﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstiklal Marşı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/istiklal-marsi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Dec 2021 12:23:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>İstiklal Marşı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ben Demek “Hak” Şairi Âkif Ölür</title>
		<link>https://www.derintarih.com/iz-birakanlar/ben-demek-hak-sairi-akif-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:23:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Düzdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Eşref Edip]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Âkif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Sebilürreşad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7672</guid>

					<description><![CDATA[Güzel ahlakıyla, örnek şahsiyetiyle, İslâmî hassasiyetiyle Türk milletinin gönlünde taht kuran; muvafık-muhalif herkes tarafından takdir edilen merhum Mehmet Âkif Ersoy, hakkında en fazla kitap yazılan bahtiyar şairlerimizden, kıymetli ilim adamlarımızdan biridir diye bir hüküm verirsek -emin olunuz- bir gerçeği dile getirmiş oluruz. Bu karakter abidesiyle ilgili olarak kaleme alınan eserler -bazıları birbirinin tekrarı olmakla birlikte- gerçekten de büyük bir yekûn tutuyor. Sırf fakirin kütüphanesinde bile yüzden fazla Âkif kitabı bulunuyor. Büyük şairimizle ve tabii ki “İstiklal Marşı”yla ilgili olup da sayısı günden güne artan bu eserlerde yer almayan bazı bilgilere ve belgelere, doğrudan Âkif’le ilgi olmayan kaynaklarda da rastlıyoruz. Hatta&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel ahlakıyla, örnek şahsiyetiyle, İslâmî hassasiyetiyle Türk milletinin gönlünde taht kuran; muvafık-muhalif herkes tarafından takdir edilen merhum Mehmet Âkif Ersoy, hakkında en fazla kitap yazılan bahtiyar şairlerimizden, kıymetli ilim adamlarımızdan biridir diye bir hüküm verirsek -emin olunuz- bir gerçeği dile getirmiş oluruz. Bu karakter abidesiyle ilgili olarak kaleme alınan eserler -bazıları birbirinin tekrarı olmakla birlikte- gerçekten de büyük bir yekûn tutuyor. Sırf fakirin kütüphanesinde bile yüzden fazla Âkif kitabı bulunuyor. Büyük şairimizle ve tabii ki “İstiklal Marşı”yla ilgili olup da sayısı günden güne artan bu eserlerde yer almayan bazı bilgilere ve belgelere, doğrudan Âkif’le ilgi olmayan kaynaklarda da rastlıyoruz. Hatta böyle bakir malumatın birtakım gazetelerde ve dergilerde yayımlandığını biliyoruz. Aşağıda buna bir örnek vereceğim ama önce 1930’lardan başlayıp 1950’li yıllara doğru giderek bu konuyla ilgili hazırlanan eserlerin isimlerini anmak istiyorum.</p>
<p>Süleyman Nazif, Eşref Edip Fergan, Mithat Cemal Kuntay ve Mehmet Emin Erişirgil bu kafilenin başını çeken değerli kalem erbabıdır. Tabii, merhumun damadı Ömer Rıza Doğrul’un hizmetlerini de unutmuyoruz. Adı geçen eserlerin ve daha sonra yayımlanan kitapların birçoğunu defalarca okuduğum halde beni en fazla Eşref Edip ile Mithat Cemal cezbetti. Bir hakikati teslim etmek gerekirse günümüzde bu sahanın uzmanlarından biri de Ertuğrul Düzdağ’dır, diyebiliriz. Doğrudan Âkif ve <em>Safahat</em> üzerine yaptığı çalışmaları bir tarafa bırakalım, yirmi beş ciltte bitecek olan <em>Sırat-ı Müstakim</em> ve <em>Sebilürreşad</em> neşriyatı bile muazzam bir himmetin ve gayretin ürünüdür diyebiliriz.</p>
