﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Mar 2023 07:15:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>İstanbul &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Balıklı Meryem Ana Rum Manastırı (Balıklı Ayazma)</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/balikli-meryem-ana-rum-manastiri-balikli-ayazma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 07:14:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Ana Rum Manastırı]]></category>
		<category><![CDATA[mimarî ve kültürel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9162</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un sürprizleri bitmez. Her köşe başında, her sokak arasında, her gizli geçidin öte ucunda, sizi yüzyıllar ötesine götürecek nice mimarî ve kültürel eser vardır. Efsaneleriyle, rivayetleriyle, hiç eksik olmayan her dinden ziyaretçileriyle Balıklı Meryem Ana Rum Manastırı da işte bu eserlerden biri… &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un sürprizleri bitmez. Her köşe başında, her sokak arasında, her gizli geçidin öte ucunda, sizi yüzyıllar ötesine götürecek nice mimarî ve kültürel eser vardır. Efsaneleriyle, rivayetleriyle, hiç eksik olmayan her dinden ziyaretçileriyle Balıklı Meryem Ana Rum Manastırı da işte bu eserlerden biri…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Diplomasisinin Şifreli Dili Kriptoloji</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/osmanli-diplomasisinin-sifreli-dili-kriptoloji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:12:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstihbarat]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9081</guid>

					<description><![CDATA[Elçilikler bir anlamda ülkelerin yurt dışındaki istihbarat servisleri vazifesi de gördükleri için İstanbul ile elçilikler arasındaki yazışmalarda yer alan bazı bilgilerden muhataplarının dışında kimsenin haberinin olmaması gerekebiliyordu. Bu durum, elçiliklerle İstanbul arasında gidip gelen tahriratlarda şifrelemenin yapılması ihtiyacını doğurmuştu. Harflerin yerine rakamların konulması suretiyle şifreleme yapılabildiği gibi tamamen rakamlardan oluşan şifreli tahriratların yazıldığı yahut harflerin yerinin değiştirilmesi veya her bir harf için başka harflerin kullanılması suretiyle de şifreleme yapıldığı görülür. İşte Osmanlı’nın belgelerden okunan şifreli dili… &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elçilikler bir anlamda ülkelerin yurt dışındaki istihbarat servisleri vazifesi de gördükleri için İstanbul ile elçilikler arasındaki yazışmalarda yer alan bazı bilgilerden muhataplarının dışında kimsenin haberinin olmaması gerekebiliyordu. Bu durum, elçiliklerle İstanbul arasında gidip gelen tahriratlarda şifrelemenin yapılması ihtiyacını doğurmuştu. Harflerin yerine rakamların konulması suretiyle şifreleme yapılabildiği gibi tamamen rakamlardan oluşan şifreli tahriratların yazıldığı yahut harflerin yerinin değiştirilmesi veya her bir harf için başka harflerin kullanılması suretiyle de şifreleme yapıldığı görülür. İşte Osmanlı’nın belgelerden okunan şifreli dili…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Arabalı Vapur</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kadrajdaki-istanbul/ilk-arabali-vapur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadrajdaki İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[1872]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kabataş-Üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Şirket-i Hayriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9075</guid>

