﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>II. Dünya Savaşı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/ii-dunya-savasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 11:22:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>II. Dünya Savaşı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tp-Ajax’ın Anatomisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/tp-ajaxin-anatomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 11:22:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Harp]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Pehlevî Hanedanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[The New York Times]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8421</guid>

					<description><![CDATA[Eski sömürgeci güçler II. Dünya Savaşı’ndan büyük ölçüde zayıflamış olarak çıktılar.  Büyük Harp sosyalist kampın genişlemesine yol açtığı gibi iki kritik gelişme daha vuku buldu: 1) ABD’nin en güçlü kapitalist ülke olarak ortaya çıkışı, 2) Üçüncü Dünya’da birçok milliyetçi rejimi iktidara getiren ve yeni bağımsız devletlerin doğal kaynakları üzerinde kontrol sağlamak üzere yürütülen yeni sömürgecilik süreci. Bu süreci yönetmek için güçlü emperyalistler devletler, askerî veya stratejik menfaatleri doğrultusunda Üçüncü Dünya ülkelerinin iç politikalarına doğrudan yahut dolaylı olarak müdahale ettiler. Diyebiliriz ki bu durum II. Dünya Savaşı sonrasında, başta Ortadoğu olmak üzere Üçüncü Dünya ülkelerinde sıkça tekrarlanan bir olgu haline geldi.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski sömürgeci güçler II. Dünya Savaşı’ndan büyük ölçüde zayıflamış olarak çıktılar.  Büyük Harp sosyalist kampın genişlemesine yol açtığı gibi iki kritik gelişme daha vuku buldu: 1) ABD’nin en güçlü kapitalist ülke olarak ortaya çıkışı, 2) Üçüncü Dünya’da birçok milliyetçi rejimi iktidara getiren ve yeni bağımsız devletlerin doğal kaynakları üzerinde kontrol sağlamak üzere yürütülen yeni sömürgecilik süreci. Bu süreci yönetmek için güçlü emperyalistler devletler, askerî veya stratejik menfaatleri doğrultusunda Üçüncü Dünya ülkelerinin iç politikalarına doğrudan yahut dolaylı olarak müdahale ettiler. Diyebiliriz ki bu durum II. Dünya Savaşı sonrasında, başta Ortadoğu olmak üzere Üçüncü Dünya ülkelerinde sıkça tekrarlanan bir olgu haline geldi.</p>
<p>Bunun en çarpıcı örneği, petrol uğruna İran’da Başbakan Muhammed Musaddık’ın (1882-1967) milliyetçi hükümetini deviren ve Şah’ı kendi menfaati için yeniden başa getiren dış destekli 1953 CIA darbesidir. Bu darbe belirgin şekilde ABD ve İngiltere’nin aktif katılımıyla gerçekleşmesine rağmen arşivlerin tam anlamıyla açılmaması nedeniyle, bu iki ülkenin rolü net olarak ortaya çıkarılamamıştır. Bir İranlı müellifin ifade ettiği gibi “bir devenin iğne deliğinden geçmesi, İran’daki 1953 darbesiyle ilgili CIA arşivlerine erişmekten daha kolaydır. Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmesine, Pehlevî Hanedanlığının düşmesine, Soğuk Savaş’ın sona ermesine, katılımcıların çoğunun ölmesine ve Guatemala gibi diğer gizli eylemlere ait materyallere erişimin serbest bırakılmasına rağmen İran’la ilgili arşivlere erişilememektedir.”</p>
