﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamcılık &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/islamcilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Dec 2020 06:30:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>İslamcılık &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anadoluculuk: Selçuklu’dan El Alan Bir Fikir Hareketi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/anadoluculuk-selcukludan-el-alan-bir-fikir-hareketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2020 06:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batılı Adam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[nümeyyiz]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6594</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında dünyanın savrulduğu siyasî zeminde zor günler geçiren Osmanlı İmparatorluğu’nu ayakta tutabilmek için Türk entelijansiyası arasında öne çıkan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikirleri 1. Dünya Savaşı ile birlikte pratikte işlevsiz hale gelince, düşünce hayatımızda yeni bir fikir hareketi belirdi: Anadoluculuk. Tarihî dönemeçler yeni kararların alınmasını zorunlu kılıyor, yeni kararlar yeni fikirlere zemin hazırlıyor ve yeni fikirler yeni hedeflere hizmet ediyordu. Anadoluculuk böyle bir düzlemde ortaya çıktı. İlk kez 1920’li yılların başında yayınlanan Dergâh dergisinde görünür olmakla birlikte, gerçek hüviyetine 1924-25 yılları arasında sadece 12 sayısı çıkan Anadolu Mecmuası ile kavuşan Anadoluculuk, temelde “elde kalan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında dünyanın savrulduğu siyasî zeminde zor günler geçiren Osmanlı İmparatorluğu’nu ayakta tutabilmek için Türk entelijansiyası arasında öne çıkan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikirleri 1. Dünya Savaşı ile birlikte pratikte işlevsiz hale gelince, düşünce hayatımızda yeni bir fikir hareketi belirdi: Anadoluculuk. Tarihî dönemeçler yeni kararların alınmasını zorunlu kılıyor, yeni kararlar yeni fikirlere zemin hazırlıyor ve yeni fikirler yeni hedeflere hizmet ediyordu. Anadoluculuk böyle bir düzlemde ortaya çıktı. İlk kez 1920’li yılların başında yayınlanan <em>Dergâh</em> dergisinde görünür olmakla birlikte, gerçek hüviyetine 1924-25 yılları arasında sadece 12 sayısı çıkan <em>Anadolu Mecmuası</em> ile kavuşan Anadoluculuk, temelde “elde kalan son toprak parçası” durumundaki Anadolu’nun muhafaza edilebilmesi kaygısına istinat ediyordu. Batılı Adam’ın sömürgeci büyük devletlerinin yeni ileri kolu olarak dünyayı kan gölüne çeviren mikro ulusçu kavrayışlarla zehirlenen toplumsal grupların merkezden kopma reflekslerine karşı “merkezi yeniden tarif etme” çabası olarak temayüz etmişti. Üç kıtaya hükmeden devasa bir imparatorluktan geriye Anadolu yarımadası kalmıştı ve küllî bir yok oluşun önüne geçebilmek, milletin varlığını muhafaza edebilmek için Anadolu’nun korunması gerekiyordu. Yangından kurtarılacaklar listesinin başındaki Anadolu’nun etrafına koruyucu bir fikir halesi çekmek… Meselesi buydu.</p>
<p>Tefekkür sahnemize çıktığı günden beri genel itibarıyla bir düşünme ameliyesi olarak kalıp aksiyoner bir harekete dönüş(e)meyen, mensubu olarak görülen isimlerin düşünsel bir çatı altında bir araya getirilmelerinin çok da mümkün olmadığı Anadoluculuk düşüncesi, “Anadolu hassasiyeti” denilebilecek bir özün etrafında gelişmiştir. Bu bakımdan, Anadolu hassasiyetine sahip birtakım mütefekkirlerin benimsemiş oldukları muhtelif dünyayı kavrama biçimleri etrafında gerçekleştirdikleri “Anadolu üzerine bir tefekkür faaliyeti” olarak nitelendirilebilir. Günümüzde bu tefekkür faaliyeti “unutulmuş gibi görünmekle birlikte”, işin aslı Anadolu Türkiye’sinin temelindeki taşlardan biri de Anadoluculuğa aittir. Anadolu hem muhafaza edilmiş, hem de bir bilinç olarak hiç yitirilmemiştir.</p>
<p>Anadoluculuk, her ne kadar muhtelif düşünme biçimlerine sahip kimseler tarafından gerçekleştirilen bir tefekkür faaliyeti olsa da zaman içerisinde hareketin bünyesinde “müşterek” kabul edilebilecek (Anadolucuların önemsedikleri ve üzerinde düşündükleri) bir kavramlar kümesi oluştuğu da söylenmelidir. Hareketin mümeyyiz vasfı olarak nitelendirilmesinde bir beis olmayan bu kavramlar kümesinin yeni bir kimlik arayışından kaynaklanan bir “öz-düşünüm” faaliyeti olduğu görülmektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2020">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSMAİL KARA: İSLÂMCILARIN SİYASÎ GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/ismail-kara-islamcilarin-siyasi-gorusleri-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Havva Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 07:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[1 Kitap 1 Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[biat kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[II. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[İslamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Müsavat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasî]]></category>