					<description><![CDATA[Eski Boğaziçi deyince, suların üzerine yayvan inciler misali serpilmiş kayıklar gelir akla. 19. yüzyıl sonlarında bu manzara yavaş yavaş silinerek kayıklar yerini vapurlara bıraktıysa da atlı arabaların karşıya geçmesi için vapurlar pek de kullanışlı değildi. Çok geçmeden, araba ve mal nakli için Şehir Hatları, yani orijinal ismiyle Şirket-i Hayriye tarafından projelendirilerek İngiltere tersanelerine ısmarlanan Suhulet adlı arabalı vapur, daha motorlu araçların bilinmediği İstanbul’da yük ve at arabalarını taşıma ihtiyacı üzerine hizmete girdi. Dünyanın ilk arabalı vapuru ilk seferini 1872’de Kabataş-Üsküdar arasında yaptı. O günden sonra arabalı vapurlar, 1973’te Boğaziçi Köprüsü açılana kadar, bir asır boyunca İstanbul’un yükünü fedakârca omuzlayacaklardı. &#160;&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="TemelParagraf"><span lang="EN-GB" style="font-family: 'Times New Roman',serif;">Eski Boğaziçi deyince, suların üzerine yayvan inciler misali serpilmiş kayıklar gelir akla. 19. yüzyıl sonlarında bu manzara yavaş yavaş silinerek kayıklar yerini vapurlara bıraktıysa da atlı arabaların karşıya geçmesi için vapurlar pek de kullanışlı değildi. Çok geçmeden, araba ve mal nakli için Şehir Hatları, yani orijinal ismiyle Şirket-i Hayriye tarafından projelendirilerek İngiltere tersanelerine ısmarlanan Suhulet adlı arabalı vapur, daha motorlu araçların bilinmediği İstanbul’da yük ve at arabalarını taşıma ihtiyacı üzerine hizmete girdi. Dünyanın ilk arabalı vapuru ilk seferini 1872’de Kabataş-Üsküdar arasında yaptı. O günden sonra arabalı vapurlar, 1973’te Boğaziçi Köprüsü açılana kadar, bir asır boyunca İstanbul’un yükünü fedakârca omuzlayacaklardı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Karaköy Masali</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kadrajdaki-istanbul/bir-karakoy-masali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 11:41:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadrajdaki İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8945</guid>

					<description><![CDATA[69 sene öncesinin Karaköy meydanı; güzelim camii, telaşlı İstanbul ahalisi, tıngır mıngır tramvayı ve onları tepeden gözetleyen Galata Kulesi’yle eski İstanbul’a hasretimizi köpük köpük kabartıyor! &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>69 sene öncesinin Karaköy meydanı; güzelim camii, telaşlı İstanbul ahalisi, tıngır mıngır tramvayı ve onları tepeden gözetleyen Galata Kulesi’yle eski İstanbul’a hasretimizi köpük köpük kabartıyor!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Sarayının Vazgeçilmez Hizmetkârları Hadımlar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-milleti/osmanli-sarayinin-vazgecilmez-hizmetkarlari-hadimlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 10:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Enderun]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8933</guid>

					<description><![CDATA[Farklı bölgelerde esir alınarak hadım edilen veya doğuştan hadım olan köleler, özellikle Mısır üzerinden İstanbul’a getirilirlerdi. Esir düşerek kötü muamelelere maruz kalan bu kimselere Osmanlı sahip çıkardı. Osmanlı saraylarında, Enderun’da, haremde, paşa konaklarında ya da Mescid-i Nebevî gibi mübarek mekânlarda görevlendirilen bu kimseler, harem ağalığına hatta sadrazamlığa kadar yükselirlerdi. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Farklı bölgelerde esir alınarak hadım edilen veya doğuştan hadım olan köleler, özellikle Mısır üzerinden İstanbul’a getirilirlerdi. Esir düşerek kötü muamelelere maruz kalan bu kimselere Osmanlı sahip çıkardı. Osmanlı saraylarında, Enderun’da, haremde, paşa konaklarında ya da Mescid-i Nebevî gibi mübarek mekânlarda görevlendirilen bu kimseler, harem ağalığına hatta sadrazamlığa kadar yükselirlerdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evel Zaman İçinde, Dolmabahçe Camii Önünde&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kadrajdaki-istanbul/evel-zaman-icinde-dolmabahce-camii-onunde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:04:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadrajdaki İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[1858]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8847</guid>