<p>1990’ların başında CIA, bu tip büyük dosyaları kataloglamaya ayıracak bütçesi olmadığı gerekçesiyle İran’la ilgili 1953 belgelerini yayınlamadığını deklare ederek zaman kazanmaya çalışmıştı. 1990’ların sonuna gelindiğinde, bu defa aynı dosyaların 1960’ların başında “bilmeden” imha edildiği belirtilerek kamuoyuna açılmalarının mümkün olmadığı dile getirildi. Bununla beraber, ilk olarak 16 Nisan 2000 tarihli <em>The New York Times</em>’ta özet olarak yer alan bu gizemli belgeler, daha sonra aynı gazetenin internet sitesinde yorumlanarak 80 sayfa olarak yayınlandı. Bundan bir süre sonra da başka bir web sitesinde, “İran Başbakanı Musaddık’ın Devrilmesi” başlığıyla, 1953’teki darbede aktif görev alan CIA ajanı Donald Wilber tarafından, gelecekteki darbeler için CIA’nın el kitabı olarak dizayn edildi. Ancak bu belgeler de “Amerikan çıkarlarına, dost ülke ve devlet adamlarına zarar vermeyecek” şekilde sansürlenerek yayınlanmıştır. Nihayet 2013’te CIA’dan, darbenin kendileri tarafından yapıldığına dair ilk defa açık bir itiraf geldi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aziz Nesin’e Hapishane’de Dergi Çıkarttıran Dönem</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/aziz-nesine-hapishanede-dergi-cikarttiran-donem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 07:23:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Johannes Glasneck]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyetler Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8239</guid>

					<description><![CDATA[II. Dünya Savaşı’nda İngiltere, Fransa, daha sonra Sovyetler Birliği ve ABD’nin oluşturduğu Müttefikler ile Almanya ve İtalya’nın başını çektiği Mihver Devletleri arasındaki mücadele, Türkiye’deki kalem erbabına da yansımış, hatta Türk basınını Mihver ve Müttefik yanlıları olmak üzere iki kutba ayıranlar olmuştu. Johannes Glasneck savaş yıllarında Cumhuriyet ve Tasvir-i Efkâr’ı Alman dostu olarak tanımlanırken, Tan’ın sosyalist görüşlü olduğunu; Akşam, Vakit ve İkdam’ın ise orta yolda tutum aldığı; Yeni Sabah, Haber, Son Telgraf ve Vatan gazetelerinin de Müttefik yanlısı olduğu belirtilmiştir. Nurhan Kavaklı, Glasneck’in orta tutum içinde gösterdiği gazeteleri savaş karşıtı olarak görmektedir. Kavaklı’ya göre Akşam, Tanin, Ulus, Vakit ve Tasvir savaş&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>II. Dünya Savaşı’nda İngiltere, Fransa, daha sonra Sovyetler Birliği ve ABD’nin oluşturduğu Müttefikler ile Almanya ve İtalya’nın başını çektiği Mihver Devletleri arasındaki mücadele, Türkiye’deki kalem erbabına da yansımış, hatta Türk basınını Mihver ve Müttefik yanlıları olmak üzere iki kutba ayıranlar olmuştu. Johannes Glasneck savaş yıllarında <em>Cumhuriyet</em> ve <em>Tasvir-i Efkâr</em>’ı Alman dostu olarak tanımlanırken, <em>Tan</em>’ın sosyalist görüşlü olduğunu; <em>Akşam, Vakit</em> ve İkdam’ın ise orta yolda tutum aldığı; <em>Yeni Sabah, Haber, Son Telgraf</em> ve <em>Vatan</em> gazetelerinin de Müttefik yanlısı olduğu belirtilmiştir. Nurhan Kavaklı, Glasneck’in orta tutum içinde gösterdiği gazeteleri savaş karşıtı olarak görmektedir. Kavaklı’ya göre <em>Akşam, Tanin, Ulus, Vakit </em>ve<em> Tasvir</em> savaş karşıtıdır. Diğer yandan <em>Akşam, Vatan, Tanin</em> demokrasilerin cephesini tutmaktadır. Savaşa girme taraftarı gazetelerin başında ise <em>Tan, Yeni Sabah, Vatan</em> gelmektedir. <em>Cumhuriyet</em> ve <em>Tasvir</em> Almanya’ya, <em>Tan</em> Sovyetler Birliği’ne daha yakın durmaktadır. Edward Weisband ise daha farklı bir sınıflandırma yapar. <em>Cumhuriyet</em> ve <em>Tasvir-i Efkâr</em>’ın Alman yanlısı, <em>Tan</em> ve <em>Son Posta</em>’nın sosyalizm yanlısı, <em>Ulus, Tanin, Yeni Sabah </em>ve<em> Vatan’</em>ın müttefik yanlısı olduğunu, <em>Akşam, Vakit</em> ve <em>Son Telgraf</em>’ın ise her iki gruba eşit mesafede durduğunu belirtir.</p>