<p>Yine sözü, Âkif’imizin bir numaralı dostu ve yol arkadaşı Eşref Edip Bey’e getirecek olursak, onun kaleme aldığı iki ciltlik <em>Mehmet </em>Â<em>kif, Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları</em> isimli çalışma şairimizle ilgili en zengin kaynak olarak kendini gösteriyor. Resimlerle de takviye edilen bu Âkif kitabı gerçekten de tam bir hazinedir. Merhumu vefatından kısa bir süre önce Cağaloğlu’ndaki Sebilürreşad bürosunda ziyaret edip elini öpmüştüm.</p>
<p>Bu girizgâhtan sonra Eşref Edip merhumun adı geçen eserini kaynak almak suretiyle İslâm ve İstiklal şairi Mehmet Âkif Ersoy’un on bir yıllık hasretten sonra ve ağır hasta olarak ana vatana dönüşünden, vefatından ve cenaze merasiminden biraz bahsetmek istiyorum. Ayrıca defin esnasında kabri başında konuşma yapan Prof. Abdülkadir Karahan’dan söz edeceğim gibi, Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in, “Âkif’in Cenaze Töreni” başlığıyla yayımladığı bir makaleyi de aşağıya alacağım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSMAİL KARA: İSTİKLÂL MARŞI KURUCU BİR FİKİR METNİDİR</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/ismail-kara-istiklal-marsi-kurucu-bir-fikir-metnidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhittin Simsek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 06:48:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[1 Kitap 1 Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[cemiyet-i beşeriye]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Âkif]]></category>
		<category><![CDATA[Midhat Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Sebilürreşad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7541</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK Hocam kitabınızın girişinde İstiklâl Marşı’nın önemli hususiyetlerinden birinin döneminin ana temayüllerini veren, temel problemlerini tartışan, güçlü bir toplumsallığa karşılık gelen kurucu bir “fikir metni” olduğunu beyan ediyorsunuz.  İstiklâl Marşı’nın bir düşünce tarihi çalışmasına konu olmasının ve bu mesainin bir kitaba dönüşmesinin sebeb-i hikmeti de bu düşünce sanırım. Mehmet Akif’in şiirini kurucu bir metin yapan hususiyetler nelerdir? Yeni Türk edebiyatına vücut veren büyük edipler arasında aynı zamanda kurucu fikir adamı olanların sayısı ciddi oranda. Mehmet Akif bu bakımdan tek değil yani. İşte Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Midhat Efendi hemen akla gelebilecek kişiler. Cumhuriyet devrinde de devam edecek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK</strong></p>
<p><strong>Hocam kitabınızın girişinde İstiklâl Marşı’nın önemli hususiyetlerinden birinin döneminin ana temayüllerini veren, temel problemlerini tartışan, güçlü bir toplumsallığa karşılık gelen kurucu bir “fikir metni” olduğunu beyan ediyorsunuz.  İstiklâl Marşı’nın bir düşünce tarihi çalışmasına konu olmasının ve bu mesainin bir kitaba dönüşmesinin sebeb-i hikmeti de bu düşünce sanırım. Mehmet Akif’in şiirini kurucu bir metin yapan hususiyetler nelerdir?</strong></p>
<p>Yeni Türk edebiyatına vücut veren büyük edipler arasında aynı zamanda kurucu fikir adamı olanların sayısı ciddi oranda. Mehmet Akif bu bakımdan tek değil yani. İşte Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Midhat Efendi hemen akla gelebilecek kişiler. Cumhuriyet devrinde de devam edecek bu. Şimdi öyle olduğu söylenebilir mi, bu şüpheli. Akif’in İstiklâl Marşı’ndan önce ve sonra yazdığı şiirlerde de bu fikrî taraf var. Kendisi de bunu ifade ediyor. Hayatının 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilânıyla başlayıp Millî Mücadele sonrasına, 1923 yılına kadar geçen dönemini cemiyet-i beşeriyeye adadığını söylüyor, yani edebî faaliyetlerinde bile yeni toplumsal hadiselere, yeni bir cemiyet ve cemaat oluşturmaya, bunun için matbuat yoluyla bir çevre tesisine emek sarfediyor, onu öne çıkarıyor. Bu durumu sanatkârlığına bitişik olarak fikir adamlığını, fikrî mücadeleyi daha fazla önemsemek olarak da okuyabiliriz. Zaten II. Meşrutiyet yıllarının en önemli ve etkili yayın organının, <em>Sırat-ı Müstakim / Sebilürreşad</em>’ın başında olan bir kişi o.</p>