					<description><![CDATA[1858’de İstanbul Beyoğlu’nda Tünel semti yakınlarında bir fotoğrafçı dükkânı açan Abdullah Biraderler önce Sultan Abdülaziz’in, sonra da Sultan II. Abdülhamid’in saray fotoğrafçılığına atanırlar. 40 yıl boyunca İstanbul’daki insan tiplerini ve manzaraları belgeleyen eşsiz fotoğraflar çekerler. Siyasî ve toplumsal olayları, tarihî ve kültürel değerleri, yapıları gösteren albümler hazırlarlar. Dolmabahçe Sarayı önünden çekilen fotoğrafta, Abdullah Biraderlerin objektifinden temaşa ettiğimiz birçok eser ve kültürel değer artık yok. Bize düşen ise kayıp giden mazinin eteklerinden yakalayıp bir buruk hatıranın peşinden koşmak&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1858’de İstanbul Beyoğlu’nda Tünel semti yakınlarında bir fotoğrafçı dükkânı açan Abdullah Biraderler önce Sultan Abdülaziz’in, sonra da Sultan II. Abdülhamid’in saray fotoğrafçılığına atanırlar. 40 yıl boyunca İstanbul’daki insan tiplerini ve manzaraları belgeleyen eşsiz fotoğraflar çekerler. Siyasî ve toplumsal olayları, tarihî ve kültürel değerleri, yapıları gösteren albümler hazırlarlar. Dolmabahçe Sarayı önünden çekilen fotoğrafta, Abdullah Biraderlerin objektifinden temaşa ettiğimiz birçok eser ve kültürel değer artık yok. Bize düşen ise kayıp giden mazinin eteklerinden yakalayıp bir buruk hatıranın peşinden koşmak&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millî Mücadele’de Stalin Ve Enver Paşa’nın “Beyaz Ruslar” Manevrası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/milli-mucadelede-stalin-ve-enver-pasanin-beyaz-ruslar-manevrasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[1920]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevik]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Pyotr Vrangel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8834</guid>

					<description><![CDATA[Bolşevik karşıtı Beyaz Rusların oluşturduğu Beyaz Ordu’nun kumandanı General Pyotr Vrangel 1920’nin kasım ayı ortalarından itibaren kalabalık bir donanmayla İstanbul’a doğru yola çıkar. Fransa’nın Millî Mücadele’ye karşı kullanmak istediği Beyaz Rusları Türk yurdunda ne beklemektedir? Beyaz Ordu’nun bu topraklarda Millî Mücadele dönemine tekabül eden, geçtiğimiz ay ilk bölümüne yer verdiğimiz hikâyesinin ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bolşevik karşıtı Beyaz Rusların oluşturduğu Beyaz Ordu’nun kumandanı General Pyotr Vrangel 1920’nin kasım ayı ortalarından itibaren kalabalık bir donanmayla İstanbul’a doğru yola çıkar. Fransa’nın Millî Mücadele’ye karşı kullanmak istediği Beyaz Rusları Türk yurdunda ne beklemektedir? Beyaz Ordu’nun bu topraklarda Millî Mücadele dönemine tekabül eden, geçtiğimiz ay ilk bölümüne yer verdiğimiz hikâyesinin ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dârussaâde Ağası Moralı Beşir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/darussaade-agasi-morali-besir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 13:44:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Moralı Beşir Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8815</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı tarihinin en ilginç şahsiyetlerinden olan Moralı Beşir Ağa, devlette üstlendiği görevlerin yanında, sanatçı hüviyetiyle de dikkat çekiyordu. Mahir bir hattat olarak, bıraktığı izleri bugün de temâşa etmek mümkün… İstanbul’un farklı köşelerindeki eserleri latif hatlarıyla müzeyyen