Edirne’nin kuşatması esnasında kullanılan Edirne Balonu’dur. Bu balondan ilk kez 6 Kasım 1912’de yararlanıldığını biliyoruz. Almanya’ya sipariş edilen PL. 9 güdümlü askerî balon, 16 Haziran 1913’te bir Türk heyeti tarafından Alman pilot ve teknisyenlerin refakatinde denenerek teslim alınmış ve trenle İstanbul’a nakledilmişti. Safraköy’de özel bir hangar inşa edilerek 5 subay ve 100 askerden oluşan bir balon bölüğü kuruldu. İlk uçuşunu 5 Ağustos 1913’te Yeşilköy’de gerçekleştiren balon üçüncü ve son uçuşunu 15 Ağustos 1913’te yaptı. Motorunun arızalanması ve sepeti bağlayan iplerinden birinin kopması nedeniyle zarar gördüğünden bir daha kullanılmadı. Velhasıl büyük ümitlerle yüksek bir fiyata satın alınan balon hiçbir işe yaramamış, bundan sonra da Osmanlı idaresi ordunun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak artık sadece tayyareciliğe önem vermişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2020">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