<p>İstiklâl Marşı bunların devamı, bu tecrübelerin ve arayışların içinden geliyor. Ama daha da zor şartlarda… Bir sanat eseri olduğu kadar büyük bir fikrî metin olarak da ortaya çıkıyor. Millî marş olduğu için bir taraftan coşkun bir şiir yazıyor ama aynı zamanda 18. yüzyılın son çeyreğinden itibaren tartışılan bazı ana meseleleri de Millî Mücadele şartlarında bir daha ele alıyor. Onun için bir kavramsal çerçevesi de var bu şiirin. Şair bu çerçevenin yeni bir yorumcusu aynı zamanda. Ben bugüne kadar pek ele alınmayan bu fikrî boyutunu temel kavramları etrafında yazmak istiyordum. 100. yıl bu düşüncemi fiiliyata çıkarmak için teşvik edici bir sebep ve zemin oldu.</p>
<p><strong>Akif’in şahsiyetinin ve tecrübelerinin burada ne gibi belirleyici bir rolü var?</strong></p>
<p>Bu da önemli elbette. İstiklâl Marşı için kollarını sıvadığında 50 yaşına merdiven dayamış sayılır. Büyük mücadelelerin ve tecrübelerin içinden gelip geçmiş; Sultan Hamid, Meşrutiyet, 1. Cihan Harbi, Mütareke ve Millî Mücadele yıllarını İstanbul’da yani merkezde ve fikrî-siyasî mücadelelerin içinde yaşamış. Anadolu’yu, Suriye ve Hicaz bölgesini, ayrıca Berlin’i görmüş. Ayrıca şiiri ve sanat tarzı da üçüncü ve son merhalesine intikal etmek üzere. İstiklâl Marşı bunların hepsinden kuvvetli izler taşıyor şüphesiz.</p>
<p><strong>İşaret ettiğiniz bu hususiyetlerine ve ehemmiyetine rağmen İstiklâl Marşı üzerinde Türkçe ve edebiyat dersleri haricinde pek de kafa yorulmaması veya yakın dönem düşünce tarihi çalışmalarına konu edilmemesini nasıl izah edebiliriz peki?</strong></p>
<p>Bu benim kitapta da sorguladığım bir mesele. Tek sebebe indirgemek herhalde doğru olmaz. Ama bu ihmalin benim görebildiğim ve kitapta da tartıştığım en önemli ve derin sebebi bu metnin yazılışından kısa sayılabilecek bir zaman sonra yeni Türk devletinin İslâm’ı paranteze alma siyasetini benimsemesidir. İsterseniz yumuşatarak buna mecbur kalması diyelim, netice değişmeyecektir. Millî özellikleri ve ruhu ile dinî özellikleri ve ruhu içiçe olan bu metnin dinin aşağıya çekildiği ve dar bir alana hapsedildiği bir vasatta derinliğinin anlaşılması beklenemezdi. Bu günümüze kadar böyle geldi maalesef. Bakın Hilmi Ziya Ülken’in adı <em>Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi</em> olan ve 1966 gibi geç bir tarihte basılan hacimli kitabında Mehmet Akif de yoktur, İstiklâl Marşı da… Bu tesadüfle veya Hilmi Ziya’nın meselenin farkında olmayışıyla açıklanamaz bence. Tanpınar da böyle.</p>
<p>Burada siyasî ve ideolojik sınırlandırmaların psikolojik veya doğrudan kısıtlamaları var. Akif’e, İstiklâl Marşı’na sahip çıkan sağ muhafazakâr, mütedeyyin cenah da büyük ölçüde edebiyatla ve hissiyatla idare etti, ediyor denebilir. İstisnalar kaideyi bozmaz diyelim ama bu büyük şiire dair önemiyle mütenasip metinlerin yazılmadığı çok açık.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahir Damatlar: Muhsin Yazıcıoğlu Dava Arkadaşlığının Mührüydü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/mahir-damatlar-muhsin-yazicioglu-dava-arkadasliginin-muhruydu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Havva Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:18:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Başbuğ]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Başkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4256</guid>

