﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>II. Meşrutiyet &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/ii-mesrutiyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Dec 2022 14:23:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>II. Meşrutiyet &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>31 Mart’ı Tetikleyen Hasan Fehmi Suikasti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/31-marti-tetikleyen-hasan-fehmi-suikasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Atasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Fehmi Bey]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[II. Meşrutiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8827</guid>

					<description><![CDATA[II. Meşrutiyet’in ilanıyla birçok alanda hissedilir bir serbestiyet doğmuş; muhalif gazeteciler ülkeye dönmüş, birçok yeni gazete ve dergi yayına başlamıştı. Ancak aynı süreçte II. Abdülhamid’e karşı birleşenlerin arasındaki fikir ayrılıkları da su yüzüne çıkmaya başladı. Tenkit oklarının hedefinde bu defa İttihat ve Terakki Cemiyeti vardı. Muhalif isimlerden biri de yazılarıyla toplumu galeyana getiren Serbestî gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey idi. Bu yüzden fail-i meçhul bir cinayete kurban gitmiş, böylece muhalif cepheye gözdağı verilmişti. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>II. Meşrutiyet’in ilanıyla birçok alanda hissedilir bir serbestiyet doğmuş; muhalif gazeteciler ülkeye dönmüş, birçok yeni gazete ve dergi yayına başlamıştı. Ancak aynı süreçte II. Abdülhamid’e karşı birleşenlerin arasındaki fikir ayrılıkları da su yüzüne çıkmaya başladı. Tenkit oklarının hedefinde bu defa İttihat ve Terakki Cemiyeti vardı. Muhalif isimlerden biri de yazılarıyla toplumu galeyana getiren Serbestî gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey idi. Bu yüzden fail-i meçhul bir cinayete kurban gitmiş, böylece muhalif cepheye gözdağı verilmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trablusgarb Savaşı’nın Kasap Medeniyetçileri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/trablusgarb-savasinin-kasap-medeniyetcileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 04:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[II. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5564</guid>

					<description><![CDATA[Kuzey Afrika’nın işgal safahatı 1830’da Fransa’nın Cezayir’i işgaliyle başlamıştı. Bunu Fransa’nın 1881’de Tunus’u ve İngiltere’nin 1882’de Mısır’ı işgali takip etmişti. Osmanlı Devleti bu işgalleri resmî olarak II. Meşrutiyet’e kadar hiçbir zaman tanımadı. Sultan II. Abdülhamid saltanatının ilk yıllarında, Tunus ve Mısır’da yaşanan bu oldu-bittiler karşısında işgal altındaki bu coğrafyalardaki Müslümanları Osmanlı tebaası kabul ederek ve onları işgalcilere karşı organize ederek karşılık vermişti. II. Abdülhamid bununla da kalmamış, bu ülkelerle başlayan işgallerin tabiatıyla Osmanlı’yı yok etmeye yönelik olduğunu bilerek işgalcilere karşı sadece o coğrafyada değil, farklı coğrafyalarda da Ümmet’in uyanışına öncülük etmişti. Kendi ifadesiyle, İstanbul’u bütün Müslümanların gözünün ve gönlünün manevî&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Afrika’nın işgal safahatı 1830’da Fransa’nın Cezayir’i işgaliyle başlamıştı. Bunu Fransa’nın 1881’de Tunus’u ve İngiltere’nin 1882’de Mısır’ı işgali takip etmişti. Osmanlı Devleti bu işgalleri resmî olarak II. Meşrutiyet’e kadar hiçbir zaman tanımadı. Sultan II. Abdülhamid saltanatının ilk yıllarında, Tunus ve Mısır’da yaşanan bu oldu-bittiler karşısında işgal altındaki bu coğrafyalardaki Müslümanları Osmanlı tebaası kabul ederek ve onları işgalcilere karşı organize ederek karşılık vermişti. II. Abdülhamid bununla da kalmamış, bu ülkelerle başlayan işgallerin tabiatıyla Osmanlı’yı yok etmeye yönelik olduğunu bilerek işgalcilere karşı sadece o coğrafyada değil, farklı coğrafyalarda da Ümmet’in uyanışına öncülük etmişti. Kendi ifadesiyle, İstanbul’u bütün Müslümanların gözünün ve gönlünün manevî başkenti haline getirmişti. Bu mânâda Batılı ülkelerin Hindistan, Çin Hindi, Uzakdoğu ve Afrika’daki sömürgelerinde yaşayan Müslümanlar arasında “Hilafet” nüfuzu kullanarak sömürgecilere karşı İslamî bir uyanış başlattı. Bu uyanış çok ciddi isyanlara dönüşmese de Müslümanların kimliğini ve benliğini yeni Haçlı saldırılarından korumaya yönelik “İttihad-ı İslam” çizgisindeki bir uyanışa sebep oldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSMAİL KARA: İSLÂMCILARIN SİYASÎ GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/ismail-kara-islamcilarin-siyasi-gorusleri-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Havva Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 07:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[1 Kitap 1 Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[biat kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[II. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[İslamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Müsavat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasî]]></category>
		<category><![CDATA[Uhuvvet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5429</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: HAVVA AKDAĞ   İslâmcıların Siyasî Görüşleri adlı kitabınızın ilk cildi 1994 yılında yayımlanmış. Ayrıca o, siyaset bilimi dalında doktora tezinizdi. Kasım ayında ikinci cildi çıktı. Hem sevindirici hem şaşırtıcı&#8230; Doktora tezinin yayımlanmamış ikinci cildi olur mu?   Güzel bir yerden başladınız. Sorunuz da yerinde. Şöyle özetleyeyim: Ben yüksek tahsilimi 1977 yılında bitirdim. Fakat Dergâh Yayınları’ndaki yoğun çalışmalarımızdan fırsat bulamadığım için talebelik yıllarından beri düşündüğüm ve hazırlandığım akademik çalışmalara resmen başlayamamıştım. 10 yıl resmen başlayamadım ama üniversitedeymişim gibi çalışmalarımı sürdürdüm. 1987 yılında bir ara bulup doktoraya başladığım zaman Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi kitabımın iki hacimli cildi yayımlanmıştı. Çalışmakta olduğum ve çalışacağım&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: HAVVA AKDAĞ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>İslâmcıların Siyasî Görüşleri</em></strong><strong> adlı kitabınızın ilk cildi 1994 yılında yayımlanmış. Ayrıca o, siyaset bilimi dalında doktora tezinizdi. Kasım ayında ikinci cildi çıktı. Hem sevindirici hem şaşırtıcı&#8230; Doktora tezinin yayımlanmamış ikinci cildi olur mu?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Güzel bir yerden başladınız. Sorunuz da yerinde. Şöyle özetleyeyim: Ben yüksek tahsilimi 1977 yılında bitirdim. Fakat Dergâh Yayınları’ndaki yoğun çalışmalarımızdan fırsat bulamadığım için talebelik yıllarından beri düşündüğüm ve hazırlandığım akademik çalışmalara resmen başlayamamıştım. 10 yıl resmen başlayamadım ama üniversitedeymişim gibi çalışmalarımı sürdürdüm. 1987 yılında bir ara bulup doktoraya başladığım zaman <em>Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi</em> kitabımın iki hacimli cildi yayımlanmıştı. Çalışmakta olduğum ve çalışacağım birçok konu vardı kafamda. Birkaç tanesini hocalarla konuştum, siyaset bilimi dalında tez yazacağım için II. Meşrutiyet’in ilk yıllarıyla sınırlı olarak İslâmcıların siyasi görüşlerinde karar kıldık. Hem kronolojik hem de tematik açıdan çok geniş bir bahisti bu. Hocalar sınırlandırmayı bana bırakmışlardı. Tez için bir sınırlandırma yaptım, işte o şimdi birinci cilt olan kısımdır. Fakat zaten sürmekte olan okuma ve fişlemelerimi en geniş çerçevede yapıyordum. Tezde kullandıklarım İslâmcıların siyasi görüşleri etrafındaki fişlerimin muhtemelen dörtte birine tekabül ediyordu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İkinci cildin ana bölümleri Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet. Siz her şeyden önce İslâm siyasî düşüncesinin kavram hiyerarşilerinin ve tariflerinin modern dönemde ciddi ölçüde değiştiğinden, farklılaştığından bahsediyorsunuz&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Şöyle: Düşünce ve ilim tarihi çalışmaları kavramların tariflerinde ve hiyerarşilerindeki değişmelere, farklılaşmalara eğilmeden işini iyi ve vasıflı bir şekilde yapamaz. Meselâ benim kurduğum cümlelerden biri şu: İslâm siyasi düşüncesi adalet merkezli bir düşünce iken modern dönemde meşveret merkezli bir düşünceye