kılan Beşir Ağa’nın mürekkep izlerini takip ediyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı tarihinin en ilginç şahsiyetlerinden olan Moralı Beşir Ağa, devlette üstlendiği görevlerin yanında, sanatçı hüviyetiyle de dikkat çekiyordu. Mahir bir hattat olarak, bıraktığı izleri bugün de temâşa etmek mümkün… İstanbul’un farklı köşelerindeki eserleri latif hatlarıyla müzeyyen kılan Beşir Ağa’nın mürekkep izlerini takip ediyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Miryokefalon İkinci Bir Malazgirt’tir”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/miryokefalon-ikinci-bir-malazgirttir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 12:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8616</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu tarihi alanındaki çalışmalarıyla adını sıkça duyduğumuz İstanbul Üniversitesi Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı hocalarından Prof. Dr. Muharrem Kesik ile uzun süredir üzerinde araştırmalar yaptığı Miryokefalon (Myriokephalon) Savaşı’nın gerçekleştiği konumun tespitine dair bir röportaj yaptık. Yıllardır ihtilaf konusu olan bu savaşın yeri hakkında kesin bilgiler sunan Kesik ile çalışmalarının ayrıntılarını konuştuk, savaşın nerede cereyan ettiğini dinledik. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu tarihi alanındaki çalışmalarıyla adını sıkça duyduğumuz İstanbul Üniversitesi Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı hocalarından Prof. Dr. Muharrem Kesik ile uzun süredir üzerinde araştırmalar yaptığı Miryokefalon (Myriokephalon) Savaşı’nın gerçekleştiği konumun tespitine dair bir röportaj yaptık. Yıllardır ihtilaf konusu olan bu savaşın yeri hakkında kesin bilgiler sunan Kesik ile çalışmalarının ayrıntılarını konuştuk, savaşın nerede cereyan ettiğini dinledik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>144 Yıl Sonra İstanbul&#8217;dan Mostar&#8217;a Rücu Eden Belgeler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/144-yil-sonra-istanbuldan-mostara-rucu-eden-belgeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 08:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[belgeler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mostar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8570</guid>

					<description><![CDATA[Yunus Emre Enstitüsü’nün teşebbüsleriyle H. Yıldırım Ağanoğlu’nun hazırladığı ve geçtiğimiz Temmuz ayında Mostar’da kapılarını açan Osmanlı Arşiv Belgelerinde Mostar adlı serginin hem hüzünlendiren hem de ümit bahşeden hikâyesi&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yunus Emre Enstitüsü’nün teşebbüsleriyle<br />
H. Yıldırım Ağanoğlu’nun hazırladığı ve geçtiğimiz Temmuz ayında Mostar’da kapılarını açan Osmanlı Arşiv Belgelerinde Mostar adlı serginin hem hüzünlendiren hem de ümit bahşeden hikâyesi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da Neden Dilenci Yoktu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/istanbulda-neden-dilenci-yoktu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:27:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi Devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7576</guid>

					<description><![CDATA[“(Osmanlıların) Sanayi Devrimi’ni yapmasına imkân yoktu. Çünkü Osmanlıların insana, ekonomiye, topluma, dünyaya bakışları kapitalistler gibi değildi. Batılıların kapitalizminde insanların ihtiyacı değil, ancak ekonominin ihtiyacı önemlidir. Birinci derecede herkes ekonominin emrinde çalışır. Osmanlıların (hedefi) ise, insanlara yaşanabilir bir dünya sağlamaktı. Bu çok basit gibi görünüyor, aslında çok zordu. Bir kere verimlilik çok düşüktü. Osmanlı’nın hâkim olduğu dünya çok verimli toprakların bulunduğu bir alan değildi. Ancak kıt-kanaat yaşayabilirlerdi insanlar. O kıt-kanaat yaşamayı herkese yaymaya çalıştı Osmanlılar. Onun için birikim yapıp da, büyük sermaye biriktirip de ekonomiyi dönüştürme imkânları olamazdı.  