					<description><![CDATA[Ülkücüler’in mahkemede İstiklâl Marşı okuması efsâneleşmiş bir hâtıra olarak hâlâ anlatılır. Bir de sizden dinleyelim. Bana unutamadığım bir hâtıramı sorsanız, ilk aklıma gelen bu olur. O İstiklâl Marşı bizim duyulmayan sesimizi duyurdu. Muhsin Başkan ile birlikte olduğumuz dört-beş arkadaşın fikriyle tamamen spontane gelişen bu meseledir. Tabiî biraz geriye gitmem lâzım. 12 Eylül İhtilâli’nden dört gün sonra Başbuğ teslim oldu. Biz kararsızız. Tutuklamalar başlamış tabiî. İlk yakalananlardan biri benim. Sıkıyönetim ilân edildiği için Mamak’ta askerî mahkeme kuruldu; yani Ulucanlar gibi sivil cezaevi değil. C-5 diye de bir sorgu yeri var; yakalananlar işkence görüyor burada. Burası Mamak Cezaevi’nin içinde bir garnizon ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Ülkücüler’in mahkemede İstiklâl Marşı okuması efsâneleşmiş bir hâtıra olarak hâlâ anlatılır. Bir de sizden dinleyelim.</em></strong></p>



<p>Bana unutamadığım bir hâtıramı sorsanız, ilk aklıma gelen bu olur. O İstiklâl Marşı bizim duyulmayan sesimizi duyurdu. Muhsin Başkan ile birlikte olduğumuz dört-beş arkadaşın fikriyle tamamen spontane gelişen bu meseledir. Tabiî biraz geriye gitmem lâzım. 12 Eylül İhtilâli’nden dört gün sonra Başbuğ teslim oldu. Biz kararsızız. Tutuklamalar başlamış tabiî. İlk yakalananlardan biri benim. Sıkıyönetim ilân edildiği için Mamak’ta askerî mahkeme kuruldu; yani Ulucanlar gibi sivil cezaevi değil. C-5 diye de bir sorgu yeri var; yakalananlar işkence görüyor burada. Burası Mamak Cezaevi’nin içinde bir garnizon ve sadece Ülkücüler sorgulanıyor. Cezaevi ise askerin zulmünün icra edildiği yer. Diyarbakır’da ne yapılıyorsa, Mamak’ta da o yapılıyordu. Emri veren de uygulayan da aynı kafa; aynı sadist ruh. Şimdi Diyarbakır Cezaevi’nde dışkı yedirildi de Mamak’ta baklava mı yedirildi yani? Bunları anlatmak istemiyorum; insanların uykusu kaçar. Biz gördüğümüz işkenceyi anlatmadık. Avukatıma bile söylemedim. Belki devleti kutsadığımızdan; belki aldığımız terbiyeden, bilemem onu. Ama neticesi budur. 1981 yılının Ağustos ayında mahkemeler açıldı. 11 ay boyunca kimsenin birbirinden haberi yok. İstanbul grubu, Adana grubu diye insanları bölük bölük getirip Mamak Cezaevi’nde topladılar. Bafra’dan, Kütahya’dan, Eskişehir’den, Bursa’dan; 50 kişi, 100 kişi hepimizi bir araya topladılar. Şimdi herkes bir yere toplandı ve mahkemede ilk defa insanlar birbirini görecek, Başbuğ’u orada görecek. Ben, Muhsin Başkan, Erol Dok, Erdem Şenocak, Hasan Çağlayan, Ertuğrul Alparslan birbirimize yakın oturduk, kurmay takım gibi. Bugün bir şey yapalım, tarihe geçsin dedik. Aramızda bir şeyler tartıştık ve neticede İstiklâl Marşı’nda karar kıldık. Başbuğ içeri girerken ayağa kalkıp İstiklâl Marşı söyleyelim dedik. Arkadaşlar o kadar ezilmişti ki güçlü bir sese ihtiyaçları vardı. Mahkeme heyeti geldi ve yerine oturdu (Aslında mahkeme heyeti bütün sanıklar yerini aldıktan sonra gelir ve herkes ayağa kalkar). Sonra arkada kapı açıldı ve Başbuğ göründü. Biz kalktık o sırada; görüntülere dikkat edin, birkaç ağızdan başlayıp salona yayılır. Başbuğ’u görünce herkes kalkıp Marş’a başladı. Düşünün, salonda bini aşkın insan var. Hiç kimse ömründe ondan daha güzel bir İstiklâl Marşı söylememiştir. Mahkeme Heyeti, sanıklar, seyirciler hepimiz ayağa kalktık. Manzarayı düşünün; Alparslan Türkeş ve arkadaşları salona giriyor, Mahkeme Heyeti ayağa kalkıyor&#8230;</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2019">Derin Tarih Mart Sayısında…</a>&nbsp;﻿</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kullanışlı Adamın Andı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/kullanisli-adamin-andi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2018 21:05:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[and'ımızın mucidi]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3878</guid>