dönüşüyor. Niçin? Meşrutiyet, cumhuriyet, demokrasi, İslâm devleti fikirlerini meşveret-şura üzerinden kurabiliyorsunuz. Uzaktan bakarsanız hem adalet hem de meşveret İslâmın ilk dönemlerinden bugüne kadar var. Var ama nasıl var? Sıra düzeni, ağırlığı, tarifi ve muhtevası da aynı mı yahut yerinde mi diye sormanız lazım. Hürriyet kavramının yükselişi de adalet ve itaat gibi başat kavramlar üzerinde böyle bir etki yapıyor. Muhalefet itaatın önüne geçiyor meselâ. Halbuki itaat Allah’a, Peygamber’e itaatla da irtibatlı olarak çok kuvvetli ve üst seviyede bir kavram. Bir ucunda da ulülemre, ana-babaya, hocaya, -hadi onu da söyleyelim- kocaya itaat var. “İtaat kültürü”, “biat kültürü” bugün dindar, İslâmcı eğitimli insanların dilinde de olumsuz ifadelerdir. Bu büyük değişiklikler nasıl, hangi sebepler ve icbarlarla ortaya çıkıp gelişiyor, ardından bir zihniyet dünyasını değiştirip dönüştürüyor? Hükümlerimizde farklı neticelere varabiliriz ama süreci soğukkanlılıkla ve derinliğine takip edebilmemiz gerekiyor. Bir şey daha var; eğitimli insanlarda, Müslüman âlim ve aydınların kafasında bu ciddi altüst oluşlar, değişimler yaşanırken Müslüman halkta eski kodlar varlıklarını kuvvetli bir şekilde sürdürüyor. Yeni Müslüman aydınlarla, İslâmcılarla Müslüman halkın arasında din anlayışı, din-siyaset ilişkilerinin ana mantığı çerçevesinde kuvvetli ve derin mesafeler oluşuyor. Bugün de var. Bunların hepsiyle ciddiyetle ve derinliğine uğraşmak lazım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalizm Maskeli Hıristiyanlık Propagandası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/kemalizm-maskeli-hiristiyanlik-propagandasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 21:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Cevat Emre]]></category>
		<category><![CDATA[II. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3823</guid>

					<description><![CDATA[1928’de yayın hayatına başlayan Muhit dergisinin imtiyaz sahibi, neşriyat müdürü ve başyazarı meşhur dilbilimci, mütercim ve yazar Ahmet Cevat Emre idi. Derginin hüviyetinin ve yayın politikasının belirlenmesinde oynadığı rol açısından Ahmet Cevat’ın hayat hikâyesine kısaca göz atarak başlayalım. 1876’da Girit’te Resmo şehrinde doğan Harp Okulu mezunu bir subay olup siyasî düşünceleri sebebiyle Sultan II. Abdülhamid döneminde 1897’de Trablusgarp’a -Fizan’a- sürülmüş, ardından Avrupa’ya kaçmış, sonra da affedilerek 1905’ten 1908’e kadar Resmo’da Evkaf Memuru olarak vazife yapmıştı. II. Meşrutiyet’in ilânı sonrası İstanbul’a gelerek İttihat ve Terakki’nin yayın organlarından Şura-yı Ümmet gazetesinde yazarlık, ardından da gazetenin Sofya muhabirliğini yaptı. İstanbul’a döndüğünde kısa ömürlü&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1928’de yayın hayatına başlayan Muhit dergisinin imtiyaz sahibi, neşriyat müdürü ve başyazarı meşhur dilbilimci, mütercim ve yazar Ahmet Cevat Emre idi. Derginin hüviyetinin ve yayın politikasının belirlenmesinde oynadığı rol açısından Ahmet Cevat’ın hayat hikâyesine kısaca göz atarak başlayalım. 1876’da Girit’te Resmo şehrinde doğan Harp Okulu mezunu bir subay olup siyasî düşünceleri sebebiyle Sultan II. Abdülhamid döneminde 1897’de Trablusgarp’a -Fizan’a- sürülmüş, ardından Avrupa’ya kaçmış, sonra da affedilerek 1905’ten 1908’e kadar Resmo’da Evkaf Memuru olarak vazife yapmıştı. II. Meşrutiyet’in ilânı sonrası İstanbul’a gelerek İttihat ve Terakki’nin yayın organlarından Şura-yı Ümmet gazetesinde yazarlık, ardından da gazetenin Sofya muhabirliğini yaptı. İstanbul’a döndüğünde kısa ömürlü Siper-i Saika ve Siper-i Saika-i Hürriyet gazetelerini çıkardı. Bu dönemde Muallim Mektebi’nde ve Tevfik Fikret’in vasıtasıyla Robert Kolej’de dersler verdi. 1918’e kadar Balkan Mezalimi Yayın Komitesi’nde vazife aldı ve Berlin, Paris ve Londra’daki toplantılarda Avrupalılara Bulgar mezalimini anlattı. 1918’de Ural-Altay dilleri üzerinde uzman olan Alman Prof. Giesse’nin asistanı olan Ahmet Cevat, Darülfünun’da öğretim üyeliği de yaptı. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Akşam ve Tasvir-i Efkâr’da Mondros Mütarekesi’ni tenkit etmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