		<category><![CDATA[Uhuvvet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5429</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: HAVVA AKDAĞ   İslâmcıların Siyasî Görüşleri adlı kitabınızın ilk cildi 1994 yılında yayımlanmış. Ayrıca o, siyaset bilimi dalında doktora tezinizdi. Kasım ayında ikinci cildi çıktı. Hem sevindirici hem şaşırtıcı&#8230; Doktora tezinin yayımlanmamış ikinci cildi olur mu?   Güzel bir yerden başladınız. Sorunuz da yerinde. Şöyle özetleyeyim: Ben yüksek tahsilimi 1977 yılında bitirdim. Fakat Dergâh Yayınları’ndaki yoğun çalışmalarımızdan fırsat bulamadığım için talebelik yıllarından beri düşündüğüm ve hazırlandığım akademik çalışmalara resmen başlayamamıştım. 10 yıl resmen başlayamadım ama üniversitedeymişim gibi çalışmalarımı sürdürdüm. 1987 yılında bir ara bulup doktoraya başladığım zaman Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi kitabımın iki hacimli cildi yayımlanmıştı. Çalışmakta olduğum ve çalışacağım&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: HAVVA AKDAĞ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>İslâmcıların Siyasî Görüşleri</em></strong><strong> adlı kitabınızın ilk cildi 1994 yılında yayımlanmış. Ayrıca o, siyaset bilimi dalında doktora tezinizdi. Kasım ayında ikinci cildi çıktı. Hem sevindirici hem şaşırtıcı&#8230; Doktora tezinin yayımlanmamış ikinci cildi olur mu?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Güzel bir yerden başladınız. Sorunuz da yerinde. Şöyle özetleyeyim: Ben yüksek tahsilimi 1977 yılında bitirdim. Fakat Dergâh Yayınları’ndaki yoğun çalışmalarımızdan fırsat bulamadığım için talebelik yıllarından beri düşündüğüm ve hazırlandığım akademik çalışmalara resmen başlayamamıştım. 10 yıl resmen başlayamadım ama üniversitedeymişim gibi çalışmalarımı sürdürdüm. 1987 yılında bir ara bulup doktoraya başladığım zaman <em>Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi</em> kitabımın iki hacimli cildi yayımlanmıştı. Çalışmakta olduğum ve çalışacağım birçok konu vardı kafamda. Birkaç tanesini hocalarla konuştum, siyaset bilimi dalında tez yazacağım için II. Meşrutiyet’in ilk yıllarıyla sınırlı olarak İslâmcıların siyasi görüşlerinde karar kıldık. Hem kronolojik hem de tematik açıdan çok geniş bir bahisti bu. Hocalar sınırlandırmayı bana bırakmışlardı. Tez için bir sınırlandırma yaptım, işte o şimdi birinci cilt olan kısımdır. Fakat zaten sürmekte olan okuma ve fişlemelerimi en geniş çerçevede yapıyordum. Tezde kullandıklarım İslâmcıların siyasi görüşleri etrafındaki fişlerimin muhtemelen dörtte birine tekabül ediyordu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İkinci cildin ana bölümleri Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet. Siz her şeyden önce İslâm siyasî düşüncesinin kavram hiyerarşilerinin ve tariflerinin modern dönemde ciddi ölçüde değiştiğinden, farklılaştığından bahsediyorsunuz&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Şöyle: Düşünce ve ilim tarihi çalışmaları kavramların tariflerinde ve hiyerarşilerindeki değişmelere, farklılaşmalara eğilmeden işini iyi ve vasıflı bir şekilde yapamaz. Meselâ benim kurduğum cümlelerden biri şu: İslâm siyasi düşüncesi adalet merkezli bir düşünce iken modern dönemde meşveret merkezli bir düşünceye dönüşüyor. Niçin? Meşrutiyet, cumhuriyet, demokrasi, İslâm devleti fikirlerini meşveret-şura üzerinden kurabiliyorsunuz. Uzaktan bakarsanız hem adalet hem de meşveret İslâmın ilk dönemlerinden bugüne kadar var. Var ama nasıl var? Sıra düzeni, ağırlığı, tarifi ve muhtevası da aynı mı yahut yerinde mi diye sormanız lazım. Hürriyet kavramının yükselişi de adalet ve itaat gibi başat kavramlar üzerinde böyle bir etki yapıyor. Muhalefet itaatın önüne geçiyor meselâ. Halbuki itaat Allah’a, Peygamber’e itaatla da irtibatlı olarak çok kuvvetli ve üst seviyede bir kavram. Bir ucunda da ulülemre, ana-babaya, hocaya, -hadi onu da söyleyelim- kocaya itaat var. “İtaat kültürü”, “biat kültürü” bugün dindar, İslâmcı eğitimli insanların dilinde de olumsuz ifadelerdir. Bu büyük değişiklikler nasıl, hangi sebepler ve icbarlarla ortaya çıkıp gelişiyor, ardından bir zihniyet dünyasını değiştirip dönüştürüyor? Hükümlerimizde farklı neticelere varabiliriz ama süreci soğukkanlılıkla ve derinliğine takip edebilmemiz gerekiyor. Bir şey daha var; eğitimli insanlarda, Müslüman âlim ve aydınların kafasında bu ciddi altüst oluşlar, değişimler yaşanırken Müslüman halkta eski kodlar varlıklarını kuvvetli bir şekilde sürdürüyor. Yeni Müslüman aydınlarla, İslâmcılarla Müslüman halkın arasında din anlayışı, din-siyaset ilişkilerinin ana mantığı çerçevesinde kuvvetli ve derin mesafeler oluşuyor. Bugün de var. Bunların hepsiyle ciddiyetle ve derinliğine uğraşmak lazım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