Avrupa’da da bu hiç kolay olmadı. Yani, kapitalizm -diyelim ki- 15. yüzyıldan itibaren&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“(Osmanlıların) Sanayi Devrimi’ni yapmasına imkân yoktu. Çünkü Osmanlıların insana, ekonomiye, topluma, dünyaya bakışları kapitalistler gibi değildi. Batılıların kapitalizminde insanların ihtiyacı değil, ancak ekonominin ihtiyacı önemlidir. Birinci derecede herkes ekonominin emrinde çalışır.</strong></p>
<p>Osmanlıların (hedefi) ise, insanlara yaşanabilir bir dünya sağlamaktı. Bu çok basit gibi görünüyor, aslında çok zordu. Bir kere verimlilik çok düşüktü. Osmanlı’nın hâkim olduğu dünya çok verimli toprakların bulunduğu bir alan değildi. Ancak kıt-kanaat yaşayabilirlerdi insanlar. O kıt-kanaat yaşamayı herkese yaymaya çalıştı Osmanlılar. Onun için birikim yapıp da, büyük sermaye biriktirip de ekonomiyi dönüştürme imkânları olamazdı.  Avrupa’da da bu hiç kolay olmadı. Yani, kapitalizm -diyelim ki- 15. yüzyıldan itibaren benimsendi, gelişti. Ve ne yaptılar? Amerika’yı keşfettiler bir kere. Amerika’yı Batı’nın kolonisi olarak değerlendirdiler. Muazzam bir servet akışı oldu. Sonra, Asya’ya gittiler. Asya’nın iç ticaretine girdiler. Kapitalizmin zenginleşmesi 300 sene sürdü. Ondan sonra Sanayi Devrimi ancak olabildi. Yani, o kadar birikimden sonra… O birikimin muadili de geniş kitlelerin çok büyük ıstırap ve sefalet çekmeleriyle ancak mümkün oldu.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi İstanbul’u, İzmir, Ankara gibi diğer şehirleri ziyaret eden Batılıların, -bunların hepsi Osmanlı dostu değil, hatta hiçbiri değildi- pek çoğunun dikkat ettiği şey, sokaklarda dilenci olmamasıydı. İzmir’e geliyorlar yok. İstanbul’da yok. Edirne’de yok… Çok hayret ediyorlar. Özellikle Londra ve Paris’ten gelenler… Çünkü Londra ve Paris 400-500 bin civarında nüfusa sahipti ve bu şehirlerde her 10 kişiden biri dilenciydi. Yani Londra’da 50 bin, Paris’te 50 bin dilenci sokaklarda dolaşıyordu. Ona alışmış olduklarından, Osmanlı şehirlerinde dilenci görmeyince çok şaşırdılar ve araştırdıklarında yoksulların ihtiyaçları karşılandığı için dinlenmeye gerek duymadıklarını gördüler. Osmanlılar bunu başardı.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayasofya Kararı Millî Egemenlik ve Bağımsızlık İradesinin İlânıdır</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ayasofya-karari-milli-egemenlik-ve-bagimsizlik-iradesinin-ilanidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Justinianus]]></category>
		<category><![CDATA[Marius Maksimus]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6246</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethi bir insanlık ve medeniyet hamlesidir. Bu olay tarihte çok sayıda örneği olan bir şehrin alınması şeklinde açıklanması mümkün olaylardan biri olup çok daha derin anlamları olan bir dönüm noktasıdır. İstanbul’un fethiyle Türkler dünyada bir cihan devletinin mensupları olarak algılanmıştır. Osmanlı Devleti ise İstanbul’u merkez edinerek yayıldığı üç kıtadaki topraklarında cihan devleti sorumluluğu ile tebasını oluşturan halkların temel haklarını adil yönetimi altında korumuştur. Ayasofya Osmanlı Devleti zamanından itibaren Türk ve İslam dünyası ile bütünleşen bir mabet olmuştur. Ayasofya İstanbul’un ve İstanbul’a hükümran olmanın sembolüdür. Ayasofya’nın tarihine baktığımızda başlıca 7 devirden söz etmemiz mümkündür: MÖ 660-MS&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethi bir insanlık ve medeniyet hamlesidir. Bu olay tarihte çok sayıda örneği olan bir şehrin alınması şeklinde açıklanması mümkün olaylardan biri olup çok daha derin anlamları olan bir dönüm noktasıdır.</p>