					<description><![CDATA[Oğlum Melikşah ‘And’sız büyüdü. Türk değil mi? Büyüklerini saymıyor mu? Küçüklerini sevmiyor mu? Sevmiyorsa da seviyorsa da bu ‘andımız’ın olduğundan veya olmadığından değil, ailesinden ve hocalarından ötürü. Hem and okunsun diye kamuoyunu kışkırtan bir köşe yazarının devletin polisine ve şeflerine ağız dolusu küfürler ettiğini, böylece ‘andımız’ın en başta onu savunanları adam edemediğini video kayıtlarından görmedik mi? Demek ki benzerini totaliter devletlerde -o da geçmişte- gördüğümüz türden laik beyin yıkama ayinlerine tabi olanlar bile yeminlerini tutmadıktan sonra çocukları boşu boşuna kapı önlerinde bağırtmanın bir mantığı yoktur. Millî mutabakat ise derdiniz, buyurun, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi İstiklal Marşı ne güne duruyor? Mesele ‘andımız’&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oğlum Melikşah ‘And’sız büyüdü. Türk değil mi? Büyüklerini saymıyor mu? Küçüklerini sevmiyor mu? Sevmiyorsa da seviyorsa da bu ‘andımız’ın olduğundan veya olmadığından değil, ailesinden ve hocalarından ötürü. Hem and okunsun diye kamuoyunu kışkırtan bir köşe yazarının devletin polisine ve şeflerine ağız dolusu küfürler ettiğini, böylece ‘andımız’ın en başta onu savunanları adam edemediğini video kayıtlarından görmedik mi?</p>
<p>Demek ki benzerini totaliter devletlerde -o da geçmişte- gördüğümüz türden laik beyin yıkama ayinlerine tabi olanlar bile yeminlerini tutmadıktan sonra çocukları boşu boşuna kapı önlerinde bağırtmanın bir mantığı yoktur. Millî mutabakat ise derdiniz, buyurun, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi İstiklal Marşı ne güne duruyor?</p>
<p>Mesele ‘andımız’ değil, anlamadınız mı? 1930’ların Tek Parti diktatoryasının köhnemiş uygulamalarını bu halka dayatarak 60 yıldır iktidar olamayan CHP’nin ölü mirasını hepimize yaşatmaya kalkanlar hüsrana uğramaya mahkûmdurlar. Tek Parti ideolojisi pılını pırtını, bu arada tarihini de alıp gitmeden bize rahat yüzü yok vesselam.</p>
<p>Rahmetli Adnan Menderes Meclis kürsüsünden “Düş artık bu milletin yakasından Paşa!” diye İnönü’nün yüzüne karşı haykırıyordu. Lakin 1950’den beri düşmeyen bu “Paşa” yani CHP, birçok defa sarsılsa da yıkılmadı. Kendisi iktidarda değil ama ideolojisi ve en önemlisi de tarihi iktidarda. Bunun için de Atatürk’ü bir kalkan, hatta bir sur olarak kullandıklarını görmemek için kör olmak lazım.</p>
<p>Milletle beraber sesimizi yükseltmek ve artık andlarını da CHP tarihini de okumak ve okutmak istemiyoruz diye haykırmak zamanı.</p>
<p>Dergimizin elinizdeki sayısını ‘Andımız’ın mucidi Reşit Galip’in marifetlerine ayırmamızın sebebi de bundan başkası değil. Solcu Nazım Hikmet’i 15 yıl ağır hapse mahkûm eden de; din adamı İskilipli Atıf Hoca’yı astıran da; Türkçü Nihal Atsız’ı diyar diyar süründüren de; liberal Cavid Bey’i idam ettiren de aynı kişiler ve anlı şanlı Ankara İstiklal Mahkemesi’nin daimi üyelerinden Reşit Galip’tir.</p>
<p>Okudukça hayretten hayrete düşeceğiniz maceralarının tekmili birden huzurunuzda olacak birazdan. Yine dopdolu sayılarda buluşmak dileğiyle, hayırla kalınız.</p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