<p>Almanya II. Dünya Savaşı sırasında bütün faaliyetlerine rağmen propagandasının başarısız olduğunu fark edince 1942 yılı başında Türk basınını mercek altına aldı. Önce CHP’nin resmî yayın organı olan <em>Ulus</em> incelendi. Alman Dışişleri Bakanlığı’nın görüşüne göre, bu gazetede bir işbölümü vardı ve yazı işleri müdürlerinden biri olan Atay, faşist dostluğun notası niteliğinde başyazılar yazarken, diğer yazı işleri müdürü Esmer mütemadiyen Batılı devletlerin istediği gibi başyazılar kaleme almaktaydı. Fransızca nüshası <em>La Republique</em> ile birlikte <em>Cumhuriyet</em> ve <em>Tasvir-i Efkâr</em> Alman dostuydu. İnceleme neticesinde Alman politikalarını benimsemeyen gazeteler <em>Yeni Sabah, Haber, Tan, Son Telgraf</em> ve <em>Vatan</em>’dı ve bunların üzerindeki baskı arttırılmıştı. Almanya’yı en çok öfkelendiren gazeteler ise <em>Yeni Sabah</em> ve <em>Haber</em>’di. Bu iki gazetenin de yazı işleri müdürü olan Hüseyin Cahit Yalçın’ın Batılı devletlerle kurulacak sıkı bağın Sovyetler Birliği ile de kurulmasını istemesi Almanya’yı bir hayli öfkelendirmişti anlaşılan.</p>
<p>Almanya 1941 yılında Balkanlara saldıracağı sırada, Türkiye’nin tarafsız kalması ve basında bu yönde yazılar yayınlanması için Alman Dışişleri Bakanı Ribbentrop, 9 Mart’ta Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Franz Von Papen’e gönderdiği telgrafta, basın ve radyo çalışanları için birkaç milyon döviz dağıtılmasını önermişti. Ayrıca, 1935 yılından itibaren sıcak ilişkiler kurdukları <em>Cumhuriyet </em>gazetesinin sahibi Yunus Nadi’ye Almanya lehinde yayın yapılması için birçok ticarî imtiyaz verilmiştir. Bunun üzerine bazı gazeteler, köşe yazıları üzerinden birbirlerine “parayı nereden buldun” minvalinde sorular yönetmeye başladılar. Mesela Sivas’ta çıkan, CHP’nin kurduğu Ülke gazetesinin <em>Tan</em> ve Sertellere yönelik “Moskova’dan maddî yardım alıyorlar” yönündeki eleştirilerine, Zekeriya Sertel, gazetesi aracılığıyla, “Siz 400 bin lirayı nereden buldunuz?” sualiyle karşılık vermişti. Anlayacağınız o dönemde basında âdeta fon fırtınası esiyordu. Hatta <em>Tan</em>, 21 İkinciteşrin 1939 tarihli nüshasında, “Türk matbuatı para ile satın alınamaz!” ifadesini manşetine taşımıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hafız Sabri Koçi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/hafiz-sabri-koci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Bozbeşparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Halil Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Hafız Sabri]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[İşkodra]]></category>
		<category><![CDATA[Libraş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8131</guid>