<p>İstanbul’un fethiyle Türkler dünyada bir cihan devletinin mensupları olarak algılanmıştır. Osmanlı Devleti ise İstanbul’u merkez edinerek yayıldığı üç kıtadaki topraklarında cihan devleti sorumluluğu ile tebasını oluşturan halkların temel haklarını adil yönetimi altında korumuştur.</p>
<p>Ayasofya Osmanlı Devleti zamanından itibaren Türk ve İslam dünyası ile bütünleşen bir mabet olmuştur. Ayasofya İstanbul’un ve İstanbul’a hükümran olmanın sembolüdür.</p>
<p>Ayasofya’nın tarihine baktığımızda başlıca 7 devirden söz etmemiz mümkündür:</p>
<ol>
<li>MÖ 660-MS 73’e kadar burada bir mabed vardı. Roma İmparatoru Septimus Severus zamanında, MS 195 yılında general Marius Maksimus tarafından şehir yıkılınca mabed de nasibini almıştır.</li>
<li>Hıristiyanlaştırılmış Roma İmparatorluğu (MS 324-395) zamanında ilk Ayasofya’nın yapımına İmparator Konstantinos tarafından başlanmış, oğlu II. Konstantios tarafından tamamlanmıştır.</li>
<li>İkinci Ayasofya, II. Theodosios (408- 450) tarafından yeniden inşa edildi. Bu yapıya ait bugün sadece kalıntıları mevcuttur.</li>
<li>Asıl büyük Ayasofya 532-537 yılları arasında İmparator Justinianus tarafından inşa edilmiştir. Günümüze kadar gelen III. Ayasofya işte budur.</li>
<li>Osmanlı hâkimiyetinde (1453-1923) Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi vasfını almıştır.</li>
<li>24 Kasım 1934’ten 10 Temmuz 2020’ye kadar müze olarak kullanılmıştır.</li>
<li>10 Temmuz 2020’de Danıştay’ın aldığı kararla 1934 Bakanlar Kurulu kararı iptal edilmiş ve aslî hüviyetine döndürülmüştür.</li>
</ol>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esir Kamplarında Cihada Teşvik</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/esir-kamplarinda-cihada-tesvik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 12:19:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Cihad-ı Ekber]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Wan genheim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5703</guid>

					<description><![CDATA[1.Dünya Savaşı patlak verdiğinde yüz binlerce Rusya Müslümanı gönülsüz de olsa Çarlık Rusya ordusunda yer almış, daha doğrusu buna zorlanmıştı. Tebaası oldukları ülkenin Osmanlı’ya karşı savaştığını biliyorlardı. Çar rejiminin Osmanlı cephelerinde savaşmayacaklarını belirtmesi onları yatıştırabilmişti. Almanlarla savaşın başlaması yüzbinlerce Rus askerinin esir düşmesine yol açar. Büyük kısmı Rusya Müslümanlarıdır ve çoğu kendiliğinden teslim olmuştur. Şunu da ekleyelim: Almanlara esir düşer düşmez yetkililere, Osmanlı tarafında savaşmak istediğini söyleyen binlerce Müslüman olmuştur. Bu haberi İstanbul’a bildiren Berlin memnundur. Vaziyeti öğrenen Enver Paşa da Almanya’nın memnuniyetine ortak olur.1 Sonuçta orduya takviye bir kuvvet gelecektir. Almanların yıllardır süren projeleri gereği Müslümanlarla iyi ilişkiler kurulması&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1.Dünya Savaşı patlak verdiğinde yüz binlerce Rusya Müslümanı gönülsüz de olsa Çarlık Rusya ordusunda yer almış, daha doğrusu buna zorlanmıştı. Tebaası oldukları ülkenin Osmanlı’ya karşı savaştığını biliyorlardı. Çar rejiminin Osmanlı cephelerinde savaşmayacaklarını belirtmesi onları yatıştırabilmişti.</p>
<p>Almanlarla savaşın başlaması yüzbinlerce Rus askerinin esir düşmesine yol açar. Büyük kısmı Rusya Müslümanlarıdır ve çoğu kendiliğinden teslim olmuştur. Şunu da ekleyelim: Almanlara esir düşer düşmez yetkililere, Osmanlı tarafında savaşmak istediğini söyleyen binlerce Müslüman olmuştur. Bu haberi İstanbul’a bildiren Berlin memnundur. Vaziyeti öğrenen Enver Paşa da Almanya’nın memnuniyetine ortak olur.1 Sonuçta orduya takviye bir kuvvet gelecektir.</p>
<p>Almanların yıllardır süren projeleri gereği Müslümanlarla iyi ilişkiler kurulması gerekiyordu. Rus, İngiliz ve Fransız ordularından esir düşen Müslüman askerlere dahi iyi muamele edilecek, evlerindeymişler gibi ilgi gösterilecekti. 30 Ağustos 1914’te İstanbul elçisi Wan genheim tarafından Alman Dışişlerine çekilen telgrafta esir düşen Müslümanlar hususunda tavsiyeler bildirilir. Kendisine ilham veren kişi ise Osmanlı Meclis-i Mebusan üyesi, İttihat ve Terakki çevresinden Şekip Arslan’dır. Wangenheim ile yaptığı görüşmede esir Müslümanların İstanbul’a, halifenin yanına gönderilmesinin İslam dünyasında coşkuyla karşılanacağını söyleyen Arslan, bunun şimdiye kadar yapılan propagandalardan daha olumlu sonuç vereceğini belirtmiştir.2 14 Kasım 1914 günü İstanbul’da Cihad-ı Ekber ilan edilince Şekip Arslan’ın arzusu da, Almanların isteği de gerçekleşir. Payitahtta bayram havası vardır. Zira Alman esir kamplarında tutulan farklı ülkelerin tebaasından Müslümanlar getirilmiş, dünyaya Müslümanların birlik olduğu mesajı verilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Münevver Ayaşlı: Abdülhamid’in Başına Gelenler Türk Milleti İçin Ayıptır</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/abdulhamidin-basina-gelenler-turk-milleti-icin-ayiptir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra Ballım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:07:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Beylerbeyi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1898</guid>

					<description><![CDATA[1990 senesiydi. O zamanlar İstanbul’un Fatih semtinde oturuyorduk. Üniversite sınavlarının sonuçları açıklanmadan bir ay önce hayatımda daha sonra çok severek hatırlayacağım bir olay yaşadım. Pertev Bey’in Üç Kızı ve Torunları adlı bir romandan çok etkilenmiştim. Okuduğumda “Acaba bu kitapta yazılanlar gerçek midir?” diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı: romanın yazarıyla konuşmak. Birtakım araştırmalar sonucunda Münevver Ayaşlı’nın telefon numarasını buldum. Kendisiyle konuşurken o kadar heyecanlandım ki, neredeyse kalbim duracaktı. Ev adresini aldıktan sonra İstanbul’da daha önce hiç gitmediğim Beylerbeyi semtine ulaşmak için yola çıktım. Kapı zilini çaldığımda beni bir beyefendi karşıladı. Kim olduğunu bilmiyordum ama çok nazikti.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1990 senesiydi. O zamanlar İstanbul’un Fatih semtinde oturuyorduk. Üniversite sınavlarının sonuçları açıklanmadan bir ay önce hayatımda daha sonra çok severek hatırlayacağım bir olay yaşadım. Pertev Bey’in Üç Kızı ve Torunları adlı bir romandan çok etkilenmiştim. Okuduğumda “Acaba bu kitapta yazılanlar gerçek midir?” diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı: romanın yazarıyla konuşmak. Birtakım araştırmalar sonucunda Münevver Ayaşlı’nın telefon numarasını buldum. Kendisiyle konuşurken o kadar heyecanlandım ki, neredeyse kalbim duracaktı.</p>
<p>Ev adresini aldıktan sonra İstanbul’da daha önce hiç gitmediğim Beylerbeyi semtine ulaşmak için yola çıktım. Kapı zilini çaldığımda beni bir beyefendi karşıladı. Kim olduğunu bilmiyordum ama çok nazikti. Ayakkabılarımı çıkarmamamı, yalıya çok misafir geldiği için kapının önünde kalabalık oluştuğunu, bu yüzden ayakkabılarımla içeri girmemin bir mahzuru olmadığını söyledi. Salona geçtik. Karşımda çok zarif bir hanımefendi oturuyordu. Bana ismimi sordu. Daha sonra kendisiyle çok güzel bir sohbete daldık.</p>
<p>Aradan altı yıl geçti. Bir vesileyle İstanbul’a gitmiştim. İçimdeki merak duygusu beni tekrar Beylerbeyi’ne gitmeye zorladı. Altı yıl önce konuştuğum bu zarif insanı tekrar görmek için can atıyordum. 1996 yılının 28 Mayıs günü Münevver Hanım’ı Beylerbeyi’ndeki yalısında ziyaret ettim.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