					<description><![CDATA[Arnavutluk’ta II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra yönetimi eline alan Enver Halil Hoca idaresi, ülkedeki dinî hayatın üzerinden silindir gibi geçmişti. Kendini adadığı komünizm doğrultusunda, tarihte ilk defa bir devlet inancı olarak ateizmi anayasaya yazdıran Enver Halil, demir yumruğunu Müslümanların üzerine de bütün karanlığı ile indirmişti. Şehit edilen, hapsedilen yüzlerce âlimin ve Müslüman toplumun diğer önde gelen isimlerinin sesleri, Arnavutluk’un o günkü dışa kapalı yapısı nedeniyle duyulmamıştı. Hafız Sabri Koçi de müstebit Enver Halil yönetiminin en büyük mağdurlarından biriydi. Arnavut Müslümanların en önemli isimlerinden olan Koçi, 20 yıl kaldığı zindanlardan ancak Enver Halil’in ölümünden sonra çıkabilmişti. Hayatı, aynı zamanda Arnavutluk’ta İslâm’ın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk’ta II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra yönetimi eline alan Enver Halil Hoca idaresi, ülkedeki dinî hayatın üzerinden silindir gibi geçmişti. Kendini adadığı komünizm doğrultusunda, tarihte ilk defa bir devlet inancı olarak ateizmi anayasaya yazdıran Enver Halil, demir yumruğunu Müslümanların üzerine de bütün karanlığı ile indirmişti. Şehit edilen, hapsedilen yüzlerce âlimin ve Müslüman toplumun diğer önde gelen isimlerinin sesleri, Arnavutluk’un o günkü dışa kapalı yapısı nedeniyle duyulmamıştı. Hafız Sabri Koçi de müstebit Enver Halil yönetiminin en büyük mağdurlarından biriydi. Arnavut Müslümanların en önemli isimlerinden olan Koçi, 20 yıl kaldığı zindanlardan ancak Enver Halil’in ölümünden sonra çıkabilmişti. Hayatı, aynı zamanda Arnavutluk’ta İslâm’ın seyrinin de bir izdüşümüydü.</p>
<p>Hafız Sabri Koçi’nin hayat yolculuğu 14 Mayıs 1921’de Arnavutluk’un güneyindeki Libraş şehrinde, fakir bir evde başladı. Babası o yıllarda bölgede yaygın olduğu üzere yurt dışına çalışmaya gitmişti. Annesi Zeyneb Hanım, Hafız Sabri’yi kendi imkânları ile zor şartlar altında dünyaya getirdi. Doğumun üzerinden bir yıl geçmeden, gurbetteki babanın ölüm haberi gelince Koçi ailesi dayanaksız kaldı. Güçlüklerle geçen bir çocukluk dönemi yaşayan Hafız Sabri, bu zorlukların kucağında olgunlaştı. Zeki ve yetenekli bir çocuktu. Talihin de yüzüne gülmesi ile bu zekâsı ve yetenekleri İşkodra valisinin dikkatini çekti. Annesi Zeyneb Hanım’ı ikna eden vali Âdem Kastrati, Sabri Koçi’yi himayesine aldı. 1932’de Koçi ailesi, Arnavutluk’un kuzeyindeki İşkodra şehrine taşındı. İşkodra, tabii güzelliklerinin yanı sıra dönemin ilmî hayatı için de müstesna bir şehirdi.</p>
<p>İşkodra’da ilmî tahsiline başlayan Koçi, burada çeşitli hocalardan Arapça, fıkıh, kıraat, tefsir ve diğer şer’i ilimleri okudu. 1929’da alınan bir kararla Arnavutluk’taki bütün medreseler tek çatı altında toplandı ve sadece başkent Tiran’daki medresenin faaliyet göstermesine izin verildi. Buna karşın Arnavutluk Müslüman Topluluğu’nun aldığı bir kararla, bazı hocaların öğrenci yetiştirmesine ve icazet vermesine müsaade edildi. Hafız Sabri de bu yaygın eğitimle 15 yılda tahsilini tamamlamıştı. Hocası ilim tahsil eden genç talebesini camilerde imamlık ve müezzinlik yapması için görevlendiriyordu. Bu görevlendirmelerle öğrendiklerini pratiğe dökme imkânı bulan Koçi, ailesinin geçimini sağlamak için de bir tesisatçının yanında çırak olarak işe başlamıştı. Bu işi iyice kavramış, ömrünün ilerleyen yıllarında da ihtiyaç duydukça bu altın bilezikten faydalanmıştı. 1951’de en çok etkilendiği -hem karakterinden hem de ilminden- hocası Hacı Muhammed Bekteshi’den icazetini almış, hafızlığını da bu süre zarfında tamamlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
